Kerem İriç
Köşe Yazarı
Kerem İriç
 

AK Partide Abdurrahman Kuzu’nun Nezaketi, Aparatların Gürültüsü

▶️ tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır.  Yazan Kerem İriç AK Parti Çanakkale İl Başkanı Abdurrahman Kuzu’nun, teşkilatta yenilenme ve yeni bir çalışma kadrosu kurma amacıyla 6 ilçe başkanının istifasını talep etmesi ve ardından yaşanan “rest çekme” tartışmaları üzerine bu analizi kaleme alıyorum. Siyasetin geçici gürültüsü içinde, savrulup gidenlere ayna tutacak, kalıcı ve haysiyetli bir duruşun manifestosu niteliğindeki şu ilkeyi en başa yazalım: “Daha dün aynı sofrayı paylaştığınız, aynı idealler için omuz omuza verdiğiniz kimseler; örgütlü bir manipülasyonun çarkına girdikleri an, rasyonel kimliklerinden sıyrılıp birer yobaz fanatiğe dönüşebilirler. Bu noktada ferasetini yitirenler, artık kendi iradeleriyle değil, daha önceki örneklerde olduğu gibi iftira siyasetinin kullanışlı birer aparatı olarak hareket etmeye başlarlar. Hakikati değil, yalnızca önüne atılanı tüketen ve başkalarının kirli ajandalarında birer aparat haline gelmiş bu kimseler karşısında; sarsılmaz bir ferasetle emaneti sahiplenmek ve onuru bir sancak gibi taşımak, bugün her zamankinden daha çetin ama bir o kadar da haysiyetli bir sorumluluktur.” Beyaz Kireç ve Eski Hesaplar AK Parti Çanakkale İl Başkanlığı’nda Abdurrahman Kuzu dönemi başladığında, İçişleri Bakan Yardımcısı Sayın Bülent Turan çok kritik bir cümle kurmuştu: “Birtakım yaşanmışlıkların üzerine beyaz kireç döktük.” Bu ifade; geçmişin tortularını temizlemek ve şehre hizmet için tertemiz bir sayfa açmak anlamına geliyordu. Ancak görüyoruz ki, o beyaz kirecin altında kalması gereken "eski hesaplar" ve "aparat siyaseti", bazıları tarafından ısrarla gün yüzüne çıkarılmaya çalışılıyor. İl Başkanı Abdurrahman Kuzu, yeni bir dönemin ve yeni bir heyecanın kapısını aralamak için kendi ekibini kurmak istiyor. Siyasetin alfabesinde "Herkes kendi kadrosuyla çalışır" kuralı yazar. Ancak ne hikmetse, düne kadar "dava" diyenler, bugün koltukları sarsılınca birer "direniş sembolüne" dönüşüveriyorlar. Bozcaada İlçe Başkanı Ünsal Yalım, siyasi ahlakın gereğini yaparak bayrağı teslim etme olgunluğunu gösterirken; diğer beş ilçe başkanının "rest çekme" tiyatrosu, aslında bir özgüven patlaması değil, açık bir irade ipoteğidir. Bu isimler maalesef, kendi özgür iradeleriyle değil, onları saha kenarından yanlış yönlendiren birilerinin stratejik piyonları olarak hareket ediyorlar. Başkalarının Hesabına Savaşan Aparatlar Abdurrahman Kuzu, bu süreci nezaketle ve "insan kırmadan" yönetmeye çalıştıkça, bu naifliği zayıflık sananlar büyük bir yanılgı içerisindeler. Arkadaki Genel Merkez iradesini ve bizzat Sayın Cumhurbaşkanı’nın sunduğu hareket alanını görmezden geliyorlar. Medyaya servis edilen bu “kaos” illüzyonları, siyasetin doğal ve kararlı akışı karşısında hiçbir hükmü olmayan beyhude birer gürültüdür. Gerçek şu: Önümüzdeki hafta o görevden almalar gerçekleştiğinde, bu isimler sadece koltuklarından olmayacaklar; aynı zamanda "başkalarının hesabına savaşan aparatlar" olarak siyaset tarihinin tozlu sayfalarında yerlerini alacaklar. Abdurrahman Kuzu’nun Yanında Durmak: İyi Bir İnsanla Yol Yürümektir Küçük hesapların, kişisel mobbinglerin ve "ben olmazsam olmaz" kibrinin Çanakkale’ye ne kaybettirdiğini son seçimlerde acı bir şekilde gördük. Belediyeler elden gitmiş, vekil sayısı bire düşmüş, teşkilat yorulmuş... Hal böyleyken; değişimi hedefleyene, sorumluluğu sırtlanmış olana direnç göstermek, aslında Çanakkale’nin kendisine direnç göstermektir. Siyasetten gelen, siyasetle gitmeyi bilmelidir. Kendi hırsları uğruna teşkilat mensuplarını birer "aparat" gibi sahaya sürenlerin devri çoktan kapanmıştır. Bugün Abdurrahman Kuzu’nun yanında durmak; sadece bir kişiye destek vermek değil; kibri değil nezaketi, hırsı değil hakikati temsil eden iyi bir insanla yol yürümektir. Bu, Sayın Cumhurbaşkanına olan vefa borcunu omuz omuza ödeme iradesidir. Son söz: Biliyoruz ki, nereye makam ve dünyalık girerse, oraya düşmanlık ve kıskançlık da girer. Kim neyi ihtirasla istiyorsa bilsin ki; o şey onun bu dünyadaki imtihanı olur. Makam, para ya da o her ne ise…
Ekleme Tarihi: 11 Nisan 2026 -Cumartesi

AK Partide Abdurrahman Kuzu’nun Nezaketi, Aparatların Gürültüsü

▶️ tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır. 

Yazan Kerem İriç

AK Parti Çanakkale İl Başkanı Abdurrahman Kuzu’nun, teşkilatta yenilenme ve yeni bir çalışma kadrosu kurma amacıyla 6 ilçe başkanının istifasını talep etmesi ve ardından yaşanan “rest çekme” tartışmaları üzerine bu analizi kaleme alıyorum.

Siyasetin geçici gürültüsü içinde, savrulup gidenlere ayna tutacak, kalıcı ve haysiyetli bir duruşun manifestosu niteliğindeki şu ilkeyi en başa yazalım:

“Daha dün aynı sofrayı paylaştığınız, aynı idealler için omuz omuza verdiğiniz kimseler; örgütlü bir manipülasyonun çarkına girdikleri an, rasyonel kimliklerinden sıyrılıp birer yobaz fanatiğe dönüşebilirler. Bu noktada ferasetini yitirenler, artık kendi iradeleriyle değil, daha önceki örneklerde olduğu gibi iftira siyasetinin kullanışlı birer aparatı olarak hareket etmeye başlarlar. Hakikati değil, yalnızca önüne atılanı tüketen ve başkalarının kirli ajandalarında birer aparat haline gelmiş bu kimseler karşısında; sarsılmaz bir ferasetle emaneti sahiplenmek ve onuru bir sancak gibi taşımak, bugün her zamankinden daha çetin ama bir o kadar da haysiyetli bir sorumluluktur.”

Beyaz Kireç ve Eski Hesaplar

AK Parti Çanakkale İl Başkanlığı’nda Abdurrahman Kuzu dönemi başladığında, İçişleri Bakan Yardımcısı Sayın Bülent Turan çok kritik bir cümle kurmuştu: “Birtakım yaşanmışlıkların üzerine beyaz kireç döktük.” Bu ifade; geçmişin tortularını temizlemek ve şehre hizmet için tertemiz bir sayfa açmak anlamına geliyordu. Ancak görüyoruz ki, o beyaz kirecin altında kalması gereken "eski hesaplar" ve "aparat siyaseti", bazıları tarafından ısrarla gün yüzüne çıkarılmaya çalışılıyor.

İl Başkanı Abdurrahman Kuzu, yeni bir dönemin ve yeni bir heyecanın kapısını aralamak için kendi ekibini kurmak istiyor. Siyasetin alfabesinde "Herkes kendi kadrosuyla çalışır" kuralı yazar. Ancak ne hikmetse, düne kadar "dava" diyenler, bugün koltukları sarsılınca birer "direniş sembolüne" dönüşüveriyorlar. Bozcaada İlçe Başkanı Ünsal Yalım, siyasi ahlakın gereğini yaparak bayrağı teslim etme olgunluğunu gösterirken; diğer beş ilçe başkanının "rest çekme" tiyatrosu, aslında bir özgüven patlaması değil, açık bir irade ipoteğidir. Bu isimler maalesef, kendi özgür iradeleriyle değil, onları saha kenarından yanlış yönlendiren birilerinin stratejik piyonları olarak hareket ediyorlar.

Başkalarının Hesabına Savaşan Aparatlar

Abdurrahman Kuzu, bu süreci nezaketle ve "insan kırmadan" yönetmeye çalıştıkça, bu naifliği zayıflık sananlar büyük bir yanılgı içerisindeler. Arkadaki Genel Merkez iradesini ve bizzat Sayın Cumhurbaşkanı’nın sunduğu hareket alanını görmezden geliyorlar. Medyaya servis edilen bu “kaos” illüzyonları, siyasetin doğal ve kararlı akışı karşısında hiçbir hükmü olmayan beyhude birer gürültüdür. Gerçek şu: Önümüzdeki hafta o görevden almalar gerçekleştiğinde, bu isimler sadece koltuklarından olmayacaklar; aynı zamanda "başkalarının hesabına savaşan aparatlar" olarak siyaset tarihinin tozlu sayfalarında yerlerini alacaklar.

Abdurrahman Kuzu’nun Yanında Durmak: İyi Bir İnsanla Yol Yürümektir

Küçük hesapların, kişisel mobbinglerin ve "ben olmazsam olmaz" kibrinin Çanakkale’ye ne kaybettirdiğini son seçimlerde acı bir şekilde gördük. Belediyeler elden gitmiş, vekil sayısı bire düşmüş, teşkilat yorulmuş... Hal böyleyken; değişimi hedefleyene, sorumluluğu sırtlanmış olana direnç göstermek, aslında Çanakkale’nin kendisine direnç göstermektir.

Siyasetten gelen, siyasetle gitmeyi bilmelidir. Kendi hırsları uğruna teşkilat mensuplarını birer "aparat" gibi sahaya sürenlerin devri çoktan kapanmıştır. Bugün Abdurrahman Kuzu’nun yanında durmak; sadece bir kişiye destek vermek değil; kibri değil nezaketi, hırsı değil hakikati temsil eden iyi bir insanla yol yürümektir. Bu, Sayın Cumhurbaşkanına olan vefa borcunu omuz omuza ödeme iradesidir.

Son söz: Biliyoruz ki, nereye makam ve dünyalık girerse, oraya düşmanlık ve kıskançlık da girer. Kim neyi ihtirasla istiyorsa bilsin ki; o şey onun bu dünyadaki imtihanı olur. Makam, para ya da o her ne ise…

Yazıya ifade bırak !