“MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİYLE 2015-2019 YILLARI ÜLKENİN YENİDEN BÜTÜNLEŞMESİ VE ATILIM YILLARI OLACAK”
“MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİYLE 2015-2019 YILLARI ÜLKENİN YENİDEN BÜTÜNLEŞMESİ VE ATILIM YILLARI OLACAK”
MHP birinci sıra milletvekili adayı İbrahim Kürşat Tuna Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odasının davetlisi olarak 7 Haziranda yapılacak seçimler öncesinde parti politikaları ve ekonomi üzerine görüşlerini meclis üyeleriyle paylaştı. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu dönemde derslerine iyi çalıştıklarını ve ekonomiye ayrı bir önem verdiklerini belirten Tuna; “Ülkedeki yatırım iklimindeki zafiyetlerden dolayı, dış kaynaklı sermaye artışının da azalacağını düşünürsek Türkiye’nin önümüzdeki döneminin çok da parlak olmayacağını düşünüyoruz. İşte bundan dolayı 2015-2019 yılları arasındaki dönemin toplumsal huzurun ve barışın tekrar tesis edilmesi ve ekonomik yapılanmanın oluşturulması üzerinde kurgulanmasını düşündük. Milliyetçi Hareket Partisiyle bu yıllar ülkenin yeniden bütünleşmesi ve atılım yılları olacak. 2019-2023 yılları ise Türkiye’nin bölgesel bir güç ve küresel aktör haline gelmesi için politikalar ve adımlar atacağız.”
“SEÇİM BEYANNAMEMİZDE EKONOMİYE AYRI BİR ÖNEM VERDİK”
Hazırlamış olduğumuz seçim beyannamesi, tam bir iktidar beyannamesidir. Ülkemizdeki ekonomik yapının bozulmasının farkında olarak, bu dönemde seçim beyannamemizde ekonomiye çok ciddi bir ağırlık verdik. Bu konuda alanında uzman profesyonel, tecrübeli ekiplerimizle aylarca çalışma yaparak, STK’lardan, odalardan, esnaflarımızdan gelen raporlar çerçevesinde ve ekonomistlerin değerlendirmesiyle kalıcı, sürdürülebilir bir ekonomik model inşa etmek için önemli toplantılar gerçekleştirdik ve bunlar seçim beyannamemizde yer aldı.
“MEVCUT İKTİDAR ÜLKEMİZE VE DIŞ DÜNYAYA GÜVEN VERMİYOR”
Bizler Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu dönemde ülkede mutlak bir değişim olması gerektiğine inanıyoruz. Çünkü, artık ekonomimizin mevcut yapısıyla sürdürülebilir olduğuna inanmıyoruz. Ülkemiz birçok konuda olduğu gibi ekonomide de çok kırılgan hale gelmiştir, bunun birçok sebebi var. Bu sebeplerden en önemlisi ise Türkiye Cumhuriyeti Devletinin dış dünyaya mevcut iktidarla güven vermiyor olmasıdır. Güven vermeyen bir ülkeye yatırım gelmez. Ülkemizin yerli ve yabancı yatırımları çekebilmesi için adalet sistemiyle, şeffaf ekonomik yapısıyla güven vermesi gerekir. Maalesef bu güven ortamı Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarıyla, özellikle son yıllarda ortadan kaybolmuştur.
“AKP HÜKÜMETİ SADECE GEÇİCİ TEDBİRLERLE VE GEÇMİŞ YILLARDA YAŞANAN ZOR GÜNLERİ HATIRLATARAK HALKTAN TEKRAR OY ALMAYA ÇALIŞIYOR”
AKP hükümetinin ülkeyi getirdiği duruma şöyle bir bakın; Toplum AKP tarafından tamamen ikiye bölünmüş durumda, bizden olanlar ve olmayanlar şeklinde. Başbakan ve Cumhurbaşkanı yaptıkları her mitingde toplumun bir kesimini dışlayan ve kimi zaman rencide eden bir üslup kullanıyor. Ekonominin geldiği noktada ise ülkenin gelişimini üretime değil de, ranta dayalı olarak sürdürmeye çalışıyorlar. Bu dönemin artık devam etmesi mümkün değil, meydanlara çıkarak, sadece sesinizi yükselterek doların ne kadar olacağını söyleyemezsiniz, ekonominin kendi gerçekleri vardır. AKP hükümeti sadece geçici tedbirlerle ve geçmiş yıllarda yaşanan zor günleri hatırlatarak ekonomide günü kurtarıyor.
“BİRİLERİNİN İHTİYACINA GÖRE KANUNLAR BİR GECE YARASI TEKLİFİYLE DEĞİŞTİRİLİYOR, KAMU İHALE KANUNU 135 MADDESİ 32 KEZ DEĞİŞTİRİLDİ”
Avrupa ülkelerinde bir yasanın hazırlanması sürecinde devletin ilgili kurumlarına, STK’lara danışılır, komisyonlarca defalarca üzerinde çalışılır ve görüşülür. Bir tasarının bu aşamalardan geçmesi ve yasalaşması süreci 6 ile 8 ay kadar bir süre alır. Ama ülkemizde geldiğimizde noktada bir gecede yasaların çıktığına şahit olmaya başladık, adeta yamalı bohçaya döndük. En hassas kanunlarından bir tanesi olan Kamu İhale kanunu bu hükümet tarafından tam 32 kez 135 maddesi değiştirildi. Adeta birilerinin ihtiyacına göre kanunlar bir gece yarası teklifiyle değiştiriliyor. Anayasa mevcut iktidar tarafından adeta delik deşik edildi. Şu anda da istenilen tamamen başkanlık sistemine odaklı olarak iktidarın devamı. Kendi iktidarının derdine düşmüş AK Parti hükümeti toplumun hiçbir kesimine refah ve huzur getiremez. Sadece 28 Şubat, başörtüsü, ekonomik kriz çıkar tehditleriyle bu ülkenin yönetilemeyeceği açıkça ortadadır.
“EKONOMİK VERİLERE OLAN GÜVEN AZALDI”
Ülkemizde inşaat sektörü çok önemlidir evet ama sadece inşaat sektörüyle ekonomik büyümeyi sağlayamazsınız. Bunu yapmaya kalktığınızda krizlere karşı riskli bir hale gelirsiniz. Türkiye’nin ekonomisi şu anda olası bir krize karşı çok kırılgan bir hale getirilmiştir. İthalata bağımlı bir ekonomi olduk, ihracat ürünlerimizin artı değeri maalesef çok düşük ürünler denge bir türlü sağlanamıyor, cari açık almış başını gidiyor. Tarımsal yapımızı ve ihracat politikamızı acilen değiştirmemiz gerekiyor. Petrol fiyatlarının dolar bazında ucuzlaması bize çok fazla yansımadı çünkü paramız değer kaybetti, aslında avantaj olması gereken bu durumu da bu hükümet değerlendiremedi. Önümüzdeki günlerde petrol fiyatlarındaki bir artışta Türkiye ekonomisinin alacağı yara çok fazla olacak. Ekonomik verilere olan güven azaldı, devletin açıkladığı büyüme, dış ticaret ve enflasyon rakamlarına işadamları da, çalışanlar da inanmıyor. Bizim acilen üretime dayalı, istihdam dostu bir ekonomik büyümeye ihtiyacımız var. MHP bu dönem ekonomiyle ilgili hazırlıklarını iyi yaptı, dersine iyi çalıştı.
“MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİYLE 2015-2019 YILLARI ÜLKENİN YENİDEN BÜTÜNLEŞMESİ VE ATILIM YILLARI OLACAK”
Küresel rekabette söz sahibi bir Türkiye’ye ihtiyaç var. Seçim beyannamemiz 4 yıllık bir beyanname değil çünkü ülkenin geldiği noktada yaşanan erozyon, yozlaşma, yolsuzluk, kara para ticareti, sadece 4 yılda düzeltilebilmesi mümkün değil. Partimizin ARGE’ ye ağırlık veren, ülkenin ekonomik yapısını daha esnek hale getiren istihdamı ve işverenin yatırımını teşvik eden bir ekonomi modeli var. Özellikle işadamlarımız üzerinden vergi yükünü alacağız. Çünkü vergi dilimini yükselterek, vergi oranlarını artırarak kısa zamanda belki maliyeye gelir sağlayabilirsiniz ama orta ve uzun vadede kayıt dışılığı teşvik etmiş olursunuz. Esasta elde edeceğiniz gelirde ciddi bir düşüş yaşarsınız. Türkiye’deki en önemli sıkıntılardan bir tanesi özel sektörün borç yükü çok ciddi oradan artmış durumda. Kamu yatırımları artık yapılabilir durumda değil, tasarruf oranımız çok düşük. Ülkedeki yatırım iklimindeki zafiyetlerden dolayı, dış kaynaklı sermaye artışının da azalacağını düşünürsek Türkiye’nin önümüzdeki döneminin çok da parlak olmayacağını düşünüyoruz. İşte bundan dolayı 2015-2019 yılları arasındaki dönemin toplumsal huzurun ve barışın tekrar tesis edilmesi ve ekonomik yapılanmanın oluşturulması üzerinde kurgulanmasını düşündük. Milliyetçi Hareket Partisiyle bu yıllar ülkenin yeniden bütünleşmesi ve atılım yılları olacak. 2019-2023 yılları ise Türkiye’nin bölgesel bir güç ve küresel aktör haline gelmesi için politikalar ve adımlar atacağız.
“AYAKLARI YERE BASAN BİR SEÇİM BEYANNAMESİYLE YOLA ÇIKTIK”
Sayın Genel Başkanımızın ortaya koyduğu 2053 vizyonu ise biz Türk milliyetçilerinin, Türk devlet hayatına uzun vadeli bakışını gösteriyor. Tüm bu politikalarımızla yıl ve yıl gayri safi milli hasılamızın ne kadar olacağı, büyümemizin ne kadar olacağı, kişi başına düşen milli gelirin ne kadar olacağı tek tek belirlenmiş durumda. Ayakları yere basan bir seçim beyannamesiyle yola çıktık. Çünkü Türkiye üreten katma değer ortaya koyan, büyüyen bir yapı ortaya koymazsa dünyanın içinde bulunduğu bu rekabet ortamında çok daha gerilerde kalacak. Sürekli dillendirilen dünyanın 17. büyük ekonomisiyiz söylemi de buna bir örnektir, yıllardır aynı sıradayız.
“EKMEĞİN SAĞCISI, SOLCUSU OLMAZ, DİNDARI, ATEİSTİ OLMAZ, EKMEK KUTSALIMIZDIR”
Ekmeğin sağcısı, solcusu olmaz, dindarı, ateisti olmaz, ekmek kutsalımızdır. Bu ülkenin her bir insanı, istihdam sağlayan her işadamı bizim için kıymetlidir, yanında olmak durumundayız. Ama gelinen noktada sürekli, birilerini işsiz bırakmaya, ekonomik sıkıntı içinde bırakmaya ve sadece kendi yandaşlarının önünü açmaya yönelik bir ekonomi algısı söz konusu, bu dönem artık kapanmak zorunda. Çünkü herkesin ekmeği tehlike altında, ekonomiyi bir kenara koyalım, ülkemizin geleceği tehdit altında.
“TEK BİR KİŞİNİN ŞAHSİ HEVESLERİ, MENFAATLERİ İÇİN ÜLKENİN BU DENLİ BEDELLER ÖDEMESİNE, KAYBETMESİNE GÖZ YUMAMAYIZ”
Tek bir kişinin şahsi hevesleri, menfaatleri için ülkenin bu denli bedeller ödemesine, kaybetmesine göz yumamayız. Parlementer sistemimiz oturmuştur ve yıllardan beri sistemli bir şekilde işlemektedir. Tıkandığı yerler olursa bunların giderileceği yer meclistir. Rejimle alakalı olarak dayatılan ve Türk Tipi başkanlık sistemi diye adlandırılan sistemin ülkeyi belirsizliğe götüreceği açıktır. Başkanlık sistemi konuşulabilir, değerlendirilebilir ancak ülkenin gerçekleriyle örtüşürse, uyuşursa uygulanabilir. Başkanlık sisteminin uygulandığı pek çok ülke daha dağınık yapıdan üniter bir yapıya doğru evrilen ülkelerdir. Amerika Birleşik Devletleri bunun en bariz örneğidir. Bizde istenen ise üniter bir yapıdan, eyalet sistemine doğru bir dağılmadır. Biz bu senaryoyu daha önce Balkanlarda gördük orada yaşananları tüm dünya gördü. Kimse bize siz komplo teorisi kuruyorsunuz demesin. Şu anda AKP hükümetinin ve Cumhurbaşkanın başkanlık sistemiyle istediği; yasamanın, yürütmenin, yargının tek elde toplanmasından ibarettir. Bu durum ülkeyi felakete sürükler. Biz bugünden bunu görüyoruz ve halkımızı uyarıyoruz. Gerçekte başkanlık sisteminde kuvvetler ayrılığı ilkesi en önemli unsurdur. Yani yasama yürütmeye, yürütme yargıya müdahale edemez. Ama geldiğimiz noktada görüyoruz ki yargıya müdahale olağan bir hal almış. Eğer bir hakim sizin için olumsuz bir karar veriyorsa, hemen sürgün yeri hazır, hatta görevinden men bile edilebiliyor. Yolsuzlukların üzerine giden emniyet yetkilileri görevlerinden alınıyor.
“ÇANAKKALE’DE HER BİR VATANDAŞIMIZIN YÜZÜ GÜLECEK Kİ BİZİM DE YÜZÜMÜZ GÜLSÜN”
Çanakkale rahat bir kent. Farklı gelir seviyesinde olsanız bile şehrin imkanlarından her şekilde yararlanabiliyorsunuz. Bu yüzden insanlar Çanakkale’yi yaşanabilir bir şehir olarak görüyor. Ancak şehrimizde ve özellikle köylerimizde çok zor şartlar altında yaşayan vatandaşlarımız da var. Biz siyasetçilerin bu konuda önemli adımlar atması gerekiyor. Çanakkale’de her bir vatandaşımızın yüzü gülecek ki bizim de yüzümüz gülsün. MHP olarak bizim bu seçimlerde çok güzel bir sloganlarımız var. ‘Bizimle Yürü Çanakkale’, ‘Türkiye’nin Kalbi Burada’ diyoruz. Bir milletin kalbi olmak, vatandaşın kalbi olmak için onları iliklerinize kadar hissetmelisiniz. İnsanımız da bunu istiyor. Tüm Türkiye’de olacağı gibi Çanakkale’de de gelir dağılımını adil bir şekilde gerçekleştireceğiz. Huzuru, refahı toplumun her kesimi yayacağız. Bunu başardığımızda toplumsal huzur ve insanımızın kaynaşmasını sağlamış olacağız.”
“BİZİM MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ OLARAK SÖYLEYECEK ÇOK ŞEYİMİZ, YAPACAK ÇOK İŞİMİZ VAR. ÇANAKKALE’NİN VE ÜLKENİN MENFAATLERİ İÇİN NE YAPILMASI GEREKİYORSA ONUN MÜCADELESİNİ VERMEK İÇİN HAZIRIZ.”
Hazreti Mevla’nın bir sözü var; “Dün dünde kaldı cancağızım artık yeni şeyler söylemek lazım.” Bizim Milliyetçi Hareket Partisi olarak söyleyecek çok şeyimiz, yapacak çok işimiz var. Ben bu şehirde doğdum, bu şehrin sokaklarında büyüdüm. Bizim bu şehre bir borcumuz var. MHP kadrolarıyla bu ülkenin geleceğini şekillendirmeye talip ama bu el birliğiyle olabilecek bir olay. Çanakkale’nin ve ülkenin menfaatleri için ne yapılması gerekiyorsa onun mücadelesini vermek için hazırız. Milliyetçi Hareket Partisi bugün insanımızın sığınabileceği tek liman toplum bunun farkında ve Çanakkale’de, ülkemizde bu dönemde çok ciddi bir teveccühle karşılaşıyoruz bu da bizi çok memnun ediyor. Bu vatanı birlikte kurduk, birileri istiyor diye, birileri sadece kendi yerini sağlamlasın diye karanlık pazarlıkların içerisine girmedik, girmeyeceğiz ve bu kişilerin her türlü pazarlığını da engelleyeceğiz. Çünkü biz şehitlerimizin kanının vebalinin farkındayız.