Kerem İriç
Köşe Yazarı
Kerem İriç
 

Keşke Kahrolsun Demekle Kahrolsaydı

Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Yüksek sesle ve ellerimizde pankartla slogan attığımız vakit daha “etkili oluyor” uzun yıllardır yapılan bu… “Filistin Davasına” dair çok etkili yazılar yazılıyor, ağıtlar yakılıyor, gözyaşları dökülüyor. Lakin İsrail bir türlü kahrolmuyor, yıkılmıyor. İsrail'in kahrolması için, onları kahredecek işler yapmamız gerekiyor! Dünyanın gözleri önünde bir katliam yaşanıyor. Masum çocuklar, siviller öldürülüyor! Yaşananlar insanlık suçu… Fakat uluslararası insan hakları örgütleri ve kurumların sesi çıkmıyor… İsrail’in zulmüne dair söyleyecek çok şey var ve söyleniyor. Bunların üzerine ne söylersem eksik kalır…  Meseleyi başka bir boyutuyla paylaşmak isterim. Mahmud Abbas 87 yaşında.    Yaşı 30'un altında olan Filistinlilerin yüzde 70'i hayatlarında hiçbir seçime katılmadılar. Filistin Anayasası, her 4 yılda bir genel seçimlerin yapılmasını öngörürken İsrail işgali ve ablukası gerekçe gösterilerek 2006 yılından bu yana genel seçim yapılmadı. Bu tablo heyecanı yok etmiş durumda. Filistinli gençler kaybolmuş durumda. Kurumlar yok. Seçimler yok, demokrasi yok. Filistin kendi içinde paramparça halde; El-Fetih, Hamas, İslami Cihad Örgütü, bağımsızlar.  Nüfusun yüzde 70’i 30 yaşın altında olmasına rağmen yüksek öğretim almış genç sayısı oldukça az. Sorun aslında tam olarak burada başlıyor. Bakın Ermeni nüfusuyla, Filistin nüfusu benzer, Ermeni lobisinin neler yapabileceğini görüyoruz. Tamam Filistin/Müslüman lobisinin onların ki kadar güçlü olmasını beklemiyoruz. Lakin Filistinli aileler çocuklarına “Kahrolsun İsrail” demeyi, taş atmayı öğrettikleri kadar keşke bilimin, akademinin ne denli önemli olduğunu da öğretselerdi. Dünyada farklı alanlarda ödüller alan ve muhteşem işler yapan 100 Filistinli, “Filistin Davasını” bambaşka bir zemine taşıyabilirdi. Meseleyi sloganlaştıranların “İsrail Mallarını Boykot Edelim, İlişkileri Askıya Alalım” zeminine taşıması ise popülizmden başka bir şey değil. Müslüman ülkeler birer birer kınama metinleri yayınlıyorlar. Oysa ki kınama yerine ortak bir platform kursalardı, her ülke 1 milyar dolarlık katkı sağlayarak Filistin’e dikkat çeken ve istihdam yaratacak yatırımlar yapsalardı acaba İsrail bombaları atarken iki defa düşünmez miydi?  Sonuç Bugün yaşanan dramı değiştirecek olan Filistinlilerin kendisidir. Filistinliler izledikleri siyasetlerde değişikliğe gitmeli. Her ne kadar uluslararası konjonktür şu anda Filistin lehine değil olmasa da harekete geçmeliler. İşgale karşı silahlı mücadele ile bir şey elde edilmesi çok zor. Dünyayı Filistin meselesinin çok tehlikeli olduğuna ikna etmeliyiz. Filistin’in dünyanın en tehlikeli bölgesi olduğunu, her an üçüncü dünya savaşına patlak vereceği bir coğrafya olabileceğini dünyaya hatırlatmalıyız.  İsrail’de sağcı gruplar güçleniyor. Tanrı’nın Yahudilerle olduğunu düşünüyorlar ve çok radikal talepleri var. Böyle düşünenler hükümette ve orduda etkililer. Bu nedenle de çok tehlikeliler. Uluslararası kamuoyuna bu durumun ne kadar tehlikeli olduğunu ne tür bir küresel krize yol açabileceğini anlatmamız lazım. Bunu anlatırken slogan atarak değil, tane tane sakince anlatmamız gerekiyor…  Türkiye tam olarak bunu yapıyor, dış politikada geçtiğimiz 10 yılda duygusal davranarak çok ciddi zemin kaybettik artık böyle bir lüksümüz yok. Önyargılarımızı, siyasi tavırlarımızı, düşmanlıklarımızı bir kenara bırakarak başımızı bir kaldıralım. Etrafımıza bir bakalım. Ne görüyoruz? Bir cinnetin, cenderenin içindeyiz... Hem evimizi ateşten korumak, hem mahallemizdeki yangını söndürmek zorundayız. Geldiğimiz yer itibariyle, artık üzerine titrememiz gereken, milletin birliği ve memleketin bütünlüğüdür.  Bu hayati konuda herkes sorunlu değil de sorumlu davranmalıdır... Ve son söz: “Her topluluk layık olduğu gibi idare olunacaktır. Biz, kendi hakkımızdaki hükmü değiştirmedikçe Allah bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecektir.” Ra'd Suresi
Ekleme Tarihi: 21 Ekim 2023 - Cumartesi

Keşke Kahrolsun Demekle Kahrolsaydı

Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail…. Kahrolsun İsrail….

Yüksek sesle ve ellerimizde pankartla slogan attığımız vakit daha “etkili oluyor” uzun yıllardır yapılan bu… “Filistin Davasına” dair çok etkili yazılar yazılıyor, ağıtlar yakılıyor, gözyaşları dökülüyor. Lakin İsrail bir türlü kahrolmuyor, yıkılmıyor. İsrail'in kahrolması için, onları kahredecek işler yapmamız gerekiyor! Dünyanın gözleri önünde bir katliam yaşanıyor. Masum çocuklar, siviller öldürülüyor! Yaşananlar insanlık suçu… Fakat uluslararası insan hakları örgütleri ve kurumların sesi çıkmıyor… İsrail’in zulmüne dair söyleyecek çok şey var ve söyleniyor. Bunların üzerine ne söylersem eksik kalır… 

Meseleyi başka bir boyutuyla paylaşmak isterim.

Mahmud Abbas 87 yaşında.   

Yaşı 30'un altında olan Filistinlilerin yüzde 70'i hayatlarında hiçbir seçime katılmadılar. Filistin Anayasası, her 4 yılda bir genel seçimlerin yapılmasını öngörürken İsrail işgali ve ablukası gerekçe gösterilerek 2006 yılından bu yana genel seçim yapılmadı. Bu tablo heyecanı yok etmiş durumda. Filistinli gençler kaybolmuş durumda. Kurumlar yok. Seçimler yok, demokrasi yok. Filistin kendi içinde paramparça halde; El-Fetih, Hamas, İslami Cihad Örgütü, bağımsızlar. 

Nüfusun yüzde 70’i 30 yaşın altında olmasına rağmen yüksek öğretim almış genç sayısı oldukça az. Sorun aslında tam olarak burada başlıyor. Bakın Ermeni nüfusuyla, Filistin nüfusu benzer, Ermeni lobisinin neler yapabileceğini görüyoruz. Tamam Filistin/Müslüman lobisinin onların ki kadar güçlü olmasını beklemiyoruz. Lakin Filistinli aileler çocuklarına “Kahrolsun İsrail” demeyi, taş atmayı öğrettikleri kadar keşke bilimin, akademinin ne denli önemli olduğunu da öğretselerdi. Dünyada farklı alanlarda ödüller alan ve muhteşem işler yapan 100 Filistinli, “Filistin Davasını” bambaşka bir zemine taşıyabilirdi.

Meseleyi sloganlaştıranların “İsrail Mallarını Boykot Edelim, İlişkileri Askıya Alalım” zeminine taşıması ise popülizmden başka bir şey değil. Müslüman ülkeler birer birer kınama metinleri yayınlıyorlar. Oysa ki kınama yerine ortak bir platform kursalardı, her ülke 1 milyar dolarlık katkı sağlayarak Filistin’e dikkat çeken ve istihdam yaratacak yatırımlar yapsalardı acaba İsrail bombaları atarken iki defa düşünmez miydi? 

Sonuç

Bugün yaşanan dramı değiştirecek olan Filistinlilerin kendisidir. Filistinliler izledikleri siyasetlerde değişikliğe gitmeli. Her ne kadar uluslararası konjonktür şu anda Filistin lehine değil olmasa da harekete geçmeliler.

İşgale karşı silahlı mücadele ile bir şey elde edilmesi çok zor. Dünyayı Filistin meselesinin çok tehlikeli olduğuna ikna etmeliyiz. Filistin’in dünyanın en tehlikeli bölgesi olduğunu, her an üçüncü dünya savaşına patlak vereceği bir coğrafya olabileceğini dünyaya hatırlatmalıyız. 

İsrail’de sağcı gruplar güçleniyor. Tanrı’nın Yahudilerle olduğunu düşünüyorlar ve çok radikal talepleri var. Böyle düşünenler hükümette ve orduda etkililer. Bu nedenle de çok tehlikeliler. Uluslararası kamuoyuna bu durumun ne kadar tehlikeli olduğunu ne tür bir küresel krize yol açabileceğini anlatmamız lazım. Bunu anlatırken slogan atarak değil, tane tane sakince anlatmamız gerekiyor… 

Türkiye tam olarak bunu yapıyor, dış politikada geçtiğimiz 10 yılda duygusal davranarak çok ciddi zemin kaybettik artık böyle bir lüksümüz yok. Önyargılarımızı, siyasi tavırlarımızı, düşmanlıklarımızı bir kenara bırakarak başımızı bir kaldıralım. Etrafımıza bir bakalım. Ne görüyoruz? Bir cinnetin, cenderenin içindeyiz... Hem evimizi ateşten korumak, hem mahallemizdeki yangını söndürmek zorundayız. Geldiğimiz yer itibariyle, artık üzerine titrememiz gereken, milletin birliği ve memleketin bütünlüğüdür.  Bu hayati konuda herkes sorunlu değil de sorumlu davranmalıdır...

Ve son söz: “Her topluluk layık olduğu gibi idare olunacaktır. Biz, kendi hakkımızdaki hükmü değiştirmedikçe Allah bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecektir.” Ra'd Suresi

Yazıya ifade bırak !