Milli ve Sağlam Şamar EVETLE Vurulacaktır
Milli ve Sağlam Şamar EVETLE Vurulacaktır
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) İl Başkanı Hakan Pınar 16 Nisan’da yapılacak olan halk oylamasına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Ülkemizin içerde ve dışarda karşı karşıya kaldığı tehditlere dikkat çeken Pınar MHP’nin çözüm için inisiyatif aldığını söyledi. MHP’nin “önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben” ilkesi doğrultusunda, “seyirci kalan” değil “inisiyatif alan”, “ideal-imkan dengesi”ni gözeten, “makul”, “etkili” ve “kritik” bir siyasi tutum sergilediğinin altını çizen Pınar; “Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizler, milletimizin taleplerini demokratik edep ve sorumluluk bilinciyle yerine getirerek hazırlanan bu anayasa değişikliğine; “millet için evet, devlet için evet, Cumhuriyet için evet, Türklüğün bekası için evet” diyoruz” dedi.
Kıymetli Çanakkaleli Hemşehrilerim;
Türkiye’nin gündeminde bugün Anayasa değişikliği tartışma konusudur. Aslında 1982 Anayasasının kabul edildiği tarihten itibaren klasik bir parlamenter sistemden büyük sapmaları barındırması itibarıyla tartışma konusu olmuş, şimdiye kadar 100’den fazla maddesi değiştirilmiştir. 1982 Anayasası Cumhurbaşkanına geniş yetkilerin tanındığı, ancak bu yetkilere rağmen Cumhurbaşkanı için neredeyse hiç sorumluluk öngörmeyen bir Anayasa olmuştur.
2007 yılından itibaren ise konu bir başka boyutuyla daha tartışılmaya başlanmıştır. Zira 2007 yılındaki Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde yaşanan ve kamuoyunda “367 krizi” olarak bilinen hukuk garabeti, CHP’nin müracaatı üzerine Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararla tescillenmiş ve bunun üzerine gerçekleştirilen Anayasa Referandumu ile Cumhurbaşkanının halk tarafından doğrudan seçilmesi kabul edilmiştir. Böylece geniş yetkilerine rağmen neredeyse hiç sorumluluğu bulunmayan Cumhurbaşkanlığı kurumu, “meşruiyet” açısından da orantısız olarak güçlenmiştir. Nitekim bu meşruiyet karmaşası, 2014 yılında doğrudan halk tarafından seçilen ilk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçildiği günden itibaren ortaya koyduğu siyasi tutum ve davranışları ile “fiili durum” tartışmalarını da beraberinde getirmiştir. Öte yandan Irak ve Suriye’de yaşanan ve yaşanması muhtemel gelişmeler ile 30 yılı aşkın süredir devam eden PKK terörüne 15 Temmuz 2016’dan itibaren bir de FETÖ terörü eklenmiştir.
MHP ÇÖZÜM İÇİN İNİSİYATİF ALMIŞTIR
Türkiye’nin birçok iç ve dış tehdit unsuru tarafından abluka altına alınmaya çalışıldığı ve saldırıya uğradığı bir dönemde; Sayın Genel Başkanımız 11 Ekim 2016 tarihli grup toplantımızda; kimsenin yaklaşan tehlikenin farkında olmadığı kritik bir dönemde bir kez daha erken uyarı görevini yerine getirmiş ve konunun hayati önemine şu sözleriyle dikkat çekmiştir:
“Türkiye çok ciddi bir beka sorunuyla karşı karşıyadır. İç ve dış güvenlik sorunları giderek ağırlaşmakta, vatanımızı içine alan husumet çemberi giderek daralmaktadır. Bu kuşatmayı kırmak, ülkemizin huzuruna ve güvenliğine kast eden risk ve tehditleri ortadan kaldırmak hepimizin temel önceliği olmalıdır. Milli birlik ve beraberliğin titizlikle korunması gereken bir dönemdeyiz. Kemikleşmiş önyargıları ve kısır çekişmeleri bir kenara bırakmalıyız. Vatan ve millet sevdasıyla hareket edebilme basiretini muhakkak surette gösterebilmeliyiz. Türkiye hepimizindir, hepimizin ortak vatanıdır. Siyasi gündemde kronik çekişme ve çatışma konusu olarak duran temel sorunları bu anlayışla ele almak, ülkemizin önünü açmak ve geleceğini planlamak durumundayız. Bunların en önemlilerinden birisi de hatırı sayılır zamandır ülkemizi meşgul eden yeni Anayasa kapsamında derinleşen hükümet sistemi tartışmalarıdır”
Hükümet sistemi odaklı Anayasa değişikliği tartışmaları aslında, 2011 yılından itibaren neredeyse kesintisiz olarak devam etmiştir. Öyle ki bu tartışmalar, TBMM 24. Dönem Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda “en vahim” haliyle yaşanmış ve o dönemde sadece “hükümet sistemi” değil, Anayasanın “en tartışılamaz” hükümleri, tartışma konusu edilmiştir. Bu kapsamda;
ü Anayasanın hangi maddesinde “Türk” ibaresi varsa kaldırılması;
ü değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilk 4 maddesi ve bu maddelerin odağında yer alan “Milli Devlet” ve “Üniter Devlet” ilkeleri;
ü 42. maddesindeki “Türkçe’den başka hiçbir dil, eğitim öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına anadilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez” hükmü
ü “Türk Vatandaşlığı”nı düzenleyen 66. maddesi tartışılmıştır.
ü “yerel yönetimlerin özerkliği”ni yasaklayan “Mahalli İdareler” başlıklı 127. maddesi
tartışmaya açılmış ve AKP, CHP ve HDP tarafından bu maddelerle ilgili değişiklik önergeleri verilmiş, bazılarında da aralarında mutabakat sağlanmıştır.
Diğer yandan komisyon çalışmalarına paralel olarak AKP ile BDP arasında “çözüm” adı altında yürütülen “ihanet” sürecinde “Başkanlık – özerklik/federasyon” ve “Başkanlık - anadilde eğitim/savunma” pazarlıkları hissedilir bir boyutta gerçekleşmiştir.
11 Ekim 2016 tarihinden sonra ise MHP’nin yıllardır sürdürdüğü haklı ve kararlı duruşu sayesinde yukarıda sıralanan “en tartışılmaz” konular değil, sadece “netleştirilmesi” artık kaçınılmaz hale gelmiş olan “hükümet sistemi” eksenli bir süreç başlamıştır.
Bu süreç dâhilinde AKP tarafından 11 Kasım 2016 tarihinde, “Sisteme İlişkin Asgari Değişiklikler”e dair 12 maddelik teklif metni Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanlığı’na sunulmuştur. Söz konusu önerilere ilişkin olarak partimiz gerekli çalışmaları yapmıştır.
15 Kasım – 10 Aralık 2016 tarihleri arasında MHP tarafından görevlendirilen Mehmet PARSAK ile AKP tarafından görevlendirilen Abdulhamit GÜL arasında yürütülen müzakereler sonucunda; Anayasanın 18 maddesinin değiştirilmesinin yanı sıra, bu değişikliklerden kaynaklanan muhtelif maddelerde uyum değişikliği yapılması ile geçici madde ve yürürlük maddesi olmak üzere toplam 21 maddelik nihai teklif metni, 10 Aralık 2016 tarihinde AKP’li 316 Milletvekilinin imzasıyla TBMM Başkanlığı’na sunulmuştur.
Önemle vurgulamak gerekir ki Milliyetçi Hareket Partisi, yarım asra yaklaşan tarihinin her döneminde olduğu gibi bu süreçte de “önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben” ilkesi doğrultusunda, “seyirci kalan” değil “inisiyatif alan”, “ideal-imkan dengesi”ni gözeten, “makul”, “etkili” ve “kritik” bir siyasi tutum sergilemiştir.
MECLİSTE “EVET” DİYEN MHP REFERANDUMDA DA “EVET” DİYECEKTİR!
Bu kapsamda, on sekiz maddeden oluşan Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin ilk tur oylaması 9 Ocak 2017’de başlayıp 15 Ocak 2017’de bitmiştir. Kanun teklifinin ikinci turu ise 18 Ocak 2017’de başlayıp 21 Ocak 2017’de tamamlanmıştır. Cumhurbaşkanının 10 Şubat’taki onayıyla anayasa değişikliğinin 16 Nisan 2016 tarihinde referanduma götürülmesi suretiyle milletimizin karar ve onayına sunulması kararlaştırılmıştır.
Türk milleti, kader ve kederde birlik olmuş muazzam bir beşeri varlık olarak, kendisini doğrudan ilgilendiren hükümet etme sistemiyle ilgili son sözünü söyleyecektir. Bu demokratik kazanım ve fırsatın heba edilmemesi elbette herkesin, hepimizin sağduyu ve soğukkanlılıkla çalışmasına bağlıdır. Milliyetçi Hareket Partisi milli, ilkeli ve tutarlı bir siyasi anlayışın temsilcisi olarak, TBMM’de evet dediği anayasa değişikliği teklifine 16 Nisan’daki referandumda da aynı iradeyi göstererek evet tercihinde bulunacaktır. Bundan rahatsız olmak, bu irademize kara çalıp saptırmaya çalışmak öncelikle demokrasi hazımsızlığı, milliyetçilik karşıtlığıdır.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin, Türkiye’nin yakın ve yoğun tehditlerle boğuştuğu bir dönemde, özellikle 15 Temmuz melanetinin enkazı henüz kaldırılmamışken duyarsız ve dağınık duruş sergilemesi, dahası kutlu davamızın mirasıyla ters düşmesi tabii olarak imkansızdır.
Çok şükür, artık her konuda, Milliyetçi Hareket Partisi’nin ne düşündüğü, nasıl bir pozisyon aldığı, ne tür bir tavır takınacağı çok ciddi merak uyandırmaya, dikkat çekmeye, konuşulmaya başlanmıştır.
Bu durum partimizin başarısı olarak değerlendirilmelidir. Bizlere yönelmiş bu alaka ve ilginin Milliyetçi Hareket için kıvanç vesilesi olacağı gibi, aynı zamanda özgüvenli ve özenli olmamız gereken hususların arttığının da göstergesidir. Milliyetçi Hareket Partisi önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben anlayışını siyasetinin ağırlık merkezi yaparak yerli, milli ve ahlaki tercihini göstermiş, bundan sonra da göstermeye devam edecektir.
Sayın Genel Başkanımızın da dediği gibi “Biz de er tükenmez; kırılmakla…biz de ülkü bitmez; önü kapatılmakla...”
DEVLET, MİLLET, CUMHURİYET VE TÜRKLÜĞÜN BEKASI İÇİN: “EVET!”
Milliyetçi Hareket Partisi, meselelere başkent Ankara’nın görüş açısından bakan, dünyayı Türkçe okuyan, milletimize musallat olan musibetlere milli derinlikle ve şuurla yaklaşan Türk-İslam ülküsünün son kalesidir.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizler, milletimizin taleplerini demokratik edep ve sorumluluk bilinciyle yerine getirerek hazırlanan bu anayasa değişikliğine; “millet için evet, devlet için evet, Cumhuriyet için evet, Türklüğün bekası için evet” diyoruz.
Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli Beyin de belirttiği gibi:
Sandıkta milli beka için Evet mührünü vuracağız.
Biz başkanlığa değil, Cumhurbaşkanı hükümet sistemine Evet diyoruz.
Biz Türkiye’nin diriliş ve toparlanmasına Evet diyoruz.
Biz Türk ve Türkiye düşmanlarının bozgunu için Evet diyoruz.
….
Her Evet birliğimize katkı ve yemindir.
Her Evet esenlik ve selametimize destek ve yemindir.
Her Evet milletin istiklaline, devletin istikbaline, bayrağın iffetine, vatanın izzetine duadır ve yeminimizdir.
Bizim gönlümüzde evet veya hayır iradesine sahip her vatan evladı değerli, yeri dolmaz, bir ve eşittir ve hepsinin kararına sonsuz hürmetimiz vardır.Diyoruz ki; devlet, millet, cumhuriyet görüşümüz Evet.Biz şahsa değil, sistemin bakiliğine evet diyoruz.Biz bir partiye, ideolojiye, bir kesim ve düşünceye değil Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ve kurtuluş yıllarının anısına ve adına evet diyoruz. Evet deyip bölücü, yıkıcı düşmanlara, tüm terör örgütlerine ortak bir mücadele azmi ve iradesiyle dünyayı dar edeceğiz.
Biz milletimizin kararına güveniyoruz, en doğrusu neyse yapacağını biliyoruz.Biliniz ki, Cumhuriyetimiz daha sağlam temellere oturacaktır.“Ne Mutlu Türküm Diyene” sözümüz milletimizin tercümanı ve tarihe geçmiş milli beyanı ve beka duruşudur.
Bugün karşımızda hayırcı mevzi oluşturup, evet diyenlerin ihanet ettiğini iddia edenler; bugünün Türkiye’si ile Cumhuriyet’in kuruluş yılları arasındaki sosyal, siyasal ve hukuksal bağları ve kökleri kopartma tehlikesini bünyelerinde taşıdıklarını görememektedirler.
BU ÜLKE İÇİN YEMİNİMİZ VAR… VAZGEÇİLMEZ!
Milliyetçi Hareket Partisi Türk tarihinin canlı, coşkulu ve cesaret dolu bir simgesidir. Üç Hilal Türk-İslam medeniyetinin inmeyecek yadigârıdır.Milliyetçi-Ülkücü Hareket şehit ocağı, gazi yuvasıdır. Merhum Başbuğumuz demişti ki,“Emanet olunan davayı kucakladım. Hiç arkama bakmadan, tereddütsüz, hiçbir şeye aldırmadan yürüyorum.”Aynısını biz de yapıyoruz, yapmaya da inançla devam edeceğiz
Bu kadarhaklı olan… Bu kadarhaklı çıkan… Ancak, bu kadar dahakkı yenmişbir dava olmamıştır.
İşte biz, bu hakkın sonuna kadar peşindeyiz.Türk Milliyetçileri mağdur olmuştur, sıkıntıya düşmüştür. Ama hiçbir zaman mağlûp olmamışlardır.Allah’ın izniyle bundan sonra da olmayacağız, pes ettiğimizi, teslim olduğumuzu en azından dünya dönerken hiç kimse göremeyecektir. Bizim yönümüz Hakk’a, yüzümüz halka dönüktür. Sözümüz millet, sevdamız devlet, sancağımız vatandır.
Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli Beyin de konuşmalarında belirttiği bu nedenlerle…
Evet derken; devlet ve millet varlığının muhafazasını hedefliyoruz.
Evet derken; Türkiye’nin kendine gelmesini, milli ve ortak değerlerin tahkim edilmesini, anayasanın tam hakimiyetini amaçlıyoruz.
FETÖ’ye, PKK’ya, PYD-YPG’ye, DHKP-C’ye ve de haçlı kafilesinin yüzüne milli ve sağlam şamar evetle vurulacaktır.
Ve diyoruz ki;
Bu ülke için yeminimiz var…Vazgeçilmez!
Tüm bu değerlendirmelerin ışığında sizlere tekraren ifade ediyorum ki;
MHP ne demişse milletimizin lehinedir.
MHP neyi istemişse milletimizin menfaatinedir.
MHP ikbalin değil, istikbalin peşindedir.
MHP millet ve vatan davasının savunucusudur.
MHP binlerce yıllık Türk-İslam ülküsünün varisi, bu çağdaki emanetçisidir.
MHP;“Tanrı Dağı kadar Türk, Hıra Dağı kadar Müslümanız” diyen …
“Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur; ruhsuz beden ceset olur” diyen…bir anlayışın temsilcisidir.
MHP;Türkiye’yi 2023’te Lider Ülke, 2053’te Süper Güç yapma hedefine ulaşmak için her türlü çalışmaya ve fedakarlığa hazırdır!
MHP; Türkiye’yi Atatürk’ün gösterdiği, muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak için, Türkiye merkezli yeni bir medeniyet yürüyüşüne Türk Milleti ile birlikte çıkmaya hazırdır!
21. Asrın Türk asrı olacağına ve bu asrı insan merkezli Türk-İslam medeniyetinin belirleyeceğine olan inancımla;
Devlet için EVET…
Millet için EVET…
Cumhuriyet için EVET…
Türklüğün bekası için EVET…
diyor ve hepinizi saygılarımla selamlıyorum!