Güncel Haber Girişi: 10.05.2021 - 00:00, Güncelleme: 02.09.2021 - 15:40

Derin Deşarj Çanakkale Boğazı’nı Kirletiyor!

 

Derin Deşarj Çanakkale Boğazı’nı Kirletiyor!

Yaklaşık bir ay önce Marmara Denizi’nde görülmeye başlayan müsilaj son zamanlarda Çanakkale kıyılarında oldukça fazlalaştı. Özellikle Güzelyalı, Dardanos ve Kepez’de sahillerinde görülen müsinaj konusunda açıklama yapan Çanakkale Çevre ve Doğa Dernekleri Federasyonu Başkanı Bünyamin Nami Tonka, su arıtması konusunda ileri tekniklerin uygulanması gerektiğini söyleyerek, arıtmadan denize deşarjın sonlandırılması gerektiğini belirtti.
Çanakkale’nin kıyılarında son zamanlarda çok fazla görülen müsilaj konusunda açıklamalarda bulunan Çanakkale Çevre ve Doğa Dernekleri Federasyonu Başkanı Bünyamin Nami Tonka, öncelikle Çanakkale Boğazı’nın kirlenmesi yönünde tarihi bilgiler verdi. Tonka, “Çanakkale Boğazlardaki ilk kirlenme olayı, 1987 yılında İstanbul Haliç’teki kirliliğin Marmara Denizine verilmesi ile yaşandı. O dönemde Marmara Denizi’ndeki bu kirlilik Çanakkale Boğazına da ulaştı. Bu kirlilik nedeni ile denizin rengi maviden yeşile döndü. Tabi Çanakkale Boğazında bu yeşil görüntü bizi panikletmişti ve ne oldu sorusunu sorduk doğal olarak. Olay ile birlikte denizinde oluşan yeşil renk nedeni ile tek hücreli canlıların sayısının artmasına ve Marmara denizinin de kirlenmesine neden olmuştu. Yine arıtması olmayan sanayi tesisleri de yoğun bir şekilde atık sularını arıtmadan direkt Marmara denizine attılar. Marmara Denizi’nde bundan yüz yıl önce 110 çeşit balık türü varken, 10 çeşit farklı balık türü kaldı. Bu şartlar bu şekilde devam ederse 10 yıl sonra Marmara Denizi’nde deniz canlılarının yaşaması mümkün olmayacak. Ayrıca Marmara Denizi’nin kendine has fok balıkları vardır. Onlarında bu kirlilik içerisinde yaşama şansları yok. Onlarda başka denizlere göç edecekler” şeklinde konuştu. “Çanakkale’de Arıtmadan Çıkan Su Denize Yani Çanakkale Boğazına Veriliyor” Müsilaj istilası hakkında bilgi veren Tonka, bölgedeki kirlilikler devam ettiğini söyleyerek, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bir uygulaması var. Çanakkale’de arıtmadan çıkan su denize yani Çanakkale Boğazına veriliyor. Çanakkale’de önce Sarıçay’a yani diğer adıyla çöp çaya veriliyor ve oradan da Çanakkale Boğazı’na veriliyor. Çanakkale’yi ikiye bölen Sarıçay’ın kirliliğinin nedenlerinden biri de bu. Çanakkale’de ki bu kirliliğin nedeni arıtma tesisinden gelen suyun denize ulaşması ulaşırken de hem ısı artışı nedeni ile tek hücreli canlıların artması nedeni ile bu kirlilik yaşanıyor. Bunun gibi Çanakkale boğazını kirleten unsurlar Bayramdere, Umurbey Çayı, Yapıldak Çayı, Musaköy Çayı, Sarıçay, Kepez Çayı ve Karamenderes Çayı. Çanakkale ve Kepez sahilinde oluşan bu kirlilik Çanakkale merkezin arıtmasından gelen su kimyasallar, ağır metaller ve mesela deterjan atıkları nedeni ile kirlilik yaşanırken Kepez’de de Kepez Çayı ile Çanakkale Boğazına ulaşan zirai atıklar dahil arıtılmamış kirli su Çanakkale boğazını kirleten başka bir unsur. Bir dönemde, kısa bir dönem gerçekleşti ama bugünkü Kepez sahilinde bulunan bugün aquapark olan işletmenin biraz ilerisinden Kepez atık suları derin deşarj için yaklaşık 50 santimlik bir boru ile tüm Kepez’in atıkları o boru ile denize verilmeye başlandı. Kepez’den Çanakkale Boğazı’na verilen atık su bazen Çanakkale’ ye merkeze doğru bazen de Ege’ye doğru gidiyor.  Çanakkale boğazını kirleten unsurlar Güzelyalı, Çanakkale merkez, Kepez arıtmadan Çanakkale Boğazına verilen atık su. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı atık sular için derin deşarj şartı var ama sanki derin deşarj yapılınca Çanakkale Boğazı kirlenmiyormuş gibi bir durum söz konusu olamaz. İster derin deşarj olsun ister doğrudan boğaza verilsin Çanakkale’de ki su akıntılarının farklı olmasından dolayı Çanakkale Boğazında çevre kirliliği oluşuyor” ifadelerini kullandı. “Çanakkale’ye Gelin Ve Burada Denize Girin Biz De Sizi Görelim” “Daha önce Kepez belediyesi Halk Plajın olan bu bölge daima Mavi Bayrak alan, Deniz temiz bayrağı alan bir yerdi. Şimdi ben Sağlık İl Müdürlüğümüzün buraya gelip denizden numune alınarak incelenmesinin ardından deniz suyumuz ile ilgili raporu görmek istiyoruz” diyen Tonka, “Sağlık il müdürlüğümüz nedendir bilinmez, bu tür konularda Bilgi Edinme Kanununa uygun değildir diyerek bilgi vermek istemiyor. Çevre ve Şehircilik Müdürlüğün durum raporlarına bakın deniyor. Bu durum raporlarına da baktığımızda da konu ile ilgili gerekli bilgiyi edinemiyoruz. Şu an Kepez sahili ve Çanakkale sahillerindeki bu durum ile ilgilenecek olan kurumlar Kepez Belediyesi, Çanakkale belediyesi, Çanakkale Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Sağlık İl Müdürlüğü, Tarım, Gıda ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ve bilimsel veriyi ortaya koyacak olanda Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Deniz Bilimleri Fakültesi’ de bu durum ile ilgili rapor vermesi gerekiyor. Ama şimdiye kadar denizimizin bu durumu görülmesine, bilinmesine rağmen denizin bu durumu ile ilgili hiçbir rapor görmedik. Sadece bu müsilajın kahverengi olanı Kocaeli açıklarında görüldü. Onunla ilgili denizi olmayan bir üniversitemizin su ürünleri fakültesindeki bir bilim adamı bu durum deniz kirliliği değil diyor ben şimdi o bilim adamına söylüyorum, Çanakkale’ye gelin ve burada denize girin biz de sizi görelim. Deniz kirli miymiş temiz miymiş, ona göre de biz kendi kararımızı verelim” diye konuştu.  “Arıtmadan Denize Deşarjı Bitireceğiz” Bünyamin Nami Tonka, yapılması gereken en önemli şeyin ileri derecede arıtma olduğunu söyleyerek şunları vurguladı: “Şu andan itibaren Çanakkale Boğazındaki denizde görülen müsilaj ile ilgili yapılması gerekenler, ileri arıtma dediğimiz, arıtmayı daha bir ileriye götürme sureti ile arıtmadan denize deşarjı bitireceğiz. Arıtmaya gelen kirli suyu ileri arıtma için kullanılan işlemlerden geçirdikten sonra park ve bahçelerimizi sulayacak su haline getireceğiz. Arıtma tesissinde oluşacak atıkları da gübre olarak tarım sektörüne kullanmak için verilebilir. Çanakkale hepimizin. Marmara denizi çevresinde bulunan bütün belediyeler arıtma sularını Marmara Denizine ileri arıtma sitemleri kullanarak vermemesi durumunda bu deniz kirlilikleri ortadan kalkar. Bunun aksi bir durum yaşanırsa Marmara kirlenmeye, Marmara Denizindeki balık ve deniz canlısı çeşitliliğinin azalması ve denizin kirlenmesi devam edecektir. Çanakkale Boğazı, Marmara denizi ve İstanbul Boğazı kirlenmeye mahkum bırakılmamalı. Aksi halde mavi bayraklı plajları olan Çanakkale sahillerinde denizde yaşanan kirlenme nedeni ile girme imkanı olmayacak. Sahilleri ile ilgi odağı Çanakkale olan önlem alınmaz ise bu özelliğini kaybetmek üzere. İleriki dönemde Çanakkale’nin en güzide yerleri, Çanakkale sahilinde, Kepez sahillerinde Dardanos ve Güzelyalı sahillerinde denize girmenin mümkün olmadığını göreceğiz. Bu nedenle acil bir şekilde bütün yetkililerin bir araya gelerek deniz kirliliğinin gündeme almaları ve bu konu ile ilgili gerekli tedbirlerin alınmasını istiyoruz.”
Yaklaşık bir ay önce Marmara Denizi’nde görülmeye başlayan müsilaj son zamanlarda Çanakkale kıyılarında oldukça fazlalaştı. Özellikle Güzelyalı, Dardanos ve Kepez’de sahillerinde görülen müsinaj konusunda açıklama yapan Çanakkale Çevre ve Doğa Dernekleri Federasyonu Başkanı Bünyamin Nami Tonka, su arıtması konusunda ileri tekniklerin uygulanması gerektiğini söyleyerek, arıtmadan denize deşarjın sonlandırılması gerektiğini belirtti.

Çanakkale’nin kıyılarında son zamanlarda çok fazla görülen müsilaj konusunda açıklamalarda bulunan Çanakkale Çevre ve Doğa Dernekleri Federasyonu Başkanı Bünyamin Nami Tonka, öncelikle Çanakkale Boğazı’nın kirlenmesi yönünde tarihi bilgiler verdi. Tonka, “Çanakkale Boğazlardaki ilk kirlenme olayı, 1987 yılında İstanbul Haliç’teki kirliliğin Marmara Denizine verilmesi ile yaşandı. O dönemde Marmara Denizi’ndeki bu kirlilik Çanakkale Boğazına da ulaştı. Bu kirlilik nedeni ile denizin rengi maviden yeşile döndü. Tabi Çanakkale Boğazında bu yeşil görüntü bizi panikletmişti ve ne oldu sorusunu sorduk doğal olarak. Olay ile birlikte denizinde oluşan yeşil renk nedeni ile tek hücreli canlıların sayısının artmasına ve Marmara denizinin de kirlenmesine neden olmuştu. Yine arıtması olmayan sanayi tesisleri de yoğun bir şekilde atık sularını arıtmadan direkt Marmara denizine attılar. Marmara Denizi’nde bundan yüz yıl önce 110 çeşit balık türü varken, 10 çeşit farklı balık türü kaldı. Bu şartlar bu şekilde devam ederse 10 yıl sonra Marmara Denizi’nde deniz canlılarının yaşaması mümkün olmayacak. Ayrıca Marmara Denizi’nin kendine has fok balıkları vardır. Onlarında bu kirlilik içerisinde yaşama şansları yok. Onlarda başka denizlere göç edecekler” şeklinde konuştu.
“Çanakkale’de Arıtmadan Çıkan Su Denize Yani Çanakkale Boğazına Veriliyor”
Müsilaj istilası hakkında bilgi veren Tonka, bölgedeki kirlilikler devam ettiğini söyleyerek, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bir uygulaması var. Çanakkale’de arıtmadan çıkan su denize yani Çanakkale Boğazına veriliyor. Çanakkale’de önce Sarıçay’a yani diğer adıyla çöp çaya veriliyor ve oradan da Çanakkale Boğazı’na veriliyor. Çanakkale’yi ikiye bölen Sarıçay’ın kirliliğinin nedenlerinden biri de bu. Çanakkale’de ki bu kirliliğin nedeni arıtma tesisinden gelen suyun denize ulaşması ulaşırken de hem ısı artışı nedeni ile tek hücreli canlıların artması nedeni ile bu kirlilik yaşanıyor. Bunun gibi Çanakkale boğazını kirleten unsurlar Bayramdere, Umurbey Çayı, Yapıldak Çayı, Musaköy Çayı, Sarıçay, Kepez Çayı ve Karamenderes Çayı. Çanakkale ve Kepez sahilinde oluşan bu kirlilik Çanakkale merkezin arıtmasından gelen su kimyasallar, ağır metaller ve mesela deterjan atıkları nedeni ile kirlilik yaşanırken Kepez’de de Kepez Çayı ile Çanakkale Boğazına ulaşan zirai atıklar dahil arıtılmamış kirli su Çanakkale boğazını kirleten başka bir unsur. Bir dönemde, kısa bir dönem gerçekleşti ama bugünkü Kepez sahilinde bulunan bugün aquapark olan işletmenin biraz ilerisinden Kepez atık suları derin deşarj için yaklaşık 50 santimlik bir boru ile tüm Kepez’in atıkları o boru ile denize verilmeye başlandı. Kepez’den Çanakkale Boğazı’na verilen atık su bazen Çanakkale’ ye merkeze doğru bazen de Ege’ye doğru gidiyor.  Çanakkale boğazını kirleten unsurlar Güzelyalı, Çanakkale merkez, Kepez arıtmadan Çanakkale Boğazına verilen atık su. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı atık sular için derin deşarj şartı var ama sanki derin deşarj yapılınca Çanakkale Boğazı kirlenmiyormuş gibi bir durum söz konusu olamaz. İster derin deşarj olsun ister doğrudan boğaza verilsin Çanakkale’de ki su akıntılarının farklı olmasından dolayı Çanakkale Boğazında çevre kirliliği oluşuyor” ifadelerini kullandı.
“Çanakkale’ye Gelin Ve Burada Denize Girin Biz De Sizi Görelim”
“Daha önce Kepez belediyesi Halk Plajın olan bu bölge daima Mavi Bayrak alan, Deniz temiz bayrağı alan bir yerdi. Şimdi ben Sağlık İl Müdürlüğümüzün buraya gelip denizden numune alınarak incelenmesinin ardından deniz suyumuz ile ilgili raporu görmek istiyoruz” diyen Tonka, “Sağlık il müdürlüğümüz nedendir bilinmez, bu tür konularda Bilgi Edinme Kanununa uygun değildir diyerek bilgi vermek istemiyor. Çevre ve Şehircilik Müdürlüğün durum raporlarına bakın deniyor. Bu durum raporlarına da baktığımızda da konu ile ilgili gerekli bilgiyi edinemiyoruz. Şu an Kepez sahili ve Çanakkale sahillerindeki bu durum ile ilgilenecek olan kurumlar Kepez Belediyesi, Çanakkale belediyesi, Çanakkale Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Sağlık İl Müdürlüğü, Tarım, Gıda ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ve bilimsel veriyi ortaya koyacak olanda Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Deniz Bilimleri Fakültesi’ de bu durum ile ilgili rapor vermesi gerekiyor. Ama şimdiye kadar denizimizin bu durumu görülmesine, bilinmesine rağmen denizin bu durumu ile ilgili hiçbir rapor görmedik. Sadece bu müsilajın kahverengi olanı Kocaeli açıklarında görüldü. Onunla ilgili denizi olmayan bir üniversitemizin su ürünleri fakültesindeki bir bilim adamı bu durum deniz kirliliği değil diyor ben şimdi o bilim adamına söylüyorum, Çanakkale’ye gelin ve burada denize girin biz de sizi görelim. Deniz kirli miymiş temiz miymiş, ona göre de biz kendi kararımızı verelim” diye konuştu.
 “Arıtmadan Denize Deşarjı Bitireceğiz”
Bünyamin Nami Tonka, yapılması gereken en önemli şeyin ileri derecede arıtma olduğunu söyleyerek şunları vurguladı: “Şu andan itibaren Çanakkale Boğazındaki denizde görülen müsilaj ile ilgili yapılması gerekenler, ileri arıtma dediğimiz, arıtmayı daha bir ileriye götürme sureti ile arıtmadan denize deşarjı bitireceğiz. Arıtmaya gelen kirli suyu ileri arıtma için kullanılan işlemlerden geçirdikten sonra park ve bahçelerimizi sulayacak su haline getireceğiz. Arıtma tesissinde oluşacak atıkları da gübre olarak tarım sektörüne kullanmak için verilebilir. Çanakkale hepimizin. Marmara denizi çevresinde bulunan bütün belediyeler arıtma sularını Marmara Denizine ileri arıtma sitemleri kullanarak vermemesi durumunda bu deniz kirlilikleri ortadan kalkar. Bunun aksi bir durum yaşanırsa Marmara kirlenmeye, Marmara Denizindeki balık ve deniz canlısı çeşitliliğinin azalması ve denizin kirlenmesi devam edecektir. Çanakkale Boğazı, Marmara denizi ve İstanbul Boğazı kirlenmeye mahkum bırakılmamalı. Aksi halde mavi bayraklı plajları olan Çanakkale sahillerinde denizde yaşanan kirlenme nedeni ile girme imkanı olmayacak. Sahilleri ile ilgi odağı Çanakkale olan önlem alınmaz ise bu özelliğini kaybetmek üzere. İleriki dönemde Çanakkale’nin en güzide yerleri, Çanakkale sahilinde, Kepez sahillerinde Dardanos ve Güzelyalı sahillerinde denize girmenin mümkün olmadığını göreceğiz. Bu nedenle acil bir şekilde bütün yetkililerin bir araya gelerek deniz kirliliğinin gündeme almaları ve bu konu ile ilgili gerekli tedbirlerin alınmasını istiyoruz.”

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.