İmtihan olmaktan yorulduk diyemeyiz; 2026’da da yeni hüzünler bizim olacak, bunaldık diyemeyiz. Senden ne gelirse başımız gözümüz üstüne, Rabbim. Ama biz bunları yaşarken, teselli bulacağımız yerlerden de mahrum etme bizi. Bazen bir omuz, bazen bir bakış, bazen hiç beklemediğimiz bir beliriş yeter. Yoksa zor… Vallahi çok zor.
2026’ya dair beklentim, duam, çabam ve gayretim şudur: Allah, bizlere yeniden dua etmeye yeltenecek taze bir heves, yaşadıklarımızın boşa gitmediğini hissettirecek bir gönül ferahlığı versin. Henüz farkında olmadığımız, nefsani bir üşengeçlikle ertelediğimiz ama muhakkak ihtiyaç duyacağımız duaları bize hayırla hatırlatsın. İdrakini, gücünü, sabrını ve kolaylığını eksik etmesin.
Bu duayla giriyoruz yeni yıla. Çünkü artık biliyoruz: Takvim değişiyor ama insan değişmiyorsa, yeni yıl sadece eski alışkanlıkların devamı oluyor. Asıl mesele, takvim yaprağını değil, vicdanı çevirebilmek.
Bu yıl kaç kez kendimize ihanet ettik? Kaç kez doğruyu bildiğimiz hâlde susmayı seçtik? Başkalarının alkışını kaybetmemek için, dışlanmamak için, konforumuz bozulmasın diye kendi doğrularımızdan kaç kez vazgeçtik? Biz çoğu zaman ihaneti büyük kırılmalarda arıyoruz. Oysa vicdan, küçük kaçışları da affetmez. Çünkü vicdanın terazisi hassastır; üzerine koyduğumuz her yalan, her erteleme, her “mış gibi yapma” o terazinin dengesini bozar.
Geçtiğimiz yıla dönüp baktığımızda, acıyı çoğu zaman uzakta aradığımızı fark ediyoruz. Oysa asıl sınav, hemen yanı başımızda yaşananlarla başlar. Sessiz çığlıklar çok uzakta değildi; biz kulaklarımızı kapatmayı tercih ettik. Çünkü görmek sorumluluk ister, duymak yük almayı gerektirir.
Vicdani muhasebe, insanın kendini temize çekmesi değildir. Aksine, kendini suç mahalline geri götürmesidir. “Biz ne yaptık?” sorusu yetmez. Asıl yakıcı olan şudur: “Biz neyi yapabilirdik de yapmadık?” Bir cümle kurabilirdik, bir adım atabilirdik, bir haksızlık karşısında durabilirdik. Yapmadık. Çünkü sırası değildi. Çünkü risk almak istemedik. Çünkü alıştık.
Toplumlar bir anda çökmez. Küçük tavizlerle yıpranır. “Bir şey olmaz”larla başlar her şey. “Herkes böyle yapıyor” diyerek sürer. Biz çoğu zaman kötülüğün tarafında durmayız; ama susarak ona alan açarız. Ve her suskunluk, vicdan hanesine yazılan sessiz bir eksidir.
Yeni bir yıla girerken, 2026’dan mucize beklemiyoruz. Büyük sözler de etmiyoruz. Ama şunu biliyoruz: Belki bu gece başımızı yastığa mutlu koymayacağız. Ama dürüst koyabiliriz. Ve bu, yeni yıl için yapabileceğimiz en doğru başlangıç olabilir.