Kerem İriç
Köşe Yazarı
Kerem İriç
 

Kepez Halkı 130 Gün Sonra Suya Kavuşuyor, AK Partili Gelibolu Belediyesinden Alkollü Sosyal Tesis

▶️ tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır.  Yazan: Kerem İriç Kepez’de Düğüm Çözüldü: 175 Milyonluk "Can Suyu" Kepez’de "Su gelecek mi, kaynak bulunacak mı?" derken, 18 Mart tarihi tam anlamıyla bir dönüm noktası oldu. Hatırlarsanız, kangren haline gelen bu meselede en büyük korkumuz ihalelerin boş çıkması ve finansman krizinin projeyi tıkamasıydı. Ancak korkulan olmadı; Kepez halkına o gerçek müjdeyi nihayet verebiliriz: Su problemi artık çözülmüştür. Peki, perde arkasında ne yaşandı? Su hattının döşenmesi amacıyla kaynak oluşturmak için satışa çıkarılan o iki dev arsadan biri, 18 Mart’taki ihalede alıcı buldu. 150 milyon TL muhammen bedelle görücüye çıkan taşınmaz, 175 milyon TL gibi ciddi bir rakama satıldı. Bu sadece bir gayrimenkul satışı değil; Kepez’in geleceğinin önündeki o devasa "finansman" duvarının yıkılmasıdır. Rakamlar artık net: Satıştan gelen bu kaynağın 85 milyon TL’si doğrudan su isale hattı ihalesi için harcanacak. Tekin Grup – Meyer İş Ortaklığı zaten yer teslimini almıştı, şimdi paraları da hazır. Birol Başkan’ın "En kısa sürede vanayı çevireceğiz" sözü artık havada değil, yere sağlam basıyor. Bir aksilik olmazsa, Ağustos ayı sonunda Kepez halkı özlemini çektiği temiz suya kavuşacak. Evet uzun ve vatandaşı canından bezdiren bir süreç oldu ama su aktı, yolunu buldu diyelim ve görünen o ki o yol bulundu. Çanakkale Belediyesi ve "Samimiyet" Testi Merkezde ise gündem yine bildik: Mülk satışları... 25 Mart’ta Cevatpaşa’daki 180 milyon TL’lik dev ticaret alanından Güzelyalı’daki lüks villalara kadar 6 taşınmaz ihale tezgahına çıkıyor. Kamu kurumlarının taşınmaz satmasına prensipte karşı değilim; belediye yeri gelir kaynak için satar. Ancak burada asıl mesele şu samimiyet sorgulaması...Hatırlayın Çanakkale Belediye başkanı Muharrem Erkek ve meclis üyeleri kükümet bir yer satınca yeri göğü inlettiler, "kamu malı yağmalanıyor" diye feryat figan ederek politika yaptılar ama aynı CHP’li yöneticiler ve meclis üyeleri; konu kendi belediyeleri olunca neden dillerini yutuyor? Kendi belediyeniz satınca "hizmet aşkı", başkası satınca "peşkeş" mi oluyor? Bu neyin çifte standardı? Öte yandan Özgür Özel, 28 Mart’ta 100. mitingini Çanakkale’de yapmaya hazırlanıyor. Sahi, bugüne kadar yapılan o 99 mitingden hafızalarda ne kaldı? Koca bir hiç! Ben bu 100. miting meselesini, o meşhur Adalet Yürüyüşü’ne benzetiyorum. Görünürde büyük gürültü, büyük operasyon; ama sonuçta ne kalıcı bir etki ne de toplumsal bir kazanım var. Sadece tabanın "gazını almak" için yapılan, halkı geçtik CHP’lilerin büyük bir çoğunluğu tarafından bile karşılık bulmayan şovlar bunlar. Gelibolu’da Denge Siyaseti, AK Parti Belediyesinden Alkollü Restoran Gelibolu’da Ali Kamil Soyuak dönemi, aslında matematiksel olarak tam bir "sırat köprüsü" üzerinde başladı. Soyuak, 31 Mart’ta öyle büyük farklarla değil, tabiri caizse burun farkıyla koltuğa oturdu. Sandıktan çıkan 7.908 oy (%39,60), en yakın rakibi CHP’li Münir Mustafa Özacar’ın aldığı 7.528 oya (%37,70) karşı ona sadece 380 oyluk bir fark sağladı. Eğer CHP’den aday gösterilmeyince İYİ Parti’ye geçen Koray Akkuş o 3.593 oyu alıp dengeyi bozmasaydı, bugün başka bir senaryo konuşuyor olacaktık. İşte bu "380 oyluk mucize", Soyuak’ın neden her adımını toplumun kodlarına göre attığını açıklıyor. Soyuak tam bir siyaset pragmatisti. Seçim döneminde "Ben Kemalistim" diyerek nabza göre şerbet vermeyi bildi. Şimdi aynı pragmatizmi belediyecilikte de görüyoruz. Yıllardır adeta CHP’li belediyenin birilerine peşkeş çektiği gasp edilen İlhan Restoran’ı yıktı, yerine ünlü şef Eyüp Kemal Sevinç ile "Gelibolu Gurme Restoran"ı kurdu tebrik ediyorum. Buradaki dikkat çeken konu ise, Soyuak’ın kendi partisinin genel çizgisine rağmen gösterdiği o "alkollü mekan" cesaretidir, AK Partili belediyenin sosyal tesisinde alkol satışı olacak sanırım bu bir ilk… 2025 yılında yıkım kararını aldığı dönemde kendisini "oraya cami yapacak" diye eleştiren CHP’li bazı isimlere karşı meclis kürsüsünden şu çıkışı yapmıştı: "Kendini akıllı zanneden bir avuç geri zekalı!" ve "Kendini demokrat zanneden bir avuç faşist!" Dahası, bu restoran operasyonunun bir de "hesaplaşma" boyutu var. Seçim çalışması yaparken kendisini dükkanına almayan o işletmeciyi, "Ben o dükkandan seni çıkartırım" diyerek dediği gibi de çıkarttı. İtiraf edelim; sıkışınca özgürlükçü, zenginleşince serbest piyasacı olan bir toplumda, Soyuak tam da bu "kodlara" göre hareket ediyor ve şimdilik kazanıyor

Kepez Halkı 130 Gün Sonra Suya Kavuşuyor, AK Partili Gelibolu Belediyesinden Alkollü Sosyal Tesis

▶️ tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır. 

Yazan: Kerem İriç

Kepez’de Düğüm Çözüldü: 175 Milyonluk "Can Suyu"

Kepez’de "Su gelecek mi, kaynak bulunacak mı?" derken, 18 Mart tarihi tam anlamıyla bir dönüm noktası oldu. Hatırlarsanız, kangren haline gelen bu meselede en büyük korkumuz ihalelerin boş çıkması ve finansman krizinin projeyi tıkamasıydı. Ancak korkulan olmadı; Kepez halkına o gerçek müjdeyi nihayet verebiliriz: Su problemi artık çözülmüştür.

Peki, perde arkasında ne yaşandı? Su hattının döşenmesi amacıyla kaynak oluşturmak için satışa çıkarılan o iki dev arsadan biri, 18 Mart’taki ihalede alıcı buldu. 150 milyon TL muhammen bedelle görücüye çıkan taşınmaz, 175 milyon TL gibi ciddi bir rakama satıldı. Bu sadece bir gayrimenkul satışı değil; Kepez’in geleceğinin önündeki o devasa "finansman" duvarının yıkılmasıdır.

Rakamlar artık net: Satıştan gelen bu kaynağın 85 milyon TL’si doğrudan su isale hattı ihalesi için harcanacak. Tekin Grup – Meyer İş Ortaklığı zaten yer teslimini almıştı, şimdi paraları da hazır. Birol Başkan’ın "En kısa sürede vanayı çevireceğiz" sözü artık havada değil, yere sağlam basıyor. Bir aksilik olmazsa, Ağustos ayı sonunda Kepez halkı özlemini çektiği temiz suya kavuşacak. Evet uzun ve vatandaşı canından bezdiren bir süreç oldu ama su aktı, yolunu buldu diyelim ve görünen o ki o yol bulundu.

Çanakkale Belediyesi ve "Samimiyet" Testi

Merkezde ise gündem yine bildik: Mülk satışları... 25 Mart’ta Cevatpaşa’daki 180 milyon TL’lik dev ticaret alanından Güzelyalı’daki lüks villalara kadar 6 taşınmaz ihale tezgahına çıkıyor. Kamu kurumlarının taşınmaz satmasına prensipte karşı değilim; belediye yeri gelir kaynak için satar. Ancak burada asıl mesele şu samimiyet sorgulaması...Hatırlayın Çanakkale Belediye başkanı Muharrem Erkek ve meclis üyeleri kükümet bir yer satınca yeri göğü inlettiler, "kamu malı yağmalanıyor" diye feryat figan ederek politika yaptılar ama aynı CHP’li yöneticiler ve meclis üyeleri; konu kendi belediyeleri olunca neden dillerini yutuyor? Kendi belediyeniz satınca "hizmet aşkı", başkası satınca "peşkeş" mi oluyor? Bu neyin çifte standardı?

Öte yandan Özgür Özel, 28 Mart’ta 100. mitingini Çanakkale’de yapmaya hazırlanıyor. Sahi, bugüne kadar yapılan o 99 mitingden hafızalarda ne kaldı? Koca bir hiç! Ben bu 100. miting meselesini, o meşhur Adalet Yürüyüşü’ne benzetiyorum. Görünürde büyük gürültü, büyük operasyon; ama sonuçta ne kalıcı bir etki ne de toplumsal bir kazanım var. Sadece tabanın "gazını almak" için yapılan, halkı geçtik CHP’lilerin büyük bir çoğunluğu tarafından bile karşılık bulmayan şovlar bunlar.

Gelibolu’da Denge Siyaseti, AK Parti Belediyesinden Alkollü Restoran

Gelibolu’da Ali Kamil Soyuak dönemi, aslında matematiksel olarak tam bir "sırat köprüsü" üzerinde başladı. Soyuak, 31 Mart’ta öyle büyük farklarla değil, tabiri caizse burun farkıyla koltuğa oturdu. Sandıktan çıkan 7.908 oy (%39,60), en yakın rakibi CHP’li Münir Mustafa Özacar’ın aldığı 7.528 oya (%37,70) karşı ona sadece 380 oyluk bir fark sağladı.

Eğer CHP’den aday gösterilmeyince İYİ Parti’ye geçen Koray Akkuş o 3.593 oyu alıp dengeyi bozmasaydı, bugün başka bir senaryo konuşuyor olacaktık. İşte bu "380 oyluk mucize", Soyuak’ın neden her adımını toplumun kodlarına göre attığını açıklıyor.

Soyuak tam bir siyaset pragmatisti. Seçim döneminde "Ben Kemalistim" diyerek nabza göre şerbet vermeyi bildi. Şimdi aynı pragmatizmi belediyecilikte de görüyoruz. Yıllardır adeta CHP’li belediyenin birilerine peşkeş çektiği gasp edilen İlhan Restoran’ı yıktı, yerine ünlü şef Eyüp Kemal Sevinç ile "Gelibolu Gurme Restoran"ı kurdu tebrik ediyorum. Buradaki dikkat çeken konu ise, Soyuak’ın kendi partisinin genel çizgisine rağmen gösterdiği o "alkollü mekan" cesaretidir, AK Partili belediyenin sosyal tesisinde alkol satışı olacak sanırım bu bir ilk…

2025 yılında yıkım kararını aldığı dönemde kendisini "oraya cami yapacak" diye eleştiren CHP’li bazı isimlere karşı meclis kürsüsünden şu çıkışı yapmıştı: "Kendini akıllı zanneden bir avuç geri zekalı!" ve "Kendini demokrat zanneden bir avuç faşist!" Dahası, bu restoran operasyonunun bir de "hesaplaşma" boyutu var. Seçim çalışması yaparken kendisini dükkanına almayan o işletmeciyi, "Ben o dükkandan seni çıkartırım" diyerek dediği gibi de çıkarttı. İtiraf edelim; sıkışınca özgürlükçü, zenginleşince serbest piyasacı olan bir toplumda, Soyuak tam da bu "kodlara" göre hareket ediyor ve şimdilik kazanıyor

Yazıya ifade bırak !