Kerem İriç
Köşe Yazarı
Kerem İriç
 

Bu CHP’lilere Sahip Çıkalım!

“Babasını emziren kadın” olarak bilinen “Cimon ve Pero” adlı tablonun müthiş bir hikayeyi resmeder. Barok tarzının önde gelen isimlerden Peter Paul Rubens‘in 1635’te yaptığı ve Cimon ile Pero’nun hikayesinin resmedildiği tablo, Rusya’nın St. Petersburg kentinin dünyaca ünlü Hermitage Müzesi’nde sergileniyor. Resimde elleri bağlanmış yaşlı bir mahkum ve onu emziren genç bir kadın görülmekte. Cimon (yaşlı adam) Judanizme inandığı gerekçesiyle ya da dönemin çarlık iktidarı tarafından bir şeyleri itiraf ettirmek üzere ya da bir yakını tarafından ispiyonlanmış ve zindan açlığına mahkum edilmiştir. Cimon’un o sıralarda daha yeni doğum yapan kızı Pero her gün babasını görmeye gider. İlk günler aklına gelmese de sonraki günlerde babasının hayatını kurtaracak yolu bulur. Bebeğiyle zindana giden Pero, babasının yanına yiyecek sokmanın yasak olması nedeniyle başında dikilen gardiyanlardan çocuğunu emzirmek için izin ister. Gardiyanlar ona müsaade eder, dışarı çıkarlar. Pero, karşısında bitkin olan babasına işaret eder, öteki göğsüne babası yaklaşır ve emer. Babasını ölümden kurtarmak için kendi sütüyle emzirir Pero. Fakat gardiyanlardan biri yapılan bu fedakarlık karşısında çaresiz olur ve bu durumu yetkililere anlatır. Yetkililer Cimon’u serbest bırakır. Babasının omzunu şefkatle kavrayışı, güçlü duruşu ve cesareti yansıtmış. Babanın, kızının memesini emerken yüzünde oluşan o çaresizliğini, vücut dili ile kabullenişini müthiş yansıtmış ressam. Nasıl bakarsanız o’sunuz.. Ne okursanız o’sunuz.. Ne anlarsanız o'sunuz.. Bakış açımız bizi anlatır, baktığımız şeyi değil. Bu tablo baktığın ile gördüğün şey aynı değildire müthiş bir örnek.. Sanatın gücü işte budur.  Yukarda ki tablonun dinde ki karşılığı “zaruret” halidir ve normal zamanda ensest olarak kabul edilen bu hal, zaruret hali olarak görülür. Bu tablonun hikâyesini neden mi anlattım, buyurun izah edeyim.   CHP Merkez İlçe Başkanı Eczacı Ali Uyanık, CHP’li Çanakkale Belediyesine 35 bin liralık dezenfektan satmış. AK Parti belediye meclis grubu konuyu “yasal olabilir ama etik değil” diyerek gündeme getirdi. Haklılar da…  Fakat atladıkları bir şey var, zamanın ruhu! Pandeminin ilk zamanları maske, dezenfektan bulmak neredeyse imkansız. 1 lira olan maske 5 liraya, 10 lira olan dezenfektan 50 liraya çıkmış yani ürünler karaborsaya düşmüş. Çanakkale Belediyesi de harıl harıl bu ürünlerden arıyor. Eczacı Ali Uyanık da bir şekilde bu ürünlerden temin ediyor. Öyle 5 katı fiyatına da değil, normal zamanda ki fiyatıyla ürünleri belediyeye satıyor. Burada etik olmayan bir şey yok, burada siyasete malzeme edilecek bir durum yok. Aynı yukarda ki tablo örneğinde olduğu gibi “zaruret” hali söz konusudur. Bunun üzerine gitmek çok doğru olmasa gerek… O yüzden bu konuda CHP’lilere sahip çıkalım! Gelelim başka bir konuya  CHP Çanakkale İl Başkanı Metin Ümit Ural, koronavirüse yakalanan CHP'li meclis üyesi İsmail Gürses'in karantinada olduğunu belirten paylaşımına “Geçmiş olsun, umarım meclise taşınmıştır.” yorumu yaptı. Hemen herkes bu yoruma en üst perdeden tepki gösterdi, göstermeleri de gerekir zaten. Böyle bir şeyin kabul edilmesi mümkün değil!  Fakat atladığımız bir şey, Ural çok kısa bir süre sonra yorumunu düzeltti ve dedi ki; “Geçmiş olsun, umarım meclise taşınmamıştır. (Yazım hatası olduğunu gördüm, yazının akışı umarım meclise taşınmamıştırı gerektiriyor zaten, otomatik hızlı yazım hatası için özür dilerim.)” Bu dakikadan sonra konun üzerine konuşmanın bir anlamı yok. Ural’ın yaptığı hatayı hangimiz yapmıyoruz ki? Dijital çağda böyle şeyler hemen her gün başımıza geliyorken bu konun üzerine bu denli gitmenin doğru olmadığını düşünüyorum. Yarın bizim başımıza da böyle bir şey gelir, aynı şeylere maruz kalır mıyız bilemem ama kalırsak üzülürüz. O yüzden bu konuda CHP’lilere sahip çıkalım!  Bir şey daha… Türlü gerekçelerle mahallemizi değiştirebiliriz, kendimizi ait hissetmediğimiz bir hareketin içinde olmak istemeyebiliriz. Bunlar hayatın olağan akışı içinde oldukça normal işlerdir. Fakat bu işleri yaparken dikkat etmemiz gereken bazı insani değerler, ilkeler var.  “İyi insan olmanın ölçülerinden biri de ayrılık esnasında ve sonrasında ortaya koyduğumuz tavır, sergilediğimiz duruştur. İnsan insanın emanetidir. Yolculuk esnasında yaşananlar, yollar ayrıldıktan sonra ifşa edilemez. Ayrıldığımız insanla ilgili sözlerimiz, onu değil, evvela bizi ele verir. Mahremiyetin, yani gördüklerimiz ve yaşadıklarımızın bizde kalması gerekir. Bu, şahsiyetimiz hakkında önemli bir delildir.”
Ekleme Tarihi: 22 Nisan 2021 - Perşembe

Bu CHP’lilere Sahip Çıkalım!

“Babasını emziren kadın” olarak bilinen “Cimon ve Pero” adlı tablonun müthiş bir hikayeyi resmeder. Barok tarzının önde gelen isimlerden Peter Paul Rubens‘in 1635’te yaptığı ve Cimon ile Pero’nun hikayesinin resmedildiği tablo, Rusya’nın St. Petersburg kentinin dünyaca ünlü Hermitage Müzesi’nde sergileniyor.

Resimde elleri bağlanmış yaşlı bir mahkum ve onu emziren genç bir kadın görülmekte. Cimon (yaşlı adam) Judanizme inandığı gerekçesiyle ya da dönemin çarlık iktidarı tarafından bir şeyleri itiraf ettirmek üzere ya da bir yakını tarafından ispiyonlanmış ve zindan açlığına mahkum edilmiştir.
Cimon’un o sıralarda daha yeni doğum yapan kızı Pero her gün babasını görmeye gider. İlk günler aklına gelmese de sonraki günlerde babasının hayatını kurtaracak yolu bulur.
Bebeğiyle zindana giden Pero, babasının yanına yiyecek sokmanın yasak olması nedeniyle başında dikilen gardiyanlardan çocuğunu emzirmek için izin ister. Gardiyanlar ona müsaade eder, dışarı çıkarlar. Pero, karşısında bitkin olan babasına işaret eder, öteki göğsüne babası yaklaşır ve emer. Babasını ölümden kurtarmak için kendi sütüyle emzirir Pero.
Fakat gardiyanlardan biri yapılan bu fedakarlık karşısında çaresiz olur ve bu durumu yetkililere anlatır. Yetkililer Cimon’u serbest bırakır.
Babasının omzunu şefkatle kavrayışı, güçlü duruşu ve cesareti yansıtmış. Babanın, kızının memesini emerken yüzünde oluşan o çaresizliğini, vücut dili ile kabullenişini müthiş yansıtmış ressam.
Nasıl bakarsanız o’sunuz.. Ne okursanız o’sunuz..
Ne anlarsanız o'sunuz.. Bakış açımız bizi anlatır, baktığımız şeyi değil. Bu tablo baktığın ile gördüğün şey aynı değildire müthiş bir örnek.. Sanatın gücü işte budur. 

Yukarda ki tablonun dinde ki karşılığı “zaruret” halidir ve normal zamanda ensest olarak kabul edilen bu hal, zaruret hali olarak görülür.

Bu tablonun hikâyesini neden mi anlattım, buyurun izah edeyim.  

CHP Merkez İlçe Başkanı Eczacı Ali Uyanık, CHP’li Çanakkale Belediyesine 35 bin liralık dezenfektan satmış. AK Parti belediye meclis grubu konuyu “yasal olabilir ama etik değil” diyerek gündeme getirdi. Haklılar da… 

Fakat atladıkları bir şey var, zamanın ruhu!

Pandeminin ilk zamanları maske, dezenfektan bulmak neredeyse imkansız. 1 lira olan maske 5 liraya, 10 lira olan dezenfektan 50 liraya çıkmış yani ürünler karaborsaya düşmüş. Çanakkale Belediyesi de harıl harıl bu ürünlerden arıyor. Eczacı Ali Uyanık da bir şekilde bu ürünlerden temin ediyor. Öyle 5 katı fiyatına da değil, normal zamanda ki fiyatıyla ürünleri belediyeye satıyor. Burada etik olmayan bir şey yok, burada siyasete malzeme edilecek bir durum yok. Aynı yukarda ki tablo örneğinde olduğu gibi “zaruret” hali söz konusudur. Bunun üzerine gitmek çok doğru olmasa gerek… O yüzden bu konuda CHP’lilere sahip çıkalım!

Gelelim başka bir konuya 

CHP Çanakkale İl Başkanı Metin Ümit Ural, koronavirüse yakalanan CHP'li meclis üyesi İsmail Gürses'in karantinada olduğunu belirten paylaşımına “Geçmiş olsun, umarım meclise taşınmıştır.” yorumu yaptı. Hemen herkes bu yoruma en üst perdeden tepki gösterdi, göstermeleri de gerekir zaten. Böyle bir şeyin kabul edilmesi mümkün değil! 

Fakat atladığımız bir şey, Ural çok kısa bir süre sonra yorumunu düzeltti ve dedi ki; “Geçmiş olsun, umarım meclise taşınmamıştır. (Yazım hatası olduğunu gördüm, yazının akışı umarım meclise taşınmamıştırı gerektiriyor zaten, otomatik hızlı yazım hatası için özür dilerim.)”

Bu dakikadan sonra konun üzerine konuşmanın bir anlamı yok. Ural’ın yaptığı hatayı hangimiz yapmıyoruz ki? Dijital çağda böyle şeyler hemen her gün başımıza geliyorken bu konun üzerine bu denli gitmenin doğru olmadığını düşünüyorum. Yarın bizim başımıza da böyle bir şey gelir, aynı şeylere maruz kalır mıyız bilemem ama kalırsak üzülürüz. O yüzden bu konuda CHP’lilere sahip çıkalım! 

Bir şey daha…

Türlü gerekçelerle mahallemizi değiştirebiliriz, kendimizi ait hissetmediğimiz bir hareketin içinde olmak istemeyebiliriz. Bunlar hayatın olağan akışı içinde oldukça normal işlerdir. Fakat bu işleri yaparken dikkat etmemiz gereken bazı insani değerler, ilkeler var. 

“İyi insan olmanın ölçülerinden biri de ayrılık esnasında ve sonrasında ortaya koyduğumuz tavır, sergilediğimiz duruştur. İnsan insanın emanetidir. Yolculuk esnasında yaşananlar, yollar ayrıldıktan sonra ifşa edilemez. Ayrıldığımız insanla ilgili sözlerimiz, onu değil, evvela bizi ele verir. Mahremiyetin, yani gördüklerimiz ve yaşadıklarımızın bizde kalması gerekir. Bu, şahsiyetimiz hakkında önemli bir delildir.”

Yazıya ifade bırak !