Ekonomi Haber Girişi: 29.03.2021 - 00:00, Güncelleme: 02.09.2021 - 15:40

Mayısın 15’inden Sonra Turizmde Bir Hareketlenme Olacak

 

Mayısın 15’inden Sonra Turizmde Bir Hareketlenme Olacak

Koronavirüs salgınının birinci yılını tamamlarken ülke genelinde ‘yerinde normalleşme sürecine’ geçildi. Kimi illerde bazı yasakların kalkması ve yaz sezonuna yaklaşması ile turizm sektöründe hareketlenme bekleniyor. Çanakkale’nin önemli sektörlerinden olan turizmin ilerleyen süreçteki yeri ile ilgili bilgi veren ÇATOD Başkanı Armağan Aydeğer,  Mayıs ayının 15’inden sonra iç turizmde dinamiğin artacağı yönünde değerlendirmede bulundu.
Çanakkale Turistik Otelciler Derneği (ÇATOD) Başkanı Armağan Aydeğer, pandemi döneminde turizm sektöründeki gelişmeleri ve 2021 turizm sezonu hakkında görüşlerini aktardı. Aydeğer, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın aşılama konusu ile ilgili genelgesi hakkında bilgi vererek, “Özellikle güvenli turizm belgeli tesisler başta olmak üzere bir aşılama programı başlatılacağı yönünde bir bilgi paylaşıldı. Bu kapsamda da işletmelere bir başvuru linki sunuldu ve bu başvuru linki üzerinden öncelikli olarak güvenli turizm belgesine sahip olan tesislerdeki personeller olmak üzere turizm sektöründe çalışan konaklama, seyahat alanı, rehberler ve aynı şekilde bu taşıma konusunda çalışan şoför, muavin, kaptan ve benzeri personelin de aşılanması gündemde. Şirketlerin bakanlık tarafından paylaşılan iletişim linki üzerinden kayıt yaptırmaları bu kayıta müteakip oradaki personellerinin isim listelerini buraya yazmaları gerekiyor. Bizler de kendi ÇATOD üyesi tesislerimizde bu linkleri paylaştık bu çerçevede de öncelikli olarak güvenli turizm belgesine sahip olan tesisler ve işletmeler üzerinden bu aşılama çalışması yürütülüyor olacak” diye anlattı. “RAMAZAN BAYRAMIYLA BİRLİKTE İÇ TURİZMDE BİR HAREKETLENME OLACAK” Yaz sezonu yaklaşırken turizm sektöründeki beklentileri anlatan Aydeğer, “2020 yılı dünya turizminin bu zamana kadar hiçbir şekilde kıyaslanamayacak kadar büyük bir düşüşüne sahne oldu. 2020 yılında da Kültür ve Turizm Bakanlığımız yakın zaman içerisinde 2020 yılı istatistiklerini yayımladı ve yüzde 70’in üzerinde yurt dışından gelen turistlerde daralma söz konusu. Yine buna paralel olarak turizm gelirlerinde de ciddi bir daralma söz konusu. Bu çerçevede özellikle geçtiğimiz Ocak ayının başında bu pandemi süreci başlamıştı Wuhan kentinde daha sonra da ülkemizde de Mart ayı itibariyle önemli kısıtlamalar başladı ve bu süreç özellikle geçtiğimiz 2020 Haziran sonuna kadar devam etti. Bölgemiz, Kuzey Ege aksında yer aldığı için özellikle 2020 yaz döneminde olumlu bir tepki ilgi çekti ama bu Eylül ayından sonra Ekim ayı ile birlikte kısıtlamaların tekrar artmasıyla beraber yine başladığımız noktaya geri döndük. Kasım, Aralık, Ocak, Şubat ve içinde bulunduğumuz Mart ayı dahil olmak üzere şu anda tüm Türkiye’deki turizm hareketi son derece limitli bir şekilde devam ediyor. Öngörümüz, Mayıs ayının 15’inden sonra Ramazan Bayramıyla birlikte iç turizmde bir hareketlenme olacağı şeklinde. Ama dış pazardaki hareketin en iyi ihtimalle Haziranın ortalarında başlayabileceğini düşünüyoruz. Bunun da bölgemiz özelinde konuşuyorum; Balkan pazarları yani Bulgaristan, Romanya ve Sırbistan ülkeleri başta olmak üzere Balkan pazarlarından ilk etapta dış turizmle ilgili bir hareket yaşayabiliriz diye düşünüyoruz. İç turizm hareketinin yine bölgemizde Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında olabileceğini öngörüyoruz. Tabi ondan sonraki süreç aslında salgının süreciyle alakalı çünkü sonbahar ve kış dönemine tekrar girdiğimizdeki yaşayacağımız senaryoyu şu an göremiyoruz” ifadelerini kullandı. “UZAKDOĞU PAZARINDA HERHANGİ BİR AÇILMA SÖZ KONUSU DEĞİL” “Bölgemiz kültür turizmi açısından dünyanın en önemli yerlerine sahip. Bunlardan bir tanesi, tarihi yarımada bir diğeri Troia. Bu çerçevede de özellikle Troia ile alakalı olarak şehrimizin ve bölgemizin ağırlamış olduğu çok yüksek sayıda Uzak doğulu turist potansiyeli, pazarı vardı. Ama bu geçtiğimiz Ocak ayından itibaren süregelen değişimlerle beraber buradaki hareket sıfır noktasına düştü diyebilirim” diyen Aydeğer, “Şu anda da Uzakdoğu pazarında herhangi bir açılma söz konusu değil. Her ne kadar onlar salgını tüm dünyanın dışında geride bıraksalar da, normal hayatlarına dönseler de şu anda özellikle uzak doğu ülkelerinden gelen turizm hareketi başlamış durumda değil. Aslına bakarsanız bu durum biraz da hava yolu taşımacılığının tercihiyle alakalı bir konu, şu anda ciddi kısıtlamalar devam ediyor. Ülkelere girmeden önce bizim ülkemizde dahil olmak üzere mutlaka bir pcr testi olmadan ülke girişlerine izin verilmiyor aksi taktirde 15 gün karantina durumu söz konusu. Bu nedenle şu anda uzak doğu pazarından bir hareket yok” diye konuştu.   KİŞİLER DENEYİM YAŞAYABİLECEKLERİ YERLERİ DAHA ÇOK TERCİH ETMEYE BAŞLADI Koronavirüs salgınından en çok etkilenen sektörlerin başında gelen turizme desteklerin devam etmesi gerektiğini yönünde fikrini söyleyen Aydeğer, “Dünyada, ülkemizde ve bölgemizde çok ciddi bir daralmaya sebep oldu. Başta işletmelerin borç yükleri çok önemli oranda arttı bir diğer taraftan turizm çalışanları da çok zor bir süreç geçirdi. Yaklaşık 1 senedir kapalı olan işletmeler var, özellikle alt sektörlerde seyahat acentelerinde tabi ki bu önemli bir şekilde istihdam kayıplarına da yol açtı. Hepimizin bu noktadaki ortak beklentisi bu sürecin özellikle yeni normale geçerken desteklerin devam etmesi yönünde. Çünkü gerçekten çok ciddi bir yara almış bir sektör söz konusu. Ama bu yaraların sarılması için de mutlaka bu destekleme süreçlerinin devam ediyor olması hayati önem taşıyor. Biz Kuzey Ege olarak Çanakkale bölgesi özelinde konuşacak olursak tabi ki Covid sonrasında tatil tercihlerinde çok radikal değişikliklerin olduğunu görüyoruz. Zaten geçtiğimiz yaz kısmında da bunu gördük. Özellikle insanlar daha düşük nüfus konsantrasyonuna sahip, kara yoluyla ulaşılabilir ve deneyim yaşayabilecekleri hikayesi olan yerleri daha çok tercih etmeye başladı. Bu çerçevede özellikle doğal imkanların güçlü olması çok önemli, şehirlerin kimlikli olması çok çok önemli bu sebeplerle Çanakkale’nin aslında salgın sonrasındaki süreçte çok güçlü bir destinasyon olmaya aday olduğunu düşünüyoruz. Ama tabi burada da bu varlığını ve bu duruşunu da koruyor olması lazım. Yani talebe odaklı bir büyümede değil, daha çok kaliteye odaklı, niteliğe odaklı bir büyümeyi hedeflemesi gerekiyor” dedi. “KARA YOLUYLA ÖNEMLİ ŞEHİRLERE KOLAY ULAŞIM ÇOK ÖNEMLİ” Çanakkale’ye turizm anlamında önemli yatırımlar yapıldığını vurgulayan Armağan Aydeğer, “2018 Troia Yılı ile beraber bölgede çok önemli alt-üst yapıya yatırımlar oldu. Dünyanın belki de en önemli çağdaş arkeoloji müzelerinden bir tanesi Troia Müzesi açıldı. Tarihi Alan Başkanlığının yaptığı çok önemli, güzel çalışmalar söz konusu ve tabi ki 1915 Çanakkale Boğaz Köprüsü de yine buradaki o turizm hareketine olumlu tesir edecek alanlardan bir tanesi. Çünkü karayolu taşımacılığı kısa-orta vade içerisinde önemini arttıracak, insanlar kollektif kalabalık turizm hareketinden ziyade daha çok bireysel, daha çekirdek aile veya daha dar aile şeklinde hareketlerini sürdürecekler. Bu nedenle kara yoluyla önemli şehirlere, büyük şehirlere rahat ve kolay ulaşım çok önemli. Bu sebeple aslına bakarsanız Çanakkale hem İstanbul hem Balkan coğrafyası hem Bursa, İzmir gibi önemli büyük şehirleri olan yakınlığının olması stratejik bir avantajı da Çanakkale’ye getirecektir. Ama dediğim gibi bunların her biri bir beklenti” şeklinde belirtti. “YARALARIN BİR AN ÖNCE SARILMASI LAZIM” Aydeğer, son olarak turizm sektörünün pandemi dönemindeki durumunu şu şekilde özetledi: “Artık hepimiz, Kovid sonrasındaki sürece yeni normal bir süreç olarak bakacağımızı biliyoruz. Bu dönem kendi sektörümüz açısından dijitalleşmenin çok çok önemli olduğunu anladık. Ki zaten dijitalleşmeye bağlı temassız teknolojilerin varlığı bizim için çok önemli. Çünkü insanlar artık minimumda insan temasının olduğu, daha çok kendisiyle baş başa olacağı alanlarda yer almak istiyor. Bizler bu emareleri, bu uyarıları doğru biçimde okursak doğru bir şekilde algılarsak yani artık sadece talep artıyor diye tesislerimizin sayısını arttırmaktan vazgeçersek daha kaliteli, daha nitelikli, daha kimlikli bir turizm anlayışına sahip olursak inanıyoruz ki Çanakkale bu sürecin kazanan destinasyonlarından bir tanesi olacak. Ama hepimiz çok ağır bir darbe yaşadık bu darbenin de geçmesi için mutlak suretle şu an devam eden sektörel desteklerin devamı çok çok önemli. En azından 2021 sonuna kadar çünkü şirketlerin bugün 1 olan borçları korona döneminde ikiye çıktı, bağımlılıkları arttı. Umutlarımız çok daha güçlü şu an eskiye göre, yaralanmış bir sektör var bu yaralanmış sektörün ayağa kalkması için biraz daha desteğe ihtiyacı var. Hemen sezonu açıyoruz diye bu desteklerin tamamen ortadan kalkması veya azaltılması sektörde yine toparlanma sürecini bazı işletmeler için belki mümkün kılmayacak bazılarının da çok uzun sürelere yayılmasına sebep olacak. Bu nedenle örnek vermek gerekirse kısa çalışma ödeneği gibi desteklerin en azından Haziran ayına kadar devam ediyor olması sektör açısından çok değerli. Çanakkale’de zaten sektörel olarak turizm sektörü yüzde 65’lik bir daralma yaşadı. Yaraların bir an önce sarılması lazım.”
Koronavirüs salgınının birinci yılını tamamlarken ülke genelinde ‘yerinde normalleşme sürecine’ geçildi. Kimi illerde bazı yasakların kalkması ve yaz sezonuna yaklaşması ile turizm sektöründe hareketlenme bekleniyor. Çanakkale’nin önemli sektörlerinden olan turizmin ilerleyen süreçteki yeri ile ilgili bilgi veren ÇATOD Başkanı Armağan Aydeğer,  Mayıs ayının 15’inden sonra iç turizmde dinamiğin artacağı yönünde değerlendirmede bulundu.

Çanakkale Turistik Otelciler Derneği (ÇATOD) Başkanı Armağan Aydeğer, pandemi döneminde turizm sektöründeki gelişmeleri ve 2021 turizm sezonu hakkında görüşlerini aktardı. Aydeğer, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın aşılama konusu ile ilgili genelgesi hakkında bilgi vererek, “Özellikle güvenli turizm belgeli tesisler başta olmak üzere bir aşılama programı başlatılacağı yönünde bir bilgi paylaşıldı. Bu kapsamda da işletmelere bir başvuru linki sunuldu ve bu başvuru linki üzerinden öncelikli olarak güvenli turizm belgesine sahip olan tesislerdeki personeller olmak üzere turizm sektöründe çalışan konaklama, seyahat alanı, rehberler ve aynı şekilde bu taşıma konusunda çalışan şoför, muavin, kaptan ve benzeri personelin de aşılanması gündemde. Şirketlerin bakanlık tarafından paylaşılan iletişim linki üzerinden kayıt yaptırmaları bu kayıta müteakip oradaki personellerinin isim listelerini buraya yazmaları gerekiyor. Bizler de kendi ÇATOD üyesi tesislerimizde bu linkleri paylaştık bu çerçevede de öncelikli olarak güvenli turizm belgesine sahip olan tesisler ve işletmeler üzerinden bu aşılama çalışması yürütülüyor olacak” diye anlattı.
“RAMAZAN BAYRAMIYLA BİRLİKTE İÇ TURİZMDE BİR HAREKETLENME OLACAK”
Yaz sezonu yaklaşırken turizm sektöründeki beklentileri anlatan Aydeğer, “2020 yılı dünya turizminin bu zamana kadar hiçbir şekilde kıyaslanamayacak kadar büyük bir düşüşüne sahne oldu. 2020 yılında da Kültür ve Turizm Bakanlığımız yakın zaman içerisinde 2020 yılı istatistiklerini yayımladı ve yüzde 70’in üzerinde yurt dışından gelen turistlerde daralma söz konusu. Yine buna paralel olarak turizm gelirlerinde de ciddi bir daralma söz konusu. Bu çerçevede özellikle geçtiğimiz Ocak ayının başında bu pandemi süreci başlamıştı Wuhan kentinde daha sonra da ülkemizde de Mart ayı itibariyle önemli kısıtlamalar başladı ve bu süreç özellikle geçtiğimiz 2020 Haziran sonuna kadar devam etti. Bölgemiz, Kuzey Ege aksında yer aldığı için özellikle 2020 yaz döneminde olumlu bir tepki ilgi çekti ama bu Eylül ayından sonra Ekim ayı ile birlikte kısıtlamaların tekrar artmasıyla beraber yine başladığımız noktaya geri döndük. Kasım, Aralık, Ocak, Şubat ve içinde bulunduğumuz Mart ayı dahil olmak üzere şu anda tüm Türkiye’deki turizm hareketi son derece limitli bir şekilde devam ediyor. Öngörümüz, Mayıs ayının 15’inden sonra Ramazan Bayramıyla birlikte iç turizmde bir hareketlenme olacağı şeklinde. Ama dış pazardaki hareketin en iyi ihtimalle Haziranın ortalarında başlayabileceğini düşünüyoruz. Bunun da bölgemiz özelinde konuşuyorum; Balkan pazarları yani Bulgaristan, Romanya ve Sırbistan ülkeleri başta olmak üzere Balkan pazarlarından ilk etapta dış turizmle ilgili bir hareket yaşayabiliriz diye düşünüyoruz. İç turizm hareketinin yine bölgemizde Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında olabileceğini öngörüyoruz. Tabi ondan sonraki süreç aslında salgının süreciyle alakalı çünkü sonbahar ve kış dönemine tekrar girdiğimizdeki yaşayacağımız senaryoyu şu an göremiyoruz” ifadelerini kullandı.
“UZAKDOĞU PAZARINDA HERHANGİ BİR AÇILMA SÖZ KONUSU DEĞİL”
“Bölgemiz kültür turizmi açısından dünyanın en önemli yerlerine sahip. Bunlardan bir tanesi, tarihi yarımada bir diğeri Troia. Bu çerçevede de özellikle Troia ile alakalı olarak şehrimizin ve bölgemizin ağırlamış olduğu çok yüksek sayıda Uzak doğulu turist potansiyeli, pazarı vardı. Ama bu geçtiğimiz Ocak ayından itibaren süregelen değişimlerle beraber buradaki hareket sıfır noktasına düştü diyebilirim” diyen Aydeğer, “Şu anda da Uzakdoğu pazarında herhangi bir açılma söz konusu değil. Her ne kadar onlar salgını tüm dünyanın dışında geride bıraksalar da, normal hayatlarına dönseler de şu anda özellikle uzak doğu ülkelerinden gelen turizm hareketi başlamış durumda değil. Aslına bakarsanız bu durum biraz da hava yolu taşımacılığının tercihiyle alakalı bir konu, şu anda ciddi kısıtlamalar devam ediyor. Ülkelere girmeden önce bizim ülkemizde dahil olmak üzere mutlaka bir pcr testi olmadan ülke girişlerine izin verilmiyor aksi taktirde 15 gün karantina durumu söz konusu. Bu nedenle şu anda uzak doğu pazarından bir hareket yok” diye konuştu.  
KİŞİLER DENEYİM YAŞAYABİLECEKLERİ YERLERİ DAHA ÇOK TERCİH ETMEYE BAŞLADI
Koronavirüs salgınından en çok etkilenen sektörlerin başında gelen turizme desteklerin devam etmesi gerektiğini yönünde fikrini söyleyen Aydeğer, “Dünyada, ülkemizde ve bölgemizde çok ciddi bir daralmaya sebep oldu. Başta işletmelerin borç yükleri çok önemli oranda arttı bir diğer taraftan turizm çalışanları da çok zor bir süreç geçirdi. Yaklaşık 1 senedir kapalı olan işletmeler var, özellikle alt sektörlerde seyahat acentelerinde tabi ki bu önemli bir şekilde istihdam kayıplarına da yol açtı. Hepimizin bu noktadaki ortak beklentisi bu sürecin özellikle yeni normale geçerken desteklerin devam etmesi yönünde. Çünkü gerçekten çok ciddi bir yara almış bir sektör söz konusu. Ama bu yaraların sarılması için de mutlaka bu destekleme süreçlerinin devam ediyor olması hayati önem taşıyor. Biz Kuzey Ege olarak Çanakkale bölgesi özelinde konuşacak olursak tabi ki Covid sonrasında tatil tercihlerinde çok radikal değişikliklerin olduğunu görüyoruz. Zaten geçtiğimiz yaz kısmında da bunu gördük. Özellikle insanlar daha düşük nüfus konsantrasyonuna sahip, kara yoluyla ulaşılabilir ve deneyim yaşayabilecekleri hikayesi olan yerleri daha çok tercih etmeye başladı. Bu çerçevede özellikle doğal imkanların güçlü olması çok önemli, şehirlerin kimlikli olması çok çok önemli bu sebeplerle Çanakkale’nin aslında salgın sonrasındaki süreçte çok güçlü bir destinasyon olmaya aday olduğunu düşünüyoruz. Ama tabi burada da bu varlığını ve bu duruşunu da koruyor olması lazım. Yani talebe odaklı bir büyümede değil, daha çok kaliteye odaklı, niteliğe odaklı bir büyümeyi hedeflemesi gerekiyor” dedi.
“KARA YOLUYLA ÖNEMLİ ŞEHİRLERE KOLAY ULAŞIM ÇOK ÖNEMLİ”
Çanakkale’ye turizm anlamında önemli yatırımlar yapıldığını vurgulayan Armağan Aydeğer, “2018 Troia Yılı ile beraber bölgede çok önemli alt-üst yapıya yatırımlar oldu. Dünyanın belki de en önemli çağdaş arkeoloji müzelerinden bir tanesi Troia Müzesi açıldı. Tarihi Alan Başkanlığının yaptığı çok önemli, güzel çalışmalar söz konusu ve tabi ki 1915 Çanakkale Boğaz Köprüsü de yine buradaki o turizm hareketine olumlu tesir edecek alanlardan bir tanesi. Çünkü karayolu taşımacılığı kısa-orta vade içerisinde önemini arttıracak, insanlar kollektif kalabalık turizm hareketinden ziyade daha çok bireysel, daha çekirdek aile veya daha dar aile şeklinde hareketlerini sürdürecekler. Bu nedenle kara yoluyla önemli şehirlere, büyük şehirlere rahat ve kolay ulaşım çok önemli. Bu sebeple aslına bakarsanız Çanakkale hem İstanbul hem Balkan coğrafyası hem Bursa, İzmir gibi önemli büyük şehirleri olan yakınlığının olması stratejik bir avantajı da Çanakkale’ye getirecektir. Ama dediğim gibi bunların her biri bir beklenti” şeklinde belirtti.
“YARALARIN BİR AN ÖNCE SARILMASI LAZIM”
Aydeğer, son olarak turizm sektörünün pandemi dönemindeki durumunu şu şekilde özetledi: “Artık hepimiz, Kovid sonrasındaki sürece yeni normal bir süreç olarak bakacağımızı biliyoruz. Bu dönem kendi sektörümüz açısından dijitalleşmenin çok çok önemli olduğunu anladık. Ki zaten dijitalleşmeye bağlı temassız teknolojilerin varlığı bizim için çok önemli. Çünkü insanlar artık minimumda insan temasının olduğu, daha çok kendisiyle baş başa olacağı alanlarda yer almak istiyor. Bizler bu emareleri, bu uyarıları doğru biçimde okursak doğru bir şekilde algılarsak yani artık sadece talep artıyor diye tesislerimizin sayısını arttırmaktan vazgeçersek daha kaliteli, daha nitelikli, daha kimlikli bir turizm anlayışına sahip olursak inanıyoruz ki Çanakkale bu sürecin kazanan destinasyonlarından bir tanesi olacak. Ama hepimiz çok ağır bir darbe yaşadık bu darbenin de geçmesi için mutlak suretle şu an devam eden sektörel desteklerin devamı çok çok önemli. En azından 2021 sonuna kadar çünkü şirketlerin bugün 1 olan borçları korona döneminde ikiye çıktı, bağımlılıkları arttı. Umutlarımız çok daha güçlü şu an eskiye göre, yaralanmış bir sektör var bu yaralanmış sektörün ayağa kalkması için biraz daha desteğe ihtiyacı var. Hemen sezonu açıyoruz diye bu desteklerin tamamen ortadan kalkması veya azaltılması sektörde yine toparlanma sürecini bazı işletmeler için belki mümkün kılmayacak bazılarının da çok uzun sürelere yayılmasına sebep olacak. Bu nedenle örnek vermek gerekirse kısa çalışma ödeneği gibi desteklerin en azından Haziran ayına kadar devam ediyor olması sektör açısından çok değerli. Çanakkale’de zaten sektörel olarak turizm sektörü yüzde 65’lik bir daralma yaşadı. Yaraların bir an önce sarılması lazım.”

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.