▶️ tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır.
Yazan: Kamil Ali Aşkın
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) hakkında adli yargının verdiği “mutlak butlan” kararı, Türkiye siyasetinde adeta kısmi bir deprem etkisi yaratmış durumda. Depremin "kısmi" kalması, kararın doğrudan CHP’yi hedef almasından kaynaklanıyor. Ancak bu kararın siyasete etkisi, neticeleri itibarıyla tüm topluma mal edilmeye çalışılıyor.
Bugün hemen hemen herkes bu karar hakkında olumlu ya da olumsuz bir görüş beyan etmekte. Elbette ben de bir hukukçu olarak bu karar ile ilgili hukuki mülahazalarımı açıklayabilirim.
Ancak ben, mensubu olduğum Çanakkale Barosunun (başta tek başına, sonradan Türkiye Barolar Birliği önderliğinde 69 ilin baro başkanlığıyla birlikte) bu karara karşı sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamaya karşı, her zamanki prensip itirazımı dile getirmekle yetineceğim.
Hukuk, Güncel Siyasete Alet Edilmemeli
Daha önce de birçok defa kamuoyuyla paylaştığım yazılarımda; birer meslek kuruluşu olan baroların ve Türkiye Barolar Birliğinin (TBB), güncel siyasi tartışmalara hukuku alet ederek dâhil olmasını her zaman eleştirdim.
Bugünlerde gündemi meşgul eden bu "mutlak butlan" kararına karşı da barolar, yine yerlerinde duramayarak taraflarını belli eden açıklamalarda bulundular. TBB önderliğinde 69 il barosunun sosyal medyaya yansıyan beyanatında özetle; “CHP hakkında adli yargının böyle bir karar vermesinin hukuka aykırı olduğu” savunulmaktadır. Aslında bu görüş, meri mevzuatımızdaki boşluklar nedeniyle birçok hukukçu tarafından zaten tartışılan bir konudur.
Baroların Çifte Standart Sınavı
Fakat bu karar bir ilk ya da tek değildir. Geçmişte Milliyetçi Hareket Partisinin (MHP) 19 Haziran 2016 tarihli olağanüstü kongresi hakkında yine adli yargı tarafından verilen “butlan” kararı, nedense kurumsal olarak baroların ve TBB’nin dikkatini bu kadar güçlü ve taraflı bir şekilde çekmemişti.
Bir meslek kuruluşunun bugünkü tepkiselliğinin büyüklüğü karşısında sormak gerekir: Eğer CHP hakkında verilen “mutlak butlan” kararı hukuka aykırı ise MHP hakkında verilen “butlan” kararı da o derece hukuka aykırıydı. Ne var ki aynı hukuki refleks ve tepkiyi, o tarihte Türkiye Barolar Birliğinden ve barolardan göremedik.
Kanaatimce Türkiye Barolar Birliği Başkanı ve baro başkanları, işgal ettikleri kurumsal koltukların arkasına sığınmaksızın, birer hukukçu olarak kendi şahsi görüşlerini beyan edebilirler, etmelidirler de. Taraf da olabilirler. Ancak bunu, tarafsızlığı ve hukukun üstünlüğünü temsil etmesi gereken kurumsal kimlikleri adına yapmamalıdırlar.
Türk Yargısı ve Siyasi Partiler
Türk siyasi hayatında nice partiler türlü gerekçelerle kapatıldı, olmadık kararlarla karşı karşıya kaldı. Ancak haklarında olumsuz karar verilen partilerin liderleri ve idarecileri, yargı kararına katılmasalar bile sonucu her zaman siyasi bir olgunlukla karşıladı; tabanlarını sokağa çağırmadı.
Bunun en net örneği, iktidar ortağı bir partiyken Anayasa Mahkemesi tarafından 16 Ocak 1998 tarihinde kapatılan Refah Partisi’nin lideri merhum Necmettin Erbakan’dır. Erbakan, kapatma kararı sonrası yaptığı tarihi konuşmada şu ifadeleri kullanmıştı:
"Bu alınmış olan karar, tarihin akışı içerisinde basit bir noktadır. Böyle bir kararın yürürlüğe girmesiyle, Türkiye’de halkımızın muazzam bir bölümünün partisi olan Refah Partisi ve onun davası bu kararlardan zerre kadar etkilenmez. Daha önce de ifade etmiştim; bu kabil kararlardan bir tek sonuç çıkar, o da Refah inancının tek başına iktidarıdır. Bu olayın arkasından Refah Partisi camiasının çok daha büyüyüp gelişeceği kesinlikle açıktır. Milletimize saadetler diliyorum..."
Merhum Erbakan bu vakur beyanıyla halkı sokağa çağırmamış, yargı tebligatını kameraların önünde yırtıp atmamıştır.
Bu nedenle, kendisini "Türkiye’nin kurucu partisi" olarak ilan eden Cumhuriyet Halk Partisinin, bu "mutlak butlan" kararı ile görevden uzaklaştırılan yöneticilerine; ülkeyi sevme sorumluluğunun verdiği hassasiyetle, aynı devlet adamı olgunluğuyla davranmalarını tavsiye ederim. Süreci sokağa veya gerilime değil, yasal zeminde hukuki mücadeleye taşıyarak geçirmeleri en doğru yol olacaktır.
Hukukun içinde ve en önemlisi sevgiyle kalın...