Kerem İriç
Köşe Yazarı
Kerem İriç
 

ADAM ÇANAKKALE İÇİN ÇALIŞIYOR, HELAL OLSUN!

2018 Çanakkale’nin yılı oldu hemen her platformda Çanakkale’yi gördük. Şehrimiz büyüdü, büyürken gelişti parti ayrımı yapılmadan her ilçeye, köye, mahalleye yatırımlar yapıldı. İl genelinde el değmen yer kalmadı. 2019 çok daha iyi bir yıl olacak bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bu gelişimde şüphesiz AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan’ın kaptanlığı önemliydi. Turan tatil, bayram, hafta sonu ne ara boşluk bulursa soluğu Çanakkale’de aldı, oldukça uyumlu çalıştığı Jülide İskenderoğlu vekilimizle adeta sırt sırta vererek Çanakkale için gece gündüz demeden çalıştı karşılığını da buldu. Bugün sokağa çıktığınızda Bülent Turan ismi herkesin ortak paydası olmuş durumda, Turan hakkında söylenen son söz hep şu oldu; “ADAM ÇANAKKALE İÇİN ÇALIŞIYOR HELAL OLSUN…” Turan yılbaşı tatilini fırsat bilerek birkaç günlüğüne de olsa Çanakkale’ye geldi ve hemen her ilçede temel atma, açılış ve birçok program gerçekleştirdi. Bu programlardan biri de Çanakkale’de yıllardır âtıl duran ve depreme dayanıklı olmadığı için yıkılıp yerine yenisi yapılan öğretmen evi binasının açılışıydı Turan burada 2018’nin bir muhasebesini ve 2019’dan beklentilerini sıraladı. Sözün bundan sonraki kısmı Turan’da; “Bir derdimiz var, bin dermana değişmeyiz. Bu coğrafyaya olan aşkımızı ifade etmek istiyoruz. Tüm birimlerimizle beraber gece gündüz çalışmaktan büyük keyif alıyoruz.  Neredeyse değişmeyen okul, hastane kalmadı. Köylerin yollarında büyük mesafeler aldık. Yatırımlarımızda büyük mesafeler aldık. Ama istiyoruz ki 2019’da çok daha güzel işler yapalım. Çünkü biz biliyoruz ki bu millete olan borcumuzu ne kadar çalışırsak çalışalım ödeme imkanı bulamayız.  Çanakkale artık küçük yatırımlarla zaman kaybetmiyor. Bir boğaz köprüsü iddiası ortaya koyduk. Bu köprü Çanakkale’nin değil, Türkiye’nin değil, dünyanın en büyüğü. O köprü buranın tarihi demek, turizmi demek, tarımı demek. Biz tarımın büyümesini köprüye bağlayacağız göreceksiniz. Çünkü buranın insanı köylüsü üretiyor, pazar bulmada sıkıntı yaşıyor. Ama köprü olduğu zaman üretici buradan koyacak kamyonuna, tırına, aracına bütün eşyasını rahat rahat tüm pazarlara gidecek. Rehberlerimiz bu bölge, Troya’sı, Assos’u, şehitliği başta olmak üzere tur getirirken dışarıdan fazla tur getiremiyor. Neden, aynı gerekçeyle. Yağmurda karda gemi kalkar mı endişesi var. Ama köprü bunları geride bırakacak inşallah. Çok daha farklı bir Çanakkale’nin hep beraber inşa edildiğini göreceğiz.  Troya 2018 yılı ilan edildi. Bu bağlamda o bölgenin tüm altyapısı, köyleri turizme kazandırılmak için büyük mesai harcandı. Müzesi, çevresi, altyapısı, açık hava müzesi gibi olan köyleriyle büyük mesafe kat ettik. O bölgenin ayağa kalkmasında Troya 2018 Yılı çok büyük bir katma değer üretmiş oldu. Yine o bölgemizde iki tane güzel köyümüz var; Kumkale ve Kalafat. Bu iki köyümüzün uzun zamandan beri su, kanalizasyon, içme suyu şebeke hattı talebi vardı. Müjdesini veriyorum, inşallah iki köyümüzün altyapı ihalesini yapıyoruz. O iki köyümüz de bu sıkıntıdan kurtulmuş oluyorlar. Bundan daha keyifli işler olmaz. Bugün açtığımız öğretmenevimiz, sahilimizde en güzel yerlerden bir tanesi. Avrupa standartlarında olan Çanakkale sahilinde çok özel bir lokasyonda. Zemin ve dört kattan oluşan, farklı fonksiyonlardaki odaların, salonların olduğu, öncelikle emekli öğretmenlerimize hizmet edecek olan özel bir yer. Dünyanın belki en güzel noktalarından bir tanesindeyiz. Ama çok eksiğimiz var. İstiyoruz ki bu eksikleri beraber çözelim. Ayhan beyle beraber geçmiş yıllarda dedik k; ‘eski adliye binası var yıkın kardeşim alın burayı, park bahçe yapın’ dedik, ses gelmedi. Onun dışında özel idarenin eski binası, ‘yıkın burayı park bahçe yapın meydanlar şehirlerin kimliğidir, şehirler meydanlarla anılır’ dedik. Ortada bir şey yok. Bunun çözümünün nerede olduğunu siz biliyorsunuz. Biz istiyoruz ki bu şehir ayağa kalksın. Biz istiyoruz ki burada çıktığımızda öğretmen evimizden Kepez’e gidelim yürüyerek, bisikletimizle. Ama bunlar için bizim milletimizin desteğine ihtiyacımız var. Bugün öğretmenlerimiz için bir iş yapmanın gururunu yaşıyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi; ‘dünyanın her tarafında öğretmenler, insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır’ der. Her hizmet kıymetlidir ama öğretmene, öğrenciye olan hizmet bambaşka kıymetlidir. Biz öğretmenlerimize hizmet etmekten çok büyük gurur duyuyoruz. İnsanlarımızı ilmek ilmek işleyenler onlar. Evlatlarımızı, torunlarımızı bıraktığımız insanlar bu insanlar. Onların özellikle emekli olduğu yıllarda, boğazın en güzel yerinde zaman geçirmesinden daha keyifli bir iş olmaz diye düşünüyorum.  İnşallah daha güzel hizmetleri hep beraber yapmaya çalışacağız.    Çanakkale esnafına, Esnaf Kefalet’in dağıtması üzere bugün 63 milyon lira para gönderildi. Bu büyük para. Sıkıntı yaşayan esnafımıza yüzde 0,5 faizle verilecek esnaf kredisinin çok kıymetli olacağı kanaatindeyim. Bu bölgenin esnafına iş yapmak hizmet etmek en büyük görevlerimizden bir tanesi. Derslik sayılarımızda büyük bir artış oldu. Bundan 15 sene önce 340 binlerde olan dersliğimiz bu sene 560 bini geçti. Bütçemizi daha yeni biliyorsunuz Meclis’ten geçirdik. En büyük kalem eğitime ayrıldı. Öğretmene, öğrenciye ayrıldı. Bunlar çok onur duyduğumuz, keyif aldığımız işler. 15 yıl önce 40’larda olan derslik başı öğrenci sayımızı bu sene 18’e kadar düştü. Daha iyi olacak, eksiklerimiz varsa biz tamamlayacağız” Son söz olarak biraz şehrin gündemi dışında birkaç şey söylemek isterim;  Sadece Geri Dönebileceğimiz Küçük Bir Köyümüz Bulunuyor “Sabancılar Malta vatandaşı oldu. Malta Resmi Gazetesi’ndeki bilgilere göre, 2 çocuğuyla Suzan Sabancı Dinçer, 2 çocuğu ve eşiyle Çiğdem Sabancı Bilen ile Şevket Sabancı’nın torunları Malta vatandaşlığı aldı” diye bir haber gördük.  Meseleye dair şunları söyleyebiliriz; “Hepsinin gidecek, sığınacak bir ülkesi var. En ufak bir tehlike anında hemen yurdu terk ediyorlar. Ama bizim yok. Sadece geri dönebileceğimiz küçük bir köyümüz bulunuyor. Dikkat ederseniz, şehirde yanlış yapıp da kaçanlar, birkaç gün içinde memleketlerinin otogarında yahut köylerinde yakalanıyorlar. Güvenlik güçleri onları orada bekliyor, eliyle koymuş gibi buluyor. Bilmem anlatabildim mi? Türkiye, gidecek / yaşayacak başka yeri olmayanların ülkesidir. Biz, kalanlarız. Hamdolsun ki böyle....” Poşet Mevzusu Üzerine Türkiye’de de günde 144 ton plastik denize karışıyor. Uzmanlar, 2050’de denizlerde balıktan çok plastik olacağını söylüyor. Hal böyleyken daha temiz bir çevre, daha yaşanabilir bir doğa için plastik kullanımını azaltmak zorundayız. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın plastik kullanımının en yoğun olduğu marketlerdeki poşet kullanımına dair uygulaması tam da bu anlamda devrim gibi bir karardır. Kendisine bu memleketin evladı diyen herkese, hepimize sorumluluk düşüyor. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum diyor ki “Bu ülke hepimizin, burayı bizden sonraki kuşaklara yaşanabilir halde bırakmak hepimizin sorumluluğu, görevi. Plastik kullanımını azaltmak bir memleket meselesi. Vatandaştan gelen ilk tepkiler halkımızın bu işe sahip çıktığını gösteriyor. Tabii eksik, yanlış bilgiler olabilir. Henüz daha çok başındayız yolun. Ama vazgeçmeyeceğiz, anlatacağız. Bakan Kurum bir yanlış bilgiyi özellikle düzeltiyor, Marketlerde satılan poşetlerden alınan para olduğu gibi market sahibinin cebine gitmiyor. O para plastiğin geri dönüşümünde kullanılmak üzere devletin kasasına giriyor. Bunu herkes bilmeli. Konuya dair bir önerim; Keşke 2. poşetten sonrası ücretli olsaydı vatandaş o zaman konuya daha bir hassasiyet gösterir ve bazı eleştirilerin de önü alınmış olurdu... Buna rağmen çıkan yasayı sonuna kadar destekliyoruz...
Ekleme Tarihi: 04 Ocak 2019 - Cuma

ADAM ÇANAKKALE İÇİN ÇALIŞIYOR, HELAL OLSUN!

2018 Çanakkale’nin yılı oldu hemen her platformda Çanakkale’yi gördük. Şehrimiz büyüdü, büyürken gelişti parti ayrımı yapılmadan her ilçeye, köye, mahalleye yatırımlar yapıldı. İl genelinde el değmen yer kalmadı. 2019 çok daha iyi bir yıl olacak bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bu gelişimde şüphesiz AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan’ın kaptanlığı önemliydi. Turan tatil, bayram, hafta sonu ne ara boşluk bulursa soluğu Çanakkale’de aldı, oldukça uyumlu çalıştığı Jülide İskenderoğlu vekilimizle adeta sırt sırta vererek Çanakkale için gece gündüz demeden çalıştı karşılığını da buldu. Bugün sokağa çıktığınızda Bülent Turan ismi herkesin ortak paydası olmuş durumda, Turan hakkında söylenen son söz hep şu oldu; “ADAM ÇANAKKALE İÇİN ÇALIŞIYOR HELAL OLSUN…” Turan yılbaşı tatilini fırsat bilerek birkaç günlüğüne de olsa Çanakkale’ye geldi ve hemen her ilçede temel atma, açılış ve birçok program gerçekleştirdi. Bu programlardan biri de Çanakkale’de yıllardır âtıl duran ve depreme dayanıklı olmadığı için yıkılıp yerine yenisi yapılan öğretmen evi binasının açılışıydı Turan burada 2018’nin bir muhasebesini ve 2019’dan beklentilerini sıraladı. Sözün bundan sonraki kısmı Turan’da; “Bir derdimiz var, bin dermana değişmeyiz. Bu coğrafyaya olan aşkımızı ifade etmek istiyoruz. Tüm birimlerimizle beraber gece gündüz çalışmaktan büyük keyif alıyoruz.  Neredeyse değişmeyen okul, hastane kalmadı. Köylerin yollarında büyük mesafeler aldık. Yatırımlarımızda büyük mesafeler aldık. Ama istiyoruz ki 2019’da çok daha güzel işler yapalım. Çünkü biz biliyoruz ki bu millete olan borcumuzu ne kadar çalışırsak çalışalım ödeme imkanı bulamayız. 

Çanakkale artık küçük yatırımlarla zaman kaybetmiyor. Bir boğaz köprüsü iddiası ortaya koyduk. Bu köprü Çanakkale’nin değil, Türkiye’nin değil, dünyanın en büyüğü. O köprü buranın tarihi demek, turizmi demek, tarımı demek. Biz tarımın büyümesini köprüye bağlayacağız göreceksiniz. Çünkü buranın insanı köylüsü üretiyor, pazar bulmada sıkıntı yaşıyor. Ama köprü olduğu zaman üretici buradan koyacak kamyonuna, tırına, aracına bütün eşyasını rahat rahat tüm pazarlara gidecek. Rehberlerimiz bu bölge, Troya’sı, Assos’u, şehitliği başta olmak üzere tur getirirken dışarıdan fazla tur getiremiyor. Neden, aynı gerekçeyle. Yağmurda karda gemi kalkar mı endişesi var. Ama köprü bunları geride bırakacak inşallah. Çok daha farklı bir Çanakkale’nin hep beraber inşa edildiğini göreceğiz. 

Troya 2018 yılı ilan edildi. Bu bağlamda o bölgenin tüm altyapısı, köyleri turizme kazandırılmak için büyük mesai harcandı. Müzesi, çevresi, altyapısı, açık hava müzesi gibi olan köyleriyle büyük mesafe kat ettik. O bölgenin ayağa kalkmasında Troya 2018 Yılı çok büyük bir katma değer üretmiş oldu. Yine o bölgemizde iki tane güzel köyümüz var; Kumkale ve Kalafat. Bu iki köyümüzün uzun zamandan beri su, kanalizasyon, içme suyu şebeke hattı talebi vardı. Müjdesini veriyorum, inşallah iki köyümüzün altyapı ihalesini yapıyoruz. O iki köyümüz de bu sıkıntıdan kurtulmuş oluyorlar. Bundan daha keyifli işler olmaz. Bugün açtığımız öğretmenevimiz, sahilimizde en güzel yerlerden bir tanesi. Avrupa standartlarında olan Çanakkale sahilinde çok özel bir lokasyonda. Zemin ve dört kattan oluşan, farklı fonksiyonlardaki odaların, salonların olduğu, öncelikle emekli öğretmenlerimize hizmet edecek olan özel bir yer. Dünyanın belki en güzel noktalarından bir tanesindeyiz. Ama çok eksiğimiz var. İstiyoruz ki bu eksikleri beraber çözelim. Ayhan beyle beraber geçmiş yıllarda dedik k; ‘eski adliye binası var yıkın kardeşim alın burayı, park bahçe yapın’ dedik, ses gelmedi. Onun dışında özel idarenin eski binası, ‘yıkın burayı park bahçe yapın meydanlar şehirlerin kimliğidir, şehirler meydanlarla anılır’ dedik. Ortada bir şey yok. Bunun çözümünün nerede olduğunu siz biliyorsunuz. Biz istiyoruz ki bu şehir ayağa kalksın. Biz istiyoruz ki burada çıktığımızda öğretmen evimizden Kepez’e gidelim yürüyerek, bisikletimizle. Ama bunlar için bizim milletimizin desteğine ihtiyacımız var.

Bugün öğretmenlerimiz için bir iş yapmanın gururunu yaşıyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi; ‘dünyanın her tarafında öğretmenler, insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır’ der. Her hizmet kıymetlidir ama öğretmene, öğrenciye olan hizmet bambaşka kıymetlidir. Biz öğretmenlerimize hizmet etmekten çok büyük gurur duyuyoruz. İnsanlarımızı ilmek ilmek işleyenler onlar. Evlatlarımızı, torunlarımızı bıraktığımız insanlar bu insanlar. Onların özellikle emekli olduğu yıllarda, boğazın en güzel yerinde zaman geçirmesinden daha keyifli bir iş olmaz diye düşünüyorum.  İnşallah daha güzel hizmetleri hep beraber yapmaya çalışacağız.   

Çanakkale esnafına, Esnaf Kefalet’in dağıtması üzere bugün 63 milyon lira para gönderildi. Bu büyük para. Sıkıntı yaşayan esnafımıza yüzde 0,5 faizle verilecek esnaf kredisinin çok kıymetli olacağı kanaatindeyim. Bu bölgenin esnafına iş yapmak hizmet etmek en büyük görevlerimizden bir tanesi.

Derslik sayılarımızda büyük bir artış oldu. Bundan 15 sene önce 340 binlerde olan dersliğimiz bu sene 560 bini geçti. Bütçemizi daha yeni biliyorsunuz Meclis’ten geçirdik. En büyük kalem eğitime ayrıldı. Öğretmene, öğrenciye ayrıldı. Bunlar çok onur duyduğumuz, keyif aldığımız işler. 15 yıl önce 40’larda olan derslik başı öğrenci sayımızı bu sene 18’e kadar düştü. Daha iyi olacak, eksiklerimiz varsa biz tamamlayacağız”

Son söz olarak biraz şehrin gündemi dışında birkaç şey söylemek isterim; 

Sadece Geri Dönebileceğimiz Küçük Bir Köyümüz Bulunuyor

“Sabancılar Malta vatandaşı oldu. Malta Resmi Gazetesi’ndeki bilgilere göre, 2 çocuğuyla Suzan Sabancı Dinçer, 2 çocuğu ve eşiyle Çiğdem Sabancı Bilen ile Şevket Sabancı’nın torunları Malta vatandaşlığı aldı” diye bir haber gördük.  Meseleye dair şunları söyleyebiliriz; “Hepsinin gidecek, sığınacak bir ülkesi var. En ufak bir tehlike anında hemen yurdu terk ediyorlar. Ama bizim yok. Sadece geri dönebileceğimiz küçük bir köyümüz bulunuyor. Dikkat ederseniz, şehirde yanlış yapıp da kaçanlar, birkaç gün içinde memleketlerinin otogarında yahut köylerinde yakalanıyorlar. Güvenlik güçleri onları orada bekliyor, eliyle koymuş gibi buluyor. Bilmem anlatabildim mi? Türkiye, gidecek / yaşayacak başka yeri olmayanların ülkesidir. Biz, kalanlarız. Hamdolsun ki böyle....”

Poşet Mevzusu Üzerine
Türkiye’de de günde 144 ton plastik denize karışıyor. Uzmanlar, 2050’de denizlerde balıktan çok plastik olacağını söylüyor. Hal böyleyken daha temiz bir çevre, daha yaşanabilir bir doğa için plastik kullanımını azaltmak zorundayız. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın plastik kullanımının en yoğun olduğu marketlerdeki poşet kullanımına dair uygulaması tam da bu anlamda devrim gibi bir karardır. Kendisine bu memleketin evladı diyen herkese, hepimize sorumluluk düşüyor.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum diyor ki “Bu ülke hepimizin, burayı bizden sonraki kuşaklara yaşanabilir halde bırakmak hepimizin sorumluluğu, görevi. Plastik kullanımını azaltmak bir memleket meselesi. Vatandaştan gelen ilk tepkiler halkımızın bu işe sahip çıktığını gösteriyor. Tabii eksik, yanlış bilgiler olabilir. Henüz daha çok başındayız yolun. Ama vazgeçmeyeceğiz, anlatacağız. Bakan Kurum bir yanlış bilgiyi özellikle düzeltiyor, Marketlerde satılan poşetlerden alınan para olduğu gibi market sahibinin cebine gitmiyor. O para plastiğin geri dönüşümünde kullanılmak üzere devletin kasasına giriyor. Bunu herkes bilmeli. Konuya dair bir önerim; Keşke 2. poşetten sonrası ücretli olsaydı vatandaş o zaman konuya daha bir hassasiyet gösterir ve bazı eleştirilerin de önü alınmış olurdu... Buna rağmen çıkan yasayı sonuna kadar destekliyoruz...

Yazıya ifade bırak !