Kerem İriç
Köşe Yazarı
Kerem İriç
 

Kapına Gelen Siyasetçiden Ne İsteyeceksin?

Bizim vatandaşımız muhabbetçidir, bu muhabbeti son dönemde en fazla hissedenler ise şüphesiz milletvekili adaylarıdır. AK Parti, MHP, CHP adayları köyleri, ilçeleri geziyorlar vatandaşa dokunuyorlar ve vatandaş parti ayırt etmeksizin tüm adaylara muhabbet gösteriyor, tabiri caizse “seçmen, siyasetçiye mavi boncuk dağıtıyor!” Bir yönüyle siyaseti siyasetçiden daha çok yapıyor vatandaş. Vatandaşın bu muhabbetini “burası tamam, olmuş” diye yorumlayan siyasetçileri 7 Haziranda büyük sürprizler bekliyor, benden söylemesi...             ---- Çanakkalenin ciddi anlamda bir kimlik problemi var. Bu problemin çözümü için bugüne kadar onlarca çalıştay yapıldı, kokteyller verildi fakat hiçbir şey elde edilemedi. Aslında şehrin çok önemli potansiyelleri var. Verimli topraklarıyla tarıma, hayvancılığa, muhteşem doğası ve tarihiyle turizme, milyonluk nüfuslu şehirlere birkaç saat uzakta olması sebebiyle üniversite şehri olmaya ve sermaye gruplarının dayatmasıyla sanayi kenti olmaya aday bir şehir Çanakkale. Ne olacağımıza biz bugün karar vermezsek, yarın bize fikrimizi soran olmayacak ve büyük şehirleri ele geçirmiş olan sermaye grupları Çanakkalenin tamamını sanayileştirecek, ele geçirecek... Bu sanayileşme her alanda olacak, Nasıl mı? Tarım; Binlerce dönümlük araziler, büyük sermaye kuruluşları tarafından satın alınıyor bu daha başlangıç daha da güçlü gelecekler bunların kim olduğunu duyuyoruz, biliyoruz. Bu verimli ve iştah kabartan araziler tıpkı bir fabrika işletme mantığıyla ekilip, biçiliyor ve tarımı asıl yapması gereken çiftçilerimiz burada asgari ücretlere aslında kendilerinin olan topraklarda şimdilik yevmiyeci olarak çalışıyor, ileride belki çalışamayacakta. Asıl görevi zaten marka olmuş Çanakkalede ki tarım ürünlerini dünyanın dört bir yanındaki tanıtarak köylü Mehmet Amcayla, Rus Aleksey arasında köprü kurması gereken Ticaret Borsasının çok değerli yöneticileri bu işin vebali sizin boynunuzadır. Çiftçiyi bilinçlendirme, devletin teşviklerinden haberdar etme, cesaretlendirme sizin görevinizdir, nasıl ki kendi firmalarınızın ürünlerini yabancı ülke pazarlarına sokuyorsanız, köylü Mehmet amcanın da ürünlerini de o pazarlara bir şekilde sokmalısınız, yoksa o koltuklarda hiç oturmayın, çünkü bu yönüyle bakılınca o koltuklar sizin kendi şirketlerinize hizmet ediyor. Hayvancılık; Son yıllarda büyük işadamlarının ilgisini çeken hayvancılık devletin de çeşitli destekleriyle adeta sanayileşiyor. Binlerce büyük baş hayvanın bulunduğu tesisler büyük işadamlarınca Biga, Ezine gibi bölgelerde yükseliyor. Ve hayvancılığı asıl yapması gereken köylü buralarda asgari ücrete çalışıyor. Bu şekilde oğlu zaten hayvancılıkla uğraşmak yerine güvenlik görevlisi olmayı tercih eden köylü Mehmet amca ve Mehmet amcalar da yok olup gidiyor, bu daha başlangıç... Turizm; Bir araya gelip, birlikte iş yapma kültürünü geliştiremeyen Çanakkale otel ve turizm acentalarını önümüzdeki yıllarda çok büyük sıkıntılar bekliyor. Turizmi sanayileştirmiş, adeta fabrika haline getirmiş olan 5 yıldızlı otel zincirleri ve çok büyük acentalar Çanakkaleyi İstanbuldan, Barcelonadan, Paristen pazarlayacaklar, ihaleye çıkan kamu yerlerini onlar alıyorlar/alacaklar ve otellerini dikecekler. Dünyanın dört bir yanındaki zincirleriyle buraları pazarlayacaklar ve asıl pastayı yemesi gereken Çanakkalenin turizmcileri, pansiyonculuktan ve şehitlik turu satmaktan öteye gidemeyecekler... Çanakkaleye değer katmaya çalışan, GTP turizm çatısı altında birleşen 3 girişimcinin yaptıkları ise herkese örnek olmalıdır. Ayrıca şehrin küçük esnafının ve turizm potansiyelinin tam anlamıyla kullanılabilmesi merkeze bir Kruvaziyer Limanı yapılması meselesi şarttır. Bu Liman şehre köprüden çok daha fazla fayda sağlayacak, küçük ve orta ölçekte esnafın yaşayabilmesi için büyük bir fırsat olacaktır. Üniversite; Bigaya, Geliboluya birer ihtisas üniversitesi dikerek Çanakkaledeki devlet üniversitesi sayısını 3e çıkarmayı talep haline getirmezsek çok yakın bir gelecekte eğitimi de sanayileştirmiş olan Vakıf Üniversiteleri buralara “dükkanlarını” açacaklar ve hocasından, hizmetlisine, kantininden, ihtiyaç malzemesine kadar her şeyini merkezden getirecekler bilmem anlatabiliyor muyum? Bizler devlet üniversitelerimizi dikelim, sonrasında Vakıf Üniversitelerini dikeceklerse o zaman diksinler... Sanayi; Eğer bizler büyük sanayi kuruluşlarına, teslim olmayıp, mesafeli bir ilişkiyle “ne oluyoruz, gözüm üzerinizde” demezsek, çok yakın bir gelecekte kapasite artırarak çevreye olabildiğince zarar veren büyük sanayi kuruluşları, her geçen yıl kapasitelerini biraz daha artıracak ve şehrin tüm kurum ve kuruluşlarını adeta işgal ederek teslim alacaklar. Seçim senin Çanakkale kapınıza gelen siyasetçiden zaten olacak bir işinizi, hızlandırmasını istemek yerine Çanakkale için bir şeyler istemenin uzun vadede çok daha kârlı ve hayırlı olduğunu düşünüyorum. Parti ayırt etmeksizin söylüyorum tüm milletvekili adayları yukarıda bahsettiğim sorunları çözebilecek yeterlilikte ve güçte yeter ki sen iste...
Ekleme Tarihi: 02 Mayıs 2015 - Cumartesi

Kapına Gelen Siyasetçiden Ne İsteyeceksin?

Bizim vatandaşımız muhabbetçidir, bu muhabbeti son dönemde en fazla hissedenler ise şüphesiz milletvekili adaylarıdır. AK Parti, MHP, CHP adayları köyleri, ilçeleri geziyorlar vatandaşa dokunuyorlar ve vatandaş parti ayırt etmeksizin tüm adaylara muhabbet gösteriyor, tabiri caizse “seçmen, siyasetçiye mavi boncuk dağıtıyor!” Bir yönüyle siyaseti siyasetçiden daha çok yapıyor vatandaş. Vatandaşın bu muhabbetini “burası tamam, olmuş” diye yorumlayan siyasetçileri 7 Haziranda büyük sürprizler bekliyor, benden söylemesi...

            ----

Çanakkalenin ciddi anlamda bir kimlik problemi var. Bu problemin çözümü için bugüne kadar onlarca çalıştay yapıldı, kokteyller verildi fakat hiçbir şey elde edilemedi. Aslında şehrin çok önemli potansiyelleri var. Verimli topraklarıyla tarıma, hayvancılığa, muhteşem doğası ve tarihiyle turizme, milyonluk nüfuslu şehirlere birkaç saat uzakta olması sebebiyle üniversite şehri olmaya ve sermaye gruplarının dayatmasıyla sanayi kenti olmaya aday bir şehir Çanakkale. Ne olacağımıza biz bugün karar vermezsek, yarın bize fikrimizi soran olmayacak ve büyük şehirleri ele geçirmiş olan sermaye grupları Çanakkalenin tamamını sanayileştirecek, ele geçirecek...

Bu sanayileşme her alanda olacak, Nasıl mı?

Tarım; Binlerce dönümlük araziler, büyük sermaye kuruluşları tarafından satın alınıyor bu daha başlangıç daha da güçlü gelecekler bunların kim olduğunu duyuyoruz, biliyoruz. Bu verimli ve iştah kabartan araziler tıpkı bir fabrika işletme mantığıyla ekilip, biçiliyor ve tarımı asıl yapması gereken çiftçilerimiz burada asgari ücretlere aslında kendilerinin olan topraklarda şimdilik yevmiyeci olarak çalışıyor, ileride belki çalışamayacakta.

Asıl görevi zaten marka olmuş Çanakkalede ki tarım ürünlerini dünyanın dört bir yanındaki tanıtarak köylü Mehmet Amcayla, Rus Aleksey arasında köprü kurması gereken Ticaret Borsasının çok değerli yöneticileri bu işin vebali sizin boynunuzadır. Çiftçiyi bilinçlendirme, devletin teşviklerinden haberdar etme, cesaretlendirme sizin görevinizdir, nasıl ki kendi firmalarınızın ürünlerini yabancı ülke pazarlarına sokuyorsanız, köylü Mehmet amcanın da ürünlerini de o pazarlara bir şekilde sokmalısınız, yoksa o koltuklarda hiç oturmayın, çünkü bu yönüyle bakılınca o koltuklar sizin kendi şirketlerinize hizmet ediyor.

Hayvancılık; Son yıllarda büyük işadamlarının ilgisini çeken hayvancılık devletin de çeşitli destekleriyle adeta sanayileşiyor. Binlerce büyük baş hayvanın bulunduğu tesisler büyük işadamlarınca Biga, Ezine gibi bölgelerde yükseliyor. Ve hayvancılığı asıl yapması gereken köylü buralarda asgari ücrete çalışıyor. Bu şekilde oğlu zaten hayvancılıkla uğraşmak yerine güvenlik görevlisi olmayı tercih eden köylü Mehmet amca ve Mehmet amcalar da yok olup gidiyor, bu daha başlangıç...

Turizm; Bir araya gelip, birlikte iş yapma kültürünü geliştiremeyen Çanakkale otel ve turizm acentalarını önümüzdeki yıllarda çok büyük sıkıntılar bekliyor. Turizmi sanayileştirmiş, adeta fabrika haline getirmiş olan 5 yıldızlı otel zincirleri ve çok büyük acentalar Çanakkaleyi İstanbuldan, Barcelonadan, Paristen pazarlayacaklar, ihaleye çıkan kamu yerlerini onlar alıyorlar/alacaklar ve otellerini dikecekler. Dünyanın dört bir yanındaki zincirleriyle buraları pazarlayacaklar ve asıl pastayı yemesi gereken Çanakkalenin turizmcileri, pansiyonculuktan ve şehitlik turu satmaktan öteye gidemeyecekler... Çanakkaleye değer katmaya çalışan, GTP turizm çatısı altında birleşen 3 girişimcinin yaptıkları ise herkese örnek olmalıdır. Ayrıca şehrin küçük esnafının ve turizm potansiyelinin tam anlamıyla kullanılabilmesi merkeze bir Kruvaziyer Limanı yapılması meselesi şarttır. Bu Liman şehre köprüden çok daha fazla fayda sağlayacak, küçük ve orta ölçekte esnafın yaşayabilmesi için büyük bir fırsat olacaktır.

Üniversite; Bigaya, Geliboluya birer ihtisas üniversitesi dikerek Çanakkaledeki devlet üniversitesi sayısını 3e çıkarmayı talep haline getirmezsek çok yakın bir gelecekte eğitimi de sanayileştirmiş olan Vakıf Üniversiteleri buralara “dükkanlarını” açacaklar ve hocasından, hizmetlisine, kantininden, ihtiyaç malzemesine kadar her şeyini merkezden getirecekler bilmem anlatabiliyor muyum? Bizler devlet üniversitelerimizi dikelim, sonrasında Vakıf Üniversitelerini dikeceklerse o zaman diksinler...

Sanayi; Eğer bizler büyük sanayi kuruluşlarına, teslim olmayıp, mesafeli bir ilişkiyle “ne oluyoruz, gözüm üzerinizde” demezsek, çok yakın bir gelecekte kapasite artırarak çevreye olabildiğince zarar veren büyük sanayi kuruluşları, her geçen yıl kapasitelerini biraz daha artıracak ve şehrin tüm kurum ve kuruluşlarını adeta işgal ederek teslim alacaklar.

Seçim senin Çanakkale kapınıza gelen siyasetçiden zaten olacak bir işinizi, hızlandırmasını istemek yerine Çanakkale için bir şeyler istemenin uzun vadede çok daha kârlı ve hayırlı olduğunu düşünüyorum. Parti ayırt etmeksizin söylüyorum tüm milletvekili adayları yukarıda bahsettiğim sorunları çözebilecek yeterlilikte ve güçte yeter ki sen iste...

Yazıya ifade bırak !