Kerem İriç
Köşe Yazarı
Kerem İriç
 

Küresel Oyunlar ve Çerçeve Yasa, Terörün Aparat Olmaktan Çıkarılması

▶️ tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır.  Yazan: Kerem İriç Türkiye, devlet aklının ve bürokratik ağırlığın merkeze alındığı kritik bir tarihsel eşikten geçmektedir. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarıyla sınırlarımızın 30-40 kilometre ileri taşınması, terör koridorunu fiilen bozmuş; sahada kazanılan bu üstünlük, masadaki siyasi iradenin en sağlam zeminini oluşturmuştur. Ancak meselenin iç boyutunun ötesinde küresel bir gerçeklik var: ABD, İsrail ve benzeri odaklar, bu yapıları bölge üzerindeki çıkarları için birer maşa olarak kullanıyor. Terörü içeride ne kadar bitirirsek bitirsinler, dışarıdaki bu küresel aparatların meşruiyetini uluslararası hukuk zemininde elinden almadığımız sürece tehdit bitmez. İşte çıkarılmak istenen çerçeve yasanın asıl amacı, emperyalist odakların elindeki bu kartı kalıcı olarak almaktır. Fedakârlık, Retorik Çelişkiler ve Şehit Ailelerinin Hassasiyeti Böylesi büyük kararların kaçınılmaz bir bedeli vardır; atılan adımlar, evlatlarını toprağa vermiş şehit ailelerinin yüreğinde sızılara yol açabilmektedir. Onların bu süreçteki haklı infialini anlamak toplumsal barışın şartıdır; bu acılar karşısında kimsenin "neden böyle hissediyorsunuz" deme hakkı yoktur. Öte yandan, Devlet Bahçeli’nin tabanının hassasiyetlerini göze alarak ortaya koyduğu siyasi irade büyük bir fedakârlıktır. Ancak sürecin en büyük hatası, terörün başını “sayın” diye anmak, “örgüt lideri” olarak nitelendirmek ve Meclis’e davet etmek gibi dilsel sapmalarda ortaya çıkmıştır. Abdullah Öcalan’ın genç fidanların kanını döktüğü gerçeği hiçbir retorikle silinemez. Dilin yanlış kullanımı milletin vicdanını yaralamış, sürecin ahlaki zeminini zedelemiştir. Dijital Rant Peşindekiler, Pompalanan Spekülasyonlar ve Gerçekler Bugün sosyal medya mecralarında, özellikle X platformunda, bu hassas süreci manipüle etmek ve ucuz siyasi rant elde etmek isteyen çevrelerin bilinçli bir kara propaganda yürüttüğü net bir şekilde görülmektedir. Kimi çevreler klavye başından ahkam keserek "Bakın, terörist başı Meclis'e gelecek, af çıkacak, her şey dış güçlerin diktesiyle yapılıyor" türünden tamamen hayal ürünü ve provokatif iddialarla toplumu yanıltmaya çalışmaktadır. Oysa sahadaki gerçekliğe ve hazırlanan yasal çerçevenin hukuki metnine baktığınızda, bu iddiaların ne kadar temelsiz ve sığ olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır. Bir tarafta "Apo'ya özgürlük verilecek" diye milletin zihnini bulandırmaya çalışanların spekülasyonları yer alırken, diğer tarafta kasten öldürme gibi ağır suçları ve bu kapsamdaki fiilleri kesinlikle dışarıda bırakan net bir devlet iradesi durmaktadır. Dolayısıyla sosyal medyadaki bu gürültülü rant çabaları, Türkiye'nin terörü bitirme ve küresel aparatların oyununu bozmada attığı stratejik adımları gölgelemeye yetmeyecektir. Çerçeve Yasa Ne Getiriyor? Cumhurbaşkanımızın süreci bilinçli bir sükûnetle ve şeffaf yönetmesi, tüm bu manipülasyonları boşa çıkarmıştır. Meclis ve sahada yürütülen çalışmalar, ortaya atılan iddiaların tamamen boş olduğunu göstermiştir. Yasa teklifinin metni incelendiğinde; kasten öldürme gibi ağır suçlar ve benzeri vasıflı eylemler kapsama kesinlikle dahil edilmemektedir. Dolayısıyla Öcalan dahil bu tanıma uyan aktörlerin yasadan yararlanması hukuken mümkün değildir. Teröre en ufak bir ayrıcalık tanınmamakta, devlet iradesi net biçimde korunmaktadır. Yaşanan tartışmaların ve bedellerin arkasındaki tek hedef, gelecekte hiçbir anne ve babanın benzer trajedilerle sınanmadığı güçlü bir Türkiye’dir. Yapılan hataların ötesinde, sürecin sonunda kazanan Türk milleti olacaktır. Devlet aklı ve toplumsal sağduyuyla bu eşik de aşılacak, Allah’ın izniyle bir daha böyle acılar yaşanmayacaktır.
Ekleme Tarihi: 10 Ağustos 2026 -Pazartesi

Küresel Oyunlar ve Çerçeve Yasa, Terörün Aparat Olmaktan Çıkarılması

▶️ tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır. 

Yazan: Kerem İriç

Türkiye, devlet aklının ve bürokratik ağırlığın merkeze alındığı kritik bir tarihsel eşikten geçmektedir. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarıyla sınırlarımızın 30-40 kilometre ileri taşınması, terör koridorunu fiilen bozmuş; sahada kazanılan bu üstünlük, masadaki siyasi iradenin en sağlam zeminini oluşturmuştur.

Ancak meselenin iç boyutunun ötesinde küresel bir gerçeklik var: ABD, İsrail ve benzeri odaklar, bu yapıları bölge üzerindeki çıkarları için birer maşa olarak kullanıyor. Terörü içeride ne kadar bitirirsek bitirsinler, dışarıdaki bu küresel aparatların meşruiyetini uluslararası hukuk zemininde elinden almadığımız sürece tehdit bitmez. İşte çıkarılmak istenen çerçeve yasanın asıl amacı, emperyalist odakların elindeki bu kartı kalıcı olarak almaktır.

Fedakârlık, Retorik Çelişkiler ve Şehit Ailelerinin Hassasiyeti

Böylesi büyük kararların kaçınılmaz bir bedeli vardır; atılan adımlar, evlatlarını toprağa vermiş şehit ailelerinin yüreğinde sızılara yol açabilmektedir. Onların bu süreçteki haklı infialini anlamak toplumsal barışın şartıdır; bu acılar karşısında kimsenin "neden böyle hissediyorsunuz" deme hakkı yoktur.

Öte yandan, Devlet Bahçeli’nin tabanının hassasiyetlerini göze alarak ortaya koyduğu siyasi irade büyük bir fedakârlıktır. Ancak sürecin en büyük hatası, terörün başını “sayın” diye anmak, “örgüt lideri” olarak nitelendirmek ve Meclis’e davet etmek gibi dilsel sapmalarda ortaya çıkmıştır. Abdullah Öcalan’ın genç fidanların kanını döktüğü gerçeği hiçbir retorikle silinemez. Dilin yanlış kullanımı milletin vicdanını yaralamış, sürecin ahlaki zeminini zedelemiştir.

Dijital Rant Peşindekiler, Pompalanan Spekülasyonlar ve Gerçekler

Bugün sosyal medya mecralarında, özellikle X platformunda, bu hassas süreci manipüle etmek ve ucuz siyasi rant elde etmek isteyen çevrelerin bilinçli bir kara propaganda yürüttüğü net bir şekilde görülmektedir. Kimi çevreler klavye başından ahkam keserek "Bakın, terörist başı Meclis'e gelecek, af çıkacak, her şey dış güçlerin diktesiyle yapılıyor" türünden tamamen hayal ürünü ve provokatif iddialarla toplumu yanıltmaya çalışmaktadır.

Oysa sahadaki gerçekliğe ve hazırlanan yasal çerçevenin hukuki metnine baktığınızda, bu iddiaların ne kadar temelsiz ve sığ olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır. Bir tarafta "Apo'ya özgürlük verilecek" diye milletin zihnini bulandırmaya çalışanların spekülasyonları yer alırken, diğer tarafta kasten öldürme gibi ağır suçları ve bu kapsamdaki fiilleri kesinlikle dışarıda bırakan net bir devlet iradesi durmaktadır. Dolayısıyla sosyal medyadaki bu gürültülü rant çabaları, Türkiye'nin terörü bitirme ve küresel aparatların oyununu bozmada attığı stratejik adımları gölgelemeye yetmeyecektir.

Çerçeve Yasa Ne Getiriyor?

Cumhurbaşkanımızın süreci bilinçli bir sükûnetle ve şeffaf yönetmesi, tüm bu manipülasyonları boşa çıkarmıştır. Meclis ve sahada yürütülen çalışmalar, ortaya atılan iddiaların tamamen boş olduğunu göstermiştir.

Yasa teklifinin metni incelendiğinde; kasten öldürme gibi ağır suçlar ve benzeri vasıflı eylemler kapsama kesinlikle dahil edilmemektedir. Dolayısıyla Öcalan dahil bu tanıma uyan aktörlerin yasadan yararlanması hukuken mümkün değildir. Teröre en ufak bir ayrıcalık tanınmamakta, devlet iradesi net biçimde korunmaktadır.

Yaşanan tartışmaların ve bedellerin arkasındaki tek hedef, gelecekte hiçbir anne ve babanın benzer trajedilerle sınanmadığı güçlü bir Türkiye’dir. Yapılan hataların ötesinde, sürecin sonunda kazanan Türk milleti olacaktır. Devlet aklı ve toplumsal sağduyuyla bu eşik de aşılacak, Allah’ın izniyle bir daha böyle acılar yaşanmayacaktır.

Yazıya ifade bırak !