Çanakkale siyaseti, uzun süredir kısır çekişmelerin, "siyaset olsun diye yapılan" sığ polemiklerin ve yerel sorunların genel siyasete kurban edildiği bir hizmet ataleti içindeydi. Ancak 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle AK Parti İl Başkanı Abdurrahman Kuzu ile bir araya geldiğimiz o kahvaltı sofrasında; sadece bir kutlama değil, kentin geleceğine dair ezber bozan, özgüvenli ve samimi bir vizyonun ayak seslerini bizzat müşahede ettim.
Daha önce kaleme aldığım yazımda; AK Parti’de başlayan değişimin sadece bir isim değişikliği olmadığını, Kuzu’nun atanmasıyla beraber partinin bir "vitrin" değil; sahada bir belediye başkanı, bir milletvekili ve bir il başkanı gibi çalışacak güçlü bir "sorumluluk merkezi" haline gelmesi gerektiğini vurgulamıştım. Aradan geçen kısa sürede gördüm ki; Abdurrahman Kuzu bu tanımı sadece bir yönetim listesiyle değil, uzun süredir özlemini duyduğumuz teknik hâkimiyet ve siyasi olgunlukla ete kemiğe büründürmüş.
“Her Sorunun Cevabı Ekrem İmamoğlu Olamaz”
Toplantıda en dikkat çekici unsur, Kuzu’nun sergilediği performans ve konulara olan teknik hâkimiyetiydi. Basın mensuplarından gelen en çetrefilli sorulara bile konunun bizzat mutfağındaymışçasına cevap vermesi tesadüf değildir. Bu başarının arkasında, Çan’da 10 yıl boyunca başarıyla yürüttüğü belediye başkanlığı tecrübesi, yerel yönetimin kodlarını bilmesi ve "sorunun kaynağına inme" becerisi yatıyor.
Kuzu’nun, Belediye Başkanı Muharrem Erkek’in yönetim tarzına yönelik “siyasi kurnazlık” eleştirisi, kentin halet-i ruhiyesini yansıtıyor. Çanakkale halkı su zammını, ulaşım krizini veya altyapıyı sorduğunda; cevabın sürekli Ankara’ya veya Ekrem İmamoğlu’na bağlanması artık bir "kaçış yolu" olarak görülüyor. Kuzu’nun şu çıkışı çok net: “Her sorunun cevabı Ekrem İmamoğlu olamaz.” Şehir, genel siyasetin gölgesinde kaybolan polemikleri değil; ulaşım, otopark ve pazaryeri sorunlarını çözecek yerel iradeyi bekliyor.
“Hizmet Gelmiyorsa Sebebi Merkezi Hükümet Değil, Taşın Altına Elini Koymayan Belediyedir”
Şehirdeki trafik düğümüne, özellikle Güzelyalı Kavşağı’ndaki kronikleşmiş çıkmaza dair Abdurrahman Kuzu’nun paylaştığı teknik detaylar, sorunun kaynağını hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde netleştirdi. Karayolları Genel Müdürlüğü’nün bölgedeki trafiği "akıllı ışıklandırma" veya "battı-çıktı" projeleriyle çözme iradesine karşın, yerel yönetimin sorumluluktan kaçtığını vurgulayan Kuzu, süreci şu sözlerle ifşa etti:
"Karayolları diyor ki; 'Ben burayı çözeceğim ama sen buradan geçen su ve kanalizasyon hatlarını deplase et.' Bu, belediyenin asli görevidir. Ancak Çanakkale Belediyesi 'Bütçem uygun değil' diyerek bu çalışmayı reddetmiştir. Belediye üzerine düşeni yapmazsa Karayolları oraya nasıl yatırım yapacak? Hizmet gelmiyorsa sebebi merkezi hükümet değil, taşın altına elini koymayan belediyedir."
“Su Parasını Toplayan, Suyu Getirmekle de Sorumludur”
Benzer bir durum Kepez’de de yaşanıyor. Vatandaşın musluğundan akan kireçli ve tuzlu su, artık bir halk sağlığı sorunudur. Kuzu, DSİ Genel Müdürü ile görüşerek gerçeği sundu: Su hazır, tahsis yapılmış. Ancak o suyu ulaştıracak 12 kilometrelik hattı döşemek belediyenin görevi. Kuzu’nun “Su parasını toplayan, suyu getirmekle de sorumludur” ifadesi, sorumluluktan kaçan anlayışa bir eleştiri olsa da; çözüm için yine de bir "açık çek" sunuyor: “Belediyenin tıkandığı noktada biz varız; Ankara ayağında her türlü desteğe, el ele bakanlığa gitmeye hazırız.”
“Burası Çanakkale’nin Kalmalı”
Dardanos Orman Kampı’nın kamulaştırılması konusunda CHP’li belediyeye verilen tam destek, kentin ortak çıkarının parti rozetinden daha önemli olduğunun kanıtıdır. Kuzu’nun “Burası Çanakkale’nin kalmalı” diyerek belediye meclis kararına arka çıkması, siyaset üstü bir tavırdır. Aynı yapıcı yaklaşım, Sarıçay’ın Esenler tarafına kazandırılacak yeni hastane projesi için de geçerli. AK Parti’nin bu yeni döneminde; yanlışa yanlış diyen ama Çanakkale’nin hayrına olan her işin altına imzasını atmaya hazır bir irade görüyoruz.
“Şehri Dedikodunun Değil, Bilginin ve Hakikatin Yönetmesi Gerekiyor”
Abdurrahman Kuzu’nun “Güneş hepimizi ısıtıyor, yağmur hepimizi ıslatıyor. Siyaseti seçim zamanı yapacağız, şimdi hizmet zamanı” sözleri aslında hepimiz için bir pusula niteliğinde. Gerçekçi olmak gerekirse; AK Parti, Çanakkale’de “dibi gördüğü” bir tablodan geliyor vekil sayısı bire düşmüş yerel seçimlerde tarihinin en düşük oyunu almış ve Kuzu, bu zorlu manzaradan sonra gelen belki de son gerçek fırsatı çok iyi değerlendiriyor.
Şehrin üzerine kâbus gibi çöken o sığ dedikodu kültürüne karşı Kuzu’nun tavrı çok net: Şehri dedikodunun değil, bilginin ve hakikatin yönetmesi gerekiyor. Bilgi kirliliği yerine rakamlarla konuşan bu dil, yerel yönetimi de hizmet çıtasını yukarı çekmeye zorlayacaktır. Abdurrahman Kuzu, 10 Ocak sabahı masaya sadece bir kahvaltı değil, bir "iş birliği iradesi" koydu. Şimdi top, bu samimi eli havada bırakıp bırakmayacak olan yerel yönetimlerdedir.