▶️ tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır.
Yazan: Kerem İriç
Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, göreve gelişinin ikinci yıl dönümü vesilesiyle “Yaşadığımız Şehir” adını verdiği, yaklaşık 2,5 saat süren devasa bir lansmanla karşımıza çıktı. Salona girdiğinizde karşılaştığınız manzara şuydu: Işık oyunları, özenle kurgulanmış videolar, her karesi profesyonelce çalışılmış sunumlar... Ancak o salondaki steril hava ile sokağın tozu, trafiğin çilesi ve vatandaşın gerçeği arasındaki uçurum, bir kez daha o kadim soruyu akıllara getirdi: Biz gerçekten aynı şehirde mi yaşıyoruz?
Sayın Erkek konuşmasına aidiyet duygusundan, peynir helvasından, Hero ile Leandros’un aşkından bahsederek romantizm dozu yüksek bir giriş yaptı. Lakin bu kentin insanı kordonda canlı balık almanın romantizmiyle değil, o kordona ulaşmaya çalışırken girdiği trafik labirentiyle boğuşuyor. Somut olmayan kültürel miras elbette kıymetlidir; ama somut olan, her gün üzerine bastığımız bozuk kaldırımlar ve plansız büyümenin getirdiği estetik yoksunluğu ne olacak?
“Görünmeyen Yatırımlar” mı, Göz Boyamak mı?
Lansman boyunca en büyük sığınak “görünmeyen yatırımlar” yani yerin altına gömülen paralar oldu. Sayın Başkan altyapıyla övünüyor ama gerçek şu: Yapılanlar devede kulak, işin yüzde ellisinden fazlası hala öylece duruyor! Özellikle arıtma sistemi meselesini "yeni bir zafer" gibi sunmak, tam anlamıyla göz boyamaktır. Herkes biliyor ki bu proje, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılıp belediyeye teslim edilen, parasının da 30 yıla yayılarak ödendiği bir önceki dönemin işidir. Bunu evirip çevirip "biz yaptık" diye pazarlamak, vatandaşın hafızasını yok saymaktır.
Doğruya doğru; "Mor Şebeke" projesiyle atık suların yeniden kullanılacak olması ve bunun için 700 bin Euro hibe desteği alınması takdir edilecek bir iştir. Ancak bu başarı, yönetimin beceriksizliğini başka bir noktada deşifre ediyor: Demek ki istenince hibe ve finansman bulunabiliyormuş! Peki, atık su için hibe bulan bu yönetim, neden belediye araç alımlarında "tembellik" etti? Mersin Büyükşehir Belediyesi AB fonlarıyla 17 elektrikli otobüsü hibe alırken, biz neden taşınmazlarımızı satarak fosil yakıtlı araç alma derdine düştük? Belediye meclisinde yankılanan "Tembel olmayın, çalışkan olun!" sesleri hala kulaklarımızdayken, çevre kirliliği yaratan bu vizyonsuzluğu başarı diye yutturamazsınız.
İnsanların Aklıyla Dalga Geçmektir!
Hele bir "Yol ve Kaldırım Seferberliği" söylemi var ki, bu doğrudan insanların aklıyla dalga geçmektir. Sayın Başkan ve Meclis Üyelerine açık çağrımdır: Yarın birer bebek arabası alıp Çanakkale sokaklarına çıksınlar. O "seferberlik" ilan ettiğiniz kaldırımlarda 200 metre yürüyebilirlerse ben bu kalemi kıracağım! İşgal altındaki kaldırımlarda yürümek imkansızken, bu durumu hizmet diye pazarlamak samimiyetsizliktir.
Trafik ve otopark meselesinde ise iki yıldır bir arpa boyu yol alınamadı. Seçim zamanı "Çarşıyı komple trafiğe kapatacağız", "Atatürk ve Troya caddelerini tek yöne çevireceğiz" diye ballandıra ballandıra anlatılan o projeler nerede? Bu sunumda da sadece "yapacağız" denildi. Basit bir düzenleme kararı alıp o irade neden gösterilemiyor? Sadece merkezde değil; bugün Tekzen bölgesinde, Esenler’de araç park edecek yer yok. Tekzen’de o yüksek katlı binalara ruhsatları dağıtırken, binaların altına otopark zorunluluğunu neden getirmediniz? Şimdi bölgeye gittiğinizde otopark bulma imkanınız sıfır. Üstelik bu devasa soruna karşı "250 araçlık otopark yaptık" diye övünmek, sorunla yüzleşmek değil, halkla alay etmektir.
Aynı vizyonsuzluk Cumhuriyet Meydanı’nda da yaşandı. Basit bir meydan düzenlemesini 3 aya yayıp esnafı ve vatandaşı perişan ettiniz. 18 Mart’ta gelen binlerce insan o kirliliği gördü. "Proje yapıyoruz" diyorsunuz; ne projesi? Altı üstü bir düzenleme! Peki, o meydanın altına neden dev bir otopark yapmadınız? Göz boyamak için sadece üstünü makyajlamakbu şehrin hangi derdine derman oldu?
Vizyon Belgesi Değil, Memurlar Matinesi!
Gelelim lansmanın asıl can alıcı kısmına... Bu lansman Allah aşkına kimin için yapıldı? Salondaki kalabalığa baktığımızda, vatandaşın ilgi göstermediğini gördük; çünkü halk artık "hikaye" anlatılacağını biliyor. Oysa o afişe "Bir müjdemiz var, Cuma Pazarı projesine 1 Haziran'da başlıyoruz" deselerdi, tüm Çanakkale şu anda bunu konuşuyor olurdu. Etrafınızdan bir tek kişi bu lansmandan bahsetti mi? Hayır.
Salonda halktan ziyade belediye çalışanlarının, meclis üyelerinin ve bizzat yönetimin "ekip arkadaşlarının" oluşturduğu steril bir kitle gördük. Salonda vatandaşı aradık ama bulamadık! Kendi memurlarınızın alkışlarıyla süslenen bu tablo, aslında yönetimin halktan kopuk bir şekilde kendi kendine ayna tutmasından başka bir şey değildir. Vatandaşın yer almadığı, sadece sosyal medyadan "Ne yapılmış ki?" diye sitem ettiği bir toplantı, vizyon belgesi değil ancak bir "memurlar matinesi" tadında kalır.
2,5 saatlik o devasa sunumda, keşke sadece 15 dakikalık bir sokak röportajına yer verilseydi. Gerçekten cesaret edip vatandaşa "Sizin ilk üç sorununuz nedir?" diye sorsaydınız; emin olun kimse o pırıltılı videolardaki "somut olmayan miraslardan" bahsetmeyecekti. Herkes trafiği, otoparkı, ulaşımın ve suyun pahalılığı ve hizmet yetersizliğini haykıracaktı. Yapılan işler var, evet; ama çoğu "hikaye" anlatmaktan öteye geçmiyor. Halkın doğrudan hayatına dokunan, "İşte bu kronik sorunumuzu çözdüler" diyebileceği tek bir somut iş neden ortada yok?
Mali Başarı mı, Mazeret Belediyeciliği mi?
Mali tabloya dair çizilen tablo ise tam bir çelişkiler yumağı. Sayın Erkek, belediyenin SGK ve vergi dairesine kuruş borcu olmadığını, 3 milyar liranın üzerindeki bütçeyi başarıyla yönettiklerini gururla anlattı. Madem bu kadar borçsuzuz, madem bu kadar güçlü bir mali yapıya sahibiz; o halde neden Çanakkale hâlâ bir fuar merkezinden yoksun? Neden bu kadar zengin bir belediye, yıllardır rezilliği bitmeyen o Cuma Pazarı'nı modernize edemiyor? Madem bu kadar büyük yatırımlar yapabiliorsunuz, Cuma Pazarı'ndaki o derme çatma görüntüyü neden düzeltmiyorsunuz? Bunun mantıklı bir açıklaması var mı?
Üstelik her sıkıştığınızda, 55 yıl önce yapılan barajın parasının İller Bankası payından kesilmesini bahane ediyorsunuz. Yarım asırlık bir borcun arkasına sığınmak, vizyoner olduğunu iddia eden bir yönetim anlayışıyla ne kadar bağdaşıyor? Halk sizden mazeret değil, o 3 milyar liralık bütçenin sokağa yansımasını bekliyor.
Sonuç olarak; Sayın Erkek’in anlattığı Çanakkale ile bizim her gün içinde yaşadığımız Çanakkale arasında dağlar kadar fark var. Makamdan bakıldığında şehir şahane görünüyor olabilir ama sokaktaki gerçek; trafik çilesi, otopark krizi ve vizyonsuzluktur. Artık ışıltılı videoları ve kendi personelinizin alkışlarını bir kenara bırakıp gerçeklerle, yani bizim yaşadığımız o yorgun şehirle yüzleşme vaktiniz gelmedi mi?