Kerem İriç
Köşe Yazarı
Kerem İriç
 

Eyyy Ülgür Gökhan Allah'a Havale Etme, İş Yap!

Belediye meclisinde bütün meclis üyeleri oy birliği ile Çanakkale'nin haklarını ara, siyanürcülere karşı tek içme suyu kaynağımızı koru, yapılması gerekenleri yap diye arkasında durdukları Ülgür Gökhan işi Allah'a havale etti.1915'de Mustafa Kemal'in şöyle dediğini hayal edebiliyor musunuz? "biz ne yapsak da bu Anzaklar durmuyor. Onları Allah'a havale ediyorum. Allah bin türlü belalarını versin." Eğer böyle deseydi "Çanakkale geçilmez" sözü, silinmemecesine belleklere kazınır mıydı? Ama Ülgür başkan, işi Allah'a havale ederek aslında Atatürk'ü de iyi anlamadığını göstermiş oldu. Dahası Çanakkale'nin belediye başkanlığına layık olmadığını da anlatmış oldu.Sonuçta Belediye meclisindeki 3 partiye mensup üyeler de oy birliği ile Çanakkale'nin içme suyu kaynağını Allah'a havale etmiş oldu. Bir de hep beraber "Allah belalarını versin" dediler mi, artık içleri çok rahat olacaktır. Aslında Ülgür başkan işi burada bırakmasına da sevinmek lazım. Şovu o kadar çok seviyor ki, bir gütim dese çok eğlenceli olmaz mı? Siyanürcü Alamos'da işi bırakıp kaçar artık.Ama büyük Ülgür başkan, nedense bazı işleri Allah'a havale etmiyor. Bir süre önce ne demiştik? Ülgür başkan, Siyanürcü Alamos ile anlaştı şimdi işi şova dönüştürerek kulağının üstüne yatıyor.Siyanürcülere Dur Demek İçin İmza Kampanyası BaşlatıldıBu arada change.org adresinde “Çanakkale'nin içme suyu zehirlenmesin - Atikhisar altın madenine hayır!” başlığıyla bir imza kampanyası başlatıldı. Kampanyanın teslim edileceği kurumlar ise TC Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Alamos Gold Inc, TC Başbakanı Binali Yıldırım, TC Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan, TC Çanakkale Valiliği  olarak belirtildi. Kampanyanın duyurusunda ise şu bilgilere yer verildi;“Çanakkale'nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajını ve onun su havzasını tehdit eden madencilik faaliyetleri hız kesmiyor. Çanakkale merkeze bağlı Kirazlı Köyü yakınlarından Balaban Tepesi denilen bölgede Doğu Biga Madencilik tarafından ağaç kesimlerinin başladı.15 yıldır çalışmalarına hukuki engeller ve kamuoyu baskısı nedeniyle devam edemeyen Alamos Gold şirketi, sonunda çareyi yasadışı yöntemlere başvurmakta bulmuştur. Orman teşkilatı ve şirket birlikte Balaban çeşmesi ile Cazgırlar köyü arasındaki ormanlık ve çok değerli yaşam alanına iki koldan motorlu testere, traktör, kepçe ve kamyonlarla saldırmıştır. Bu sırada gizlice çok ciddi tahribatlar yapılmıştır. Orman katliamının duyumları alındığında, söz konusu felaket yerel yöneticiler, sivil toplum kuruluşları ve aktivistler tarafından fotoğraf ve kameralarla belgelenmiştir.Yerinde ölçüldüğü kadarıyla geniş bir orman alanında, hem güney, hem de kuzeyinden kesimlere başlanmıştır. Orman örtüsü sıyrıldıktan sonra büyük iş makineleri, patlayıcılar, toz, 26 bin ton siyanür, 40 bin ton zehirli ağır metaller (arsenik, cıva, kurşun, antimon, bizmut) ve toprak erozyonu bizleri beklemektedir. Çanakkale’deki maden arama faaliyetleri, kentin tek içme ve kullanma suyu kaynağı olan ve bugünlerde yaklaşık 15 milyon metreküp suyu bulunan Atikhisar Barajı’na geldi, dayandı… Atikhisar Barajı’nın başladığı yerde, su toplama havzasının üzerinde bulunan Kirazlı Köyü’ne yakın, Balaban Tepesi arka tarafındaki bölgede, Alamos Gold Şirketinin taşeronu olarak faaliyet yürüttüğü bilinen Doğu Biga Madencilik’in proje sahasındaki ormanlık alanda ağaç kesimleri başladı. Yılda 8 milyon suya ihtiyaç olduğu ifade edilen maden faaliyetleri öncesi gayrisıhhi müessese ruhsatı almadan ağaç kesimine başlanılmış olması ‘hukuksuz’ olarak değerlendiriliyor.”
Ekleme Tarihi: 23 Aralık 2017 - Cumartesi

Eyyy Ülgür Gökhan Allah'a Havale Etme, İş Yap!

Belediye meclisinde bütün meclis üyeleri oy birliği ile Çanakkale'nin haklarını ara, siyanürcülere karşı tek içme suyu kaynağımızı koru, yapılması gerekenleri yap diye arkasında durdukları Ülgür Gökhan işi Allah'a havale etti.

1915'de Mustafa Kemal'in şöyle dediğini hayal edebiliyor musunuz? "biz ne yapsak da bu Anzaklar durmuyor. Onları Allah'a havale ediyorum. Allah bin türlü belalarını versin." Eğer böyle deseydi "Çanakkale geçilmez" sözü, silinmemecesine belleklere kazınır mıydı? Ama Ülgür başkan, işi Allah'a havale ederek aslında Atatürk'ü de iyi anlamadığını göstermiş oldu. Dahası Çanakkale'nin belediye başkanlığına layık olmadığını da anlatmış oldu.

Sonuçta Belediye meclisindeki 3 partiye mensup üyeler de oy birliği ile Çanakkale'nin içme suyu kaynağını Allah'a havale etmiş oldu. Bir de hep beraber "Allah belalarını versin" dediler mi, artık içleri çok rahat olacaktır. Aslında Ülgür başkan işi burada bırakmasına da sevinmek lazım. Şovu o kadar çok seviyor ki, bir gün büyücüleri çağırıp Siyanürcü Alamos'a büyüler yaptırabilir, ya da Yeni Zelandalı Maori yerlilerini getirip Haka dansı da yaptırabilir. Hayal etsenize, en önde Ülgür başkan arkada Maoirler ve Ülgür Başşkan dilini çıkararak Siyanürcü Alamos'a böööö diye bağırıp sizi Allah'a ettim dese çok eğlenceli olmaz mı? Siyanürcü Alamos'da işi bırakıp kaçar artık.

Ama büyük Ülgür başkan, nedense bazı işleri Allah'a havale etmiyor. Bir süre önce ne demiştik? Ülgür başkan, Siyanürcü Alamos ile anlaştı şimdi işi şova dönüştürerek kulağının üstüne yatıyor.

Akçeli İşleri Nasıl Allah'a Havale Etmiyorsan…
Bu s
üreçten sonra iş Çanakkalelilere düştü demektir. 2019 seçimlerinde Siyanürcü Alamos ile anlaşan Ülgür başkanı göndermek ve haklarını koruyacak doğru insanı seçmek. Aslında CHP'de de bu arayış başladı bile. Ülgür başkanın yerine sözüne sadık, siyanürcülere yalandan beddua okumayacak, aldığı yetkileri doğru kullanmayı bilen ve Çanakkale'nin geleceğini savunacak birini aday yapacaklardır. Allahtan, CHP'liler işi Allah'a havale etmiyorlar ve Ülgür başkandan kurtulma yollarını arıyorlar.

O tarihe kadar, birinin başkana şunu hatırlatması gerekiyor. Oturduğun koltuk şov koltuğu değil. İşi Allah'a havale etme koltuğu değil. İş yapma koltuğu. İşi Allah'a havale edeceksen orada oturmana gerek yok tıpkı akçeli işleri nasıl Allah'a havale etmiyorsan, Çanakkale'nin tek içme suyu kaynağını da Allah'a havale edemezsin.

Siyanürcülere Dur Demek İçin İmza Kampanyası Başlatıldı

Bu arada change.org adresinde “Çanakkale'nin içme suyu zehirlenmesin - Atikhisar altın madenine hayır!” başlığıyla bir imza kampanyası başlatıldı. Kampanyanın teslim edileceği kurumlar ise TC Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Alamos Gold Inc, TC Başbakanı Binali Yıldırım, TC Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan, TC Çanakkale Valiliği  olarak belirtildi. Kampanyanın duyurusunda ise şu bilgilere yer verildi;

“Çanakkale'nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajını ve onun su havzasını tehdit eden madencilik faaliyetleri hız kesmiyor. Çanakkale merkeze bağlı Kirazlı Köyü yakınlarından Balaban Tepesi denilen bölgede Doğu Biga Madencilik tarafından ağaç kesimlerinin başladı.

15 yıldır çalışmalarına hukuki engeller ve kamuoyu baskısı nedeniyle devam edemeyen Alamos Gold şirketi, sonunda çareyi yasadışı yöntemlere başvurmakta bulmuştur. Orman teşkilatı ve şirket birlikte Balaban çeşmesi ile Cazgırlar köyü arasındaki ormanlık ve çok değerli yaşam alanına iki koldan motorlu testere, traktör, kepçe ve kamyonlarla saldırmıştır. Bu sırada gizlice çok ciddi tahribatlar yapılmıştır. Orman katliamının duyumları alındığında, söz konusu felaket yerel yöneticiler, sivil toplum kuruluşları ve aktivistler tarafından fotoğraf ve kameralarla belgelenmiştir.

Yerinde ölçüldüğü kadarıyla geniş bir orman alanında, hem güney, hem de kuzeyinden kesimlere başlanmıştır. Orman örtüsü sıyrıldıktan sonra büyük iş makineleri, patlayıcılar, toz, 26 bin ton siyanür, 40 bin ton zehirli ağır metaller (arsenik, cıva, kurşun, antimon, bizmut) ve toprak erozyonu bizleri beklemektedir.

Çanakkale’deki maden arama faaliyetleri, kentin tek içme ve kullanma suyu kaynağı olan ve bugünlerde yaklaşık 15 milyon metreküp suyu bulunan Atikhisar Barajı’na geldi, dayandı… Atikhisar Barajı’nın başladığı yerde, su toplama havzasının üzerinde bulunan Kirazlı Köyü’ne yakın, Balaban Tepesi arka tarafındaki bölgede, Alamos Gold Şirketinin taşeronu olarak faaliyet yürüttüğü bilinen Doğu Biga Madencilik’in proje sahasındaki ormanlık alanda ağaç kesimleri başladı. Yılda 8 milyon suya ihtiyaç olduğu ifade edilen maden faaliyetleri öncesi gayrisıhhi müessese ruhsatı almadan ağaç kesimine başlanılmış olması ‘hukuksuz’ olarak değerlendiriliyor.

Yazıya ifade bırak !