Kerem İriç
Köşe Yazarı
Kerem İriç
 

Üç Hastane Varken Neden Üçüncü Kata Tıkıldık?

Sonda söyleyeceklerimi başta söyleyip yazıma öyle devam edeyim…Söyleyeceklerimi yazıyı daha fazla uzatmamak adına direk söyleyeceğim.  Çanakkale Sağlık İl Müdürlüğü, Corona Virüsü şüphesi olanlar için Devlet Hastanesinin üçüncü katını ayırmış burayı enfeksiyon servisine çevirmiştir.  Hasta ziyaretiyle ilgili olarak çeşitli kısıtlamalar getirmiş. Muhakkak başka önemler de alınmıştır fakat sadece bu madde üzerine konuşmak isterim.  En güvenli olması gereken hastane şu anda en güvensiz ve tehdide açık hale getirilmiştir! Bu bir mecburiyet olsa anlaşılabilir fakat elimizde Eski SSK Hastanesi, Askeri Hastane ve Kepez ÇOMÜ Hastanesi olmak üzere toplamda kullanılmayan üç hastane var… Bu denli riskli bir hastalığın kontrol edileceği birim neden hastanenin içinde hem de üçüncü katta konumlandırılır? Hastaların alnında virüslü yazmadığı için farkında olmadan bütün hastaneyi riskli alan ediyoruz! Hatırlatmakta fayda var kadın, çocuk, yaşlı herkes aynı hastanede hizmet alıyor. Çok basit birkaç düzenleme ile elimizdeki bu üç hastaneden uygun olanı enfeksiyon hastanesi haline getirilebilir ve gribal enfeksiyon türleri özetle virüs şüphesiyle doktora gelenler devlet hastanesi ve üniversite hastanesinde değil de belirlediğimiz hastanede muayene edilir ve ona göre işlem yapılır.  Böylelikle bu hastane tam teşekkülü olarak izole bir alan haline getirilmiş olur. Daha fazla bir şey söylemeye gerek yok sanırım. İlgililerin muhakkak mantıklı açıklamaları vardır ama bu söylediklerimi de bir düşünsünler isterim. Belki işin çok içinde oldukları için bazı şeyler göremiyorlardır. Allah yardımcıları olsun… *** Malum salgın konusunda meselenin uzmanı olmadığım için konun teknik detaylarıyla ilgili atıp tutacak değilim. İlgili kurumların diğer ülkelerin deneyim ve deneyimsizliklerinden ders çıkartarak sorunu yönetmek amacıyla gerekli önlemleri alması uzun süredir hasretlik çektiğimiz toplumsal mutabakatı sağladı bu konuda emeği geçenlere sonsuz teşekkürler.  Okulların kapatılması, futbol maçlarının ve diğer spor etkinliklerinin seyircisiz oynanmasına karar verilmesi, Cuma namazları hakkında açıklamalar yapılması, hastaların ve yakınlarının takip altına alınması ve uygulamadaki başarı bu mutabakatı sağladı. Ayrıca doğru ve yerinde bilgilendirmeyle toplumsal karmaşa çıkması önlendi. Bilim Kurulu güven aşıladı. Başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere Cumhurbaşkanlığı, YÖK, Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, belediyeler ve tabii ki diğer kuruluşlar süreci en iyi ve kriz yönetimi kuramına en uygun şekilde yönetti.  [Bir an önce bitmesini ümit ettiğimiz bu kriz bittiğinde üzerine en fazla görev düşecek olan bakanlık sanırım Hazine ve Maliye Bakanlığı olacak. Bu krizin ekonomik boyutu devletin “babalık” etmesini mecbur kılan fedakarlıklarda bulunmasını gerektirecek. SSK, BAĞ-KUR ödemelerinin bu süreçte devlet tarafından karşılanması, vergilerin ve kredilerin ötelenmesi gibi birçok başlık Hazine ve Maliye Bakanlığının gündemi olacak. Ve umarım krizin yönetimi başladığı gibi sürecek, daha da önemlisi başka alanlardaki sorunlarımızın yönetimi için emsal oluşturacak. Güven erozyonu yaşanmayacak. Krizden çıkış toplumun tüm bireyleri için bir fırsata dönüştürülecek.] Bana öyle geliyor ki üstümüze düşen sorumlulukları yerine getirirsek, Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı uyarıları dikkate alırsak, virüsün yayılmasını önleyebilir, sorunun kriz boyutlarına varmadan yönetilmesine yardımcı olabiliriz. Ne panik yapalım ne de tedbiri elden bırakalım. Bir de sorunu sömürmek isteyen fırsatçılara karşı dikkatli olalım!  Genel manada sürecin seyri ve yönetilmesi sırasında mutlaka haklı veya haksız eleştiriler olacaktır. Muhatapları da kaçınılmaz olarak konuya ilgi gösterecektir. Sorunu siyasi amaçları için suiistimal etmek isteyen kimseler de çıkacaktır. Bunlar hayatın olağan akışının parçası. Ama bu tür zamanların manipülasyona, siyasi yönlendirmeye açık anlar olduğunu da akılda tutmakta yarar var, özellikle sosyal medya bu anlamda oldukça yıkıcı olabiliyor. Bu paragraftaki söylediklerim belki bugün çok bir şey ifade etmiyor olabilir ama ilerisi için düşünüldüğünde akılda tutmakta fayda var. Son söz: Hastalık kapar gibi güzellik de kapsaydık keşke.
Ekleme Tarihi: 15 Mart 2020 - Pazar

Üç Hastane Varken Neden Üçüncü Kata Tıkıldık?

Sonda söyleyeceklerimi başta söyleyip yazıma öyle devam edeyim…Söyleyeceklerimi yazıyı daha fazla uzatmamak adına direk söyleyeceğim. 

Çanakkale Sağlık İl Müdürlüğü, Corona Virüsü şüphesi olanlar için Devlet Hastanesinin üçüncü katını ayırmış burayı enfeksiyon servisine çevirmiştir.  Hasta ziyaretiyle ilgili olarak çeşitli kısıtlamalar getirmiş. Muhakkak başka önemler de alınmıştır fakat sadece bu madde üzerine konuşmak isterim. 

En güvenli olması gereken hastane şu anda en güvensiz ve tehdide açık hale getirilmiştir! Bu bir mecburiyet olsa anlaşılabilir fakat elimizde Eski SSK Hastanesi, Askeri Hastane ve Kepez ÇOMÜ Hastanesi olmak üzere toplamda kullanılmayan üç hastane var… Bu denli riskli bir hastalığın kontrol edileceği birim neden hastanenin içinde hem de üçüncü katta konumlandırılır? Hastaların alnında virüslü yazmadığı için farkında olmadan bütün hastaneyi riskli alan ediyoruz! Hatırlatmakta fayda var kadın, çocuk, yaşlı herkes aynı hastanede hizmet alıyor. Çok basit birkaç düzenleme ile elimizdeki bu üç hastaneden uygun olanı enfeksiyon hastanesi haline getirilebilir ve gribal enfeksiyon türleri özetle virüs şüphesiyle doktora gelenler devlet hastanesi ve üniversite hastanesinde değil de belirlediğimiz hastanede muayene edilir ve ona göre işlem yapılır.  Böylelikle bu hastane tam teşekkülü olarak izole bir alan haline getirilmiş olur. Daha fazla bir şey söylemeye gerek yok sanırım. İlgililerin muhakkak mantıklı açıklamaları vardır ama bu söylediklerimi de bir düşünsünler isterim. Belki işin çok içinde oldukları için bazı şeyler göremiyorlardır. Allah yardımcıları olsun…

***

Malum salgın konusunda meselenin uzmanı olmadığım için konun teknik detaylarıyla ilgili atıp tutacak değilim. İlgili kurumların diğer ülkelerin deneyim ve deneyimsizliklerinden ders çıkartarak sorunu yönetmek amacıyla gerekli önlemleri alması uzun süredir hasretlik çektiğimiz toplumsal mutabakatı sağladı bu konuda emeği geçenlere sonsuz teşekkürler. 

Okulların kapatılması, futbol maçlarının ve diğer spor etkinliklerinin seyircisiz oynanmasına karar verilmesi, Cuma namazları hakkında açıklamalar yapılması, hastaların ve yakınlarının takip altına alınması ve uygulamadaki başarı bu mutabakatı sağladı. Ayrıca doğru ve yerinde bilgilendirmeyle toplumsal karmaşa çıkması önlendi. Bilim Kurulu güven aşıladı. Başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere Cumhurbaşkanlığı, YÖK, Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, belediyeler ve tabii ki diğer kuruluşlar süreci en iyi ve kriz yönetimi kuramına en uygun şekilde yönetti. 

[Bir an önce bitmesini ümit ettiğimiz bu kriz bittiğinde üzerine en fazla görev düşecek olan bakanlık sanırım Hazine ve Maliye Bakanlığı olacak. Bu krizin ekonomik boyutu devletin “babalık” etmesini mecbur kılan fedakarlıklarda bulunmasını gerektirecek. SSK, BAĞ-KUR ödemelerinin bu süreçte devlet tarafından karşılanması, vergilerin ve kredilerin ötelenmesi gibi birçok başlık Hazine ve Maliye Bakanlığının gündemi olacak. Ve umarım krizin yönetimi başladığı gibi sürecek, daha da önemlisi başka alanlardaki sorunlarımızın yönetimi için emsal oluşturacak. Güven erozyonu yaşanmayacak. Krizden çıkış toplumun tüm bireyleri için bir fırsata dönüştürülecek.]

Bana öyle geliyor ki üstümüze düşen sorumlulukları yerine getirirsek, Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı uyarıları dikkate alırsak, virüsün yayılmasını önleyebilir, sorunun kriz boyutlarına varmadan yönetilmesine yardımcı olabiliriz. Ne panik yapalım ne de tedbiri elden bırakalım. Bir de sorunu sömürmek isteyen fırsatçılara karşı dikkatli olalım! 

Genel manada sürecin seyri ve yönetilmesi sırasında mutlaka haklı veya haksız eleştiriler olacaktır. Muhatapları da kaçınılmaz olarak konuya ilgi gösterecektir. Sorunu siyasi amaçları için suiistimal etmek isteyen kimseler de çıkacaktır. Bunlar hayatın olağan akışının parçası. Ama bu tür zamanların manipülasyona, siyasi yönlendirmeye açık anlar olduğunu da akılda tutmakta yarar var, özellikle sosyal medya bu anlamda oldukça yıkıcı olabiliyor. Bu paragraftaki söylediklerim belki bugün çok bir şey ifade etmiyor olabilir ama ilerisi için düşünüldüğünde akılda tutmakta fayda var.

Son söz: Hastalık kapar gibi güzellik de kapsaydık keşke.

Yazıya ifade bırak !