İYİ Parti Çanakkale teşkilatında sular durulmuyor; aksine, bilinçli bir tercihle daha da bulandırılıyor. Bugün “Sorun ne?” diye soranlara verilecek cevap artık çok net: Bu yaşananlar basit bir iç çekişme değil, Ankara destekli bir tasfiye sürecidir.
Ankara’nın Tercihi: “Kırmızı Plaka”nın Mesajı
Önce şu gerçeği kabul edelim: İYİ Parti Genel Merkezi, Çanakkale’deki krizi bilmiyor değil. Burak Kunt ve ekibinin itirazları, istifalar, kongrelerdeki boş koltuklar, sahadaki erime… Hepsi Ankara’nın masasına gitti.
Peki sonuç ne oldu?
Genel Merkez, yaşanan tüm bu tabloya rağmen tercihini net bir şekilde ortaya koydu ve Milletvekili Rıdvan Uz’u TBMM Divan Kâtip Üyeliği ile ödüllendirdi. Bu görevle birlikte tahsis edilen kırmızı plakalı makam aracı, genişleyen meclis odası ve artan protokol gücü bir bütün olarak okunduğunda verilen mesaj çok açık:
“Çanakkale’de teşkilat ne derse desin, bizim muhatabımız Rıdvan Uz’dur.”
Ankara, yereldeki kan kaybına rağmen sistemi korumayı, milletvekilini tahkim etmeyi seçmiştir. Rıdvan Uz’un bu güçle yerelde daha sert bir siyaset yürütmesi de bu tercihin doğal sonucudur.
Pragmatizmin Ustası, Rıdvan Uz
Burada Rıdvan Uz’un siyasi karakterini de iyi okumak gerekir. Rıdvan Uz, siyasi kariyeri boyunca “pragmatik” manevralarıyla bilinen bir isimdir. Kendisini var eden Meral Akşener’in Akşener düştükten sonra İYİ Parti binalarından fotoğraflarının kaldırılmasını talep edebilecek kadar şartlara göre pozisyon alabilen bir figürdür. Geçmişte MHP sürecinde Belediye seçimlerinde aldığı aksiyonla AK Parti seçimi kazanabilecekken Ülgür Gökhan’ın önünü açmış, Müsavat Dervişoğlu ile arası bozukken bugün onun yanında saf tutmuştur. Uz için siyaset çoğu zaman “dün dündür, bugün bugündür” anlayışıyla şekillenir.
“Siz Artık Yoksunuz” Mesajı: O Ziyaret
Bu sürecin en somut, en görünür ve en çarpıcı ilanı ise geçtiğimiz günlerde yaşandı. Milletvekili Rıdvan Uz, Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek’i ziyaret etti.
Siyasi nezaket ve teamül şunu gerektirir: Bir partinin milletvekili, belediye başkanını ziyaret ederken yanında o belediyenin meclis üyeleri de olur.
Fotoğrafta kimler vardı?
Rıdvan Uz, İl Başkanı, yönetimi ve partinin tek İl Genel Meclis Üyesi.
Kimler yoktu?
İYİ Parti’nin Çanakkale Belediyesi Meclis Üyeleri. Yani Burak Kunt’un ekibi.
Bu bir unutkanlık ya da organizasyon hatası değildir. Bu kare, açık bir siyasi mesajdır:
“Siz artık yoksunuz. Bizim için hükmünüz kalmadı.”
Muharrem Erkek’in makamında verilen bu fotoğraf, köprülerin sadece atılmadığını, aynı zamanda yakıldığını da göstermektedir.
“Umut” Söylemi, Sahadaki Çöküş
Rıdvan Uz, tüm bu tabloya rağmen kongre süreçlerini “umut olma mücadelesi” olarak tanımlıyor. Ancak sahadaki rakamlar bambaşka bir hikâye anlatıyor:
Gelibolu: 11 kişi, Ezine: 14 kişi, Ayvacık: 12 kişi, Merkez: 435 delegeden sadece 121’i sandığa gitti
Sadece rakamlar değil, isimler de gidiyor.
İl Başkan adayı Ahmet Uslu sert açıklamalarla partiden istifa etti. Kepez Belediye Başkan adayı Didem Güner AK Parti’ye geçti. Ve son olarak, bu bitmek bilmeyen kavga ortamından yorulan Belediye Meclis Üyesi Kerem Özer istifa ederek bağımsız kalmayı tercih etti.
Bu tablo, bir partinin büyümesini değil, daralmasını ve içe çöküşünü anlatıyor.
Sadece Rıdvan Uz mu Sorumlu?
Elbette hayır. Eğri oturup doğru konuşalım: Burak Kunt ve ekibi de bu sürecin tamamen dışında, hatasız bir yerde durmuyor. Siyaset, uzlaşı sanatıdır.
Genel Merkez, krizin başında Burak Kunt’a GİK üyeliği gibi formüller sundu. Kunt, “al-ver ilişkisine girmemek” adına bunu reddetti. Bu duruş ahlaki olarak takdire şayan olabilir; ancak siyasetin gerçek dünyasında bazen “eyvallah” demeyi bilmemek, çözüm kapılarını tamamen kapatır. Belki de genel başkan bir denge kurmak istedi eğer Kunt, genel merkezde teklif edilen görevlerden birini kabul etseydi kurulan bir güç dengesi ortaya çıkacaktı ve Uz’a bir sınır çizilmiş olacaktı.
İki tarafın da geri adım atmaması, bugün gelinen bu sert ve kırıcı tıkanmayı doğurmuştur.
Travmayı Bitirin, Yeni Bir Yol Açın
Psikolojide basit bir kural vardır, Travmayı bitirin! Çünkü travma bitirilmediğinde sinir sistemi sürekli "savaş ya da kaç" modunda kalır ve kişiyi savunma mekanizmalarına hapseder. Zihin, yarım kalmış meseleyi çözme umuduyla benzer toksik senaryoları ve insanları hayatına tekrar tekrar çeker. Geçmişin yükü boşaltılmadıkça, kişi yeni deneyimlere sağlıklı tepkiler veremez ve her tetikleyicide aynı eski sorunlu sarmalına geri döner.
Gelinen noktada, Belediye Meclis Üyeleri için İYİ Parti çatısı altında siyaset yapma zemini, o “ziyaret fotoğrafıyla” fiilen ortadan kalkmıştır. Sürekli yok sayılarak, baskı altında “tetikte” siyaset yapmak, siyasi bir işkencedir.
- AK Parti ve CHP, mevcut tablo içinde Kunt ekibi için gerçekçi limanlar görünmüyor.
- Rasyonel seçenek ise şudur: Benim kanaatim; Burak Kunt ve ekibinin ya bağımsız bir yol açması ya da kuruluş felsefesine daha yakın duran Anahtar Parti gibi bir hatta yönelerek bu travmayı bitirmesidir. (Bağımsız olması zordu çünkü orada şöyle bir teknik detay var bağımsız aday kendi belediye meclis üyelerini yazamıyor.)
NOT DÜŞÜYORUM
Buraya bir not düşüyorum: Sadece Çanakkale’de değil İYİ Partide neredeyse tüm şehirlerde aynı sorunlar var eğer bu anlayışla gidilirse, İYİ Parti ilk genel seçimde Türkiye’de Çanakkale’de milletvekili çıkaramaz. (Çanakkale’de yapılan bir ankete göre İYİ Parti şu anda vekil çıkaramıyor. Dahası, milletvekili seçimleri sonrası böyle bir tablo ortaya çıkması sonrası eldeki tek belediye olan Lapseki Belediyes başkanı Atilla Öztürk çok kısa bir süre içinde AK Partiye geçmesi kimse için sürpriz olmaz.)
Son söz:
Siyasette ve ticarette çoğu zaman haklı olan değil, güçlü olan kazanır. Teorik bilgelik değil, pratik bilgelik belirleyicidir. Kim galip gelirse, haklı da odur. Ahde vefa ise çoğu zaman zayıf olanın payına düşer.
Boşuna denmemiş:
Siyaset, kan dökülmeyen bir savaştır; savaş ise kan dökülen siyasettir.