CHP ve MHP’nin Hedef Aldığı Konferansta Neler Konuşuldu?

Güncel 31.05.2016 - 00:00, Güncelleme: 02.09.2021 - 15:40
 

CHP ve MHP’nin Hedef Aldığı Konferansta Neler Konuşuldu?

Türkiye Gençlik Vakfı Çanakkale İl Temsilciliği öncülüğünde Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Genç Liderler ve Ortak Akıl Topluluklarının da katkılarıyla Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Süleyman Demirel Konferans Salonunda Cumhurbaşkanlığı Kurumsal İletişim Daire Başkanı M.Mücahit Küçükyılmaz’ın katılımıyla ‘Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi’Adlı konferans düzenlendi. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle siyasi konumunun da değiştiğine dikkati çeken Küçükyılmaz, ˮSiz bu cumhurbaşkanını hala eski cumhurbaşkanı gibi, meclis tarafından seçilen cumhurbaşkanı gibi sembolik yetkilerle donatabilir misiniz? Ona ʹşunu yapma, bunu yapmaʹ deme gibi bir lüksünüz olabilir mi? Ortada yeni bir fotoğraf varˮ dedi. Küçükyılmaz bazı çevrelerce başkanlık sistemi Türkiyeʹde hiç yokmuş gibi bir algı üretildiğini dile getiren Küçükyılmaz, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönüʹnün de ˮpartili cumhurbaşkanıˮ olduğunu hatırlattı.
Konferansa ÇOMÜ Rektörü Prof.Dr.Yücel Acer , AK Parti İl Başkanı Yeşim Karadağ, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları MKYK Üyesi Jülide İskenderoğlu , öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı. Türkiye’ye Özgü Bir Sistemin Ve Vesayetten Kurtulmuş Bir Anayasanın İhtiyacı Elzem Bir Zarurettir Konferansın Açılış Konuşmasını yapan TÜGVA Çanakkale İl Temsilcisi Av.Halil İbrahim Kahraman Konuşmasında ; ‘Türkiye Gençlik Vakfı, icat çıkarmaktan çekinmeyen, meselelerin çözümünde sürekli eleştiriden ziyade diyalog ve istişare geleneğini özümsemiş gençlerden müteşekkil, yeni nesil gençlik vakfıdır. Toplumuzda sürekli irdelenen ve fakat aydınlatılamayan konularımızın başında gelen Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi konularını daha iyi idrak edebilmemiz için bu gün aramızda olan ve davetimize bizleri kırmayıp icabet eden konuğumuz, Cumhurbaşkanlığı Kurumsal İletişim Başkanı Sayın Mücahit Küçükyılmaz’a huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyoruz. Şahsiyet sahibi, hür düşünceli, hoşgörülü, çağın ilimleriyle donanmış insanlardan mahrumiyetimiz, meselelerimizin esasını teşkil ediyor. Ona nasıl sahip olabileceğimizi bilirsek, meselelerimizi çözmeye başlarız. Bu gerçeği Muhammet İkbal sanatkar sezgisiyle şöyle ifade etmiştir. “Hayatın alevi başkalarından ödünç alınamaz. O, kendi ruhunun mabedinde yakılmalıdır.”” İşte bu sebepledir ki; Ülkemizin etrafına yakılan ateş çemberini kırmak için; ubudiyyetin ve refahın inşası için; mazlumların imdadına yetişebilmek, adaletin ve medeniyetin nizamının tesisinde Türkiye’ye özgü bir sistemin ve vesayetten kurtulmuş bir anayasanın ihtiyacı elzem bir zarurettir.’ Dedi. Parlamenter sistem altında devam eden demokratik sistemin "vesayet altında olduğunu" savunan Küçükyılmaz, başkanlık sisteminin Türkiye'yi bölünmeye götüreceği görüşlerinin yanlış olduğunu vurguladı.  Küçükyılmaz, bir ülkenin bölünmesi için başkanlık sistemine gerek olmadığının altını çizerek, "Dünyada başkanlık sistemiyle yönetilen ülkeler de var. Parlamenter sistem ile yönetilen federal yapılar var. Almanya federal yapı ama parlamenter sistemle yönetiliyor. Yani dünyada farklı ülkeler kendilerine en uygun gömleği alıp, biçmişler. Biz de 'Türk tipi başkanlık' diyoruz. Ayrıca doğru bilinen yanlışlardan biri de başkanlık sistemiyle diktatörlüğe gidileceğidir. Ben Avrupa'da böyle bir şey görmüyorum." dedi. “Parlamenter Sistem Darbecilere Kapı Açtı” "Parlamenter sistem 90 yıl boyunca darbecilere, vesayetçilere kapı açan bir sistem. Bugün hızlı karar alabilen güçlü bir liderlik gerekiyor. Parlamenter sistem içinde güçlü lider sağlamak kolay değil ve bunun herhangi bir garantisi de yok. Ayrıca parlamenter sistemin istikrar üretmesi onun ancak başkanlık sistemine benzediği, yani 2002’den beri olduğu gibi, hakim parti iktidarlarının yaşandığı durumlarda mümkün. O halde, aslı var iken benzeri ile yetinmek doğru değil. Başkanlık sistemine geçmek gerekiyor." “Bugünkü Durumda Yürümesi Zor Bir Durum” Küçükyılmaz, Cumhurbaşkanını doğrudan halk seçinceye kadar sistemin değiştiğinin fazla idrak edilmediğini belirterek, "10 Ağustos 2014'ten sonra yavaş yavaş anlaşılmaya başladı. Bir tarafta yüzde 52 ile seçilmiş cumhurbaşkanı var, diğer tarafta ona yakın oranda oylarla seçilmiş bir hükümet var. İcrada iki başlılık var. Bu, kişilerin karakterlerinden bağımsız olarak sistemin çift başlılığı sebebiyle yürümesi zor bir durum." ifadesini kullandı. “2007 Referandumunda Bir Çocuk Doğmuştu” Bu durumun devam etmesinin zor olduğunu dile getiren Küçükyılmaz, şunları kaydetti: "2007 Referandumu sonrası bir çocuk doğmuştu, ama o günlerde bunun adı konmadı. Bu isim başkanlık sistemiydi. Eğer halk cumhurbaşkanını doğrudan seçiyor ise başbakanlığın güçlü olduğu parlamenter sistem ile yola devam etmek biraz sıkıntılı bir durum ortaya çıkarır. Çünkü biz 27 Nisan 2007 muhtıra girişimi sonrası parlamenter sistemin ürettiği bir krizi aşmak için 'cumhurbaşkanını artık meclis değil halk seçsin, bir daha önümüze darbe, kriz heyulası gelmesin' dedik." Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle siyasi konumunun da değiştiğine dikkati çeken Küçükyılmaz, "Siz bu cumhurbaşkanını hala eski cumhurbaşkanı gibi, meclis tarafından seçilen cumhurbaşkanı gibi sembolik yetkilerle donatabilir misiniz? Ona 'şunu yapma, bunu yapma' deme gibi bir lüksünüz olabilir mi? Ortada yeni bir fotoğraf var" dedi. "Başkanlık, Parlamenter Sistemin Üst Versiyonu" Küçükyılmaz, başkanlık sisteminin "antidemokratik" olarak değerlendirilmesine katılmadığını, hatta parlamenter sistemin bir üst versiyonu olarak görülmesi gerektiğini söyledi. 150 yıldır uygulanan parlamenter sistemin yerine başkanlık sisteminin Türkiye'de siyasiler tarafından daha önce de ele alındığını ifade eden Küçükyılmaz, "Parlamenter sistem, monarşiler yıkılırken verilen sert tepkilere karşı kurulmuştur. Güç alabildiğince dağıtılmak istenmiştir. Bunun sonucunda da yönetmenin zorlaştığı, hiç kimsenin tek güç olmadığı anlayışlar çıktı. Ancak artık 21. yüzyılda yaşıyoruz, sorunların göbeğinde yaşıyoruz. Parlamenter sistem sadece siyasi değil, ekonomik istikrarsızlığa da sebep oluyor. Artık sistemin değişmesi zorunluluğu oluştu." diye konuştu. Bazı çevrelerce başkanlık sistemi Türkiye'de hiç yokmuş gibi bir algı üretildiğini dile getiren Küçükyılmaz, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü'nün de "partili cumhurbaşkanı" olduğunu hatırlattı.
Türkiye Gençlik Vakfı Çanakkale İl Temsilciliği öncülüğünde Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Genç Liderler ve Ortak Akıl Topluluklarının da katkılarıyla Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Süleyman Demirel Konferans Salonunda Cumhurbaşkanlığı Kurumsal İletişim Daire Başkanı M.Mücahit Küçükyılmaz’ın katılımıyla ‘Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi’Adlı konferans düzenlendi. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle siyasi konumunun da değiştiğine dikkati çeken Küçükyılmaz, ˮSiz bu cumhurbaşkanını hala eski cumhurbaşkanı gibi, meclis tarafından seçilen cumhurbaşkanı gibi sembolik yetkilerle donatabilir misiniz? Ona ʹşunu yapma, bunu yapmaʹ deme gibi bir lüksünüz olabilir mi? Ortada yeni bir fotoğraf varˮ dedi. Küçükyılmaz bazı çevrelerce başkanlık sistemi Türkiyeʹde hiç yokmuş gibi bir algı üretildiğini dile getiren Küçükyılmaz, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönüʹnün de ˮpartili cumhurbaşkanıˮ olduğunu hatırlattı.

Konferansa ÇOMÜ Rektörü Prof.Dr.Yücel Acer , AK Parti İl Başkanı Yeşim Karadağ, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları MKYK Üyesi Jülide İskenderoğlu , öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı.

Türkiye’ye Özgü Bir Sistemin Ve Vesayetten Kurtulmuş Bir Anayasanın İhtiyacı Elzem Bir Zarurettir

Konferansın Açılış Konuşmasını yapan TÜGVA Çanakkale İl Temsilcisi Av.Halil İbrahim Kahraman Konuşmasında ; ‘Türkiye Gençlik Vakfı, icat çıkarmaktan çekinmeyen, meselelerin çözümünde sürekli eleştiriden ziyade diyalog ve istişare geleneğini özümsemiş gençlerden müteşekkil, yeni nesil gençlik vakfıdır. Toplumuzda sürekli irdelenen ve fakat aydınlatılamayan konularımızın başında gelen Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi konularını daha iyi idrak edebilmemiz için bu gün aramızda olan ve davetimize bizleri kırmayıp icabet eden konuğumuz, Cumhurbaşkanlığı Kurumsal İletişim Başkanı Sayın Mücahit Küçükyılmaz’a huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyoruz.

Şahsiyet sahibi, hür düşünceli, hoşgörülü, çağın ilimleriyle donanmış insanlardan mahrumiyetimiz, meselelerimizin esasını teşkil ediyor. Ona nasıl sahip olabileceğimizi bilirsek, meselelerimizi çözmeye başlarız. Bu gerçeği Muhammet İkbal sanatkar sezgisiyle şöyle ifade etmiştir. “Hayatın alevi başkalarından ödünç alınamaz. O, kendi ruhunun mabedinde yakılmalıdır.”” İşte bu sebepledir ki; Ülkemizin etrafına yakılan ateş çemberini kırmak için; ubudiyyetin ve refahın inşası için; mazlumların imdadına yetişebilmek, adaletin ve medeniyetin nizamının tesisinde Türkiye’ye özgü bir sistemin ve vesayetten kurtulmuş bir anayasanın ihtiyacı elzem bir zarurettir.’ Dedi.

Parlamenter sistem altında devam eden demokratik sistemin "vesayet altında olduğunu" savunan Küçükyılmaz, başkanlık sisteminin Türkiye'yi bölünmeye götüreceği görüşlerinin yanlış olduğunu vurguladı.  Küçükyılmaz, bir ülkenin bölünmesi için başkanlık sistemine gerek olmadığının altını çizerek, "Dünyada başkanlık sistemiyle yönetilen ülkeler de var. Parlamenter sistem ile yönetilen federal yapılar var. Almanya federal yapı ama parlamenter sistemle yönetiliyor. Yani dünyada farklı ülkeler kendilerine en uygun gömleği alıp, biçmişler. Biz de 'Türk tipi başkanlık' diyoruz. Ayrıca doğru bilinen yanlışlardan biri de başkanlık sistemiyle diktatörlüğe gidileceğidir. Ben Avrupa'da böyle bir şey görmüyorum." dedi.

“Parlamenter Sistem Darbecilere Kapı Açtı”

"Parlamenter sistem 90 yıl boyunca darbecilere, vesayetçilere kapı açan bir sistem. Bugün hızlı karar alabilen güçlü bir liderlik gerekiyor. Parlamenter sistem içinde güçlü lider sağlamak kolay değil ve bunun herhangi bir garantisi de yok. Ayrıca parlamenter sistemin istikrar üretmesi onun ancak başkanlık sistemine benzediği, yani 2002’den beri olduğu gibi, hakim parti iktidarlarının yaşandığı durumlarda mümkün. O halde, aslı var iken benzeri ile yetinmek doğru değil. Başkanlık sistemine geçmek gerekiyor."

“Bugünkü Durumda Yürümesi Zor Bir Durum”

Küçükyılmaz, Cumhurbaşkanını doğrudan halk seçinceye kadar sistemin değiştiğinin fazla idrak edilmediğini belirterek, "10 Ağustos 2014'ten sonra yavaş yavaş anlaşılmaya başladı. Bir tarafta yüzde 52 ile seçilmiş cumhurbaşkanı var, diğer tarafta ona yakın oranda oylarla seçilmiş bir hükümet var. İcrada iki başlılık var. Bu, kişilerin karakterlerinden bağımsız olarak sistemin çift başlılığı sebebiyle yürümesi zor bir durum." ifadesini kullandı.

“2007 Referandumunda Bir Çocuk Doğmuştu”

Bu durumun devam etmesinin zor olduğunu dile getiren Küçükyılmaz, şunları kaydetti:

"2007 Referandumu sonrası bir çocuk doğmuştu, ama o günlerde bunun adı konmadı. Bu isim başkanlık sistemiydi. Eğer halk cumhurbaşkanını doğrudan seçiyor ise başbakanlığın güçlü olduğu parlamenter sistem ile yola devam etmek biraz sıkıntılı bir durum ortaya çıkarır. Çünkü biz 27 Nisan 2007 muhtıra girişimi sonrası parlamenter sistemin ürettiği bir krizi aşmak için 'cumhurbaşkanını artık meclis değil halk seçsin, bir daha önümüze darbe, kriz heyulası gelmesin' dedik."

Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle siyasi konumunun da değiştiğine dikkati çeken Küçükyılmaz, "Siz bu cumhurbaşkanını hala eski cumhurbaşkanı gibi, meclis tarafından seçilen cumhurbaşkanı gibi sembolik yetkilerle donatabilir misiniz? Ona 'şunu yapma, bunu yapma' deme gibi bir lüksünüz olabilir mi? Ortada yeni bir fotoğraf var" dedi.

"Başkanlık, Parlamenter Sistemin Üst Versiyonu"

Küçükyılmaz, başkanlık sisteminin "antidemokratik" olarak değerlendirilmesine katılmadığını, hatta parlamenter sistemin bir üst versiyonu olarak görülmesi gerektiğini söyledi.

150 yıldır uygulanan parlamenter sistemin yerine başkanlık sisteminin Türkiye'de siyasiler tarafından daha önce de ele alındığını ifade eden Küçükyılmaz, "Parlamenter sistem, monarşiler yıkılırken verilen sert tepkilere karşı kurulmuştur. Güç alabildiğince dağıtılmak istenmiştir. Bunun sonucunda da yönetmenin zorlaştığı, hiç kimsenin tek güç olmadığı anlayışlar çıktı. Ancak artık 21. yüzyılda yaşıyoruz, sorunların göbeğinde yaşıyoruz. Parlamenter sistem sadece siyasi değil, ekonomik istikrarsızlığa da sebep oluyor. Artık sistemin değişmesi zorunluluğu oluştu." diye konuştu.

Bazı çevrelerce başkanlık sistemi Türkiye'de hiç yokmuş gibi bir algı üretildiğini dile getiren Küçükyılmaz, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü'nün de "partili cumhurbaşkanı" olduğunu hatırlattı.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.