▶️ tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır.
Yazan: Kerem İriç
11 Ekim Pazar günü Çanakkale Ticaret Borsası seçimleri yapılacak. Seçim öncesinde kulağıma gelen bazı kulisleri yerinde doğrulatmak adına, 15 yıldır hukukum olan, dostluğuna ve seviyeli muhabbetine güvendiğim Abdullah Deniz’e borsada bir çay içmeye uğradım.
Doğrudan kulisleri kendisine sordum. Çünkü bilinen gerçek, Pazar günkü seçime Abdullah Deniz’in tek aday olarak gideceği yönündeydi. Fakat son günlerde havanın değiştiğini hissediyordum. "Ne oldu Abdullah abi?" diye sorduğumda, aramızdaki samimiyete binaen yaşananları tüm çıplaklığıyla, hiçbir manipülasyona kaçmadan anlattı. Ben de kalemin sorumluluğu gereği, kamuoyuyla paylaşılabilecek kısmını okuyucularıma aktarmak istedim.
Her şey, Abdullah Deniz’in 16 Eylül tarihinde sosyal medya hesabından paylaştığı bir fotoğrafla başlıyor. Şehir Kulübü’nde bir yemek masası... Masaya davet üzerine selam verip oturan Deniz ile birlikte dört kişi var. Fotoğraftakilerden biri Mahmut Kürşat Pamak. Abdullah Deniz bu kareyi “Kardeşlerimle güzel bir akşam” notuyla paylaşıyor. Mahmut Kürşat Pamak, Ticaret Odası seçimlerinde aktif çalışan, babası da geçmişte Meclis üyeliği yapmış, kentte tanınan bir ailenin ferdi. Abdullah Deniz’in de babasıyla eskiye dayanan bir dostluğu var; Kürşat adeta elinde büyümüş bir genç.
Buraya kadar her şey normal. Ancak denklem tam da burada karışıyor.
Bilindiği üzere Abdullah Deniz, ÇTSO seçim sürecinde Şakir Semizoğlu ile birlikte hareket ediyordu. Hatta Şakir Semizoğlu’nun adaylığını açıkladığı o basın toplantısında sağ tarafındaki birinci adam Abdullah Deniz’di. Daha önce mevcut başkan Selçuk Semizoğlu’nun seçilmesinde de en aktif rolü üstlenen, sahayı göğüsleyen isim yine Deniz olmuştu.
İşte 16 Eylül’deki o fotoğraf paylaşıldıktan sonra, adeta pusuda bekleyenler derhal düğmeye bastı.
Kim mi onlar? Abdullah Deniz ile geçmişten gelen sert bir kavgası olan Volkan Temiz. Hatırlanacağı üzere Volkan Temiz, Ticaret Odası seçimlerinde Şakir Semizoğlu’nun listesinde yer almayıp "bağımsız çalışacağım, meclise girip kararı öyle vereceğim" diyen bir isimdi. Selçuk Semizoğlu’nun yönetim kurulu üyesiyken görevinden istifa etmiş, kendisine nedenini sorduğumda ise Selçuk Semizoğlu’nun "ben yaptım oldu" tavırlarından, yönetimi hiçe sayan ziyaretlerinden duyduğu rahatsızlığı açıkça dile getirmişti.
Gelelim fotoğrafın yarattığı fırtınaya... İddia o ki Volkan Temiz, Abdullah Deniz’in paylaştığı o masanın ekran görüntüsünü alıyor ve Şakir Semizoğlu’na gönderiyor. Altına da "Bak, Abdullah Deniz karşı tarafa, Turgay Kılıç’ın listesindekilere mi çalışıyor?" notunu düşüyor. Aynı fotoğrafı Turgay Kılıç’a da servis ediyor.
Bu fotoğrafın ardından Şakir Semizoğlu, 30 yıllık dostu Abdullah Deniz’i arıyor ve masaya oturuyorlar. Semizoğlu, "Bu fotoğraf nedir?" diye sorunca Abdullah Deniz’in yanıtı son derece net oluyor: "Benim kilitli kapılar arkasında gizlim saklım yok. Kiminle oturup kalkacağımı size soracak değilim. Ticaret Borsası dışında da ilişkilerim, dostluklarım var. Oturduğum insanın hesabını kimseye vermem."
Tartışma büyüyor ve 30 yıllık dostlukla başlayan o yol arkadaşlığı orada noktalanıyor. Seçim zamanlarında gerginlikleri, hassasiyetleri anlayabilirim. Ancak 30 yıllık bir dostluğun, bir ekran görüntüsüyle bir kalemde silinip atılmasını, paspas edilmesini anlamakta güçlük çekiyorum.
İşin asıl operasyon boyutu ise bundan sonra başlıyor.
Şakir Semizoğlu ile Abdullah Deniz tartıştıktan sonra, Volkan Temiz’in de kışkırtmasıyla süreç başka bir evreye evriliyor. Ticaret Sanayi Odası üyesi olan ve 22 Kasım’da yapılacak seçimlerde oy kullanmak için 20 tane şirket daha kurarar oy potansiyeli yaratmaya çalıştığı iddia edilen Volkan Temiz, geçtiğimiz aylarda Ticaret Borsası’na da üye olmuş. Ve Borsa’da 7. komiteden adaylığını duyuruyor.
18 Eylül’de Volkan Temiz bir fotoğraf paylaşıyor. Yanında kim var? TOBB Çanakkale Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Emrah Kuru. İşin acı tarafı şu: Emrah Kuru, zamanında Abdullah Deniz’in desteği ve referansıyla o koltuğa oturmuş bir isim. Ancak Şakir Semizoğlu ve Volkan Temiz’in motivasyonuyla, bugün Ticaret Borsası seçimlerinde Abdullah Deniz’in karşısına aday çıkarılıyor.
Tam anlamıyla bir vefasızlık operasyonu... Volkan Temiz ile Emrah Kuru kapı kapı dolaşıp Borsa üyelerinden oy istiyor. Fakat gittikleri birçok borsa üyesi, duruşunu bozmayarak "Bizim sözümüz Abdullah Deniz’e" diyerek onları geri çeviriyor ve durumu doğrudan Deniz’e bildiriyor.
İşte tam bu noktada durup düşünmek gerekiyor. İnsan için bu dünyadaki en acı şeylerden biri, emeğinin aleyhine dönmesidir. Vefa iyidir ve imandandır. Zamanında elinden tuttuğunuz, makam sahibi yaptığınız insanların gün gelip hırsların oyuncağı olması insanı yaralıyor. Zira fedakârlığa yanaşmayan, paylaşmayı bilmeyen, mahremiyete gereken özeni göstermeyen kimseler dost olamaz ve bulamazlar. Oysa iyi biliriz ki; arkadaş, sadece arkamızı koruyan değil, önümüzü de açandır.
Aynı fotoğraf Turgay Kılıç’a da gönderildi dedik ya... Turgay Kılıç’a sorma ihtiyacı bile duymadım; çünkü onun olgunluğuyla "İnsanlar oturur, çay içer, fotoğraf çektirir, bunda ne var?" diyeceğinden eminim. İşte bu bir özgüven göstergesidir. Ne yazık ki Şakir Semizoğlu aynı özgüveni gösterememiş, bir fotoğraf karesi üzerinden kuruntuya kapılarak 30 yıllık yol arkadaşını harcamayı tercih etmiştir.
Bu tavır Semizoğlu için bir ilk de değil. Yönetimindeki Murat Aydoğdu’ya "Adayımız sensin" deyip sahalara süren, yanına Berkin Karaca’yı koyan, sonra çeşitli bahanelerle Murat Aydoğdu’yu oyun dışı bırakıp kendi adaylığını açıklayan; Bu tabloya rağmen Berkin Karaca’yı komite listelerinde ismini bile yazmayan anlayışın aynısıdır bu. Selçuk Semizoğlu döneminde gördüğümüz o "yol nasıl yürünmez" pratiğini, şimdi bir başka Semizoğlu’nda izliyoruz.
Abdullah Deniz ile yaptığımız sohbetin sonunda bana söylediği şey şuydu: "Ben Pazar günkü seçimi %70 ile kazanacağım. Seçimden sonra ÇTSO seçimlerinde Şakir Semizoğlu’nun bana yaptığını yapıp karşısına mı geçeyim, yoksa kenara mı çekileyim? Buna Pazar günkü sandıktan sonra karar vereceğim." Abdullah abi tarafsız kalıp sahaya inmese bile, başa baş geçen bir ÇTSO seçiminde Semizoğlu için en büyük kayıp bu olacaktır.
Genel tabloya baktığımızda, kent ticareti ve siyaseti ne yazık ki sosyal medya iktidarsızlıklarına, küfürleşmelere, gizli çekilen ekran görüntülerine ve küçük hesaplara teslim edilmiş durumda. Ancak bu karanlık tablonun içinde bir gerçeği teslim etmek gerekiyor: Turgay Kılıç bu seçim sürecine ciddi bir kalite ve standart getirdi.
Turgay Kılıç ne yaptı? Projelerini tek tek açıkladı, komitelerini kamuoyuna duyurdu, vizyonunu videolarla anlattı, Ticaret Odası’nın geleceğine dair net ve somut hedefler koydu. Kılıç’ın ortaya koyduğu bu profesyonel seviye öyle bir karşılık buldu ki, arkasından adaylığını açıklayan Şakir Semizoğlu da ister istemez bu standarda uymak, projelerden bahsetmek zorunda kaldı.
Turgay Kılıç, sandıklar açılmadan önce dahi Çanakkale’ye kazandırmıştır. Seçimi "Selamünaleyküm, ben geldim, bana oy verin" sığlığından çıkarıp, projelerin ve vizyonun konuşulduğu saygın bir zemine çekmiştir.
Önümüzdeki ÇTSO seçimleri, sıradan bir koltuk yarışı değildir. Bu seçim, Çanakkale Ticaret Odası’nın itibarını oylayacağımız bir seçimdir.
Ya her kurumla kavgalı, sosyal medyadan atar-gider yapan, dedikodularla ve küçük hesaplarla yönetilen o dar parantezde debelenmeye devam edeceğiz; ya da Turgay Kılıç’ın çizdiği vizyonla, kentin tüm dinamiklerini birleştiren, tüccarın ve sanayicinin başını dik tutan saygın bir kurumsal kimliğe kavuşacağız. Takdir de tercih de Çanakkale tüccarınındır.