Güncel Haber Girişi: 01.03.2021 - 00:00, Güncelleme: 02.09.2021 - 15:40

İnşaat Faaliyetinin Derhal Durdurulmasını Talep Ediyoruz!

 

İnşaat Faaliyetinin Derhal Durdurulmasını Talep Ediyoruz!

CHP Lapseki İl Genel Meclis Üyesi Ali Özkan Aldemir ve CHP İl Genel Meclisi Grup Başkanvekili Güneş Pehlivan, Lapseki Dumanlı Köyündeki RES Projesine ilişkin basın açıklamasında bulundu. Açıklamada, “Lapseki halkını, hukuka ve kamu otoritelerine bile meydan okuyarak kanunsuz olarak faaliyet gösteren şirketlerin rantına kurban etmeyeceğiz” vurgusu yapıldı.
CHP’li İl Genel Meclissi Üyeleri Aldemir ve Pehlivan, uzun süredir çeşitli kollardan tartışılan Lapseki’de inşaatı devam eden Rüzgar Enerji Santrali (RES) konusu ile ilgili şu ifadeleri kullandı; “Lapseki İlçemiz, Çamyurt, Dumanlı, Beyçayır köylerini kapsayan bir alanda kazı ve inşai faaliyette bulunulduğu, henüz resmi bir kamulaştırma kararı bulunmaksızın köylülerin arazilerinin hukuka aykırı olarak işgal edildiği, köylülere kamulaştırma kararı bulunduğu yönünde gerçeğe aykırı bilgi verilerek arazilerine el koyulduğu Lapseki İlçe Başkanlığımız tarafından tespit edilerek, Lapseki İl Genel Meclis üyemiz Ali Özkan Aldemir’in girişimleriyle İl Genel Meclisi Çevre ve Sağlık Komisyonu tarafından konu incelemeye alınmış ve meclisteki tüm siyasi parti gruplarının oybirliğiyle hazırlanan rapor ile yapılan çalışmanın imar mevzuatına aykırı olduğu tespit edilmiş, şirketin ön izin, ruhsat ve imar izni bulunmaksızın, mevcut izinli ÇED alanının dışında yaptığı faaliyetlere ilişkin olarak idari yaptırım ve hukuki süreç başlatılmış bulunmaktadır. Halihazırda imar izni ve ruhsatı bulunmayan RES projesinin ÇED alanı dışında faaliyet göstermekte olduğu Çanakkale İl Özel İdaresi İmar ve Kentsel İyileştirmeler Müdürlüğü tutanakları ve İl Genel Meclisi Çevre ve Sağlık Komisyonu Raporuyla sabit olup mevcut ÇED raporunun ihlali gerekçesiyle ÇED Olumlu Kararının da iptal edilmesi gerekmektedir. Buna rağmen ilgili şirketler hala faaliyetlerini sonlandırmamış olup hem suç niteliğindeki iş ve işlemlerine devam etmekte, hem de halk sağlığını tehlikeye atmaktadır.” “LAPSEKİ HALKINI ŞİRKETLERİN RANTINA KURBAN ETMEYECEĞİZ” “Şirketin izinsiz ve hukuksuz olarak kazı ve inşai faaliyetlerine devam ettiği alan Çanakkale İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 2011 yılında Dumanlı Köyünde 3 ve yakınındaki Çamyurt Köyünde 1 adet mezotelyoma vakasının tespit edilmesinden sonra Sağlık Bakanlığı tarafından incelemeye alınan ve toprağın asbest içerdiği analiz edilen alandır. Bu hususta alınan toprak numuneleri, üniversite laboratuvarında ön incelemeye alındıktan sonra, TÜBİTAK’a gönderilerek asbest tespiti yapılmış olup, Biga Yarımadasının Medikal Jeoloji Sorunlarına Genel Bir Bakış ve Bölgedeki Asbest Maruziyeti Sorunu başlıklı makalede incelenmiş, söz konusu makale akademik çalışmalarda 62 kez atıf almış, Dumanlı Köyündeki asbestiform minerallerin bulunduğu ve maruziyetinin kanser ve benzeri sağlık sorunlarına yol açma riski açısından, Maden Tetkik ve Arama Dergisinde 2015 yılı Aralık Ayında yayınlanan Dumanlı Köyü’nde Asbest Maruziyetinin Tıbbi Jeoloji Açısından Değerlendirilmesi kapsamlı ikinci bir akademik çalışmaya konu olmuştur. Arazide gözlem yapıldığında, Dumanlı köyü ve yakın çevresindeki toprakta asbestin bulunduğu hiçbir analize gerek duyulmaksızın çıplak gözle dahi görülebilmektedir. Dolayısıyla bu yörede hukuka aykırı olarak ve tüm kamu kurumlarının bilgisi dahilinde yürütülen projenin durdurulmadığı her gün, kazı alanında hareketli topraktan asbest açığa çıkarak, faaliyeti sürdürürken yakından ve uzun süre kazı alanındaki toprağa ve havaya maruz kalan şirket işçileri başta olmak üzere yöre halkını maruz bırakacak, tabiri caizse ölüm saçacak bir vaziyet almaktadır. Asbestli toprağın hareketlendirilmesi, gün yüzüne çıkması ve asbest minerallerinin açığa çıkarılması sonucunda bu durumu absorbe edecek, asbest dağılımını önleyebilecek veya azaltabilecek bilinen hiçbir teknoloji yoktur. Buradan bahisle Türkiye’de asbest konusunda araştırma yapan az sayıdaki bilim insanlarından biri olan ve asbestli toprak sorununun yaygın olduğu Gediz bölgesiyle Diyarbakır ve Karaman bölgelerinde çalışmalarda bulunan Prof. Dr. Şerefettin Canda, topraktaki tozumanın önlenmesi için bu bölgelere ağaç dikilmesi ve tozumaya yol açacak hiçbir faaliyette bulunulmaması gerektiğini defalarca vurgulamıştır. Tozuma yoluyla havaya karışan asbestin bile kalıcı akciğer sorunlarına ve kansere yol açtığı açık iken, metreküplerce toprağın kazılması, taşınması ve bölgeye yeniden yayılması yoluyla oluşabilecek kalıcı sağlık sorunları tartışılmaz bir olgudur. Lapseki halkını, hukuka ve kamu otoritelerine bile meydan okuyarak kanunsuz olarak faaliyet gösteren şirketlerin rantına kurban etmeyeceğiz.” “YASAL YAPTIRIMLARIN UYGULANMASINI TALEP EDİYORUZ” “TÜBİTAK analiziyle belgelenmiş olan ve birçok akademik çalışmaya konu olan bu durum gözler önündeyken halk sağlığını ve kamu düzenini ihlal eden kazı ve inşaat faaliyetinin derhal durdurulmasını ve sorumlular hakkında ilgili yasal yaptırımların uygulanmasını talep ediyoruz. Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyetinin tüm evlatlarını hakkını ve hukukunu emanet ettiği sayın savcılarımızdan bu basın açıklamasını bir suç duyurusu olarak kabul etmelerini talep ediyoruz.”
CHP Lapseki İl Genel Meclis Üyesi Ali Özkan Aldemir ve CHP İl Genel Meclisi Grup Başkanvekili Güneş Pehlivan, Lapseki Dumanlı Köyündeki RES Projesine ilişkin basın açıklamasında bulundu. Açıklamada, “Lapseki halkını, hukuka ve kamu otoritelerine bile meydan okuyarak kanunsuz olarak faaliyet gösteren şirketlerin rantına kurban etmeyeceğiz” vurgusu yapıldı.

CHP’li İl Genel Meclissi Üyeleri Aldemir ve Pehlivan, uzun süredir çeşitli kollardan tartışılan Lapseki’de inşaatı devam eden Rüzgar Enerji Santrali (RES) konusu ile ilgili şu ifadeleri kullandı; “Lapseki İlçemiz, Çamyurt, Dumanlı, Beyçayır köylerini kapsayan bir alanda kazı ve inşai faaliyette bulunulduğu, henüz resmi bir kamulaştırma kararı bulunmaksızın köylülerin arazilerinin hukuka aykırı olarak işgal edildiği, köylülere kamulaştırma kararı bulunduğu yönünde gerçeğe aykırı bilgi verilerek arazilerine el koyulduğu Lapseki İlçe Başkanlığımız tarafından tespit edilerek, Lapseki İl Genel Meclis üyemiz Ali Özkan Aldemir’in girişimleriyle İl Genel Meclisi Çevre ve Sağlık Komisyonu tarafından konu incelemeye alınmış ve meclisteki tüm siyasi parti gruplarının oybirliğiyle hazırlanan rapor ile yapılan çalışmanın imar mevzuatına aykırı olduğu tespit edilmiş, şirketin ön izin, ruhsat ve imar izni bulunmaksızın, mevcut izinli ÇED alanının dışında yaptığı faaliyetlere ilişkin olarak idari yaptırım ve hukuki süreç başlatılmış bulunmaktadır. Halihazırda imar izni ve ruhsatı bulunmayan RES projesinin ÇED alanı dışında faaliyet göstermekte olduğu Çanakkale İl Özel İdaresi İmar ve Kentsel İyileştirmeler Müdürlüğü tutanakları ve İl Genel Meclisi Çevre ve Sağlık Komisyonu Raporuyla sabit olup mevcut ÇED raporunun ihlali gerekçesiyle ÇED Olumlu Kararının da iptal edilmesi gerekmektedir. Buna rağmen ilgili şirketler hala faaliyetlerini sonlandırmamış olup hem suç niteliğindeki iş ve işlemlerine devam etmekte, hem de halk sağlığını tehlikeye atmaktadır.”
“LAPSEKİ HALKINI ŞİRKETLERİN RANTINA KURBAN ETMEYECEĞİZ”
“Şirketin izinsiz ve hukuksuz olarak kazı ve inşai faaliyetlerine devam ettiği alan Çanakkale İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 2011 yılında Dumanlı Köyünde 3 ve yakınındaki Çamyurt Köyünde 1 adet mezotelyoma vakasının tespit edilmesinden sonra Sağlık Bakanlığı tarafından incelemeye alınan ve toprağın asbest içerdiği analiz edilen alandır. Bu hususta alınan toprak numuneleri, üniversite laboratuvarında ön incelemeye alındıktan sonra, TÜBİTAK’a gönderilerek asbest tespiti yapılmış olup, Biga Yarımadasının Medikal Jeoloji Sorunlarına Genel Bir Bakış ve Bölgedeki Asbest Maruziyeti Sorunu başlıklı makalede incelenmiş, söz konusu makale akademik çalışmalarda 62 kez atıf almış, Dumanlı Köyündeki asbestiform minerallerin bulunduğu ve maruziyetinin kanser ve benzeri sağlık sorunlarına yol açma riski açısından, Maden Tetkik ve Arama Dergisinde 2015 yılı Aralık Ayında yayınlanan Dumanlı Köyü’nde Asbest Maruziyetinin Tıbbi Jeoloji Açısından Değerlendirilmesi kapsamlı ikinci bir akademik çalışmaya konu olmuştur. Arazide gözlem yapıldığında, Dumanlı köyü ve yakın çevresindeki toprakta asbestin bulunduğu hiçbir analize gerek duyulmaksızın çıplak gözle dahi görülebilmektedir. Dolayısıyla bu yörede hukuka aykırı olarak ve tüm kamu kurumlarının bilgisi dahilinde yürütülen projenin durdurulmadığı her gün, kazı alanında hareketli topraktan asbest açığa çıkarak, faaliyeti sürdürürken yakından ve uzun süre kazı alanındaki toprağa ve havaya maruz kalan şirket işçileri başta olmak üzere yöre halkını maruz bırakacak, tabiri caizse ölüm saçacak bir vaziyet almaktadır. Asbestli toprağın hareketlendirilmesi, gün yüzüne çıkması ve asbest minerallerinin açığa çıkarılması sonucunda bu durumu absorbe edecek, asbest dağılımını önleyebilecek veya azaltabilecek bilinen hiçbir teknoloji yoktur. Buradan bahisle Türkiye’de asbest konusunda araştırma yapan az sayıdaki bilim insanlarından biri olan ve asbestli toprak sorununun yaygın olduğu Gediz bölgesiyle Diyarbakır ve Karaman bölgelerinde çalışmalarda bulunan Prof. Dr. Şerefettin Canda, topraktaki tozumanın önlenmesi için bu bölgelere ağaç dikilmesi ve tozumaya yol açacak hiçbir faaliyette bulunulmaması gerektiğini defalarca vurgulamıştır. Tozuma yoluyla havaya karışan asbestin bile kalıcı akciğer sorunlarına ve kansere yol açtığı açık iken, metreküplerce toprağın kazılması, taşınması ve bölgeye yeniden yayılması yoluyla oluşabilecek kalıcı sağlık sorunları tartışılmaz bir olgudur. Lapseki halkını, hukuka ve kamu otoritelerine bile meydan okuyarak kanunsuz olarak faaliyet gösteren şirketlerin rantına kurban etmeyeceğiz.”
“YASAL YAPTIRIMLARIN UYGULANMASINI TALEP EDİYORUZ”
“TÜBİTAK analiziyle belgelenmiş olan ve birçok akademik çalışmaya konu olan bu durum gözler önündeyken halk sağlığını ve kamu düzenini ihlal eden kazı ve inşaat faaliyetinin derhal durdurulmasını ve sorumlular hakkında ilgili yasal yaptırımların uygulanmasını talep ediyoruz. Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyetinin tüm evlatlarını hakkını ve hukukunu emanet ettiği sayın savcılarımızdan bu basın açıklamasını bir suç duyurusu olarak kabul etmelerini talep ediyoruz.”

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.