Kerem İriç
Köşe Yazarı
Kerem İriç
 

Pandemi Sonrası Tarihi Alanı Bekleyen Kriz

Gelibolu Tarihi Yarımadasında hizmet vermek üzere 2005 yılında bölgedeki halkın istihdamına katkı sunmak ve artan ziyaretçi sayısına cevap verebilmek için farklı zamanlarda ilgili kurumlarca düzenlenen ve 3 hafta süren kurslar açıldı. Bu kursların neticesinde toplamda 310 kişi alan kılavuzu oldu, aktif olarak 200 kişi bu işi yapıyor, kılavuzların neredeyse %90’ı emekli ve orta yaş üstü… Alan Başkanlığının kurulması sonrası 2016 verilen yasa teklifi düzenlemesi sonrası, yasal statülerini de kazanan kılavuzlar, ülkenin dört bir yanından gelen vatandaşlara, turlara tarihi alan ve Çanakkale Savaşları ile ilgili bilgiler vererek rehberlik ediyorlar…  Tam da burada bir sorun var! Turist Rehberleri, “Alan kılavuzlarının yaptıkları rehberlik ise biz turist rehberleri kimiz?” sorusunu 2005 yılından beri soruyor ve yaşadıkları “haksız rekabeti” dile getiriyorlar. Profesyonel turist rehberi olmak için üniversiteden mezun olmak, İngilizce sınavından ve belli kurslarda başarılı olmak gibi şartlar aranırken, Alan Kılavuzu olabilmek için üç haftalık kurs görmek yeterli. Bu duruma itiraz eden turist rehberleri 2016 yılında çıkarılan yasanın iptali için Danıştay’a başvurdular ve yüksek mahkeme geçtiğimiz gün “turist rehberleri haklı, bu durum yasal değil” dedi ve Alan Kılavuzlarının rehberlik yapmayacağına hükmetti. Peki alan kılavuzları ne yapabilir meslek tanımında yazdığı gibi tıpkı Kaz Dağları’nda, Kapadokya da olduğu gibi bölgenin doğal, tarihi ve/veya kültürel dokusu hakkında bilgi verebilir.  Konuyla ilgili olarak Türkiye Turist Rehberleri Birliği (TUREB) Yönetim Kurulu Üyesi Adem Biçer ile konuştum, Biçer, alan kılavuzluğu meselesinin amacından saptığını, bölge halkına destek olunması amacıyla zamanında böyle bir adım atıldığını fakat bölgede ki köylerden 50 kişinin dahi bu işi yapmadığını söyledi. Biçer, “Yıllardır alan kılavuzlarının varlığı sebebiyle Çanakkale'ye çalışmak için gelemeyen, hatta buraya yerleştiği halde alan kılavuzları yüzünden iş bulamayıp Çanakkale'yi terk eden sayısız meslektaşımız olmuştu. Büyük ihtimal bu karar sonrası şu an 250 kadar turist rehberi bulunan Çanakkale'de çok kısa zaman içinde sayımız 500’lere daha sonra 1000’li rakamlara doğru çıkacaktır. Çanakkale'mizde de lisans düzeyinde turist rehberliği bölümü var. Bu arkadaşlarımız bizlere sürekli “biz boşuna mı 4 sene 5 sene okuyoruz? Burası Kaz Dağları gibi Küre Dağları gibi bir yer değil. Alan kılavuzları burada neden rehberlik yapıyor?” dediklerinde gerçekten verecek cevap bulamıyorduk. Bu kararı duyan öğrenci arkadaşlarımızdan da yüzlerce mesaj aldık. “Artık içimiz rahat. Ailelerimizin bizler rehber olalım diye harcadığı paralar ve bizlerin emekleri karşısında Şehitliklerimizdeki alan kılavuzları uygulaması bizleri çok üzüyordu. Şimdi içimiz rahat, mesleğimize kavuşmak için daha da motive olarak çalışmaya devam edeceğiz” diye bizlerle paylaştılar” dedi… Alanda uzun süredir kılavuzluk yapan Huriye Doğancı ile de görüştüm… Huriye abla, alan kılavuzluğunun bölgeye artan talep ve rehberlerin bu talebe cevap verememesinin doğal bir sonucu olduğunu söyledi. Yasaya karşı gelmek gibi bir durumlarını olmadığını, Alan Başkanlığının, Bakanlığın ve milletvekillerinin bu konuya makul bir çözüm bulacakları beklentisinde olduklarını söyledi.  2016 yılında çıkan yasayı dikkate aldığımızda Alan Kılavuzları lobisinin oldukça güçlü olduğunu söyleyebiliriz. Meclisten yeni bir yasal düzenleme mi çıkar, yoksa alan kılavuzları Tarihi Alan Başkanlığı çatısı altında hizmet verecekleri bir statü mü yaratılır bilinmez. Bu sorun çözülmez ise tarihi alanı pandemi sonrası bir kriz bekliyor o yüzden meselenin şimdiden bu işin çözülmesi gerekiyor! Çözümde “eşitlik mi yoksa adalet mi” olacak bekleyip hep birlikte göreceğiz… Bu konuda TURSAB’ın, ÇATOD’un görüşleri de önemli henüz bu iki STK’dan bir açıklama yok… Son olarak; Biçer’e, bölgeye gelen ziyaretçiler Alan Kılavuzlarının tarihi alanın ve savaşların maneviyatını daha iyi yansıttıklarını, rehberlerin bu konuda eksik olduğunu iddiasını sordum. Biçer, “burada yaşananları olduğu gibi anlatmak zaten yeterli, bir askerin mektubunu okumak ziyaretçilere fazlasıyla o manevi atmosferi yaşatıyor. O yüzden üzerine bir şey koymamızın gereği yok, bunu söyleyenler bir rehber arkadaşımızla birlikte alanı gezsin ve ondan sonra bu soruyu tekrar sorsunlar…”
Ekleme Tarihi: 22 Ocak 2021 - Cuma

Pandemi Sonrası Tarihi Alanı Bekleyen Kriz

Gelibolu Tarihi Yarımadasında hizmet vermek üzere 2005 yılında bölgedeki halkın istihdamına katkı sunmak ve artan ziyaretçi sayısına cevap verebilmek için farklı zamanlarda ilgili kurumlarca düzenlenen ve 3 hafta süren kurslar açıldı. Bu kursların neticesinde toplamda 310 kişi alan kılavuzu oldu, aktif olarak 200 kişi bu işi yapıyor, kılavuzların neredeyse %90’ı emekli ve orta yaş üstü… Alan Başkanlığının kurulması sonrası 2016 verilen yasa teklifi düzenlemesi sonrası, yasal statülerini de kazanan kılavuzlar, ülkenin dört bir yanından gelen vatandaşlara, turlara tarihi alan ve Çanakkale Savaşları ile ilgili bilgiler vererek rehberlik ediyorlar… 

Tam da burada bir sorun var!

Turist Rehberleri, “Alan kılavuzlarının yaptıkları rehberlik ise biz turist rehberleri kimiz?” sorusunu 2005 yılından beri soruyor ve yaşadıkları “haksız rekabeti” dile getiriyorlar. Profesyonel turist rehberi olmak için üniversiteden mezun olmak, İngilizce sınavından ve belli kurslarda başarılı olmak gibi şartlar aranırken, Alan Kılavuzu olabilmek için üç haftalık kurs görmek yeterli. Bu duruma itiraz eden turist rehberleri 2016 yılında çıkarılan yasanın iptali için Danıştay’a başvurdular ve yüksek mahkeme geçtiğimiz gün “turist rehberleri haklı, bu durum yasal değil” dedi ve Alan Kılavuzlarının rehberlik yapmayacağına hükmetti. Peki alan kılavuzları ne yapabilir meslek tanımında yazdığı gibi tıpkı Kaz Dağları’nda, Kapadokya da olduğu gibi bölgenin doğal, tarihi ve/veya kültürel dokusu hakkında bilgi verebilir. 

Konuyla ilgili olarak Türkiye Turist Rehberleri Birliği (TUREB) Yönetim Kurulu Üyesi Adem Biçer ile konuştum, Biçer, alan kılavuzluğu meselesinin amacından saptığını, bölge halkına destek olunması amacıyla zamanında böyle bir adım atıldığını fakat bölgede ki köylerden 50 kişinin dahi bu işi yapmadığını söyledi. Biçer, “Yıllardır alan kılavuzlarının varlığı sebebiyle Çanakkale'ye çalışmak için gelemeyen, hatta buraya yerleştiği halde alan kılavuzları yüzünden iş bulamayıp Çanakkale'yi terk eden sayısız meslektaşımız olmuştu. Büyük ihtimal bu karar sonrası şu an 250 kadar turist rehberi bulunan Çanakkale'de çok kısa zaman içinde sayımız 500’lere daha sonra 1000’li rakamlara doğru çıkacaktır. Çanakkale'mizde de lisans düzeyinde turist rehberliği bölümü var. Bu arkadaşlarımız bizlere sürekli “biz boşuna mı 4 sene 5 sene okuyoruz? Burası Kaz Dağları gibi Küre Dağları gibi bir yer değil. Alan kılavuzları burada neden rehberlik yapıyor?” dediklerinde gerçekten verecek cevap bulamıyorduk. Bu kararı duyan öğrenci arkadaşlarımızdan da yüzlerce mesaj aldık. “Artık içimiz rahat. Ailelerimizin bizler rehber olalım diye harcadığı paralar ve bizlerin emekleri karşısında Şehitliklerimizdeki alan kılavuzları uygulaması bizleri çok üzüyordu. Şimdi içimiz rahat, mesleğimize kavuşmak için daha da motive olarak çalışmaya devam edeceğiz” diye bizlerle paylaştılar” dedi…

Alanda uzun süredir kılavuzluk yapan Huriye Doğancı ile de görüştüm… Huriye abla, alan kılavuzluğunun bölgeye artan talep ve rehberlerin bu talebe cevap verememesinin doğal bir sonucu olduğunu söyledi. Yasaya karşı gelmek gibi bir durumlarını olmadığını, Alan Başkanlığının, Bakanlığın ve milletvekillerinin bu konuya makul bir çözüm bulacakları beklentisinde olduklarını söyledi. 

2016 yılında çıkan yasayı dikkate aldığımızda Alan Kılavuzları lobisinin oldukça güçlü olduğunu söyleyebiliriz. Meclisten yeni bir yasal düzenleme mi çıkar, yoksa alan kılavuzları Tarihi Alan Başkanlığı çatısı altında hizmet verecekleri bir statü mü yaratılır bilinmez. Bu sorun çözülmez ise tarihi alanı pandemi sonrası bir kriz bekliyor o yüzden meselenin şimdiden bu işin çözülmesi gerekiyor! Çözümde “eşitlik mi yoksa adalet mi” olacak bekleyip hep birlikte göreceğiz… Bu konuda TURSAB’ın, ÇATOD’un görüşleri de önemli henüz bu iki STK’dan bir açıklama yok…

Son olarak; Biçer’e, bölgeye gelen ziyaretçiler Alan Kılavuzlarının tarihi alanın ve savaşların maneviyatını daha iyi yansıttıklarını, rehberlerin bu konuda eksik olduğunu iddiasını sordum. Biçer, “burada yaşananları olduğu gibi anlatmak zaten yeterli, bir askerin mektubunu okumak ziyaretçilere fazlasıyla o manevi atmosferi yaşatıyor. O yüzden üzerine bir şey koymamızın gereği yok, bunu söyleyenler bir rehber arkadaşımızla birlikte alanı gezsin ve ondan sonra bu soruyu tekrar sorsunlar…”

Yazıya ifade bırak !