Kerem İriç
Köşe Yazarı
Kerem İriç
 

ÇTSO’da Ayak Oyunları, İstifalar, Kulisler ve Başkanlık Hesapları

▶️ tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır.  Yazan: Kerem İriç Geçmiş dönemlerde, bir gazeteci sorumluluğuyla Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO) yönetiminin kente kaybettirdiklerini, iletişim kopukluğunu ve hırçınlaşan zihniyeti defalarca kaleme aldım. Hatırlayanlar olacaktır; 19 Haziran tarihli yazımda kentin kulislerini sallayan o senaryoyu ilk kez paylaşmış, mevcut başkan Selçuk Semizoğlu’nun aday olmayarak yerine Murat Aydoğdu’yu destekleyeceğini ifade etmiştim. O gün, tarihi bir şerh düşerek olası bir "son dakika çark etme" ihtimalinden, Şakir Semizoğlu’nun ise bu süreçte bir "sigorta" görevi üstlendiğinden bahsetmiştim, tamamen yanılmışım. Şişirme Haberler ve "Kurtarıcı" Rolü Son günlerde basına servis edilen, adeta bir film kahramanı, bir kurtarıcı edasıyla kaleme alınan o "şişirme" haberleri hep birlikte okuyoruz. Şakir Semizoğlu’nun adaylığa hazırlandığı, yarışın "başlamadan bittiği" yönündeki zorlama metinler kentin gündemine düşürüldü. İyi niyetimi korumak istesem de, insan sormadan edemiyor: Böylesi bir tabloyu nereye koyacağız? Daha düne kadar Murat Aydoğdu’ya "Başkan adayımız sensin" deyip yola çıkaran bizzat kendileri değil miydi? Şimdi ise etrafta "Murat o kafada değil, yeterince çalışmıyor, kazanamayabilir" gibi gerekçeler üretilerek bir kenara itildi. Beraber yola çıkılanların yolda bırakıldığı, küçük hesapların yapıldığı bu garip tabloyu izlerken yorum yapmakta inanın zorlanıyorum. İçerideki Hesaplar, İstifalar ve Bilinmeyenler İşin daha da garip tarafı, oda içindeki erime ve savrulmalar. Mevcut yönetimden zaten kimse kalmadı. Kalan bir iki kişi "Yine bir şekilde yol yürürüz" derken; Ersin Kahraman, Volkan Temiz ve bir iki isim daha "bağımsız olarak çalışacağız" diyerek ayrı bir rota çizdiklerini söylüyorlar. Bu isimlerden özellikle Berkin Karaca’nın durumu dikkat çekici. Daha düne kadar Murat Aydoğdu ile sahaya çıkıp oy isteyen Karaca, şimdi ortaya çıkan bu tablodan rahatsız olmuştur herhalde... Çünkü neticede "abisinin sözüyle" yola çıkmıştı. Ersin Kahraman’ın ise başkanlık talebi karşılık bulmayınca cephe aldığı biliniyor. Gelelim Volkan Temiz meselesine... Volkan Temiz’in yönetimden neden ayrıldığını pek kimse bilmiyordu, sebebini ben söyleyeyim: Selçuk Semizoğlu’nun bütün kurum ve kuruluşlara tek başına gitmesi, önemli programlara dair kimseye haber vermemesi, kendi adına doğrudan açıklamalar yapması ve tüm bu süreçlerin yönetimde hiç konuşulmaması kendisinde büyük bir rahatsızlık yaratmış. Temiz'in tüm bunlara ek olarak oda genel sekreteri ile yaşadığı sorunlar da istifa etmesinin asıl nedenleriymiş. Şimdi bu isimler, bağımsız hareket edip meclise girerek başkanın belirlenmesinde "kilit rol" oynamak istediklerini yakın çevreleriyle paylaşıyorlar. Ancak günün sonunda Şakir Semizoğlu ile Turgay Kılıç meclise aday olarak girdiğinde, bu isimlerin ne kadar bağımsız muhabbeti yapsa da Şakir Semizoğlu’na oy verecekleri aşikar. Tüm bu karmaşa, sadece bir güç elde etme çabasından ibaret. Bu Bataklıktan Çıkıyorum, Son Sözüm Suyun bu tarafına baktığımızda manzara çok bulanık. Çok fazla hesap, çok fazla kitap var. Yolda bırakılanlar, satılanlar, kırılan dostluklar... Bu denklemin içine girmek, insanı sadece o çukura çeker. Bu sebeple açıkça ifade ediyorum: Mevcut yönetim ve bu cephenin iç hesaplaşmaları hakkında yazdığım son yazı budur. Şakir Semizoğlu mu aday olur, bir başkası mı çıkar, kendi bilecekleri iş. Kendilerine başarılar diliyorum. Sürecin perde arkasını kamuoyuna aktardım. Bundan sonra Çanakkale’nin gündemini bu hesaplarla değil, projelerle meşgul etme taraftarıyım. Turgay Kılıç, Sahada Kırılan Algılar Bir tarafta bu küçük hesaplar dönerken, diğer tarafta Turgay Kılıç planlı ve sistemli bir kampanya yürütüyor. Kılıç; her gün yeni bir proje açıklıyor, ilçeleri geziyor, sivil toplum kuruluşlarıyla, kurumlarla bir araya geliyor. Kazanır ya da kazanamaz, orası sandığın iradesidir. Ancak "Kazanamasa bile yapılması gereken her şeyi eksiksiz yaptı" dedirtecek kadar profesyonel bir süreç yönettiğini hakkını teslim ederek söylemek gerek. En önemlisi de Turgay Kılıç, üzerine yapıştırılmaya çalışılan tüm algıları sahada insanlara dokunarak yıkıyor. Çevremde o kadar çok insandan "Biz Turgay’ı böyle bilmiyorduk" cümlesini duydum ki... Demek ki insanlarla karşılıklı bir çay içmek, samimi bir sohbet etmek, o yapay önyargıları kırmaya yetiyormuş. Bir insanın tek bir temasta bu olumlu algıyı yaratabilmesi, doğru bir çizgide durduğunun en net göstergesidir. Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası, kentin tüm siyasi ve sivil dinamiklerini aynı çatı altında toplayabilecek, lokomotif güce sahip çok kıymetli bir kurum. Şehrin gündeminde artık polemiklerin, ayak oyunlarının ve sosyal medya hırçınlıklarının değil; vizyonun, birleştiriciliğin ve projelerin konuşulması gerekiyor. Umarım ÇTSO, düştüğü bu yerden yeniden ve daha güçlü bir şekilde kalkar.
Ekleme Tarihi: 09 Ağustos 2026 -Pazar

ÇTSO’da Ayak Oyunları, İstifalar, Kulisler ve Başkanlık Hesapları

▶️ tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır. 

Yazan: Kerem İriç

Geçmiş dönemlerde, bir gazeteci sorumluluğuyla Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO) yönetiminin kente kaybettirdiklerini, iletişim kopukluğunu ve hırçınlaşan zihniyeti defalarca kaleme aldım. Hatırlayanlar olacaktır; 19 Haziran tarihli yazımda kentin kulislerini sallayan o senaryoyu ilk kez paylaşmış, mevcut başkan Selçuk Semizoğlu’nun aday olmayarak yerine Murat Aydoğdu’yu destekleyeceğini ifade etmiştim. O gün, tarihi bir şerh düşerek olası bir "son dakika çark etme" ihtimalinden, Şakir Semizoğlu’nun ise bu süreçte bir "sigorta" görevi üstlendiğinden bahsetmiştim, tamamen yanılmışım.

Şişirme Haberler ve "Kurtarıcı" Rolü

Son günlerde basına servis edilen, adeta bir film kahramanı, bir kurtarıcı edasıyla kaleme alınan o "şişirme" haberleri hep birlikte okuyoruz. Şakir Semizoğlu’nun adaylığa hazırlandığı, yarışın "başlamadan bittiği" yönündeki zorlama metinler kentin gündemine düşürüldü.

İyi niyetimi korumak istesem de, insan sormadan edemiyor: Böylesi bir tabloyu nereye koyacağız? Daha düne kadar Murat Aydoğdu’ya "Başkan adayımız sensin" deyip yola çıkaran bizzat kendileri değil miydi? Şimdi ise etrafta "Murat o kafada değil, yeterince çalışmıyor, kazanamayabilir" gibi gerekçeler üretilerek bir kenara itildi. Beraber yola çıkılanların yolda bırakıldığı, küçük hesapların yapıldığı bu garip tabloyu izlerken yorum yapmakta inanın zorlanıyorum.

İçerideki Hesaplar, İstifalar ve Bilinmeyenler

İşin daha da garip tarafı, oda içindeki erime ve savrulmalar. Mevcut yönetimden zaten kimse kalmadı. Kalan bir iki kişi "Yine bir şekilde yol yürürüz" derken; Ersin Kahraman, Volkan Temiz ve bir iki isim daha "bağımsız olarak çalışacağız" diyerek ayrı bir rota çizdiklerini söylüyorlar.

Bu isimlerden özellikle Berkin Karaca’nın durumu dikkat çekici. Daha düne kadar Murat Aydoğdu ile sahaya çıkıp oy isteyen Karaca, şimdi ortaya çıkan bu tablodan rahatsız olmuştur herhalde... Çünkü neticede "abisinin sözüyle" yola çıkmıştı. Ersin Kahraman’ın ise başkanlık talebi karşılık bulmayınca cephe aldığı biliniyor. Gelelim Volkan Temiz meselesine... Volkan Temiz’in yönetimden neden ayrıldığını pek kimse bilmiyordu, sebebini ben söyleyeyim: Selçuk Semizoğlu’nun bütün kurum ve kuruluşlara tek başına gitmesi, önemli programlara dair kimseye haber vermemesi, kendi adına doğrudan açıklamalar yapması ve tüm bu süreçlerin yönetimde hiç konuşulmaması kendisinde büyük bir rahatsızlık yaratmış. Temiz'in tüm bunlara ek olarak oda genel sekreteri ile yaşadığı sorunlar da istifa etmesinin asıl nedenleriymiş.

Şimdi bu isimler, bağımsız hareket edip meclise girerek başkanın belirlenmesinde "kilit rol" oynamak istediklerini yakın çevreleriyle paylaşıyorlar. Ancak günün sonunda Şakir Semizoğlu ile Turgay Kılıç meclise aday olarak girdiğinde, bu isimlerin ne kadar bağımsız muhabbeti yapsa da Şakir Semizoğlu’na oy verecekleri aşikar. Tüm bu karmaşa, sadece bir güç elde etme çabasından ibaret.

Bu Bataklıktan Çıkıyorum, Son Sözüm

Suyun bu tarafına baktığımızda manzara çok bulanık. Çok fazla hesap, çok fazla kitap var. Yolda bırakılanlar, satılanlar, kırılan dostluklar... Bu denklemin içine girmek, insanı sadece o çukura çeker.

Bu sebeple açıkça ifade ediyorum: Mevcut yönetim ve bu cephenin iç hesaplaşmaları hakkında yazdığım son yazı budur. Şakir Semizoğlu mu aday olur, bir başkası mı çıkar, kendi bilecekleri iş. Kendilerine başarılar diliyorum. Sürecin perde arkasını kamuoyuna aktardım. Bundan sonra Çanakkale’nin gündemini bu hesaplarla değil, projelerle meşgul etme taraftarıyım.

Turgay Kılıç, Sahada Kırılan Algılar

Bir tarafta bu küçük hesaplar dönerken, diğer tarafta Turgay Kılıç planlı ve sistemli bir kampanya yürütüyor. Kılıç; her gün yeni bir proje açıklıyor, ilçeleri geziyor, sivil toplum kuruluşlarıyla, kurumlarla bir araya geliyor. Kazanır ya da kazanamaz, orası sandığın iradesidir. Ancak "Kazanamasa bile yapılması gereken her şeyi eksiksiz yaptı" dedirtecek kadar profesyonel bir süreç yönettiğini hakkını teslim ederek söylemek gerek.

En önemlisi de Turgay Kılıç, üzerine yapıştırılmaya çalışılan tüm algıları sahada insanlara dokunarak yıkıyor. Çevremde o kadar çok insandan "Biz Turgay’ı böyle bilmiyorduk" cümlesini duydum ki... Demek ki insanlarla karşılıklı bir çay içmek, samimi bir sohbet etmek, o yapay önyargıları kırmaya yetiyormuş. Bir insanın tek bir temasta bu olumlu algıyı yaratabilmesi, doğru bir çizgide durduğunun en net göstergesidir.

Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası, kentin tüm siyasi ve sivil dinamiklerini aynı çatı altında toplayabilecek, lokomotif güce sahip çok kıymetli bir kurum. Şehrin gündeminde artık polemiklerin, ayak oyunlarının ve sosyal medya hırçınlıklarının değil; vizyonun, birleştiriciliğin ve projelerin konuşulması gerekiyor. Umarım ÇTSO, düştüğü bu yerden yeniden ve daha güçlü bir şekilde kalkar.

Yazıya ifade bırak !