Kerem İriç
Köşe Yazarı
Kerem İriç
 

Abdurrahman Kuzu Yönetimini Açıkladı, Bu Kez Sorumluluk Alanlar Öne Çıkacak

AK Parti Çanakkale siyasetinde uzun süredir beklenen köklü değişim, Abdurrahman Kuzu’nun il başkanlığı görevine atanmasıyla başlamış; bu süreç, nihayet güçlü bir yönetim kurulunun açıklanmasıyla somut bir zemine oturmuştur. 8 Kasım tarihli yazımızda da ısrarla vurguladığımız gibi, partinin yeniden ayağa kalkabilmesi için yalnızca bir il başkanına değil; sahada milletvekili ve belediye başkanı gibi çalışacak, radikal bir değişimi hayata geçirecek bir isme ihtiyaç vardı. İki dönem Çan Belediye Başkanlığı yapmış, son iki yıldır Bülent Turan’ın müşaviri olarak siyasi tecrübesini pekiştirmiş Abdurrahman Kuzu’nun bu tanıma birebir uyduğunu ifade etmiştik. “Liste Kuzu’nun Kişisel Ağırlığını Açıkça Ortaya Koymaktadır” Bugün gelinen noktada, Kuzu’nun beklentiyi karşılamakla kalmayıp aşan, güçlü ve geniş katılımlı bir yönetim kurulu oluşturduğunu görüyoruz. Listede partinin kurucularından geçmiş dönemlerde görev almış isimlere, eski belediye başkanlarından ilçe başkanlarına ve farklı meslek gruplarından profesyonel kadrolara kadar geniş bir yelpaze yer alıyor. (Yönetim listesi yazının sonunda yer almaktadır.) Bu denli farklı tecrübe ve profildeki isimleri tek bir çatı altında birleştirebilmek, ciddi bir siyasi birikimin yanı sıra Abdurrahman Kuzu’nun kişisel ağırlığını da açıkça ortaya koymaktadır. Öyle ki, yönetime giren pek çok ismin, “Başkanım siz varsınız, biz de varız” diyerek bu sürece dahil olduğu artık gizli bir bilgi değildir. “Yöneticilik, Kişisel İş Takip Etme Kalkanı Değildir” Bu kadar iddialı bir A Takımı kurulmuşken, geçmiş dönemlerde partinin imajını zedeleyen alışkanlıkların yeni dönemde kesinlikle tekrarlanmaması gerekir. Yönetimde yer alan her ismin bilmesi gereken temel gerçek şudur: Bu görevler birer vitrin değil, ağır bir sorumluluktur. Geçmiş il ve ilçe yönetimlerinde en çok rahatsızlık yaratan tablo da buydu. Bazı isimler, AK Parti yöneticiliğini yalnızca bürokrasi ve kamuda kişisel işlerini kolaylaştıran bir araç olarak gördü. Buna karşılık, sosyal medya hesaplarında ya da kamusal alanlarda AK Parti’ye ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a dair neredeyse hiçbir duruş sergilemediler. Bu tablo, partinin verdiği payeyi kendi çıkarları için kullananların samimiyetsizliğini açıkça ortaya koymuştur. Bu nedenle yeni yönetim için beklenti nettir. AK Parti İl Başkanı Abdurrahman Kuzu’nun ve partinin tüm çalışmalarının Facebook, Instagram ve X (Twitter) gibi mecralarda düzenli, görünür ve bilinçli biçimde paylaşılması bir tercih değil, sorumluluktur. “Sosyal medyam yok” bahanesine sığınanların bu eksikliği derhal gidermesi gerekir. Yöneticilik, kişisel iş takip etme kalkanı değil; partinin vizyonunu, mücadelesini ve duruşunu topluma anlatan bir megafon olmak zorundadır. Samimiyet sınavı yalnızca kamusal alanda değil, özel sohbet masalarında da geçerlidir. Partinin verdiği unvanla sistemin içinde yer alıp, akşam sofralarında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve AK Parti’ye hakaret edenlerle ya aynı masalara oturulmamalı ya da o masalarda açık ve net biçimde partinin ve liderin savunusu yapılmalıdır. İkiyüzlülüğün, bu teşkilata kaybettirecek tek bir günü dahi kalmamıştır. Partiye Bir Çay Parası Kadar Katkı Sunmayan “İş İnsanlarını” Gördük Aynı şekilde, partiye bugüne kadar maddi ya da manevi hiçbir katkı sunmadan yalnızca kendi işlerini takip eden anlayışın da sonuna gelinmiştir. Yönetici sıfatı taşıyan herkes, kendi işi için gösterdiği hassasiyetin en azından aynı ölçüsünü partisi için de göstermek zorundadır. Geçmiş dönemlerde, partinin en temel ihtiyaçlarında dahi bir çay parası kadar katkı sunmayan; ancak sıfatları büyük, sorumlulukları küçük “iş insanlarını” gördük. Bu dönemde bu tür tavırlara kesinlikle müsamaha gösterilmemelidir. Eğer bu temel şartları yerine getiremeyecek olanlar varsa, ilk yönetim kurulu toplantısında vakit kaybetmeden görevlerinden ayrılmaları en doğru adım olacaktır. “Yaşanmışlıkların Üzerine Beyaz Kireç Çekme Zamanı” Bu birlikteliğin ne kadar hayati olduğu, geçmiş seçim sonuçlarına bakıldığında çok daha net görülmektedir. AK Parti, son belediye ve milletvekili seçimlerinde Çanakkale’de açıkça dibi görmüştür. Milletvekili sayısı ikiden bire düşmüş, belediye seçimlerinde oy oranları yaklaşık yüzde 50 azalmış ve birçok belediye kaybedilmiştir. Bu tablonun arkasında; kişisel hırslarını, kibirlerini ve iç çekişmelerini siyasetin önüne koyan anlayış vardır. Teşkilatı yoran, insanları “aparat” gibi kullanan ve vekâlet savaşlarıyla partinin enerjisini tüketen bu zihniyet, AK Parti’ye ciddi kayıplar yaşatmıştır. Bülent Turan’ın atama sürecinde dile getirdiği “yaşanmışlıkların üzerine beyaz kireç çekip ileriye bakma” vurgusu, tam da bu kısır döngünün sona erdirilmesi gerektiğini işaret ediyordu. Bugün artık geçmiş hesaplaşmalarla değil, geleceğin inşasıyla meşgul olunması gereken bir döneme girilmiştir. “Bu Süreç, Belki de Son Gerçek Fırsattır” Geldiğimiz noktada; Abdurrahman Kuzu’nun arkasına aldığı rüzgâr, oluşturduğu güçlü yönetim ve Bülent Turan gibi etkili bir ismin desteği birlikte değerlendirildiğinde, bu sürecin AK Parti açısından Çanakkale’de belki de son ciddi fırsat olduğu rahatlıkla söylenebilir. Kuzu’nun yönetimi açıklarken özellikle vurguladığı “birlikte hareket edelim” çağrısı, yalnızca bugünün yöneticilerine değil, geçmişte görev almış herkese yöneliktir. Çünkü AK Parti zayıfladığında, dün bu partide siyaset yapan isimlerin yarın kendilerine başka bir mecra bulmaları kolay olmayacaktır. Aksi halde, CHP içindeki radikal unsurların hesaplaşma ve meydan okuma siyasetleriyle yüz yüze kalmaları kaçınılmazdır. Partilerine ve inandıkları değerlere sahip çıkmak, artık bir tercih değil; siyasi varlıklarını sürdürebilmenin zorunlu bir şartıdır.    
Ekleme Tarihi: 13 Aralık 2025 -Cumartesi

Abdurrahman Kuzu Yönetimini Açıkladı, Bu Kez Sorumluluk Alanlar Öne Çıkacak

AK Parti Çanakkale siyasetinde uzun süredir beklenen köklü değişim, Abdurrahman Kuzu’nun il başkanlığı görevine atanmasıyla başlamış; bu süreç, nihayet güçlü bir yönetim kurulunun açıklanmasıyla somut bir zemine oturmuştur. 8 Kasım tarihli yazımızda da ısrarla vurguladığımız gibi, partinin yeniden ayağa kalkabilmesi için yalnızca bir il başkanına değil; sahada milletvekili ve belediye başkanı gibi çalışacak, radikal bir değişimi hayata geçirecek bir isme ihtiyaç vardı. İki dönem Çan Belediye Başkanlığı yapmış, son iki yıldır Bülent Turan’ın müşaviri olarak siyasi tecrübesini pekiştirmiş Abdurrahman Kuzu’nun bu tanıma birebir uyduğunu ifade etmiştik.

“Liste Kuzu’nun Kişisel Ağırlığını Açıkça Ortaya Koymaktadır”

Bugün gelinen noktada, Kuzu’nun beklentiyi karşılamakla kalmayıp aşan, güçlü ve geniş katılımlı bir yönetim kurulu oluşturduğunu görüyoruz. Listede partinin kurucularından geçmiş dönemlerde görev almış isimlere, eski belediye başkanlarından ilçe başkanlarına ve farklı meslek gruplarından profesyonel kadrolara kadar geniş bir yelpaze yer alıyor.
(Yönetim listesi yazının sonunda yer almaktadır.)

Bu denli farklı tecrübe ve profildeki isimleri tek bir çatı altında birleştirebilmek, ciddi bir siyasi birikimin yanı sıra Abdurrahman Kuzu’nun kişisel ağırlığını da açıkça ortaya koymaktadır. Öyle ki, yönetime giren pek çok ismin, “Başkanım siz varsınız, biz de varız” diyerek bu sürece dahil olduğu artık gizli bir bilgi değildir.

“Yöneticilik, Kişisel İş Takip Etme Kalkanı Değildir”

Bu kadar iddialı bir A Takımı kurulmuşken, geçmiş dönemlerde partinin imajını zedeleyen alışkanlıkların yeni dönemde kesinlikle tekrarlanmaması gerekir. Yönetimde yer alan her ismin bilmesi gereken temel gerçek şudur: Bu görevler birer vitrin değil, ağır bir sorumluluktur.

Geçmiş il ve ilçe yönetimlerinde en çok rahatsızlık yaratan tablo da buydu. Bazı isimler, AK Parti yöneticiliğini yalnızca bürokrasi ve kamuda kişisel işlerini kolaylaştıran bir araç olarak gördü. Buna karşılık, sosyal medya hesaplarında ya da kamusal alanlarda AK Parti’ye ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a dair neredeyse hiçbir duruş sergilemediler. Bu tablo, partinin verdiği payeyi kendi çıkarları için kullananların samimiyetsizliğini açıkça ortaya koymuştur.

Bu nedenle yeni yönetim için beklenti nettir. AK Parti İl Başkanı Abdurrahman Kuzu’nun ve partinin tüm çalışmalarının Facebook, Instagram ve X (Twitter) gibi mecralarda düzenli, görünür ve bilinçli biçimde paylaşılması bir tercih değil, sorumluluktur.

“Sosyal medyam yok” bahanesine sığınanların bu eksikliği derhal gidermesi gerekir. Yöneticilik, kişisel iş takip etme kalkanı değil; partinin vizyonunu, mücadelesini ve duruşunu topluma anlatan bir megafon olmak zorundadır.

Samimiyet sınavı yalnızca kamusal alanda değil, özel sohbet masalarında da geçerlidir. Partinin verdiği unvanla sistemin içinde yer alıp, akşam sofralarında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve AK Parti’ye hakaret edenlerle ya aynı masalara oturulmamalı ya da o masalarda açık ve net biçimde partinin ve liderin savunusu yapılmalıdır.

İkiyüzlülüğün, bu teşkilata kaybettirecek tek bir günü dahi kalmamıştır.

Partiye Bir Çay Parası Kadar Katkı Sunmayan “İş İnsanlarını” Gördük

Aynı şekilde, partiye bugüne kadar maddi ya da manevi hiçbir katkı sunmadan yalnızca kendi işlerini takip eden anlayışın da sonuna gelinmiştir. Yönetici sıfatı taşıyan herkes, kendi işi için gösterdiği hassasiyetin en azından aynı ölçüsünü partisi için de göstermek zorundadır.

Geçmiş dönemlerde, partinin en temel ihtiyaçlarında dahi bir çay parası kadar katkı sunmayan; ancak sıfatları büyük, sorumlulukları küçük “iş insanlarını” gördük. Bu dönemde bu tür tavırlara kesinlikle müsamaha gösterilmemelidir. Eğer bu temel şartları yerine getiremeyecek olanlar varsa, ilk yönetim kurulu toplantısında vakit kaybetmeden görevlerinden ayrılmaları en doğru adım olacaktır.

“Yaşanmışlıkların Üzerine Beyaz Kireç Çekme Zamanı”

Bu birlikteliğin ne kadar hayati olduğu, geçmiş seçim sonuçlarına bakıldığında çok daha net görülmektedir. AK Parti, son belediye ve milletvekili seçimlerinde Çanakkale’de açıkça dibi görmüştür. Milletvekili sayısı ikiden bire düşmüş, belediye seçimlerinde oy oranları yaklaşık yüzde 50 azalmış ve birçok belediye kaybedilmiştir.

Bu tablonun arkasında; kişisel hırslarını, kibirlerini ve iç çekişmelerini siyasetin önüne koyan anlayış vardır. Teşkilatı yoran, insanları “aparat” gibi kullanan ve vekâlet savaşlarıyla partinin enerjisini tüketen bu zihniyet, AK Parti’ye ciddi kayıplar yaşatmıştır.

Bülent Turan’ın atama sürecinde dile getirdiği “yaşanmışlıkların üzerine beyaz kireç çekip ileriye bakma” vurgusu, tam da bu kısır döngünün sona erdirilmesi gerektiğini işaret ediyordu. Bugün artık geçmiş hesaplaşmalarla değil, geleceğin inşasıyla meşgul olunması gereken bir döneme girilmiştir.

“Bu Süreç, Belki de Son Gerçek Fırsattır”

Geldiğimiz noktada; Abdurrahman Kuzu’nun arkasına aldığı rüzgâr, oluşturduğu güçlü yönetim ve Bülent Turan gibi etkili bir ismin desteği birlikte değerlendirildiğinde, bu sürecin AK Parti açısından Çanakkale’de belki de son ciddi fırsat olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Kuzu’nun yönetimi açıklarken özellikle vurguladığı “birlikte hareket edelim” çağrısı, yalnızca bugünün yöneticilerine değil, geçmişte görev almış herkese yöneliktir. Çünkü AK Parti zayıfladığında, dün bu partide siyaset yapan isimlerin yarın kendilerine başka bir mecra bulmaları kolay olmayacaktır. Aksi halde, CHP içindeki radikal unsurların hesaplaşma ve meydan okuma siyasetleriyle yüz yüze kalmaları kaçınılmazdır.

Partilerine ve inandıkları değerlere sahip çıkmak, artık bir tercih değil; siyasi varlıklarını sürdürebilmenin zorunlu bir şartıdır.

 

 

Yazıya ifade bırak !