Kerem İriç
Köşe Yazarı
Kerem İriç
 

Bülent Turan Noktayı Koydu, GESTAŞ Üzerinden Ucuz Algı Çöktü

▶️ tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır.  Yazan: Kerem İriç "Her büyük adam, içinde yaşadığı toplumun üvey evladıdır" der Cemil Meriç. Ve Dücane Cündioğlu ekler: "Zayıf karakterli insanların, yaşamlarını sürdürmek için kindar duygulara ihtiyacı vardır." Bu sözleri neden hatırlattığımı yazının sonuna geldiğinizde çok daha iyi anlayacaksınız. Son günlerde Çanakkale'nin en önemli değerlerinden biri olan GESTAŞ üzerinden yürütülen ucuz algı operasyonlarını, başarıyı tekelleştirme çabalarını ve geçmişi pervasızca karalama girişimlerini hayretle izliyorum. Sekiz yılda tamamlanabilen Gelibolu Yeni Feribot İskelesi'nin açılışı vesilesiyle kamuoyuna sunulan kâr rakamları üzerinden yeni bir "kurtarıcı" hikâyesi yazılmaya çalışılırken, bu başarının gerçek mimarları olan eski valiler, genel müdürler ve siyasi aktörler adeta hafızalardan silinmek isteniyor. Olaylar yaşanırken ortada görünmeyenlerin, risk almayanların ve sürece hiçbir katkı sunmayanların iş bittikten sonra ortaya çıkıp bütün emeği sahiplenmeye çalışması, ister istemez akıllara GİBİ dizisindeki o meşhur repliği getiriyor: "Sonuçlar üzerine herkes konuşur kardeşim. Süreçler üzerine konuş. Süreçte yoksun, sürece gel!" Öyleyse gelin, o sürece birlikte bakalım. "Borç Batağı" Masalı ve Kârın Gerçek Hikâyesi Bugün GESTAŞ'ın 2024 yılında 191 milyon TL, 2025 yılında ise 149 milyon TL kâr elde etmesi üzerinden siyaset yapanlar, bu sonucun gökten zembille inmediğini çok iyi biliyor. Bugünkü tablo, yıllar önce alınan cesur kararların ve yapılan stratejik hamlelerin sonucudur. Pandemi Dönemindeki Halkçı Tercih Pandemi döneminde araç ve yolcu sayıları tarihi seviyelerde düştü. Şirketin mali yapısını koruması için zam yapılması gerekiyordu. Ancak dönemin Valisi ve yönetim kurulu, vatandaşın zaten zor günlerden geçtiğini düşünerek zam yapmama kararı aldı. O gün ortaya çıkan zarar tablosu, kötü yönetimin değil; vatandaşın yanında durmayı tercih eden bir anlayışın sonucuydu. Dolar Cenderesinden Kurtuluş Şirket, kiralık gemiler için dolar üzerinden yüksek bedeller ödüyordu. Volkan Uslu'nun genel müdürlüğü döneminde, dönemin Valisi Orhan Tavlı'nın da desteğiyle bu sözleşmeler Türk lirasına çevrildi. Böylece GESTAŞ'ın kur şokları karşısında ezilmesinin önüne geçildi. Tarihi Gemi Alımı Hamlesi 2021 yılında, kiralanan gemilerin sözleşmeleri sona yaklaşırken dönemin Genel Müdürü Mahir Sevinç önemli bir risk aldı. Vali İlhami Aktaş'ın desteğiyle kredi kullanılarak sekiz gemi satın alındı. Üstelik 1915 Çanakkale Köprüsü'nün açılmasıyla araç geçişlerinde ciddi düşüş yaşanacağı öngörülüyordu. Bu nedenle Çardak hattındaki rekabet de stratejik hamlelerle yönetildi. Bugün GESTAŞ'ın elindeki 15'i özmal olmak üzere toplam 16 gemilik filo, işte bu vizyonun ürünüdür. Bugün geçmiş yönetimleri "borç bıraktılar" diyerek suçlayanlar şu soruya cevap vermelidir: O gün bu kararlar alınmasaydı, bugün hangi kârdan söz ediyor olacaktınız? Bu haberlerden ve yapılan haksız değerlendirmelerden en fazla rahatsız olan isimlerden biri muhtemelen mevcut Genel Müdür Hasan Yürükçü'dür. Çünkü geçmişte hangi kararların alındığını, bugün ortaya çıkan tablonun hangi süreçlerin sonucu olduğunu en iyi bilen isimlerden biridir. Eski Valimize, Eski Vekilimize Gönderme Yapmak Yakışır mı? Bu büyüklükteki yatırımlar yalnızca bürokratik imzalarla gerçekleşmedi. Sürecin arkasında güçlü bir siyasi irade vardı o olmasaydı bu adımların atılması mümkün olmayacaktı… AK Parti Grup Başkanvekilliği döneminde Bülent Turan ve dönemin milletvekili Jülide İskenderoğlu, Çanakkale adına alınan zor kararların arkasında durdular. Ancak Gelibolu İskelesi'nin açılışında gördük ki bazı çevreler geçmişin bütün emeğini yok sayıp başarıyı kendi hanesine yazma telaşına düşmüş. İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan da konuşmasında tam olarak buna dikkat çekti: “8 sene önce çok tartıştık, kaynak bulduk, en iyisini yapmaya çalıştık. Keşke o toplantıda eski valilerimiz, GESTAŞ'ın eski genel müdürleri, hatta CHP'li eski belediye başkanı da olsaydı. Siyaset beraber yapılır; ekiplerle, vefayla yapılır. Eski valimize, eski vekilimize gönderme yapmak yakışır mı? Siyaset bu değil; asgari bir arkadaşlık, ahlak ve vefa gerektirir. Bize eski valilerimize, belediye başkanlarımıza teşekkür etmek düşer. Bu hepimizi büyütür. O açılışın, emeği ve katkısı olan herkesle çok daha geniş katılımla yapılması lazımdı." Hiçbir dönem faydası olmayıp da sadece poz veren tipleri geçiyorum, onları zaten konuşmayız. Bakınız, Çanakkale merkeze hükümet binası yapılacak; parayı bulduk, yeri bulduk. 2 yıldan beri temel atılmadı hâlâ! Nasıl ki Gelibolu iskelesi geciktirildi ama eninde sonunda açıldı; hükümet binası da yapılacak ama yine birileri 'Biz niye bunu engelledik'diye mahcup olacak. Hizmetlerin önünde ego yapmayı aşın, aşın o işleri! ‘Sen temel attın, ben açılış yapayım’ ya da ‘o temel attı’ diye engellemeye çalışmak olur mu ya? Bu konudaki siyasi rekabeti, anlamsız tartışmaları bu memleket hak etmiyor.” Bu sözler yalnızca bir açılış törenine ilişkin serzeniş değil; Çanakkale siyasetinin son yıllardaki hastalığına konulmuş bir teşhistir. Aparatların Gürültüsü ve Bitmeyen İftira Siyaseti İşin özü tam da burada yatıyor. Kendi siyasi hesaplarını, kişisel hırslarını ve başarısızlıklarını gizlemek isteyen bazı yerel aktörler, sorumluluk almak yerine sürekli yeni hedefler üretmeyi tercih ediyor. Bugün de bunun için Bülent Turan'ı hedef tahtasına koyuyorlar. Ancak dedikodu üreten aparatların gürültüsü, Turan'ın Çanakkale'ye olan bağlılığını ve hizmet anlayışını değiştirmiyor. Bülent Turan'ın bu şehre katkısı; milletvekilliği ve Grup Başkanvekilliği döneminde hangi kararlılıkla devam ettiyse, bugün İçişleri Bakan Yardımcısı olarak da aynı ağırlıkla sürüyor. Nitekim Ankara'da yolu çözüm aramaktan geçenlerin, yatırım peşinde koşanların, kurumları adına destek isteyenlerin uğradığı tek adres hâlâ Turan'ın makamı. Çünkü insanlar sloganlara değil, sonuç üreten kapılara gider. Son Söz Şimdi yazının başına dönelim. Cemil Meriç'in "üvey evlat" benzetmesi ile Dücane Cündioğlu'nun "kindar duygular" tespiti sanırım artık daha anlamlı hale gelmiştir. Bu şehre yıllarını vermiş devlet adamlarını, bürokratları ve siyasetçileri vefayla anmak yerine; kendi eksikliklerini örtmek için geçmişe çamur atanlar, aslında yalnızca kendi küçük dünyalarının sınırları içinde debelenmektedir. Hakikat ise bütün gürültünün üzerinde durmaya devam eder. Çünkü başarı, onu sahiplenmeye çalışanların değil; onu inşa edenlerin eseridir.
Ekleme Tarihi: 11 Haziran 2026 -Perşembe

Bülent Turan Noktayı Koydu, GESTAŞ Üzerinden Ucuz Algı Çöktü

▶️ tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır. 

Yazan: Kerem İriç

"Her büyük adam, içinde yaşadığı toplumun üvey evladıdır" der Cemil Meriç. Ve Dücane Cündioğlu ekler: "Zayıf karakterli insanların, yaşamlarını sürdürmek için kindar duygulara ihtiyacı vardır."

Bu sözleri neden hatırlattığımı yazının sonuna geldiğinizde çok daha iyi anlayacaksınız.

Son günlerde Çanakkale'nin en önemli değerlerinden biri olan GESTAŞ üzerinden yürütülen ucuz algı operasyonlarını, başarıyı tekelleştirme çabalarını ve geçmişi pervasızca karalama girişimlerini hayretle izliyorum. Sekiz yılda tamamlanabilen Gelibolu Yeni Feribot İskelesi'nin açılışı vesilesiyle kamuoyuna sunulan kâr rakamları üzerinden yeni bir "kurtarıcı" hikâyesi yazılmaya çalışılırken, bu başarının gerçek mimarları olan eski valiler, genel müdürler ve siyasi aktörler adeta hafızalardan silinmek isteniyor.

Olaylar yaşanırken ortada görünmeyenlerin, risk almayanların ve sürece hiçbir katkı sunmayanların iş bittikten sonra ortaya çıkıp bütün emeği sahiplenmeye çalışması, ister istemez akıllara GİBİ dizisindeki o meşhur repliği getiriyor:

"Sonuçlar üzerine herkes konuşur kardeşim. Süreçler üzerine konuş. Süreçte yoksun, sürece gel!"

Öyleyse gelin, o sürece birlikte bakalım.

"Borç Batağı" Masalı ve Kârın Gerçek Hikâyesi

Bugün GESTAŞ'ın 2024 yılında 191 milyon TL, 2025 yılında ise 149 milyon TL kâr elde etmesi üzerinden siyaset yapanlar, bu sonucun gökten zembille inmediğini çok iyi biliyor. Bugünkü tablo, yıllar önce alınan cesur kararların ve yapılan stratejik hamlelerin sonucudur.

Pandemi Dönemindeki Halkçı Tercih

Pandemi döneminde araç ve yolcu sayıları tarihi seviyelerde düştü. Şirketin mali yapısını koruması için zam yapılması gerekiyordu. Ancak dönemin Valisi ve yönetim kurulu, vatandaşın zaten zor günlerden geçtiğini düşünerek zam yapmama kararı aldı.

O gün ortaya çıkan zarar tablosu, kötü yönetimin değil; vatandaşın yanında durmayı tercih eden bir anlayışın sonucuydu.

Dolar Cenderesinden Kurtuluş

Şirket, kiralık gemiler için dolar üzerinden yüksek bedeller ödüyordu. Volkan Uslu'nun genel müdürlüğü döneminde, dönemin Valisi Orhan Tavlı'nın da desteğiyle bu sözleşmeler Türk lirasına çevrildi.

Böylece GESTAŞ'ın kur şokları karşısında ezilmesinin önüne geçildi.

Tarihi Gemi Alımı Hamlesi

2021 yılında, kiralanan gemilerin sözleşmeleri sona yaklaşırken dönemin Genel Müdürü Mahir Sevinç önemli bir risk aldı. Vali İlhami Aktaş'ın desteğiyle kredi kullanılarak sekiz gemi satın alındı.

Üstelik 1915 Çanakkale Köprüsü'nün açılmasıyla araç geçişlerinde ciddi düşüş yaşanacağı öngörülüyordu. Bu nedenle Çardak hattındaki rekabet de stratejik hamlelerle yönetildi.

Bugün GESTAŞ'ın elindeki 15'i özmal olmak üzere toplam 16 gemilik filo, işte bu vizyonun ürünüdür.

Bugün geçmiş yönetimleri "borç bıraktılar" diyerek suçlayanlar şu soruya cevap vermelidir:

O gün bu kararlar alınmasaydı, bugün hangi kârdan söz ediyor olacaktınız?

Bu haberlerden ve yapılan haksız değerlendirmelerden en fazla rahatsız olan isimlerden biri muhtemelen mevcut Genel Müdür Hasan Yürükçü'dür. Çünkü geçmişte hangi kararların alındığını, bugün ortaya çıkan tablonun hangi süreçlerin sonucu olduğunu en iyi bilen isimlerden biridir.

Eski Valimize, Eski Vekilimize Gönderme Yapmak Yakışır mı?

Bu büyüklükteki yatırımlar yalnızca bürokratik imzalarla gerçekleşmedi.

Sürecin arkasında güçlü bir siyasi irade vardı o olmasaydı bu adımların atılması mümkün olmayacaktı…

AK Parti Grup Başkanvekilliği döneminde Bülent Turan ve dönemin milletvekili Jülide İskenderoğlu, Çanakkale adına alınan zor kararların arkasında durdular.

Ancak Gelibolu İskelesi'nin açılışında gördük ki bazı çevreler geçmişin bütün emeğini yok sayıp başarıyı kendi hanesine yazma telaşına düşmüş.

İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan da konuşmasında tam olarak buna dikkat çekti:

“8 sene önce çok tartıştık, kaynak bulduk, en iyisini yapmaya çalıştık. Keşke o toplantıda eski valilerimiz, GESTAŞ'ın eski genel müdürleri, hatta CHP'li eski belediye başkanı da olsaydı. Siyaset beraber yapılır; ekiplerle, vefayla yapılır. Eski valimize, eski vekilimize gönderme yapmak yakışır mı? Siyaset bu değil; asgari bir arkadaşlık, ahlak ve vefa gerektirir. Bize eski valilerimize, belediye başkanlarımıza teşekkür etmek düşer. Bu hepimizi büyütür. O açılışın, emeği ve katkısı olan herkesle çok daha geniş katılımla yapılması lazımdı."

Hiçbir dönem faydası olmayıp da sadece poz veren tipleri geçiyorum, onları zaten konuşmayız. Bakınız, Çanakkale merkeze hükümet binası yapılacak; parayı bulduk, yeri bulduk. 2 yıldan beri temel atılmadı hâlâ! Nasıl ki Gelibolu iskelesi geciktirildi ama eninde sonunda açıldı; hükümet binası da yapılacak ama yine birileri 'Biz niye bunu engelledik'diye mahcup olacak. Hizmetlerin önünde ego yapmayı aşın, aşın o işleri! ‘Sen temel attın, ben açılış yapayım’ ya da ‘o temel attı’ diye engellemeye çalışmak olur mu ya? Bu konudaki siyasi rekabeti, anlamsız tartışmaları bu memleket hak etmiyor.”

Bu sözler yalnızca bir açılış törenine ilişkin serzeniş değil; Çanakkale siyasetinin son yıllardaki hastalığına konulmuş bir teşhistir.

Aparatların Gürültüsü ve Bitmeyen İftira Siyaseti

İşin özü tam da burada yatıyor.

Kendi siyasi hesaplarını, kişisel hırslarını ve başarısızlıklarını gizlemek isteyen bazı yerel aktörler, sorumluluk almak yerine sürekli yeni hedefler üretmeyi tercih ediyor.

Bugün de bunun için Bülent Turan'ı hedef tahtasına koyuyorlar.

Ancak dedikodu üreten aparatların gürültüsü, Turan'ın Çanakkale'ye olan bağlılığını ve hizmet anlayışını değiştirmiyor.

Bülent Turan'ın bu şehre katkısı; milletvekilliği ve Grup Başkanvekilliği döneminde hangi kararlılıkla devam ettiyse, bugün İçişleri Bakan Yardımcısı olarak da aynı ağırlıkla sürüyor.

Nitekim Ankara'da yolu çözüm aramaktan geçenlerin, yatırım peşinde koşanların, kurumları adına destek isteyenlerin uğradığı tek adres hâlâ Turan'ın makamı.

Çünkü insanlar sloganlara değil, sonuç üreten kapılara gider.

Son Söz

Şimdi yazının başına dönelim.

Cemil Meriç'in "üvey evlat" benzetmesi ile Dücane Cündioğlu'nun "kindar duygular" tespiti sanırım artık daha anlamlı hale gelmiştir.

Bu şehre yıllarını vermiş devlet adamlarını, bürokratları ve siyasetçileri vefayla anmak yerine; kendi eksikliklerini örtmek için geçmişe çamur atanlar, aslında yalnızca kendi küçük dünyalarının sınırları içinde debelenmektedir.

Hakikat ise bütün gürültünün üzerinde durmaya devam eder.

Çünkü başarı, onu sahiplenmeye çalışanların değil; onu inşa edenlerin eseridir.

Yazıya ifade bırak !