Kerem İriç
Köşe Yazarı
Kerem İriç
 

Edebi Metinler: İnanç Körlüğü Nedir?

“Sen onca âlimden daha mı iyi bileceksin?” Evet, muhtemelen öyle. Çünkü koyu bir inançla külliyatlar ezberleyip, külliyatlar yazan alimler yığınının göremediği çelişkileri, önyargısı ve kör bağlılığı olmayan cahil bir çocuk bile görebilir. İnanç insan için bir güven ve huzur kaynağı olabilir. Hatta bir ihtiyaç bile sayılabilir. Çünkü insan zaaflarla dolu, endişe ve korkuları bitmeyen, arzularına ulaşmakta zorlanan bir varlıktır. Bu eksiklikleriyle baş edebilmek için inanca ihtiyaç duyabilir. Ama bu inanç kişiyi huzura erdirmek yerine, onu kontrol eden bir saplantıya dönüştüğünde artık inancın huzur ve dinginlik veren faydalı kısmı gitmiş, kişinin kendisine ve çevresine savaş açan tahrip edici kısmı ortaya çıkmış demektir. İşte bu tehlikenin başlangıcıdır. Bu durum kişide çok derin bir körlük ve çok keskin bir düşmanlığa sebep olur. Nereye baksa kendi inancının doğruluğuna bir delil bulur, kime baksa kendini üstün göreceği bir kusur bulur. Okuduğu ve öğrendiği şeyler arttıkça bağnazlığı ve cehaleti artmaya başlar. Hatta bazen yıllarını okumaya, öğrenmeye ve yazmaya veren insanların tek bir adım bile ileri atamadıkları, tek bir yeni söz söyleyemedikleri görülür. Bu insanlar kendi taraftarları nezdinde “âlim” sayılsa bile, derin bir ezber ve saplantı batağına düşmüş taklitçilerdir. Farklı çağ ve coğrafyalarda yaşasa bile, aynı yoldan geçip, aynı kaynakları okuyup, aynı öğretiyi savunan onlarca “âlim” aynı ezberi tekrar etmiş olur. Bu durumda “onlarca büyük âlim” diye abartılan kitle, aslında aynı şarkıyı koro olarak seslendiren figüranlar olmuş olur. Kalabalık bir koro bir şarkıyı yanlış öğrendiğinde, koro halinde yanlış söyleyecekleri gibi, “onlarca büyük âlim” de aynı yanlışı ve kör bakışı olduğu gibi günümüze aktarmış olur. Maalesef böyle bir gelenekte “ilim” denilen şey de koskoca bir yanılgı ve körlük olur... Bu girdaptan çıkmak için öncelikle objektif bakış ve ortak evrensel değerlerin öne çıkarılması şarttır. Kalabalıklar kimseyi aldatmasın, aynı şeyi ne kadar çok insan koro halinde tekrar ederse etsin, yanlışlar yine yanlıştır ve saygıya değmez. Çokluk argümanı zavallılıktır! Ve son söz; Kalabalıkların sığlığına kapılmamak da bir ilerlemedir... Şu bir gerçek ki, kalabalıklar vasatlığın ana vatanıdır. Sürekli bir topluluk içinde olan kişi o ortamın seviyesine mahkum kalır. Bu sebeple insan “burada ne işim var” diye sorgularsa bu bir kibir değil, belki entelektüel bir egodur. Bu sese kulak da vermek gerekir...
Ekleme Tarihi: 14 Aralık 2023 - Perşembe

Edebi Metinler: İnanç Körlüğü Nedir?

“Sen onca âlimden daha mı iyi bileceksin?”

Evet, muhtemelen öyle. Çünkü koyu bir inançla külliyatlar ezberleyip, külliyatlar yazan alimler yığınının göremediği çelişkileri, önyargısı ve kör bağlılığı olmayan cahil bir çocuk bile görebilir.

İnanç insan için bir güven ve huzur kaynağı olabilir. Hatta bir ihtiyaç bile sayılabilir. Çünkü insan zaaflarla dolu, endişe ve korkuları bitmeyen, arzularına ulaşmakta zorlanan bir varlıktır. Bu eksiklikleriyle baş edebilmek için inanca ihtiyaç duyabilir.

Ama bu inanç kişiyi huzura erdirmek yerine, onu kontrol eden bir saplantıya dönüştüğünde artık inancın huzur ve dinginlik veren faydalı kısmı gitmiş, kişinin kendisine ve çevresine savaş açan tahrip edici kısmı ortaya çıkmış demektir. İşte bu tehlikenin başlangıcıdır.

Bu durum kişide çok derin bir körlük ve çok keskin bir düşmanlığa sebep olur. Nereye baksa kendi inancının doğruluğuna bir delil bulur, kime baksa kendini üstün göreceği bir kusur bulur. Okuduğu ve öğrendiği şeyler arttıkça bağnazlığı ve cehaleti artmaya başlar.

Hatta bazen yıllarını okumaya, öğrenmeye ve yazmaya veren insanların tek bir adım bile ileri atamadıkları, tek bir yeni söz söyleyemedikleri görülür. Bu insanlar kendi taraftarları nezdinde “âlim” sayılsa bile, derin bir ezber ve saplantı batağına düşmüş taklitçilerdir.

Farklı çağ ve coğrafyalarda yaşasa bile, aynı yoldan geçip, aynı kaynakları okuyup, aynı öğretiyi savunan onlarca “âlim” aynı ezberi tekrar etmiş olur. Bu durumda “onlarca büyük âlim” diye abartılan kitle, aslında aynı şarkıyı koro olarak seslendiren figüranlar olmuş olur.

Kalabalık bir koro bir şarkıyı yanlış öğrendiğinde, koro halinde yanlış söyleyecekleri gibi, “onlarca büyük âlim” de aynı yanlışı ve kör bakışı olduğu gibi günümüze aktarmış olur. Maalesef böyle bir gelenekte “ilim” denilen şey de koskoca bir yanılgı ve körlük olur...

Bu girdaptan çıkmak için öncelikle objektif bakış ve ortak evrensel değerlerin öne çıkarılması şarttır. Kalabalıklar kimseyi aldatmasın, aynı şeyi ne kadar çok insan koro halinde tekrar ederse etsin, yanlışlar yine yanlıştır ve saygıya değmez. Çokluk argümanı zavallılıktır!

Ve son söz; Kalabalıkların sığlığına kapılmamak da bir ilerlemedir... Şu bir gerçek ki, kalabalıklar vasatlığın ana vatanıdır. Sürekli bir topluluk içinde olan kişi o ortamın seviyesine mahkum kalır. Bu sebeple insan “burada ne işim var” diye sorgularsa bu bir kibir değil, belki entelektüel bir egodur. Bu sese kulak da vermek gerekir...

Yazıya ifade bırak !