Kerem İriç
Köşe Yazarı
Kerem İriç
 

Vicdanlı İkiyüzlülüğün Gölgesinde Siyaset, Dardanos’ta Halkçı, İhalede Rantçı

Çanakkale’nin belleğinde 50 yıllık bir iz bırakan Dardanos Orman Kampı, bugünlerde siyasetin hem birleştiği hem de derin bir samimiyet sınavından geçtiği bir merkez üssü haline geldi. Yaklaşık 10 yıldır atıl durumda bekletilen ve sadece Orman Genel Müdürlüğü personeli tarafından eğitim merkezi ile dinlenme tesisi olarak kullanılan bu müstesna alan, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle özelleştirme kapsamına alındı. Bu kararın ardından, "halkın malı" için yükselen itirazlar kentin her kesiminden yankı buldu. CHP, İYİ Parti ve AK Parti’nin meclis grupları, İl Genel Meclisi üyeleri, İYİ Parti Milletvekili Rıdvan Uz, CHP’li vekiller Özgür Ceylan ve İsmet Güneşhan, hatta eski Enerji Bakanı Cumhur Ersümer gibi isimlerin bu noktada tek ses olması kuşkusuz takdire şayandır. Ancak madalyonun öteki yüzüne baktığımızda, bu "kamu yararı" itirazlarının ne kadar samimi ne kadar popülist olduğunu sorgulamak bir vicdan borcudur. Belediye Başkanı Muharrem Erkek ve meclis üyeleri, Dardanos’un satılmaması için "üstün kamu yararı" kararı alarak tarihi bir sorumluluk üstlendiklerini ifade ediyorlar. Halkın denize girdiği, hatıralar biriktirdiği bu yeşil alanın bir avuç sermayeye teslim edilmemesi gerektiği vurgusu kağıt üzerinde kusursuz duruyor. Lakin aynı irade, mülkiyeti belediyeye ait olan taşınmazlar söz konusu olduğunda neden aynı "kamusal" refleksi göstermiyor? İşte burada, "vicdanlı ikiyüzlülük" dediğimiz o tehlikeli kavram devreye giriyor. Belediyenin Satış Karnesi ve Çelişkiler Yumağı Çanakkale Belediyesi, 2025 yılı içerisinde borç krizini aşmak ve yatırımlarına kaynak oluşturmak gerekçesiyle ki yaptıkları herhangi bir yatırım da yok! Mülkiyetindeki değerli taşınmazları kapsayan agresif bir satış politikası yürütmüştür. Sürecin en tartışmalı noktası, "Eski Hal Binası" arazisidir. İlk ihalede 80 milyon TL gibi düşük bir bedelle verilmek istenen alan, kamuoyu baskısıyla ikinci ihalede 143 milyon TL’ye satılmış; ancak ihaleyi alan firma teminatını yakarak vazgeçmiştir. Firma vazgeçse de belediye bu ranta tutunmuş ve burayı yeniden satışa çıkarmıştır! Önümüzdeki ay burayı satacaklar! Belediye bununla yetinmeyerek, Arslanca’da iki parselden 155 milyon TL gelir elde etmiş; kentin dört bir yanındaki akaryakıt istasyonlarını, lüks konutları ve ticaret alanlarını kapsayan, yüz milyonlarca liralık dev bir ihale trafiği başlatmıştır. Halkın ortak mirası olan bu taşınmazlar birer birer sermaye gruplarına devredilirken, "kamu yararı" söyleminin inandırıcılığı ciddi şekilde zedelenmektedir. Soruyorum: Dardanos satılınca "yağma" oluyor da Arslanca veya Hal Binası satılınca "yatırıma kaynak" mı oluyor? Halkın malını korumak için Ankara’ya çağrı yapanlar, kendi ellerindeki tapuları şirketlere devrederken hangi vicdani teraziyle tartım yapıyorlar? Eski Hal Binası'nın olduğu Esenler ve Tekzen’in birleşiminde stratejik noktayı "park veya gençlik atölyesi" yapmak yerine ticarete kurban etmek, şehre karşı işlenmiş sessiz bir günahtır. Gerçek samimiyet, Dardanos’u savunurken gösterilen o "dik duruşun", belediyenin her bir karış arazisi için de gösterilmesidir. Kıyı Bandının Halka Açık Kalması Kritik Bir Tesellidir  Dardanos meselesinde teknik bir detay da gözden kaçmamalıdır: Bu alanın ticari statüyle satılması durumunda konut değil, muhtemelen bir otel yatırımı yapılacak. Bir turizm kenti olan Çanakkale’ye yakışır bir tesis, bölgenin hizmet kapasitesini artırabilir. Üstelik alanın ikiye bölünmüş olması ve deniz tarafının satış dışı tutulması, kıyı bandının halka açık kalması açısından kritik bir tesellidir. Ayrıca anayasamızın 43. Maddesi açıkça der ki; "Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır... Kıyı şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir." Yani burada Çanakkale halkı denize girmek istediğinde girebilecektir.  Sonuç Olarak; Eğer amaç gerçekten halkın menfaatini korumaksa; belediye yönetimi Dardanos’u almak için sadece slogan atmamalı, elindeki diğer arsaları takas olarak sunmalı ve masaya somut çözümlerle oturmalıdır. Ayrıca akılları başlarına yeni mi geliyor? Bu satış aylar öncesinden belli neden daha önceden bu konu gündeme getirilmedi? Şehrin yöneticileri; bir yandan Dardanos’un özelleşmesine karşı çıkıp diğer yandan belediye mülklerini ihaleyle sermayeye "peşkeş"çekmemelidir. Unutulmamalıdır ki; samimiyet, sadece başkasının yaptığı yanlışa bağırmak değil, kendi elindeki gücü de aynı ahlaki ve kamucu sınırlarla kullanabilmektir.
Ekleme Tarihi: 10 Ocak 2026 -Cumartesi

Vicdanlı İkiyüzlülüğün Gölgesinde Siyaset, Dardanos’ta Halkçı, İhalede Rantçı

Çanakkale’nin belleğinde 50 yıllık bir iz bırakan Dardanos Orman Kampı, bugünlerde siyasetin hem birleştiği hem de derin bir samimiyet sınavından geçtiği bir merkez üssü haline geldi. Yaklaşık 10 yıldır atıl durumda bekletilen ve sadece Orman Genel Müdürlüğü personeli tarafından eğitim merkezi ile dinlenme tesisi olarak kullanılan bu müstesna alan, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle özelleştirme kapsamına alındı. Bu kararın ardından, "halkın malı" için yükselen itirazlar kentin her kesiminden yankı buldu. CHP, İYİ Parti ve AK Parti’nin meclis grupları, İl Genel Meclisi üyeleri, İYİ Parti Milletvekili Rıdvan Uz, CHP’li vekiller Özgür Ceylan ve İsmet Güneşhan, hatta eski Enerji Bakanı Cumhur Ersümer gibi isimlerin bu noktada tek ses olması kuşkusuz takdire şayandır. Ancak madalyonun öteki yüzüne baktığımızda, bu "kamu yararı" itirazlarının ne kadar samimi ne kadar popülist olduğunu sorgulamak bir vicdan borcudur.

Belediye Başkanı Muharrem Erkek ve meclis üyeleri, Dardanos’un satılmaması için "üstün kamu yararı" kararı alarak tarihi bir sorumluluk üstlendiklerini ifade ediyorlar. Halkın denize girdiği, hatıralar biriktirdiği bu yeşil alanın bir avuç sermayeye teslim edilmemesi gerektiği vurgusu kağıt üzerinde kusursuz duruyor. Lakin aynı irade, mülkiyeti belediyeye ait olan taşınmazlar söz konusu olduğunda neden aynı "kamusal" refleksi göstermiyor? İşte burada, "vicdanlı ikiyüzlülük" dediğimiz o tehlikeli kavram devreye giriyor.

Belediyenin Satış Karnesi ve Çelişkiler Yumağı

Çanakkale Belediyesi, 2025 yılı içerisinde borç krizini aşmak ve yatırımlarına kaynak oluşturmak gerekçesiyle ki yaptıkları herhangi bir yatırım da yok! Mülkiyetindeki değerli taşınmazları kapsayan agresif bir satış politikası yürütmüştür. Sürecin en tartışmalı noktası, "Eski Hal Binası" arazisidir. İlk ihalede 80 milyon TL gibi düşük bir bedelle verilmek istenen alan, kamuoyu baskısıyla ikinci ihalede 143 milyon TL’ye satılmış; ancak ihaleyi alan firma teminatını yakarak vazgeçmiştir. Firma vazgeçse de belediye bu ranta tutunmuş ve burayı yeniden satışa çıkarmıştır! Önümüzdeki ay burayı satacaklar!

Belediye bununla yetinmeyerek, Arslanca’da iki parselden 155 milyon TL gelir elde etmiş; kentin dört bir yanındaki akaryakıt istasyonlarını, lüks konutları ve ticaret alanlarını kapsayan, yüz milyonlarca liralık dev bir ihale trafiği başlatmıştır. Halkın ortak mirası olan bu taşınmazlar birer birer sermaye gruplarına devredilirken, "kamu yararı" söyleminin inandırıcılığı ciddi şekilde zedelenmektedir.

Soruyorum: Dardanos satılınca "yağma" oluyor da Arslanca veya Hal Binası satılınca "yatırıma kaynak" mı oluyor?

Halkın malını korumak için Ankara’ya çağrı yapanlar, kendi ellerindeki tapuları şirketlere devrederken hangi vicdani teraziyle tartım yapıyorlar? Eski Hal Binası'nın olduğu Esenler ve Tekzen’in birleşiminde stratejik noktayı "park veya gençlik atölyesi" yapmak yerine ticarete kurban etmek, şehre karşı işlenmiş sessiz bir günahtır. Gerçek samimiyet, Dardanos’u savunurken gösterilen o "dik duruşun", belediyenin her bir karış arazisi için de gösterilmesidir.

Kıyı Bandının Halka Açık Kalması Kritik Bir Tesellidir 

Dardanos meselesinde teknik bir detay da gözden kaçmamalıdır: Bu alanın ticari statüyle satılması durumunda konut değil, muhtemelen bir otel yatırımı yapılacak. Bir turizm kenti olan Çanakkale’ye yakışır bir tesis, bölgenin hizmet kapasitesini artırabilir. Üstelik alanın ikiye bölünmüş olması ve deniz tarafının satış dışı tutulması, kıyı bandının halka açık kalması açısından kritik bir tesellidir. Ayrıca anayasamızın 43. Maddesi açıkça der ki; "Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır... Kıyı şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir." Yani burada Çanakkale halkı denize girmek istediğinde girebilecektir. 

Sonuç Olarak;

Eğer amaç gerçekten halkın menfaatini korumaksa; belediye yönetimi Dardanos’u almak için sadece slogan atmamalı, elindeki diğer arsaları takas olarak sunmalı ve masaya somut çözümlerle oturmalıdır. Ayrıca akılları başlarına yeni mi geliyor? Bu satış aylar öncesinden belli neden daha önceden bu konu gündeme getirilmedi? Şehrin yöneticileri; bir yandan Dardanos’un özelleşmesine karşı çıkıp diğer yandan belediye mülklerini ihaleyle sermayeye "peşkeş"çekmemelidir. Unutulmamalıdır ki; samimiyet, sadece başkasının yaptığı yanlışa bağırmak değil, kendi elindeki gücü de aynı ahlaki ve kamucu sınırlarla kullanabilmektir.

Yazıya ifade bırak !