▶️ tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır.
Yazan: Kerem İriç
Daha önce bu sütunlarda, Çanakkale Ticaret Borsası seçimleri öncesinde bir sosyal medya fotoğrafı ve bir ekran görüntüsü üzerinden 30 yıllık dostlukların nasıl bir kalemde silindiğini, sahada örülen kaprisleri ve vefasızlık operasyonlarını tüm çıplaklığıyla yazmıştım. Sandıklar kuruldu; yaklaşık yüzde 80 katılımla 460 Borsa üyesi oyunu kullandı ve 21 kişilik yeni meclis tablosu netleşti. Emrah Kuru’nun Mavi Listesi sandıktan ezici bir üstünlükle çıktı.
Seçim akşamından bu yana yaşanan sürecin ve perde arkasındaki tüm taraflarla (Abdullah Deniz, Sinan Erdoğan ve Emrah Kuru) yaptığım birebir temasların sunduğu tablo son derece açık: Çanakkale iş dünyasında ve siyasetinde ne ekerseniz, sandıkta onu biçiyorsunuz.
Abdullah Deniz’in Yanılsamaları ve Ayhan Gider Müdahalesi
Mevcut Borsa Başkanı Abdullah Deniz ile seçim sonrasında yaptığım görüşmede, son derece kırgın ve mağlubiyeti dış etkenlere bağlayan bir üslup hâkimdi. Deniz’in aktardığı en dikkat çekici ve ağır iddia ise “AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider seçimlere doğrudan müdahil oldu” yönündeydi.
Seçimden hemen önce Abdullah Deniz ile oturduğumuzda; kooperatiflerin oy kullanmayacağını belirtmiş, hatta o listeyi bir kenara koyarak bakmaya gerek bile olmadığını söylemişti. Ancak Deniz’in iddiasına göre, son gün Ayhan Gider’in talimatıyla Tarım Kredi Kooperatifleri apar topar sandığa yönlendirildi ve oy kullandırıldı. Bu hamlenin dengeleri altüst ettiğini, kendi komitesinde seçimi sadece 1 oyla kaybettiğini ve meclise ancak kura çekimiyle girebildiğini belirten Deniz; geçmişte Şakir Semizoğlu uğruna pek çok isimle karşı karşıya geldiğini fakat bugün “satışa geldiğini” ve günün sonunda yapyalnız bırakıldığını ifade ediyor.
“Ayhan Gider müdahale etti” iddiası Deniz’in kendisine ait bir iddia ve bunu telefonda da Ayhan Gider’in bizzat kendisine de söylediğini özellikle belirtti. Ayhan beye “müdahale ettiniz mi?” diye sormama sanırım gerek yok elbette ki müdahale etmemiştir… Peşinen sormuş gibi yazayım!
Buna rağmen Deniz’in gözden kaçırdığı ana nokta şuydu: Halen daha “Başkanlığı 11’e 10 olarak kazanabilirim, eğer Sinan Erdoğan yanımda olursa… Hatta yanımda olursa başkanlığı ona bile teslim ederim, yeter ki bunlara kalmasın…” diyerek hesap yapıyor oysa sahadaki gerçeklikle Deniz’in kafasındaki matematiğin alakası kalmamıştı.
Sinan Erdoğan: “Abdullah Deniz Bu Seçimde Tutmadığı Sözlerin Bedelini Ödedi!”
Sürecin kilit ismi Sinan Erdoğan ile gerçekleştirdiğim görüşme, bu seçimin aslında münferit bir borsa yarışı değil, geçmişten gelen keskin bir hesaplaşma olduğunu açıkça gösterdi. Erdoğan, geçmiş seçimlerde verilen ama tutulmayan sözleri ve yaşanan kırılmaları tek tek sıraladı:
- İlk Seçim Dönemi: Sinan Erdoğan ve ekibi, Kaya Üzen karşısına aday olarak çıktı ve 12 meclis üyesi çıkartarak seçimleri kazandı. Abdullah Deniz o dönem Sinan Erdoğan’ın ekibindeydi; ancak seçim kazanılır kazanılmaz taraf değiştirip Kaya’nın yanına geçti ve başkanlık koltuğuna oturdu.
- İkinci Seçim Dönemi: Sandık gününe kadar Abdullah Deniz, Sinan Erdoğan’a sürekli "Kardeşimsin, Meclis Başkanımsın" diyerek söz verdi. Ancak oylar sayılıp seçim bittiğinde verilen sözler unutuldu ve Deniz, Meclis Başkanlığına Birol Çetin'i getirdi.
Üçüncü döneme gelindiğinde ise Abdullah Deniz’in yıprandığını ve etrafında güvenecek kimse bırakmadığını belirten Sinan Erdoğan, bu seçimde değişimden ve genç kadrolardan yana net bir duruş sergilediklerini vurguladı. Borsa Meclis Başkanlığına aday olan Erdoğan, yeni dönemde Emrah Kuru ile birlikte hareket edeceklerini ifade etti. Arkadaşların takdiriyle Kuru’nun yönetim kurulu başkanı, kendisinin ise meclis başkanı olarak görev yapacağını söyledi.
Geçmişte "yarı yolda bırakma" ve "adam satma" olarak anılan bu siyasi refleksler, unutulmuyor demek ki; sandık, zamanı geldiğinde o defterlerin tamamını tek tek önüne koyuyor.
Emrah Kuru ve Sandığa Yansıyan Ezici "Değişim İradesi"
Gelelim seçimin kazananı Emrah Kuru’ya... Kendisiyle görüştüm; son derece pozitif bir tablo çizen Kuru; peynirciler, zeytinyağcılar ve Sinan Erdoğan’ın ekibiyle sağlanan birliktelik sayesinde 21 kişilik mecliste 17’ye 4(hatta görüşmelerle 18’e 3) gibi ezici bir çoğunluğa ulaştıklarını belirtti.
Kamuoyunda konuşulan "Volkan Temiz ve Şakir Semizoğlu’nun vesayetinde bir yönetim" iddialarını kendisine sordum ve net bir yanıt aldım: Volkan Temiz’in borsada meclis üyesi olduğunu ve desteğini aldığını, ancak kendisinin 5 ayrı sektörde faaliyet gösteren, kendi aklıyla iş yapan bağımsız bir aktör olduğunu vurguladı.
Burada altını net bir şekilde çizmek gerekir: Bu başarıyı sadece birilerinin arka plan desteğiyle açıklamak mümkün değildir. 17’ye 4 gibi ezici bir meclis çoğunluğu, sadece kulis hamlelerinin değil, Borsa üyelerinin ve tabanın sandıkta gösterdiği somut ve net bir "değişim iradesi" nin sonucudur.
Son Söz: Dostluk, Vefa ve Güce Göre Pozisyon Alanlar
Bütün tarafların dinlendiği, tüm kartların açık oynandığı şu süreçten çıkarılacak en temel ders; siyasetin ve ticaretin omurgasıyla ilgilidir.
Siyasette kardeşlik de ticarette dostluk da ne olursa olsun; inandığın ve güvendiğin insanlarla birlikte yürümek, gerekirse kaybedeceğini bile bile o yolda duruş sergilemek her zaman en doğru olandır. Asıl yanlış ve buraları çürüten şey, ilkesizlik değilmiş gibi davranıp rüzgâra, güce ve çıkara göre hareket ederek anlık pozisyon değiştirmektir. Borsa seçimlerindeki süreçte sergilenen tutum ve güç dengelerine göre yön tayin eden pragmatist pratikler, işte tam da bu çürümenin en net göstergesidir.