▶️ tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır.
Yazan: Kerem İriç
Geçtiğimiz hafta sonu CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Çanakkale mitingi vardı. Siyasetin doğasında "gösteri" vardır, bunu biliyoruz. Bir genel başkan şehre gelir, otobüsler kalkar, meydanlar dolar... Gerçi bu organizasyonları başka partiler yaptığında hemen “bindirilmiş kıtalar” etiketi yapıştırılır, yapılan iş küçümsenirdi; ama neyse, bu işin doğasında var diyelim.
Ancak asıl "bu kadarına gerek var mıydı?" dedirten bir detay daha vardı: Ankara kodlu (0312) sabit hatlardan binlerce Çanakkalelinin cep telefonunun tek tek aranıp, Özgür Özel’in bant kaydıyla mitinge davet edilmesi. Bu aksiyona gerçekten gerek var mıydı? Şimdi bir anlığına iğneyi kendimize batıralım; aynı telefonu rakip bir siyasi parti yapsa, "kişisel verilerin gizliliği" ve "vatandaşın huzurunu bozma" başlıklarıyla yeri göğü inletmez miydiniz? Kendinize hak gördüğünüz bu yöntemi, başkası yaptığında "taciz" olarak niteleyeceğinizden adımız gibi eminiz.
Vaatler Köprüsü ve "Samimiyet" Testi
Mitingin en "çarpıcı" anı ise hiç kuşkusuz Özgür Özel’in "Çanakkale Köprüsü, Çanakkalelilere bedava olacak" vaadiydi. Teknik olarak yerleşik kontrolünün nasıl yapılacağı meçhul olan, popülizmin sınırlarını zorlayan bir vaat bu. Hatırlarsınız; bir zamanlar Kemal Kılıçdaroğlu "her çiftçiye bedava traktör" dediğinde, o dönem grup başkanvekili olan Özgür Özel’den "çarpıcı olsun diye söyledik" yanıtını almıştık.
Eğer niyet gerçekten halkın cebini düşünmekse; bugünden bir "samimiyet testi" yapmak mümkün değil mi? İktidar olunca köprüyü bedava yapacağını iddia edenlerin; bugün yönettikleri Çanakkale’de ulaşıma ve suya yapılan fahiş zamları görmezden gelmesi en hafif tabiriyle ironiktir. Öğrenci kartı cebinde olan gence otobüsü bedava yapamayanların, devasa bir köprüyü bedava yapma vaadi, ne yazık ki seçim atmosferinin o "paldır küldür" gürültüsünde kaybolup gitmeye mahkumdur. Bugün yönettikleri şehirlerde kendi vaatlerinin küçük bir örneğini bile hayata geçiremeyenlerin, yarın daha büyüğünü yapacağına dair topluma güven vermesi beklenemez.
Görünmeyen Hizmetler vs. Görünen Çileler
Belediye Başkanı Sayın Muharrem Erkek, mitingde "görünmeyen" hizmetlerini anlattı. Yerin altına döşenen 27 kilometre hattan, su depolarından, sıcak çorbalardan söz etti. Elbette altyapı önemlidir, ancak vatandaşın asıl görmek istediği, bu hizmetlerin hayatına nasıl dokunduğudur. Kürsüdeki pembe tablo ile aşağıdaki gündem çok farklıydı.
Sosyal medyadaki tepkilere bakınca tablo netleşiyor: Köstebek yuvasına dönmüş yollar, işgal edilmiş kaldırımlar, durakta 45 dakika beklenen otobüsler ve modernize edilemeyen Cuma Pazarı... Ve en önemlisi; deprem gerçeği kapımızda bir "zorunluluk" olarak beklerken, 25 yıldır bu şehri yönetenlerin Fevzipaşa’da ve Atatürk Mahallesi’nde tek bir güçlü kentsel dönüşüm hamlesi başlatamamış olması... Bir vatandaşın Özgür Özel’e sorduğu şu soruyu özellikle paylaşmak isterim: "Miting alanlarının yapay alkışından çıkıp, kamerasız ve filtresiz bir şekilde esnafa, öğrenciye ‘belediyeden memnun musunuz?’ diye sorabildiniz mi?"
Emirhan Şahbaz’a Bir Teşekkür Borçluyuz
Gelelim "görünmeyen" değil, "görünmesi gereken" önemli bir konuya... Eski hal binası arazisinin satış süreci, Çanakkale tarihine bir "şeffaflık dersi" olarak geçmiştir. Hatırlayın; bu araziye 73 Milyon TL bedel biçildiğinde, "Bu fiyat normal, daha fazlası etmez, itibar etmeyin" diyen bir belediye yönetimi vardı.
O gün, "Burada bir gariplik var, fiyat çok düşük" diyerek şerh düşen ve bu işin peşini bırakmayan İYİ Parti Belediye Meclis Üyesi Emirhan Şahbaz’a bu şehir olarak büyük bir teşekkür borçluyuz. Eğer Şahbaz’ın o dik duruşu olmasaydı, o arazi birilerinin cebine "ikram" edilmiş olacaktı. Peki ne oldu? O "daha fazla etmez" denilen yer, bugün tam 183 Milyon TL’ye satıldı. Aradaki fark tam 110 Milyon TL! Hangi "Sosyal Demokrat" belediyecilik anlayışı, halkın 110 milyon lirasının bir firmanın kasasında kalmasına göz yumabilirdi? 73 milyona "itibar edin" diyenlere bu tablo bir ders niteliğindedir.
Kimin Parasını, Kimin İçin Harcıyorsunuz?
Son olarak şunu hatırlatmakta fayda var: Para harcarken davranışlarımız, paranın kime ait olduğuna göre değişir. Kendi parasını kendisi için harcayan hem fiyata hem kaliteye bakar. Ancak başkasının parasını başkası için harcayan yönetimler, bazen ne fiyata ne de kaliteye dikkat eder hale geliyor.
Çanakkale artık boş nutuk ve "çarpıcı olsun diye" söylenen vaatler değil, somut hizmet ve gerçek şeffaflık bekliyor. Çünkü bu şehir, sloganların arkasına gizlenemeyecek kadar kıymetlidir.