Kerem İriç
Köşe Yazarı
Kerem İriç
 

Çanakkale’de CHP’de Sessiz Bekleyiş, Yeni Partide Koltuk Kavgası

▶️ tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır.  Yazan: Kerem İriç Çanakkale siyaseti son dönemde oldukça hareketli günlerden geçiyor. Bir yanda CHP içindeki sessiz bekleyiş ve sancılı yeniden yapılanma süreci, diğer yanda ise “büyük umutlarla” yola çıkan çiçeği burnunda bir “Yeni Parti”… Ancak dışarıdan bakıldığında parlak sloganlarla süslenen bu süreçlerin içine biraz sızdığımızda, karşımıza çıkan manzara maalesef yine o bildik, eski ve yıpratıcı ikbal kavgalarından ibaret. Görüştüğüm deneyimli CHP’liler ve kulislerin nabzını tutan önemli aktörler, sürecin perde arkasına dair oldukça çarpıcı bir tablo çiziyor. Gelin, Çanakkale kulislerinde neler konuşuluyor, hep birlikte bakalım. CHP’de Sessiz Bekleyiş ve Akkuş Yönetiminin Vitrin Sancısı Öncelikle Cumhuriyet Halk Partisi cephesine bakalım. Bilindiği üzere CHP Çanakkale İl Başkanlığı görevine atanan Koray Akkuş ve yönetimi, geçtiğimiz günlerde görev dağılımını açıkladı. Her ne kadar il başkanları toplantısından “Hiçbir kişiyi CHP’den büyük görmüyoruz” mesajı verilerek birlik ve beraberlik vurgusu yapılsa da yereldeki tablo, bu mesajın yarattığı heyecanı pek yansıtmıyor. Kulislerde konuştuğum tecrübeli CHP’lilerin değerlendirmesine göre yeni yönetim, şimdilik geçici ve toplama bir vitrin görüntüsü veriyor. Daha yönetim kurulmadan önce il başkanlığı için adı gündeme gelen Rebiye Ünüvar, İrfan Mutluay ve Doğan Ateş’in, CHP Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulunmuş Orhan Sarıbal ile yakınlıklarına rağmen bu süreçte yer almak istemedikleri ifade ediliyor. Gerekçe ise oldukça açık: Mevcut hiziplerin, iç tartışmaların ve siyasi hesaplaşmaların yarattığı bu yıpratıcı atmosferin bir parçası olmak istemiyorlar. İl yönetiminin bu kadar zayıf olmasının ana sebebi de bu olsa gerek.  Ancak bu kenara çekilmenin kalıcı bir pes ediş olmadığı düşünüyorum. CHP’de süreç demokratikleşir, gerçekten tabanın iradesini yansıtacak delege seçimleri yapılır ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun da geçmişte sıkça dile getirdiği “ön seçim” mekanizması yeniden işlerse, bugün kenarda duran bu tecrübeli isimlerin çok daha güçlü şekilde sahaya dönecektir. Yani mesele isimlerden çok, sistemin nasıl işleyeceği meselesi. “Yeni” Parti: Değişim mi, Eski Hastalıkların Kopyası mı? Gelelim sahneye çıkan Yeni Parti’ye… Ankara kulislerinde bu oluşumun henüz bağımsız ve güçlü bir siyasi hareket olarak rüştünü ispat etmekten ziyade, Ekrem İmamoğlu’nun siyasi ve hukuki pozisyonunu korumaya dönük bir organizasyon olduğu yönündeki değerlendirmeler dikkat çekiyor. Mansur Yavaş gibi önemli aktörlerin Yeni Parti’ye katılmak konusunda aceleci davranmaması ve daha mesafeli, dengeli bir duruş sergilemesi de bu tartışmaların bir parçası olarak okunuyor. Çanakkale’de ise Yeni Parti’ye yönelişin temel motivasyonunun, partinin bugünden yarına sunduğu somut bir siyasi programdan çok, mevcut iktidara yönelik biriken tepkinin yarattığı siyasi rüzgâr olduğu görülüyor. Fakat daha yolun başında ciddi bir soru işareti ortaya çıkmış durumda. Parti binalarının kirasını karşılamak için üyelerinden dayanışma katkısı talep eden bu yeni yapı, kentin devasa sorunlarına ve kurumsal bir siyasi kimlik oluşturmaya odaklanması gerekirken, daha ilk döneminde bildik gruplaşmaların içine çekilmiş görüntüsü veriyor. İşte tam da burada “yeni” kavramının içini doldurmak gerekiyor. Çünkü yeni bir tabela asmak, siyaseti otomatik olarak yenilemiyor. Kulisler Kaynıyor: Gürbüz ve Ergun Arasındaki Adaylık Yarışı Yeni Parti Çanakkale teşkilatında yaklaşan kongre süreci, parti içerisindeki dengeleri de gün yüzüne çıkarmış durumda. Kulislerde, Kurucu İl Başkanı Levent Gürbüz ile Kurucu Merkez İlçe Başkanı İbrahim Can Ergun arasında ciddi bir yarış yaşandığı konuşuluyor. Ergun’un daha önce CHP’de il başkanlığı ve Merkez İlçe Başkanlığı görevlerinde bulunmuş olması, bu yarışın yalnızca bir teşkilat seçimi olmadığını da düşündürüyor. Sürecin arkasındaki siyasi aktör olarak ise Muharrem Erkek ismi öne çıkıyor. Kulislerdeki iddialara göre Erkek’in desteklediği isim İbrahim Can Ergun. Hatta siyasi çevrelerde, bu ekibin geleceğe ilişkin olası siyasi roller üzerine şimdiden hesap yaptığı konuşuluyor. Bu iddialara göre Muharrem Erkek için bakanlık, İsmet Güneşhan için belediye başkanlığı, Can Ergun için ise milletvekilliği gibi hedeflerin konuşulduğu ileri sürülüyor. Elbette bunlar şu aşamada kulis bilgisi ve siyasi hesaplamalardan ibaret. Ancak tabandaki rahatsızlık iddiaları da dikkat çekici. Kulislerde, Biga ve Gelibolu dışında 6 ilçe başkanının mevcut İl Başkanı Levent Gürbüz’ü destekleme kararı aldığı ve dayatıldığı öne sürülen aday modeline karşı durduğu konuşuluyor. Biga’da İlçe Başkanı Cemal Mantar’ın yaşanan süreçlerden duyduğu rahatsızlık nedeniyle istifa etmesi, Özgür Ceylan ile belediye başkanı Alper Şen’in kavgalı olması ve Şen’in CHP’den istifa etmesi fakat Yeni Partiye katılmamış olması da teşkilat içerisindeki kafa karışıklığını artıran gelişmelerden biri olarak değerlendiriliyor.  Sonuçta Yeni Parti, daha ilk kongresinde tıpkı CHP’nin geçmişteki kongrelerinde olduğu gibi “belediye grubu” ve “karşı grup” şeklinde iki ayrı cepheye bölünmüş görüntüsü veriyor. İşte burada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Davul aynı davul da, sadece tokmak tutan eller mi değişiyor? Ülgür Gökhan ve Beklenen “Akil” Rolü Bu süreçte Çanakkale kamuoyunun ve siyasi kulislerin yakından takip ettiği bir diğer isim ise eski Belediye Başkanı Ülgür Gökhan. Kendisiyle önümüzdeki günlerde bir sohbet gerçekleştirip süreci nasıl okuduğunu dinleyeceğim. Notlarımı ve değerlendirmelerini de buradan sizlerle paylaşacağım. Yıllarca bu kenti yönetmiş, Çanakkale siyasetinde önemli bir ağırlık oluşturmuş kıdemli bir siyasetçiden böylesine çalkantılı dönemlerde beklenen temel yaklaşım, bana göre, sükûnetle kenarda durmak ve birleştirici bir “akil adam” rolü üstlenmekti. Tıpkı Mansur Yavaş örneğinde olduğu gibi… Elbette Ülgür Gökhan mevcut siyasi koşullarda CHP’den ayrılma kararı alabilir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak beklenti, hemen yeni bir siyasi yapının içerisinde pozisyon almak yerine bağımsızlığını koruması ve kentin abisi konumunu sürdürmesi yönündeydi. Fakat Remzi Yiğit’in de bulunduğu o masaya Ülgür Gökhan da oturdu. İşte bu görüntü, ister istemez farklı bir siyasi okuma yaratıyor. Çünkü henüz dengeleri tam olarak oturmamış bir siyasi yapının içerisinde erken pozisyon almak, kendisinden beklenen kapsayıcı ve yapıcı akil duruşun gölgelenmesine neden olabilir. Ne Yapmalı? Çanakkale siyasetinde “yeni” iddiasıyla yola çıkan yapıların, eskinin alışkanlıklarını bu kadar kısa sürede yeniden üretmeye başlaması gerçekten düşündürücü. Yeni bir parti kurabilirsiniz. Yeni kadrolar oluşturabilirsiniz. Yeni sloganlar kullanabilirsiniz. Ama siyaset yapma biçiminiz değişmiyorsa, sonuçta ortaya çıkan şey yalnızca eski düzenin yeni tabelası olur. Eğer bu kentte gerçekten yeni ve sağlıklı bir siyasi iklim inşa edilecekse, bunun yolu kişisel siyasi ajandaları bir kenara bırakmaktan, koltuk hesaplarını ikinci plana atmaktan ve halkın gerçek sorunlarına odaklanan demokratik bir anlayıştan geçiyor. Çanakkale’nin ulaşımından suyuna, imarından ekonomisine, istihdamından gençlerin geleceğine kadar çözülmesi gereken onlarca meselesi var. Vatandaşın beklentisi ise kimin hangi koltuğa oturacağından çok daha basit: “Benim sorunumu kim çözecek?” Siyaset buna cevap veremiyorsa, kongrelerde kazananın ya da kaybedenin çok da bir önemi yok.
Ekleme Tarihi: 01 Eylül 2026 -Salı

Çanakkale’de CHP’de Sessiz Bekleyiş, Yeni Partide Koltuk Kavgası

▶️ tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır. 

Yazan: Kerem İriç

Çanakkale siyaseti son dönemde oldukça hareketli günlerden geçiyor.

Bir yanda CHP içindeki sessiz bekleyiş ve sancılı yeniden yapılanma süreci, diğer yanda ise “büyük umutlarla” yola çıkan çiçeği burnunda bir “Yeni Parti”

Ancak dışarıdan bakıldığında parlak sloganlarla süslenen bu süreçlerin içine biraz sızdığımızda, karşımıza çıkan manzara maalesef yine o bildik, eski ve yıpratıcı ikbal kavgalarından ibaret.

Görüştüğüm deneyimli CHP’liler ve kulislerin nabzını tutan önemli aktörler, sürecin perde arkasına dair oldukça çarpıcı bir tablo çiziyor.

Gelin, Çanakkale kulislerinde neler konuşuluyor, hep birlikte bakalım.

CHP’de Sessiz Bekleyiş ve Akkuş Yönetiminin Vitrin Sancısı

Öncelikle Cumhuriyet Halk Partisi cephesine bakalım.

Bilindiği üzere CHP Çanakkale İl Başkanlığı görevine atanan Koray Akkuş ve yönetimi, geçtiğimiz günlerde görev dağılımını açıkladı.

Her ne kadar il başkanları toplantısından “Hiçbir kişiyi CHP’den büyük görmüyoruz” mesajı verilerek birlik ve beraberlik vurgusu yapılsa da yereldeki tablo, bu mesajın yarattığı heyecanı pek yansıtmıyor.

Kulislerde konuştuğum tecrübeli CHP’lilerin değerlendirmesine göre yeni yönetim, şimdilik geçici ve toplama bir vitrin görüntüsü veriyor.

Daha yönetim kurulmadan önce il başkanlığı için adı gündeme gelen Rebiye Ünüvar, İrfan Mutluay ve Doğan Ateş’in, CHP Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulunmuş Orhan Sarıbal ile yakınlıklarına rağmen bu süreçte yer almak istemedikleri ifade ediliyor.

Gerekçe ise oldukça açık:

Mevcut hiziplerin, iç tartışmaların ve siyasi hesaplaşmaların yarattığı bu yıpratıcı atmosferin bir parçası olmak istemiyorlar. İl yönetiminin bu kadar zayıf olmasının ana sebebi de bu olsa gerek. 

Ancak bu kenara çekilmenin kalıcı bir pes ediş olmadığı düşünüyorum.

CHP’de süreç demokratikleşir, gerçekten tabanın iradesini yansıtacak delege seçimleri yapılır ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun da geçmişte sıkça dile getirdiği “ön seçim” mekanizması yeniden işlerse, bugün kenarda duran bu tecrübeli isimlerin çok daha güçlü şekilde sahaya dönecektir.

Yani mesele isimlerden çok, sistemin nasıl işleyeceği meselesi.

“Yeni” Parti: Değişim mi, Eski Hastalıkların Kopyası mı?

Gelelim sahneye çıkan Yeni Parti’ye…

Ankara kulislerinde bu oluşumun henüz bağımsız ve güçlü bir siyasi hareket olarak rüştünü ispat etmekten ziyade, Ekrem İmamoğlu’nun siyasi ve hukuki pozisyonunu korumaya dönük bir organizasyon olduğu yönündeki değerlendirmeler dikkat çekiyor.

Mansur Yavaş gibi önemli aktörlerin Yeni Parti’ye katılmak konusunda aceleci davranmaması ve daha mesafeli, dengeli bir duruş sergilemesi de bu tartışmaların bir parçası olarak okunuyor.

Çanakkale’de ise Yeni Parti’ye yönelişin temel motivasyonunun, partinin bugünden yarına sunduğu somut bir siyasi programdan çok, mevcut iktidara yönelik biriken tepkinin yarattığı siyasi rüzgâr olduğu görülüyor.

Fakat daha yolun başında ciddi bir soru işareti ortaya çıkmış durumda.

Parti binalarının kirasını karşılamak için üyelerinden dayanışma katkısı talep eden bu yeni yapı, kentin devasa sorunlarına ve kurumsal bir siyasi kimlik oluşturmaya odaklanması gerekirken, daha ilk döneminde bildik gruplaşmaların içine çekilmiş görüntüsü veriyor.

İşte tam da burada “yeni” kavramının içini doldurmak gerekiyor.

Çünkü yeni bir tabela asmak, siyaseti otomatik olarak yenilemiyor.

Kulisler Kaynıyor: Gürbüz ve Ergun Arasındaki Adaylık Yarışı

Yeni Parti Çanakkale teşkilatında yaklaşan kongre süreci, parti içerisindeki dengeleri de gün yüzüne çıkarmış durumda.

Kulislerde, Kurucu İl Başkanı Levent Gürbüz ile Kurucu Merkez İlçe Başkanı İbrahim Can Ergun arasında ciddi bir yarış yaşandığı konuşuluyor.

Ergun’un daha önce CHP’de il başkanlığı ve Merkez İlçe Başkanlığı görevlerinde bulunmuş olması, bu yarışın yalnızca bir teşkilat seçimi olmadığını da düşündürüyor.

Sürecin arkasındaki siyasi aktör olarak ise Muharrem Erkek ismi öne çıkıyor.

Kulislerdeki iddialara göre Erkek’in desteklediği isim İbrahim Can Ergun.

Hatta siyasi çevrelerde, bu ekibin geleceğe ilişkin olası siyasi roller üzerine şimdiden hesap yaptığı konuşuluyor.

Bu iddialara göre Muharrem Erkek için bakanlık, İsmet Güneşhan için belediye başkanlığı, Can Ergun için ise milletvekilliği gibi hedeflerin konuşulduğu ileri sürülüyor.

Elbette bunlar şu aşamada kulis bilgisi ve siyasi hesaplamalardan ibaret.

Ancak tabandaki rahatsızlık iddiaları da dikkat çekici.

Kulislerde, Biga ve Gelibolu dışında 6 ilçe başkanının mevcut İl Başkanı Levent Gürbüz’ü destekleme kararı aldığı ve dayatıldığı öne sürülen aday modeline karşı durduğu konuşuluyor.

Biga’da İlçe Başkanı Cemal Mantar’ın yaşanan süreçlerden duyduğu rahatsızlık nedeniyle istifa etmesi, Özgür Ceylan ile belediye başkanı Alper Şen’in kavgalı olması ve Şen’in CHP’den istifa etmesi fakat Yeni Partiye katılmamış olması da teşkilat içerisindeki kafa karışıklığını artıran gelişmelerden biri olarak değerlendiriliyor. 

Sonuçta Yeni Parti, daha ilk kongresinde tıpkı CHP’nin geçmişteki kongrelerinde olduğu gibi “belediye grubu” ve “karşı grup” şeklinde iki ayrı cepheye bölünmüş görüntüsü veriyor.

İşte burada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

Davul aynı davul da, sadece tokmak tutan eller mi değişiyor?

Ülgür Gökhan ve Beklenen “Akil” Rolü

Bu süreçte Çanakkale kamuoyunun ve siyasi kulislerin yakından takip ettiği bir diğer isim ise eski Belediye Başkanı Ülgür Gökhan.

Kendisiyle önümüzdeki günlerde bir sohbet gerçekleştirip süreci nasıl okuduğunu dinleyeceğim. Notlarımı ve değerlendirmelerini de buradan sizlerle paylaşacağım.

Yıllarca bu kenti yönetmiş, Çanakkale siyasetinde önemli bir ağırlık oluşturmuş kıdemli bir siyasetçiden böylesine çalkantılı dönemlerde beklenen temel yaklaşım, bana göre, sükûnetle kenarda durmak ve birleştirici bir “akil adam” rolü üstlenmekti.

Tıpkı Mansur Yavaş örneğinde olduğu gibi…

Elbette Ülgür Gökhan mevcut siyasi koşullarda CHP’den ayrılma kararı alabilir. Buna kimsenin itirazı olamaz.

Ancak beklenti, hemen yeni bir siyasi yapının içerisinde pozisyon almak yerine bağımsızlığını koruması ve kentin abisi konumunu sürdürmesi yönündeydi.

Fakat Remzi Yiğit’in de bulunduğu o masaya Ülgür Gökhan da oturdu.

İşte bu görüntü, ister istemez farklı bir siyasi okuma yaratıyor.

Çünkü henüz dengeleri tam olarak oturmamış bir siyasi yapının içerisinde erken pozisyon almak, kendisinden beklenen kapsayıcı ve yapıcı akil duruşun gölgelenmesine neden olabilir.

Ne Yapmalı?

Çanakkale siyasetinde “yeni” iddiasıyla yola çıkan yapıların, eskinin alışkanlıklarını bu kadar kısa sürede yeniden üretmeye başlaması gerçekten düşündürücü.

Yeni bir parti kurabilirsiniz.

Yeni kadrolar oluşturabilirsiniz.

Yeni sloganlar kullanabilirsiniz.

Ama siyaset yapma biçiminiz değişmiyorsa, sonuçta ortaya çıkan şey yalnızca eski düzenin yeni tabelası olur.

Eğer bu kentte gerçekten yeni ve sağlıklı bir siyasi iklim inşa edilecekse, bunun yolu kişisel siyasi ajandaları bir kenara bırakmaktan, koltuk hesaplarını ikinci plana atmaktan ve halkın gerçek sorunlarına odaklanan demokratik bir anlayıştan geçiyor.

Çanakkale’nin ulaşımından suyuna, imarından ekonomisine, istihdamından gençlerin geleceğine kadar çözülmesi gereken onlarca meselesi var.

Vatandaşın beklentisi ise kimin hangi koltuğa oturacağından çok daha basit:

“Benim sorunumu kim çözecek?”

Siyaset buna cevap veremiyorsa, kongrelerde kazananın ya da kaybedenin çok da bir önemi yok.

Yazıya ifade bırak !