Güncel Haber Girişi: 18.11.2021 - 14:57, Güncelleme: 18.11.2021 - 14:57

ÇTSO’dan Üyelerine 200 Bin Liralık Sürpriz

 

ÇTSO’dan Üyelerine 200 Bin Liralık Sürpriz

Yazı 2 bölümden oluşuyor. “Aman çok uzun okuyamam” derseniz ikinci bölümden başlayın sonra nasıl olsa ilk bölümü de okumak isteyeceksiniz. Yazıyı sosyal medya hesaplarınızdan paylaşmayın, beğenmeyin. Bir ortamda konuşulursa “aaaa öyle mi hiç haberim yok” deyin. Çünkü her fırsatta “basın bizi eleştirmeli ki eksiklerimizi görelim diyen” “demokrat, özgürlükçü, samimi” kişilerin küçücük bir eleştiriye dahi tahammülü olmadığını görür ve hedef olursunuz!
Hadi başlayalım İÇDAŞ’ın genel müdür Bülend Engin diye bir adam vardı. İki dönem ÇTSO başkanlığı yaptı, çok adamlığını gördü bu memleket. Şehre adeta bir kültür kazandırdı dedi ki; “Burada kazanan buraya harcayacak.” İÇDAŞ’ın bütün imkanlarını şehir için kullandı onun döneminde her yerde İÇDAŞ’ın katkılarıyla tabelasını gördük. Çanakkale’de İÇDAŞ’a iş yapmayan, para kazanmayan neredeyse kimse kalmadı. Başı sıkışan kurum, STK, vakıf Engin’e “başkanım bir el atın” diye ricada bulundu hiçbirine sırtını dönmedi. Gelen şahsi talepleri ise her zaman kendi cebinden finanse etti ve sıkı sıkı tembihledi; “Kardeş sen işini çöz elimizden ne gelirse yapmak boynumuzun borcudur. Bu memlekette bir kişiye iş/aş veren bizim başımızın tacıdır. Ama bu durumu kimseyle paylaşma iyiliğin gizli olanı makbuldür. Bir “Allah razı olsun” demen bizim için en büyük teşekkürdür.”  “İyiliğin gizli olanı makbuldür” diyen Bülend Engin bir şeyi ise hep göstere göstere yaptı. Ney miydi o dedi ki; “Oda yönetimindekiler huzur hakkı alıyormuş aldırtmam. Oda yönetimindekiler yurtiçi/yurtdışı fuarlara/gezilere hatta toplantılara giderken odanın bütçesini kullanıyormuş kullandırtmam…” dedi. Dediğini de yaptı onun döneminde bir kuruş para böyle işler için harcanmadı. Oralara harcanan paraları ne mi yaptı? Üzerine kendi imkanları da kullanarak çok büyük paralar koydu ve şehrin en prestijli binası olan, bütün kurumların kullanabileceği içinde konferans ve etkinlik salonlarının da olduğu Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Kongre Fuar Merkezini kazandırdı. ÇTSO onun döneminde Avrupa Birliği standartlarında hizmet veren, akredite edilen ilk odalardan birisi oldu.  Odanın şehrin göbeğinde boş duran arazisine “biz iş insanıyız böylesi bir yerin boş durması adı ticaret odası olan kuruma yakışır mı” dedi ve oraya 6 ayda çok güzel bir bina dikti. O bölgedeki en güzel, en kullanışlı bina oldu işyerleri hemen kiraya verildi. “Oradan gelen kira gelirine kimse dokunmayacak. Bu gelir şehirde okuyan ihtiyaç sahibi öğrencilere harcanacak” dedi ve dediğini yaptı.   Onca şey yaptı ki eğer hepsinin tek tek yazarsam saylarca şey yazmam gerekir. Yalnız şu kadarını söyleyeyim. Eğer o günün şartları imkan verseydi önü kesilmeseydi daha neler yapardı neler…  Şunu söylemesem eksik kalır. ÇTSO yeni binası o kadar güzel oldu ki boğazı gören en güzel güzel oda elbette ki yönetim kurulu başkanı olan Bülend Engin’in hakkıydı… Ama o ne yaptı personelin çalıştığı odanın bir köşesine, genel sekreterin hemen yanı başına masasını koydu. Bu oda hepimize yeter dedi ve ekledi; “Ben de buranın bir çalışanıyım. Burası binlerce üyenin makamı burada makam odası da makam koltuğu da olmaz. Bir sürü toplantı odası var eğer bir toplantı olacaksa, misafir ağılanacaksa orada ağırlarız” Yaptı da yaptı yaptı da yaptı… ÇTSO’nun girişine bir heykelini dikselerdi kimse neden dikti diye sormazdı. Yeter artık bu Bülend Engin güzellemesi diyebilirsiniz, hemen bitiriyorum. Bülend Engin gitti önce yönetim kurulu masası boğazı gören en güzel odaya taşındı ve başkana yakışır şekilde teşrifatı yapıldı. Bülend Engin, “da yönetimindekiler yurtiçi/yurtdışı fuarlara/gezilere hatta toplantılara giderken odanın bütçesini kullanıyormuş kullandırtmam…” demişti ya… O gidince bu ilke de çiğnendi ve artık odanın bütçesi böyle işler için rahatlıkla kullanılmaya başladı. Çok fazla örnek var ama sonuncusunu söyleyeyim.  *** ÇTSO’dan Üyelerine 200 Bin Liralık Sürpriz TOBB, Kıbrıs’ta “liderlik eğitimi” düzenledi. Yönetim kurulu bu eğitime katılmak için karar aldı ve kararı meclise getirdi “Onlarca oda bu eğitime katılacak 3 gün bu odalarla birlikte olacağız, birlikten dirlik doğar. Bizim bu eğitime katılmamız lazım çok önemli denildi.” Haklıydılar da gerçekten böylesi bir organizasyonda ÇTSO’nun olması fayda sağlardı. Hatta isteyen meclis üyeleri de bize katılabilir dendi. Herkes kafasında düşündü; “Kıbrıs’a uçakla gideceksin, otelde kalacaksın, yiyip içeceksin bir sürü masraf acaba nasıl yapsak.” Ve Ticaret Odası “sürpriz” dedi, “sizden para falan istemiyoruz, bütün masraflar odadan…” Öyle ya yönetim zaten kararı almış, programı da allayıp pullamıştı. Meclis üyeleri de “adamlar zaten kararı almışlar” dedi ve “evet” dedi. Yönetim de rahatlamıştı yarın öbür gün bir şey diyen olursa “kararı meclise onaylattık kardeşim” deriz.  Oda aidatını ödemekte güçlük çeken, iflas noktasına gelmiş onca işletme varken ÇTSO yönetim kurulu ve meclis üyelerinin tamamına yakını adeta Kıbrıs’a çıkarma yaptı. Çok bir şey değil oda bütçesinden 200 bin liracık harcandı!  Kimse bu parayı neden harcadınız diye hesap soramaz çünkü her şey yasaldı. Yasaldı fakat etik değildi… Efendim bütün odalar böyle yapmıştı. Yapsınlar “biz bu parayı kendi cebimizden ödeyeceğiz” dediniz de yasalar mı engel oldu! Hatta denilseydi ki “değerli meclis üyelerimiz bu gezi 200 bin lira tutuyor. Biz bu parayı ihtiyaç sahibi öğrencilere dağıtalım. Sizin de böyle bir karara evet demeniz çok kıymetli.” Eminim ki bu karara da meclis üyeleri evet derdi…  Neyse çok bir şey demeye gerek yok. Afiyet olsun, bal/şeker olsun, Allah tekrarını nasip etsin. Bir dahakine beni de götürün fotoğraflara baktım çok iyi olmamış, cep telefonuyla çekilince ancak bu kadar oluyor. Ben profesyonel makinayla çekerim hatıra kalır. Ama bir daha ki programın tarihini söylerseniz şimdiden para biriktireyim masrafları odaya ödetecek değiliz ya… Not; “Programın Kıbrıs’ta yapılmasıyla alakalı tek kelime eleştirim yok. Kış dönemi ha Antalya ha Kıbrıs odalar dip fiyat. Kıbrıs’ta yapılması çok daha iyi olmuş, programın sekretaryasını yapan Mersin/Silifke Ticaret Odası çok doğru bir tercih yapmış. Kıbrıs bizimdir son dönemde ki yaşananları da göz önüne alırsak çok iyi bir tercih yapılmış diyebiliriz.”
Yazı 2 bölümden oluşuyor. “Aman çok uzun okuyamam” derseniz ikinci bölümden başlayın sonra nasıl olsa ilk bölümü de okumak isteyeceksiniz. Yazıyı sosyal medya hesaplarınızdan paylaşmayın, beğenmeyin. Bir ortamda konuşulursa “aaaa öyle mi hiç haberim yok” deyin. Çünkü her fırsatta “basın bizi eleştirmeli ki eksiklerimizi görelim diyen” “demokrat, özgürlükçü, samimi” kişilerin küçücük bir eleştiriye dahi tahammülü olmadığını görür ve hedef olursunuz!

Hadi başlayalım

İÇDAŞ’ın genel müdür Bülend Engin diye bir adam vardı. İki dönem ÇTSO başkanlığı yaptı, çok adamlığını gördü bu memleket. Şehre adeta bir kültür kazandırdı dedi ki; “Burada kazanan buraya harcayacak.” İÇDAŞ’ın bütün imkanlarını şehir için kullandı onun döneminde her yerde İÇDAŞ’ın katkılarıyla tabelasını gördük. Çanakkale’de İÇDAŞ’a iş yapmayan, para kazanmayan neredeyse kimse kalmadı. Başı sıkışan kurum, STK, vakıf Engin’e “başkanım bir el atın” diye ricada bulundu hiçbirine sırtını dönmedi. Gelen şahsi talepleri ise her zaman kendi cebinden finanse etti ve sıkı sıkı tembihledi; “Kardeş sen işini çöz elimizden ne gelirse yapmak boynumuzun borcudur. Bu memlekette bir kişiye iş/aş veren bizim başımızın tacıdır. Ama bu durumu kimseyle paylaşma iyiliğin gizli olanı makbuldür. Bir “Allah razı olsun” demen bizim için en büyük teşekkürdür.” 

“İyiliğin gizli olanı makbuldür” diyen Bülend Engin bir şeyi ise hep göstere göstere yaptı. Ney miydi o dedi ki; “Oda yönetimindekiler huzur hakkı alıyormuş aldırtmam. Oda yönetimindekiler yurtiçi/yurtdışı fuarlara/gezilere hatta toplantılara giderken odanın bütçesini kullanıyormuş kullandırtmam…” dedi. Dediğini de yaptı onun döneminde bir kuruş para böyle işler için harcanmadı. Oralara harcanan paraları ne mi yaptı? Üzerine kendi imkanları da kullanarak çok büyük paralar koydu ve şehrin en prestijli binası olan, bütün kurumların kullanabileceği içinde konferans ve etkinlik salonlarının da olduğu Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Kongre Fuar Merkezini kazandırdı. ÇTSO onun döneminde Avrupa Birliği standartlarında hizmet veren, akredite edilen ilk odalardan birisi oldu. 

Odanın şehrin göbeğinde boş duran arazisine “biz iş insanıyız böylesi bir yerin boş durması adı ticaret odası olan kuruma yakışır mı” dedi ve oraya 6 ayda çok güzel bir bina dikti. O bölgedeki en güzel, en kullanışlı bina oldu işyerleri hemen kiraya verildi. “Oradan gelen kira gelirine kimse dokunmayacak. Bu gelir şehirde okuyan ihtiyaç sahibi öğrencilere harcanacak” dedi ve dediğini yaptı.  

Onca şey yaptı ki eğer hepsinin tek tek yazarsam saylarca şey yazmam gerekir. Yalnız şu kadarını söyleyeyim. Eğer o günün şartları imkan verseydi önü kesilmeseydi daha neler yapardı neler… 

Şunu söylemesem eksik kalır. ÇTSO yeni binası o kadar güzel oldu ki boğazı gören en güzel güzel oda elbette ki yönetim kurulu başkanı olan Bülend Engin’in hakkıydı… Ama o ne yaptı personelin çalıştığı odanın bir köşesine, genel sekreterin hemen yanı başına masasını koydu. Bu oda hepimize yeter dedi ve ekledi; “Ben de buranın bir çalışanıyım. Burası binlerce üyenin makamı burada makam odası da makam koltuğu da olmaz. Bir sürü toplantı odası var eğer bir toplantı olacaksa, misafir ağılanacaksa orada ağırlarız”

Yaptı da yaptı yaptı da yaptı… ÇTSO’nun girişine bir heykelini dikselerdi kimse neden dikti diye sormazdı. Yeter artık bu Bülend Engin güzellemesi diyebilirsiniz, hemen bitiriyorum. Bülend Engin gitti önce yönetim kurulu masası boğazı gören en güzel odaya taşındı ve başkana yakışır şekilde teşrifatı yapıldı. Bülend Engin, “da yönetimindekiler yurtiçi/yurtdışı fuarlara/gezilere hatta toplantılara giderken odanın bütçesini kullanıyormuş kullandırtmam…” demişti ya… O gidince bu ilke de çiğnendi ve artık odanın bütçesi böyle işler için rahatlıkla kullanılmaya başladı. Çok fazla örnek var ama sonuncusunu söyleyeyim. 

***

ÇTSO’dan Üyelerine 200 Bin Liralık Sürpriz

TOBB, Kıbrıs’ta “liderlik eğitimi” düzenledi. Yönetim kurulu bu eğitime katılmak için karar aldı ve kararı meclise getirdi “Onlarca oda bu eğitime katılacak 3 gün bu odalarla birlikte olacağız, birlikten dirlik doğar. Bizim bu eğitime katılmamız lazım çok önemli denildi.” Haklıydılar da gerçekten böylesi bir organizasyonda ÇTSO’nun olması fayda sağlardı. Hatta isteyen meclis üyeleri de bize katılabilir dendi. Herkes kafasında düşündü; “Kıbrıs’a uçakla gideceksin, otelde kalacaksın, yiyip içeceksin bir sürü masraf acaba nasıl yapsak.” Ve Ticaret Odası “sürpriz” dedi, “sizden para falan istemiyoruz, bütün masraflar odadan…” Öyle ya yönetim zaten kararı almış, programı da allayıp pullamıştı. Meclis üyeleri de “adamlar zaten kararı almışlar” dedi ve “evet” dedi. Yönetim de rahatlamıştı yarın öbür gün bir şey diyen olursa “kararı meclise onaylattık kardeşim” deriz. 

Oda aidatını ödemekte güçlük çeken, iflas noktasına gelmiş onca işletme varken ÇTSO yönetim kurulu ve meclis üyelerinin tamamına yakını adeta Kıbrıs’a çıkarma yaptı. Çok bir şey değil oda bütçesinden 200 bin liracık harcandı! 

Kimse bu parayı neden harcadınız diye hesap soramaz çünkü her şey yasaldı. Yasaldı fakat etik değildi… Efendim bütün odalar böyle yapmıştı. Yapsınlar “biz bu parayı kendi cebimizden ödeyeceğiz” dediniz de yasalar mı engel oldu! Hatta denilseydi ki “değerli meclis üyelerimiz bu gezi 200 bin lira tutuyor. Biz bu parayı ihtiyaç sahibi öğrencilere dağıtalım. Sizin de böyle bir karara evet demeniz çok kıymetli.” Eminim ki bu karara da meclis üyeleri evet derdi… 

Neyse çok bir şey demeye gerek yok. Afiyet olsun, bal/şeker olsun, Allah tekrarını nasip etsin. Bir dahakine beni de götürün fotoğraflara baktım çok iyi olmamış, cep telefonuyla çekilince ancak bu kadar oluyor. Ben profesyonel makinayla çekerim hatıra kalır. Ama bir daha ki programın tarihini söylerseniz şimdiden para biriktireyim masrafları odaya ödetecek değiliz ya…

Not; “Programın Kıbrıs’ta yapılmasıyla alakalı tek kelime eleştirim yok. Kış dönemi ha Antalya ha Kıbrıs odalar dip fiyat. Kıbrıs’ta yapılması çok daha iyi olmuş, programın sekretaryasını yapan Mersin/Silifke Ticaret Odası çok doğru bir tercih yapmış. Kıbrıs bizimdir son dönemde ki yaşananları da göz önüne alırsak çok iyi bir tercih yapılmış diyebiliriz.”

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.