Kerem İriç
Köşe Yazarı
Kerem İriç
 

Ezine Peyniri Artık Sadece Zenginin Sofrasında

Ezine Peyniri, Türkiye’de üretilen en nitelikli peynirler arasında sanırım ilk üçe girer. Tadı, aroması gerçekten enfes fakat bu tada ulaşmak düşük ve orta gelir grubu için neredeyse imkansız hale geldi. Koyun, keçi, inek karışımı olan üzerinde Ezine Peynirciler Derneği (EPD) ve coğrafi işaret logosu yer alan gerçek Ezine peynirinin kilosu 80 ila 100 lira arasında değişiyor. Bu durumdan sütü üreten çiftçi mutsuz, peyniri üreten mandıra mutsuz ve en önemlisi tüketici mutsuz.  Gelin bu mutsuzluğun arka planına bakalım… Coğrafi işarete sahip Ezine Peynirciler Derneği, soğutulmuş inek sütünün litre alım fiyatını 2.80 TL`ye, sıcak inek sütünü 2.70 TL`ye, keçi sütünü 4 TL`ye, koyun sütünü ise 6.50 TL`ye düşürdüğünü açıkladı. “Her şeyin fiyatı artarken dernek nasıl böyle bir şey yapar!” diye tepkiler yükselmeye başladı. En dikkat çeken tepkiyi ise konuyu mahkemeye taşıyacağını söyleyen Tarım Kooperatifleri Merkez Birliği (TARIM-KOOP)Yönetim Kurulu Başkanı, Çanakkale Süt Birliği Başkanı Mehmet Özkurnaz gösterdi. Süt üreticilerinin zor duruma düştüğünü belirten Özkurnaz, bu gelişmenin kabul edilemeyeceğini belirterek Ezine Peynirciler Derneği'nin coğrafi işaretinin iptali konusunda dava açacaklarını söyledi. Özkurnaz ayrıca Ezine, Çan, Bayramiç, Ayvacık, Biga, Lapseki'deki yoğun olarak süt üreten çiftçilerden bir hafta veya on gün süreli grev teklifleri geldiğini söyledi. Garip değil mi? İşin başında olan bu işleri organize etmesi gereken kişi diyor ki, dava, grev…  Peki süt fiyatları neden düştü?  Ezine Peynirciler Derneği Başkanı ve Atak Mandıra Sahibi Ali Atak keçi sütü fiyatlarının inek sütünde olduğu gibi Ulusal Süt Konseyi tarafından belirlenmesini istediklerini belirterek, 2019’dan 2021’e kadar sütte neredeyse %50 oranında bir fiyat artışı olduğunu, koyun sütü fiyatının 4’liradan 6 liraya çıktığını o yüzden fiyatlarda bir artış olmadığını söyledi ve ekledi; “Üretici olmadan, bizim de var olma şansımız yok ama bu peyniri satamadığımızda da süte ihtiyacımız olmayacak. Bu durumda biz de tüketici ile üretici arasında kalıyoruz. Yanı sıra market karları da çok yüksek. Şu anda bizden yaklaşık 50 TL’den çıkan peynir market raflarında 100 TL’ye kadar fiyatlandırılabiliyor. Marketlerdeki peynirlerin fiyatları artırınca sanki imalatçıdan dolayı fiyatlar yükseliyormuş gibi geliyor.”  “Bizden yaklaşık 50 TL’den çıkan peynir market raflarında 100 TL’ye kadar fiyatlandırılabiliyor” bu kısmı devletin sorumluluğunda maalesef 2019 yılından beri dillendirilen “hal yasası” ve gerekli yasal düzenlemeler yapılmadığı için göz göre göre “vatandaş kazıklanıyor” bunun vebali hükümette! Tam da bu yüzden 100’er metre arayla zincir marketler açılıyor çünkü kazıklayacakları onca insan var… Gelelim üreticiyi ilgilendiren konuların detaylarına  Geçen yıl süt fiyatının artmasının sebebi tüketimle ilgiliydi. Pandemiden dolayı insanlar evlerindeydi ve özellikle pandeminin ilk dönemlerinde tüketim bir hayli arttı. Sonrasında restoranlar başta olmak üzere işletmelerin kapalı olması ve “insanların daha ölçülü harcaması” tüketimi bir hayli düşürdü. Mandıracı deposundaki peyniri satamadı ve stok fazlalığı olmaya başladı. Arz talep dengesizliği oluştu ve süt fiyatı artmadığı gibi düştü burada özel bir durum söz konusu yarın normale döner. Fakat konunun kronik hale gelmiş ve acil çözüm bekleyen bir tarafı var.  Süt fiyatlarında dalgalanmalar sürekli oluyor ve üreticinin kârlılığı her geçen gün düşüyor. Bunun için öncelikli olarak kooperatif, birlik ve derneklerin bir araya gelerek işlerini yapmaları gerekiyor. Neler mi onlar? Bir köye 3-4 ayrı firma süt almak için gidiyor bunun önüne geçilmesi gerekiyor, üreticilerin bir araya getirilmesi ve sütün tek elden mandıralara satılması/ulaştırılması gerekiyor, böylelikle hem lojistik giderleri önemli ölçüde azalacak. Hem de üretim ve tüketim kapasitesi net olarak ortaya çıkacak ve bir sonraki yıl için çiftçi ne kadar üretim yapacağını bilecek, ona göre hayvan sayısını artıracak ya da sabit tutacak.  Sütün tek elden mandıralara satılması pazarlık gücünü artırtacağı gibi başta yem ve diğer girdilerin satın alınmasında da büyük avantajlar sağlayacak. Ayrıca “sütü verdim, paramı alamıyorum!” gibi sorunları ortadan kaldıracaktır. Kooperatifler, birlik ve dernekler aslında bu organizasyonu yapmak için var ama tablo ortada… Eleştirilerimi Çanakkale İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Doç. Dr. Ahmet Ferhan Savran’a yönelttim, “hocam birlik olarak neredesiniz” diye sordum. Hoca yukarda bahsettiğim konulara ek olarak çok kıymetli bilgiler verdi İşten Anlayan, Bu Sorunları Kendine Dert Etmiş İnsanların Olması Gerekiyor Üreticiye büyük sorumluluk düştüğünü, bu işleri yönetmesi gereken kişilerin işten anlayan ve bu sorunları kendine dert etmiş insanlar olması gerektiğini söyleyen Savran; “Üreticinin işi iyiyken, malı para ederken ne kooperatifi ne birliği ne de derneği tanıyor. Sıkıştığı zaman “neredesiniz?” diye soruyor. Bizim işimiz hayvan yetiştiricileriyle ama süt organizasyonunu da yapabiliriz. Bu konuyu geçtiğimiz gün tarım il müdürlüğü ve paydaşların olduğu toplantıda da dile getirdim. Planlama bu işte çok önemli eğer doğru planlama yapılmaz Geçtiğimiz yıllarda ki gibi et ithalatı yaparız… Girdi maliyetleri önümüzde ki yıl çok artacak ama kimsenin bu konuda adım attığı yok. Tüm dünyada ciddi bir kuraklık var bugünden planlama yapmak zorundayız. Türkiye bile bazı kalemlerde ihracat yasağı getirdi, yarın yem vs sıkıntısı olduğunda belki de ithal etmek istesek bile bulamayacağız ya da çok yüksek fiyatlardan bulacağız bu da girdi maliyetlerini artıracak ve tüketiciye büyük zamlar şeklinde yansıyacak. Arz/talep dengesi çok önemli bir konu çeşitli desteklemeler ve kredilerle sürekli hayvan sayısını artırmak, sürekli üretimi artırmak da bir politika olmamalı çünkü hayvan sayısının fazla olması da bir sorun. Ve en önemli eksiğimiz, özellikle Ezine’de üretim yapan mandıraların çok büyük kısmı sadece iç pazara ve belli aylarda çalışarak üretim yapıyorlar. Üretici eğer sütünün para etmesini istiyor, mandıracı da ürettiği peyniri istediği fiyattan satmak istiyorsa ihracat yapmasını öğrenmesi gerekiyor, bu konuda hepimize görevler düşüyor.” 
Ekleme Tarihi: 01 Haziran 2021 - Salı

Ezine Peyniri Artık Sadece Zenginin Sofrasında

Ezine Peyniri, Türkiye’de üretilen en nitelikli peynirler arasında sanırım ilk üçe girer. Tadı, aroması gerçekten enfes fakat bu tada ulaşmak düşük ve orta gelir grubu için neredeyse imkansız hale geldi. Koyun, keçi, inek karışımı olan üzerinde Ezine Peynirciler Derneği (EPD) ve coğrafi işaret logosu yer alan gerçek Ezine peynirinin kilosu 80 ila 100 lira arasında değişiyor. Bu durumdan sütü üreten çiftçi mutsuz, peyniri üreten mandıra mutsuz ve en önemlisi tüketici mutsuz. 

Gelin bu mutsuzluğun arka planına bakalım…

Coğrafi işarete sahip Ezine Peynirciler Derneği, soğutulmuş inek sütünün litre alım fiyatını 2.80 TL`ye, sıcak inek sütünü 2.70 TL`ye, keçi sütünü 4 TL`ye, koyun sütünü ise 6.50 TL`ye düşürdüğünü açıkladı. “Her şeyin fiyatı artarken dernek nasıl böyle bir şey yapar!” diye tepkiler yükselmeye başladı. En dikkat çeken tepkiyi ise konuyu mahkemeye taşıyacağını söyleyen Tarım Kooperatifleri Merkez Birliği (TARIM-KOOP)Yönetim Kurulu Başkanı, Çanakkale Süt Birliği Başkanı Mehmet Özkurnaz gösterdi. Süt üreticilerinin zor duruma düştüğünü belirten Özkurnaz, bu gelişmenin kabul edilemeyeceğini belirterek Ezine Peynirciler Derneği'nin coğrafi işaretinin iptali konusunda dava açacaklarını söyledi. Özkurnaz ayrıca Ezine, Çan, Bayramiç, Ayvacık, Biga, Lapseki'deki yoğun olarak süt üreten çiftçilerden bir hafta veya on gün süreli grev teklifleri geldiğini söyledi. Garip değil mi? İşin başında olan bu işleri organize etmesi gereken kişi diyor ki, dava, grev… 

Peki süt fiyatları neden düştü? 

Ezine Peynirciler Derneği Başkanı ve Atak Mandıra Sahibi Ali Atak keçi sütü fiyatlarının inek sütünde olduğu gibi Ulusal Süt Konseyi tarafından belirlenmesini istediklerini belirterek2019’dan 2021’e kadar sütte neredeyse %50 oranında bir fiyat artışı olduğunu, koyun sütü fiyatının 4’liradan 6 liraya çıktığını o yüzden fiyatlarda bir artış olmadığını söyledi ve ekledi; “Üretici olmadan, bizim de var olma şansımız yok ama bu peyniri satamadığımızda da süte ihtiyacımız olmayacak. Bu durumda biz de tüketici ile üretici arasında kalıyoruz. Yanı sıra market karları da çok yüksek. Şu anda bizden yaklaşık 50 TL’den çıkan peynir market raflarında 100 TL’ye kadar fiyatlandırılabiliyor. Marketlerdeki peynirlerin fiyatları artırınca sanki imalatçıdan dolayı fiyatlar yükseliyormuş gibi geliyor.” 

“Bizden yaklaşık 50 TL’den çıkan peynir market raflarında 100 TL’ye kadar fiyatlandırılabiliyor” bu kısmı devletin sorumluluğunda maalesef 2019 yılından beri dillendirilen “hal yasası” ve gerekli yasal düzenlemeler yapılmadığı için göz göre göre “vatandaş kazıklanıyor” bunun vebali hükümette! Tam da bu yüzden 100’er metre arayla zincir marketler açılıyor çünkü kazıklayacakları onca insan var…

Gelelim üreticiyi ilgilendiren konuların detaylarına 

Geçen yıl süt fiyatının artmasının sebebi tüketimle ilgiliydi. Pandemiden dolayı insanlar evlerindeydi ve özellikle pandeminin ilk dönemlerinde tüketim bir hayli arttı. Sonrasında restoranlar başta olmak üzere işletmelerin kapalı olması ve “insanların daha ölçülü harcaması” tüketimi bir hayli düşürdü. Mandıracı deposundaki peyniri satamadı ve stok fazlalığı olmaya başladı. Arz talep dengesizliği oluştu ve süt fiyatı artmadığı gibi düştü burada özel bir durum söz konusu yarın normale döner. Fakat konunun kronik hale gelmiş ve acil çözüm bekleyen bir tarafı var. 

Süt fiyatlarında dalgalanmalar sürekli oluyor ve üreticinin kârlılığı her geçen gün düşüyor. Bunun için öncelikli olarak kooperatif, birlik ve derneklerin bir araya gelerek işlerini yapmaları gerekiyor. Neler mi onlar? Bir köye 3-4 ayrı firma süt almak için gidiyor bunun önüne geçilmesi gerekiyor, üreticilerin bir araya getirilmesi ve sütün tek elden mandıralara satılması/ulaştırılması gerekiyor, böylelikle hem lojistik giderleri önemli ölçüde azalacak. Hem de üretim ve tüketim kapasitesi net olarak ortaya çıkacak ve bir sonraki yıl için çiftçi ne kadar üretim yapacağını bilecek, ona göre hayvan sayısını artıracak ya da sabit tutacak. 

Sütün tek elden mandıralara satılması pazarlık gücünü artırtacağı gibi başta yem ve diğer girdilerin satın alınmasında da büyük avantajlar sağlayacak. Ayrıca “sütü verdim, paramı alamıyorum!” gibi sorunları ortadan kaldıracaktır. Kooperatifler, birlik ve dernekler aslında bu organizasyonu yapmak için var ama tablo ortada…

Eleştirilerimi Çanakkale İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Doç. Dr. Ahmet Ferhan Savran’a yönelttim, “hocam birlik olarak neredesiniz” diye sordum. Hoca yukarda bahsettiğim konulara ek olarak çok kıymetli bilgiler verdi

İşten Anlayan, Bu Sorunları Kendine Dert Etmiş İnsanların Olması Gerekiyor

Üreticiye büyük sorumluluk düştüğünü, bu işleri yönetmesi gereken kişilerin işten anlayan ve bu sorunları kendine dert etmiş insanlar olması gerektiğini söyleyen Savran; “Üreticinin işi iyiyken, malı para ederken ne kooperatifi ne birliği ne de derneği tanıyor. Sıkıştığı zaman “neredesiniz?” diye soruyor. Bizim işimiz hayvan yetiştiricileriyle ama süt organizasyonunu da yapabiliriz. Bu konuyu geçtiğimiz gün tarım il müdürlüğü ve paydaşların olduğu toplantıda da dile getirdim. Planlama bu işte çok önemli eğer doğru planlama yapılmaz Geçtiğimiz yıllarda ki gibi et ithalatı yaparız… Girdi maliyetleri önümüzde ki yıl çok artacak ama kimsenin bu konuda adım attığı yok. Tüm dünyada ciddi bir kuraklık var bugünden planlama yapmak zorundayız. Türkiye bile bazı kalemlerde ihracat yasağı getirdi, yarın yem vs sıkıntısı olduğunda belki de ithal etmek istesek bile bulamayacağız ya da çok yüksek fiyatlardan bulacağız bu da girdi maliyetlerini artıracak ve tüketiciye büyük zamlar şeklinde yansıyacak. Arz/talep dengesi çok önemli bir konu çeşitli desteklemeler ve kredilerle sürekli hayvan sayısını artırmak, sürekli üretimi artırmak da bir politika olmamalı çünkü hayvan sayısının fazla olması da bir sorun. Ve en önemli eksiğimiz, özellikle Ezine’de üretim yapan mandıraların çok büyük kısmı sadece iç pazara ve belli aylarda çalışarak üretim yapıyorlar. Üretici eğer sütünün para etmesini istiyor, mandıracı da ürettiği peyniri istediği fiyattan satmak istiyorsa ihracat yapmasını öğrenmesi gerekiyor, bu konuda hepimize görevler düşüyor.” 

Yazıya ifade bırak !