Kerem İriç
Köşe Yazarı
Kerem İriç
 

İtibar Suikastlarının Sebebi, Şahsi Hesapları

İtibar Suikastlarının Sebebi, Şahsi Hesapları “Eleştiri olur, olmalıdır. İsabetli eleştiri, hakkaniyetli itiraz, nice yanlıştan dönülmesini sağlar, sağlamıştır. Nihayetinde, göz kendisini göremez. Hata insana mahsustur. Eleştiri ile düşmanlığı birbirinden ayıran temel fark, niyettir. İyi ve kötü. Eleştiri adı altında fenalığın her çeşidini gördük, görüyoruz. Bazen maruz kalıyoruz, bazen şahitlik ediyoruz. Şahsi hesaplar, hırslar, ihtiraslar, kıskançlıklar, eleştirinin çıkış noktası olmamalıdır. Olursa, ortaya sağlıksız, hastalıklı metinler çıkar. Eleştirinin amacı yaralamak veya yaranmak değil, onarmaktır. Güzel ve doğru olanı önce görmek, sonra göstermektir. Yıkmanın değil de yapmanın peşinde olmalıyız. Zaten eleştiri dediğimiz dal, esas itibariyle, iyiyi kötüden ayırma sanatıdır. Niyeti kötü olanın böyle bir işi tam manâsıyla ve hakkıyla yapabilmesi mümkün müdür?  Kötülüğün mazereti çoktur: Geride kalmanın acısı, istediğini alamamanın öfkesi, dışlanmışlık düşüncesi, maksada ulaşamamak endişesi, kaybetmek korkusu, intikam, hased vs.” Bunları neden mi paylaştım? Bir süredir Kepez Belediye Başkanı Birol Arslan’ı ve daha birçok kimseyi hedef alan, itibar suikastı yapan kimselerin gerçekte ne yaptıklarını, amaçlarının ne olduğunu göstermek için paylaştım.  Diyeceksiniz ki sen de Kepez Belediyesi ile ilgili konuştun! Evet konuştum... Kepez Belediyesini ve başkanını bugüne kadar defalarca eleştirdim. Çünkü şehirdeki en önemli, hayatımızı en çok etkileyen kurum belediyelerdir. O yüzden eleştirdim, o yüzden eleştirmeye de devam edeceğim. Mesela Birol Arslan’ın “Deve güreşleri” adı altında hayvanların dövüştürülmesine öncülük etmesini, bunun için de belediyenin kasasından 165 bin lira para harcanmasını eleştirdim. Dar gelirli ailelerin çocuklarını gönderdikleri belediye kreşlerine neredeyse yüzde yüz zam yapmasını eleştirdim. Yılbaşı eğlencesi için adı sanı duyulmamış İstanbul’dan getirilen bir müzik grubuna 65 bin lira harcamasını eleştirdim. “Özgür Kepez” diye içeriği boş slogan belediyeciliği yapmasını eleştirdim.  Bu eleştirileri yaparken “Birol Arslan’ı” değil, Kepez Belediye Başkanı Birol Arslan’ı eleştirdim. Ben bu eleştirileri yaparken yukarda tarifini yaptığım kimselerin sesi çıkmıyordu çünkü o dönemlerde istediklerini tehditle, şantajla, zorla da olsa alıyorlardı, mamaları kesilince başladılar bağırmaya, başladılar itibar suikastlarına… Yazık, ne söylesem eksik kalır! Son olarak Arslan’ın geçtiğimiz meclis toplantısına yansıyan, “koyarım önüne, benim hepsi arşivde, kim ne yazıyor, neyi beğeniyor hepsini biliyorum, izliyorum” sözleri üzerine bir şeyler söylemek gerekirse. Bunun adına fişleme deyin, mobbing deyin ne derseniz deyin, çok yanlış hem de çok! Arslan kendine bunları yakıştırıyorsa, uğraşsın böyle boş işlerle ne diyelim… Hadi bir itirafla bitirelim, koltuk sahibi olan hangi kimse bu “fişlemeleri” yapmıyor ki…  *** Kavganın Sebebi, Belediye Başkan Yardımcılığı Koltuğuymuş İyi Parti GİK Üyesi Rıdvan Uz, Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’ı zaman zaman eleştiriyor, aslında araları iyiydi. Ama yerel seçimler sonrası bozuldu. Uz, “Hiçbir desteklerini görmedik, bunu kabul etmemiz mümkün değil!”diyor. Gökhan cephesi ise “arkadaşlarımızın daha farklı talepleri oldu. O talepler belediye başkanımızca uygun görülmedi” diyerek cevap veriyor.  “O talepler nelerdi?” diye sorup soruşturduğumda “şahsi bir talebimiz yok, partimize gönül vermiş insanların taleplerini ilettik, cevap alamadık” denmişti. Meselenin aslı, kavganın sebebi seçimlerden 20 ay sonra ortaya çıktı. Gökhan geçtiğimiz gün katıldığı bir programda itiraf etti. Ve bu Bakın Gökhan neler söyledi; “Belediye başkan yardımcılığı talep etti, kabul etmedim. Çünkü belediyenin içine ikinci bir otoritenin girmesini sakıncalı buluyorum. Bu otorite krizini biz daha önce yaşadık, isim vermeyeyim üstelik sorun yaşadığımız kişi kendi partimizdendi. Hatta halen daha dönem dönem kendi partilimiz başkan yardımcılarımızla sorunlar yaşıyoruz. Ama onu tolere edebiliyoruz çünkü aynı partideniz. Başka bir partiden olsa bunu tolere edemeyiz ve ortalık karışır, görevden alsan bir türlü, almasan bir türlü olmaz! Onun için arkadaşlar bana getirsinler, ne istiyorlarsa sonuna kadar kapım açı, gelsinler konuşalım, anlaşalım ve dediklerini yapayım…”
Ekleme Tarihi: 09 Aralık 2020 - Çarşamba

İtibar Suikastlarının Sebebi, Şahsi Hesapları

İtibar Suikastlarının Sebebi, Şahsi Hesapları

“Eleştiri olur, olmalıdır. İsabetli eleştiri, hakkaniyetli itiraz, nice yanlıştan dönülmesini sağlar, sağlamıştır. Nihayetinde, göz kendisini göremez. Hata insana mahsustur. Eleştiri ile düşmanlığı birbirinden ayıran temel fark, niyettir. İyi ve kötü. Eleştiri adı altında fenalığın her çeşidini gördük, görüyoruz. Bazen maruz kalıyoruz, bazen şahitlik ediyoruz. Şahsi hesaplar, hırslar, ihtiraslar, kıskançlıklar, eleştirinin çıkış noktası olmamalıdır. Olursa, ortaya sağlıksız, hastalıklı metinler çıkar. Eleştirinin amacı yaralamak veya yaranmak değil, onarmaktır. Güzel ve doğru olanı önce görmek, sonra göstermektir. Yıkmanın değil de yapmanın peşinde olmalıyız. Zaten eleştiri dediğimiz dal, esas itibariyle, iyiyi kötüden ayırma sanatıdır. Niyeti kötü olanın böyle bir işi tam manâsıyla ve hakkıyla yapabilmesi mümkün müdür?  Kötülüğün mazereti çoktur: Geride kalmanın acısı, istediğini alamamanın öfkesi, dışlanmışlık düşüncesi, maksada ulaşamamak endişesi, kaybetmek korkusu, intikam, hased vs.”

Bunları neden mi paylaştım? Bir süredir Kepez Belediye Başkanı Birol Arslan’ı ve daha birçok kimseyi hedef alan, itibar suikastı yapan kimselerin gerçekte ne yaptıklarını, amaçlarının ne olduğunu göstermek için paylaştım. 

Diyeceksiniz ki sen de Kepez Belediyesi ile ilgili konuştun! Evet konuştum... Kepez Belediyesini ve başkanını bugüne kadar defalarca eleştirdim. Çünkü şehirdeki en önemli, hayatımızı en çok etkileyen kurum belediyelerdir. O yüzden eleştirdim, o yüzden eleştirmeye de devam edeceğim.

Mesela Birol Arslan’ın “Deve güreşleri” adı altında hayvanların dövüştürülmesine öncülük etmesini, bunun için de belediyenin kasasından 165 bin lira para harcanmasını eleştirdim. Dar gelirli ailelerin çocuklarını gönderdikleri belediye kreşlerine neredeyse yüzde yüz zam yapmasını eleştirdim. Yılbaşı eğlencesi için adı sanı duyulmamış İstanbul’dan getirilen bir müzik grubuna 65 bin lira harcamasını eleştirdim. “Özgür Kepez” diye içeriği boş slogan belediyeciliği yapmasını eleştirdim. 

Bu eleştirileri yaparken “Birol Arslan’ı” değil, Kepez Belediye Başkanı Birol Arslan’ı eleştirdim. Ben bu eleştirileri yaparken yukarda tarifini yaptığım kimselerin sesi çıkmıyordu çünkü o dönemlerde istediklerini tehditle, şantajla, zorla da olsa alıyorlardı, mamaları kesilince başladılar bağırmaya, başladılar itibar suikastlarına… Yazık, ne söylesem eksik kalır!

Son olarak Arslan’ın geçtiğimiz meclis toplantısına yansıyan, “koyarım önüne, benim hepsi arşivde, kim ne yazıyor, neyi beğeniyor hepsini biliyorum, izliyorum” sözleri üzerine bir şeyler söylemek gerekirse. Bunun adına fişleme deyin, mobbing deyin ne derseniz deyin, çok yanlış hem de çok! Arslan kendine bunları yakıştırıyorsa, uğraşsın böyle boş işlerle ne diyelim… Hadi bir itirafla bitirelim, koltuk sahibi olan hangi kimse bu “fişlemeleri” yapmıyor ki… 

***

Kavganın Sebebi, Belediye Başkan Yardımcılığı Koltuğuymuş

İyi Parti GİK Üyesi Rıdvan Uz, Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’ı zaman zaman eleştiriyor, aslında araları iyiydi. Ama yerel seçimler sonrası bozuldu. Uz, “Hiçbir desteklerini görmedik, bunu kabul etmemiz mümkün değil!”diyor. Gökhan cephesi ise “arkadaşlarımızın daha farklı talepleri oldu. O talepler belediye başkanımızca uygun görülmedi” diyerek cevap veriyor.  “O talepler nelerdi?” diye sorup soruşturduğumda “şahsi bir talebimiz yok, partimize gönül vermiş insanların taleplerini ilettik, cevap alamadık” denmişti. Meselenin aslı, kavganın sebebi seçimlerden 20 ay sonra ortaya çıktı. Gökhan geçtiğimiz gün katıldığı bir programda itiraf etti. Ve bu Bakın Gökhan neler söyledi; “Belediye başkan yardımcılığı talep etti, kabul etmedim. Çünkü belediyenin içine ikinci bir otoritenin girmesini sakıncalı buluyorum. Bu otorite krizini biz daha önce yaşadık, isim vermeyeyim üstelik sorun yaşadığımız kişi kendi partimizdendi. Hatta halen daha dönem dönem kendi partilimiz başkan yardımcılarımızla sorunlar yaşıyoruz. Ama onu tolere edebiliyoruz çünkü aynı partideniz. Başka bir partiden olsa bunu tolere edemeyiz ve ortalık karışır, görevden alsan bir türlü, almasan bir türlü olmaz! Onun için arkadaşlar bana getirsinler, ne istiyorlarsa sonuna kadar kapım açı, gelsinler konuşalım, anlaşalım ve dediklerini yapayım…”

Yazıya ifade bırak !