Kerem İriç
Köşe Yazarı
Kerem İriç
 

Bülent Turan’a Sordum, Çanakkalespor Tartışmasının Perde Arkası

▶️ tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır.  Yazan ve Seslendiren: Kerem İriç Bülent Turan’ın Lapseki’deki açıklamaları Çanakkale kamuoyunda tartışılmaya başlayınca kendisini aradım. Çanakkalespor, Miller Holding, sponsorluk ilişkileri, FETÖ hassasiyeti ve Ankara’daki siyasi bağlantılar üzerinden yapılan yorumları gördükten sonra doğrudan sordum: “Abi, bu mevzu nedir? Neden böyle bir çıkış yaptın? Bunu benimle paylaşır mısın?” Aldığım cevaplar, tartışmanın neden yalnızca bir spor kulübüyle ilgili olmadığını anlamak açısından önemliydi. Sözlerini kendi ifadeleriyle aktarıyorum: “Benim için içinde Çanakkale olan herhangi bir yapıya, oluşuma, kişiye, kuruma herhangi bir tavır almam söz konusu bile olamaz. Hele ki bu Çanakkale’nin bir spor kulübü ise, Çanakkale’de gençlerle, çeşitli kesimlerle bir araya geliyorsa bu hiç olmaz. Bunun teyidi ise bugün Çanakkale’de Bigaspor’a, Çanspor’a, Lapsekispor’a, Yenicespor’a, Çardak Güreşleri gibi sporla ilgilenen birçok kuruma, kuruluşa ve kişiye koşulsuz destek olmamızdır. Elimizdeki bütün imkânları bu arkadaşlarımız için kullandık. Buradan taahhüt ediyorum, kullanmaya da devam edeceğiz.” Peki, mesele spor kulüpleri değilse neydi? Turan, itirazının doğrudan Çanakkalespor’un aldığı siyasi pozisyona ve kulübün sponsorluk ilişkisine yönelik olduğunu söyledi: “Fakat bu Çanakkalespor garip bir şekilde siyasi bir tavır aldı. Ziyaretler yapıp bu şehirde milletvekilliği yapmış, siyaset yapmış, şu an bakan yardımcılığı yapan bir ismi, Bülent Turan’ı ziyaret etmemek siyaset yapmanın dik alasıdır. Bize siyaset yapıyor diyenler, kendileri siyaset yaptılar. Bir spor kulübünü kullanıp bu şekilde siyasi pozisyon alanlarla, kavga edenlerle biz de kavgadan geri durmayız.” Ancak telefon görüşmesinde asıl sertleştiği konu, sponsorluk ilişkisi ve FETÖ hassasiyetiydi. Yanlış Yapıyorsunuz Deme Hakkımız Var Bülent Turan, FETÖ meselesinin AK Parti açısından geride bırakılmış bir konu olarak görülemeyeceğini söylüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın arkasından yürüyenlerin bu konudaki hassasiyetlerini sürdürmeleri gerektiğini belirtiyor. Kendi sözleriyle: “Bakın, Lapseki’deki konuşmamda özellikle söyledim: FETÖ meselesi bizim partimizin geride bıraktığı bir mesele değildir. Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere, bu davaya ve partiye samimiyetle inananların hassasiyetlerini devam ettirmeleri gerekiyor. Fakat ortada böyle bir tablo varken bu spor kulübü, birilerinin akredite edildiği bir perde hâline gelmiştir. Ankara’daki siyasi makamlarını kullandıranlar sponsorlara sponsor oluyorlar. Bugün Çanakkalespor’un ana sponsoru diye reklamını yaptıkları firmayı, Ankara’daki makamlarını kullanarak meşrulaştıranlara bizim ‘Yanlış yapıyorsunuz’ deme hakkımız var.” Ardından Miller Holding hakkındaki geçmiş süreçlere ve şirketle ilgili tartışmalara dikkat çekti: “Bu firmanın sahibi AK Parti il yönetimindeyken o dönemki il başkanımız tarafından istifası alındı mı? Alındı. Yargılamalar yapıldı mı, yurt dışına çıkış yasağı konuldu, cezalar alındı mı? Alındı. Şu an güncelde bu şirketin adının karıştığı bir sürü skandal diyeceğimiz olay var. Bunlar ortadayken Çanakkale’nin adının böyle bir sponsorlukla bu insanların yaptığı yanlışların akredite edilmesine kendi memleketimde böyle bir yanlış yapılıyorken nasıl sessiz kalabilirim?” Peki, bu itirazı dile getirirken “haber yaptırarak kendisini hedefe koyduranları” görünce geri adım atmayı düşünüyor mu? Cevabı yine net: “Ben bugüne kadar insanların konuşmaktan korktuğu, siyasetçilerin ‘Aman boş ver, görmezden gelelim’ dedikleri bu düzeni Çanakkale’ye geldiğim 2015 yılından beri bozdum. Bu bozduğum düzen birilerinin canını sıkmış olabilir. Fakat ben bundan geri durmayacağım. Yanlış yapana yanlış demeye devam edeceğim. Ankara’daki siyasi makamını kullananların Çanakkale’de bu tip işlere girmelerine karşıyım. Bundan kim rahatsız oluyorsa da olsun. Ben burada Cumhurbaşkanımızın davasını savunmak, onun doğrusunu savunmak, samimiyetini göstermek zorundayım.” Bülent Turan’ın 2015’ten bu yana sergilediği siyaset tarzını bilenler için bu çıkış sürpriz değil. Turan’ın siyaset anlayışında, doğru bildiğini düşündüğü meselelerde geri durmamak var. Bir siyasetçinin cesareti yalnızca güçlü olduğu dönemde konuşmasıyla ölçülmez. Söylediği sözün siyasi sonuçları olabileceğini bilmesine rağmen düşüncesini açıklayabilmesiyle de ölçülür! Halit Kubilay Fırat’a Tavsiye, Bu Yanlıştan Dönün Halit Kubilay Fırat’a tavsiyem hâlâ aynı: Yanlış giden bir şey varsa düzeltmekten çekinme. Bir adım atmak, geri adım atmak değildir. Asıl acı olan tablo şurada: Halit Kubilay Fırat, Ayhan Gider’i kaybetmemek adına Bülent Turan’a tavır aldı, köprüleri attı ve resmen bu kavganın içine girdi. Bence bin pişman… Oysa bugün geldiğimiz noktada Ayhan Gider ortada yok; bırakın kulübün yanında durmayı, sezon açılış maçına bile teşrif etmedi.  Dahası, Çanakkale’ye kazandırılacak olan ve 100 milyonluk bütçesi hazır bulunan amatör spor kulüpleri spor kompleksinin önünе sırf Kubilay’a yarayacağı  için bizzat aynı zihniyet tarafından ket vuruldu. Kubilay Fırat’ın bu gerçeği artık görmesi, bazı yanlışlardan derhal dönmesi ve Bülent Turan’a gidip “Abi biz hata ettik, sen bizim büyüğümüzsün, bize sahip çık” diyerek helalleşmesi gerekiyor…
Ekleme Tarihi: 26 Ekim 2026 -Pazartesi

Bülent Turan’a Sordum, Çanakkalespor Tartışmasının Perde Arkası

▶️ tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır. 

Yazan ve Seslendiren: Kerem İriç

Bülent Turan’ın Lapseki’deki açıklamaları Çanakkale kamuoyunda tartışılmaya başlayınca kendisini aradım. Çanakkalespor, Miller Holding, sponsorluk ilişkileri, FETÖ hassasiyeti ve Ankara’daki siyasi bağlantılar üzerinden yapılan yorumları gördükten sonra doğrudan sordum:

“Abi, bu mevzu nedir? Neden böyle bir çıkış yaptın? Bunu benimle paylaşır mısın?”

Aldığım cevaplar, tartışmanın neden yalnızca bir spor kulübüyle ilgili olmadığını anlamak açısından önemliydi.

Sözlerini kendi ifadeleriyle aktarıyorum:

“Benim için içinde Çanakkale olan herhangi bir yapıya, oluşuma, kişiye, kuruma herhangi bir tavır almam söz konusu bile olamaz. Hele ki bu Çanakkale’nin bir spor kulübü ise, Çanakkale’de gençlerle, çeşitli kesimlerle bir araya geliyorsa bu hiç olmaz.

Bunun teyidi ise bugün Çanakkale’de Bigaspor’a, Çanspor’a, Lapsekispor’a, Yenicespor’a, Çardak Güreşleri gibi sporla ilgilenen birçok kuruma, kuruluşa ve kişiye koşulsuz destek olmamızdır. Elimizdeki bütün imkânları bu arkadaşlarımız için kullandık. Buradan taahhüt ediyorum, kullanmaya da devam edeceğiz.”

Peki, mesele spor kulüpleri değilse neydi?

Turan, itirazının doğrudan Çanakkalespor’un aldığı siyasi pozisyona ve kulübün sponsorluk ilişkisine yönelik olduğunu söyledi:

“Fakat bu Çanakkalespor garip bir şekilde siyasi bir tavır aldı. Ziyaretler yapıp bu şehirde milletvekilliği yapmış, siyaset yapmış, şu an bakan yardımcılığı yapan bir ismi, Bülent Turan’ı ziyaret etmemek siyaset yapmanın dik alasıdır. Bize siyaset yapıyor diyenler, kendileri siyaset yaptılar. Bir spor kulübünü kullanıp bu şekilde siyasi pozisyon alanlarla, kavga edenlerle biz de kavgadan geri durmayız.”

Ancak telefon görüşmesinde asıl sertleştiği konu, sponsorluk ilişkisi ve FETÖ hassasiyetiydi.

Yanlış Yapıyorsunuz Deme Hakkımız Var

Bülent Turan, FETÖ meselesinin AK Parti açısından geride bırakılmış bir konu olarak görülemeyeceğini söylüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın arkasından yürüyenlerin bu konudaki hassasiyetlerini sürdürmeleri gerektiğini belirtiyor.

Kendi sözleriyle:

“Bakın, Lapseki’deki konuşmamda özellikle söyledim: FETÖ meselesi bizim partimizin geride bıraktığı bir mesele değildir. Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere, bu davaya ve partiye samimiyetle inananların hassasiyetlerini devam ettirmeleri gerekiyor.

Fakat ortada böyle bir tablo varken bu spor kulübü, birilerinin akredite edildiği bir perde hâline gelmiştir. Ankara’daki siyasi makamlarını kullandıranlar sponsorlara sponsor oluyorlar. Bugün Çanakkalespor’un ana sponsoru diye reklamını yaptıkları firmayı, Ankara’daki makamlarını kullanarak meşrulaştıranlara bizim ‘Yanlış yapıyorsunuz’ deme hakkımız var.”

Ardından Miller Holding hakkındaki geçmiş süreçlere ve şirketle ilgili tartışmalara dikkat çekti:

“Bu firmanın sahibi AK Parti il yönetimindeyken o dönemki il başkanımız tarafından istifası alındı mı? Alındı. Yargılamalar yapıldı mı, yurt dışına çıkış yasağı konuldu, cezalar alındı mı? Alındı. Şu an güncelde bu şirketin adının karıştığı bir sürü skandal diyeceğimiz olay var. Bunlar ortadayken Çanakkale’nin adının böyle bir sponsorlukla bu insanların yaptığı yanlışların akredite edilmesine kendi memleketimde böyle bir yanlış yapılıyorken nasıl sessiz kalabilirim?”

Peki, bu itirazı dile getirirken “haber yaptırarak kendisini hedefe koyduranları” görünce geri adım atmayı düşünüyor mu?

Cevabı yine net:

“Ben bugüne kadar insanların konuşmaktan korktuğu, siyasetçilerin ‘Aman boş ver, görmezden gelelim’ dedikleri bu düzeni Çanakkale’ye geldiğim 2015 yılından beri bozdum. Bu bozduğum düzen birilerinin canını sıkmış olabilir. Fakat ben bundan geri durmayacağım. Yanlış yapana yanlış demeye devam edeceğim.

Ankara’daki siyasi makamını kullananların Çanakkale’de bu tip işlere girmelerine karşıyım. Bundan kim rahatsız oluyorsa da olsun. Ben burada Cumhurbaşkanımızın davasını savunmak, onun doğrusunu savunmak, samimiyetini göstermek zorundayım.”

Bülent Turan’ın 2015’ten bu yana sergilediği siyaset tarzını bilenler için bu çıkış sürpriz değil. Turan’ın siyaset anlayışında, doğru bildiğini düşündüğü meselelerde geri durmamak var. Bir siyasetçinin cesareti yalnızca güçlü olduğu dönemde konuşmasıyla ölçülmez. Söylediği sözün siyasi sonuçları olabileceğini bilmesine rağmen düşüncesini açıklayabilmesiyle de ölçülür!

Halit Kubilay Fırat’a Tavsiye, Bu Yanlıştan Dönün

Halit Kubilay Fırat’a tavsiyem hâlâ aynı: Yanlış giden bir şey varsa düzeltmekten çekinme. Bir adım atmak, geri adım atmak değildir.

Asıl acı olan tablo şurada: Halit Kubilay Fırat, Ayhan Gider’i kaybetmemek adına Bülent Turan’a tavır aldı, köprüleri attı ve resmen bu kavganın içine girdi. Bence bin pişman… Oysa bugün geldiğimiz noktada Ayhan Gider ortada yok; bırakın kulübün yanında durmayı, sezon açılış maçına bile teşrif etmedi.  Dahası, Çanakkale’ye kazandırılacak olan ve 100 milyonluk bütçesi hazır bulunan amatör spor kulüpleri spor kompleksinin önünе sırf Kubilay’a yarayacağı  için bizzat aynı zihniyet tarafından ket vuruldu.

Kubilay Fırat’ın bu gerçeği artık görmesi, bazı yanlışlardan derhal dönmesi ve Bülent Turan’a gidip “Abi biz hata ettik, sen bizim büyüğümüzsün, bize sahip çık” diyerek helalleşmesi gerekiyor…

Yazıya ifade bırak !