▶️ tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır.
Yazan ve Seslendiren: Kerem İriç
Bu yazımda; Biga Meclisi’ndeki fon tartışmasından Çanakkale merkezdeki ulaşım kararlarına ve Kepez’in bitmek bilmeyen su sorununa kadar kritik başlıkları masaya yatırıyoruz.
Biga Meclisi’nde Fon Krizi, Gasp Edilen Para Millete İade Edilmeli
Biga Belediye Meclisi’nin Kasım ayı toplantısında, kamuoyunun yakından takip ettiği fon soruşturması meclisin en sıcak başlığı oldu. Belediyenin otopark fonu hesabındaki paranın mevzuata aykırı bir yatırım aracında değerlendirilmesi ve sonrasında yaşanan tartışmalar, yerel yönetimlerde idari sorumluluk anlayışını yeniden sorgulattı.
Belediye Başkanının "Haberim Yoktu" Savunması Kabul Edilemez
Belediye Başkanı Alper Şen’in, “Bana danışılmadı, bütün gün müdürlerin başında durup takip etme imkanımız var mı?” yönündeki açıklamaları idari açıdan büyük bir garabettir. Şayet bu boyutta bir finansal işlemden ve operasyondan belediye başkanının haberi yoksa bu ciddi bir idari zafiyettir; eğer haberi varsa ve durum bu noktaya geldiyse daha vahim bir tablodur.
Bu süreçte "haberim yoktu" diyerek sorumluluktan kaçılamaz. Ancak bu krizden çıkış için Biga Belediyesi meclisine örnek bir irade koyma fırsatı doğmuştur: Belediyenin fon hesaplarında değerlendirildiği iddia edilen ve bu süreçte haksız bir duruma düşen o yüz milyonlarca lira, bölgedeki sosyal ihtiyaç sahibi insanlara doğrudan aktarılmalıdır. Bu para, milletin gasp edilen parasının yine millete ve hak sahibine ulaştırılması için en anlamlı telafi adımı olacaktır. Meclis bu yönde güçlü bir irade ortaya koyarak yanlıştan örnek bir hamleyle dönebilir.
Soruşturmalarda Çifte Standart, İnsan Onuru Hiçe Sayılıyor
Fon krizi ve belediyelere yönelik operasyonlarda izlenen yöntemler de toplum vicdanını yaralamaktadır.Türkiye genelinde bazı soruşturmalarda insanların sabaha karşı evlerinden alınıp kameralar eşliğinde basına servis edilmesi masumiyet karinesine aykırıdır. Suçu kesinleşmemiş kişilerin bu şekilde teşhir edilmesi ailelerini ve yakınlarını lekelemektedir.
Ancak burada net bir çifte standart da görünmektedir: Fon krizine karışan veya bu süreçte sorgulanan isimler söz konusu olduğunda neden aynı şov ve medya operasyonları yapılmamaktadır? Kimseye medya üzerinden şov yapılmamalı, fakat kimseye de ayrıcalık tanındığı hissi verilmemelidir. Devlet; sadece cezalandıran "baba" değil, adil ve şefkatli "anne" rolünü gözeterek soruşturmaları sessiz, derinden ama hukukun üstünlüğü çerçevesinde kararlılıkla yürütmelidir.
Çanakkale’de Ulaşımda Eskiye Dönüş: Kaçınılmaz Güncelleme, Abonman Çıkmazı ve "Pavyona Dönen" Minibüsler
Çanakkale Belediye Meclisi Kasım ayı toplantısında, artan akaryakıt, enerji maliyetleri ve ekonomik krizin getirdiği ağır şartlar sebebiyle toplu ulaşım tarifesinde bir zam yapılması kaçınılmaz hale gelmişti. Kabul edilen yeni tarife şu şekildedir: Tam Bilet 42 TL, Öğrenci Bileti 26 TL, Öğrenci Abonman İndirimi 17 TL.
17 TL İndirimi ve Plaka Karmaşası
Öğrenciler için abonman ücretinin 17 TL’ye çekilmesi önemli bir destek olsa da uygulamada ciddi bir adaletsizlik barındırıyor. Bu indirim sadece Çanakkale Belediyesi’ne ait siyah plakalı 52 otobüste geçerli olacak. Zaten sabah saatlerinde duraklarda uzun süre sıra bekleyen öğrencilerin bir de gelen otobüsün plaka rengini kontrol etmek zorunda kalması kabul edilebilir bir uygulama değildir.
Kooperatife Pansuman Yerine Kökten Tasfiye
Belediye Başkanı Muharrem Erkek, ulaşımın tamamen belediye uhdesine geçeceğini daha önce net ifadelerle vurgulamıştı. Ancak bugün gelinen noktada kooperatife bağlı küçük minibüslerin hatta dahil edilmesi doğru bir yöntem değildir. Yapılan işlem soruna köklü çözüm getirmek yerine sürekli daha önce yapıldığı gibi "pansuman" yapmaktan ibarettir. Kooperatif üyelerinin mağduriyeti taksi plakası devri veya arsa tahsisi gibi formüllerle çözülerek hatlar tamamen belediye bünyesine alınmalıdır.
Minibüslerde Estetik ve Denetim Skandalı
Hizmete yeni alınan kooperatife ait bazı minibüslerin arka kısımlarına yapıştırdıkları kaplamalar, abartılı jantları, önlerindeki kırmızı örtüleri, içerideki garip ışıklandırmaları ve eskiden bildiğimiz adeta "pavyonu andıran" görüntüleriyle kontrolden çıkmaya başladığını görüyorum. Belediye yetkilileri bu konuyu ciddiye almalı, ivedilikle denetim görevini yerine getirerek bu ucubeye dönen araç modifikasyonlarının önünü başlamadan kesmelidir.
Kepez’in Su Çilesi İçin Siyasetsiz, Teknik Bir Basın Toplantısı Şart
Yıllardır çözülemeyen Kepez’in içme suyu sorunu için İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile imzalanan 150 milyonluk isale hattı ve arıtma tesisi protokolü önemli bir aşamadır. Fakat yine belirsizlikler var. Daha önce "İBB ile tamam, hemen başlıyoruz" denilmişken, Kasım ayı meclis oturumunda Su ve Kanalizasyon Müdürlüğü’nün açıklamalarıyla konu yeniden sil baştan tartışmaya açıldı.
Mecliste paylaşılan bilgilere göre; 11 kilometrelik yeni hattın kurum görüşleri ve güzergahı henüz tamamlanmaya çalışılıyor, dahası Atikhisar Barajı'ndan alınacak suyun mevcut tesisle arıtılamayacağı anlaşıldığı için sil baştan yeni bir arıtma tesisi veya kapsamlı bir yenileme gündeme geliyor. BOTAŞ'tan İl Özel İdaresi'ne kadar kurumlar arası yazışmaların sürmesi ve mali yükün büyüklüğü, projenin ne zaman tamamlanacağı sorusunu yeniden boşa düşürüyor.
Bu gereksiz polemikleri sonlandırmak adına Başkan Birol Arslan’a önerim; hiçbir siyasi tartışmaya girmeden, tamamen teknik detayların konuşulacağı kapsamlı bir basın toplantısı düzenlemesidir. İhalenin nasıl yapıldığı, hattın nereden geçeceği, İBB desteğinin mali boyutu ve musluklardan ne zaman temiz su akacağı kamuoyunun anlayacağı bir dille tane tane anlatılmalıdır.