Çanakkale gündemini meşgul eden Dardanos Yahya Çavuş Orman Kampı arazisi, Özelleştirme İdaresi tarafından gerçekleştirilen ihale sonucunda 187 milyon TL bedelle Fibey İnşaat’a satıldı. Bu alanın satış bedeli ve geleceği üzerine tartışmalar sürerken, Çanakkale siyasetinin bu tabloya bakışı tam bir "çelişkiler yumağı" sunuyor.
Sahnelenen oyunun adı belli: "Halkçılık Maskesi Altında Popülizm." Dardanos’un satış süreci, bu tiyatronun başrolünde yer alıyor. Bir yanda "halkın malı halkta kalsın" diye feryat edenler, diğer yanda aynı halkın mülklerini sessiz sedasız sermayeye devredenler var.
Halk Edebiyatı ve Siyasi Vitrin
Belediye Başkanı Muharrem Erkek ve CHP’li meclis üyeleri, Dardanos için "üstün kamu yararı" nutukları atarken adeta bir halk edebiyatı şaheseri sunuyorlar. "Bir imza ile satışı durdurun" çağrıları kulağa çok hoş geliyor, itiraf edelim. Ancak bu söylemin ardındaki samimiyet, belediyenin kendi mülkiyetindeki taşınmazlara yaklaşımıyla karşılaştırıldığında derin bir çelişki uçurumuna dönüşüyor.
Sadece halka şirin gözükmek adına yapılan bu hamleler, şehrin gerçek ihtiyaçlarının üzerini örtmekten başka bir işe yaramıyor. Eğer mesele gerçekten halkın doğrudan kullanımıysa, bu zihniyete sormak gerekir: Belediyeye ait olan onca mülk neden halkın hizmetine açılmıyor? Kordon boyundaki işletmeleri teker teker saymama gerek yok sanırım. Lodos, Yalova Restoran, Donanma… Neden bu mekanlar belediye tarafından bizzat işletilip, halkın kaliteli ve uygun fiyatlı hizmet alabileceği kamusal mekanlara dönüştürülmüyor? Halkçılık tabelada mı kalıyor, yoksa rantın paylaşımında mı?
Satış Karnesindeki "Vicdanlı İkiyüzlülük"
Dardanos’un özelleştirilmesine "yağma" diyen irade, kendi satış politikasına hangi ismi veriyor? Borç krizini aşmak bahanesiyle kentin en değerli alanlarını, örneğin Eski Hal Binası arazisini veya Arslanca’daki parselleri milyonlarca liraya satmak "stratejik yatırım" oluyor da; Dardanos’un turizme kazandırılması mı "ihanet" sayılıyor?
Kendi ellerindeki tapuları birer birer şirketlere devrederken gösterilmeyen o "kamusal refleks", mülkiyeti merkezi idarede olan bir yer söz konusu olduğunda birdenbire şaha kalkıyor. Biz buna literatürde açıkça "vicdanlı ikiyüzlülük" diyoruz.
Vizyon Sloganla Değil, Nitelikli Tesisle Olur
Gerçekleri konuşalım: Bir şehri kalkındıracak olan şey sadece belediye tesislerinde 10 TL’ye çay satmak değildir. Eğer ben bugün "belediye her yeri alsın, kendi işletsin" dersem, asıl o zaman bu şehre ve mesleğime samimiyetsizlik etmiş olurum. Çanakkale’nin bir turizm kenti olma iddiası varsa; nitelikli otellere, dünya standartlarında kafelere ve restoranlara ihtiyacı vardır.
Belediye, kamu kaynaklarının nitelikli tesislere dönüşmesi için uzun vadeli kiralamalar yapabilir, hatta yerler satabilir; bu vizyonun önünü açmalıdır. Gastro Port projesinde Hakan Vural ve Hayrettin Çetinkaya'nın yaptığı gibi, yatırımcıların yüz milyonlarca TL’yi bulan kaynak aktararak yarattığı katma değer, bu şehrin geleceğidir. Bu tip projelerden doğan "değer artışları" kötü değil, aksine şehrin kalitesini ve cazibesini artıran unsurlardır.
Dardanos’taki ihaleyi 187 milyon TL bedelle kazanan Fibey İnşaat’ı araştırdım; tecrübeli ve büyük bir firma. Bölgeye yakışır, nitelikli bir proje inşa edecekleri açık. Şehrin önünü tıkamak yerine, bu yatırımların kalitesini denetlemek vizyoner bir yönetimin işidir.
Dardanos Gerçeği: Konut Değil, Turizm ve Halk
AK Parti İl Başkanı Abdurrahman Kuzu’nun Ankara’da Özelleştirme İdaresi Başkanı ile görüşmesi sonrası vurguladığı gerçekler, yaratılan algı balonunu zaten söndürmüştü:
- Konut Yapılmayacak: Kuzu'nun net ifadesiyle, bu arazi konut alanı olmayacak; bölgenin turizm potansiyelini artıracak bir tesis olarak planlandı.
- Halkın Sahili: Kıyı kenar çizgisi korunacak ve arazinin %45’lik kısmı tamamen halka terk edilecek.
Yani dün sadece bir kurumun personeline açık olan o "kapalı kapılar ardındaki" alan, artık tüm halkın ücretsiz denize girebileceği ve modern imkanlardan faydalanabileceği bir yere dönüşecek. Halkın malı aslında şimdi halka açılıyor.
Aynaya Bakma Vakti
İki tane otoparkı yapamayan, Cuma Pazarını on senedir hayal diye satan bir anlayışın, Dardanos’u "halka kalsın" diyerek atıl bir vaziyete mahkûm etme çabası vizyonsuzluğun daniskasıdır. Zamanında köprüye, AVM’ye karşı çıkanların bugün o konforu sürerken takındıkları tavır, tarihin tekerrüründen ibarettir.
Şehrin yöneticileri; Eski Hal Binası ve Arslanca gibi kendi mülkiyetindeki değerli arazileri birer birer ihaleyle devrederken, mülkiyeti merkezi idarede olan Dardanos üzerinden halk edebiyatı yapıp kente suni bir gündem dayatmayı bırakmalıdır. Çanakkale halkı, bu vicdanlı ikiyüzlülüğün ve samimiyet sınavındaki o derin çelişkinin farkındadır.
Artık günü kurtaran sığ siyasi söylemlerden sıyrılıp, şehri nitelikli yatırımlarla dünya standartlarına taşıyacak gerçek bir vizyon ortaya koyma vaktidir. Söylemeden geçemeyeceğim; Çanakkale Belediyesi, kendi mülklerine değer katmak için yerel birkaç iş insanıyla "flört etmeyi" bir kenara bırakmalı; bu mülklere gerçek ve vizyoner yatırımcılar bulmak için uluslararası dev danışmanlık firmalarıyla masaya oturarak profesyonel bir yol haritası çizmelidir.
Gerçek vizyon, popülizmle değil, profesyonellikle inşa edilir.