Siyaset Haber Girişi: 25.10.2021 - 17:05, Güncelleme: 25.10.2021 - 17:05

Bırakın Ölsün, Bunun Çöpünü Toplama, Diyebilir Miyim?

 

Bırakın Ölsün, Bunun Çöpünü Toplama, Diyebilir Miyim?

Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan katıldığı bir programda Çanakkale’de ki sığınmacıların kayıt altında olmadığını, Afganlara verilen oturma süresinin uzatılmadığını bu kişilerin ihtiyaç sahibi olduğunu belirterek; “Diyoruz ki mesela; Çanakkale Merkez’de kaç tane sığınmacı olduğu belli. Bunlar Göç İdaresi tarafından biliniyor. Göç İdaresi bu nüfusu Ankara’ya bildirir. Bunların adında da sizin adınıza gelen para kadar para gelir. Çünkü onlar da buranın yaşayanı. Şunu diyebilir miyim ben; bırakın ölsün, bunun çöpünü toplama, diyebilir miyim? Bu insanlar ‘ekmeğim yok’ diyor, vermemek olur mu? Göç İdaresi tarafından tespit edilen belediyelerimizde yaşayan sayı kadar ilave para gönderilmesinde fayda var. Bir de bununla ilgili hükümet Avrupa Birliği’nden kaynak alıyor. Bizim belediyelere de bir şey verilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Boğaz Medya canlı yayınına katıldı. Bir çok konuda açıklamalarda bulunan Gökhan, ilk olarak çevre ile ilgili değerlendirme yaptı, Bu yıl yaşanan müsilaj felaketine de değinen Gökhan,”Müsilaj derdimiz konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bakanlığında İstanbul’da birkaç toplantı oldu. 22 maddelik bir bildiri yayınlandı, hepimiz imzaladık. Bunların içerisinde ileri biyolojik arıtma diye bir madde var. Bizim iki tesisimiz de ileri biyolojik arıtma zaten. Hatta geldiler gördüler. TBMM heyeti gezdi, çok memnun oldular. Bu bütçe meselesi, her belediyenin bütçesi yok. Toplantıda şöyle bir öneride bulunmuştum; bu noktada bizim Avrupa Birliği, Dünya Bankası gibi kurumlardan hibe ya da düşük faizli kredi temin etmemiz lazım. Mevcut Türkiye şartlarında bunları finanse etmek zor. Ama bunları yapmamız lazım. Katı atık depone alanını örnek verdim, biz burada Avrupa Birliği’nden hibe aldık. Bu şekilde Marmara bölgesi belediyeleri ile ilgili bunu önerdim. Daha sonra, Sayın Cumhurbaşkanı Amerika’ya gittiğinde bu Paris İklim Antlaşması’nı imzaladı. Şimdi 3 milyar Euro hibe kredi talebinde bulunuyoruz. Ama bunun Marmara’da doğru düzgün kullanılması lazım. Marmara bölgesindeki belediyelerin tamamının kullanması lazım. Sadece belediye değil, İl Özel İdare de söz konusu. “ dedi. KÖPRÜ MESELESİ 1915 Çanakkale Köprüsü’ne yaptığı ziyaret nedeniyle eleştirilen Başkan Gökhan o konuyu da şöyle açıkladı; “Köprüye milletvekili ile il başkanı gitmedi diyorlar, CHP’liler gitmedi diyorlar. Ben gittim, neden gittim? Benim konumum farklı. Ben belediye başkanıyım, ben Çanakkale halkını temsil ediyorum. Bu halk içerisinde Ak Partili de var, MHP’li de var, İyi Partili de var. Ben halkı temsil ediyorum. Burada bir yatırım yapılıyor, bir köprü yapılıyor. Bu köprüye taraf mıyız, elbette ki. Bunu yıllardan beri Çanakkale’ye köprü yapılması gerekliliği konusunda söylüyorduk ama buraya yapılmasını istiyorduk. Burada zaten olamıyordu. Sonra teknoloji gelişti ve bu açıklıkta köprü yapılabilme olanağı sağlandı. Binali Yıldırım Bey zamanında bu alana köprü yapılması karar verildi. Alkışladık ve hala alkışlıyoruz. Ben ne yaptım, Çanakkale belediye başkanı olarak, belediye meclisindeki siyasi partilerin grup başkanvekillerini de aldım yanıma, köprüye gittim. Bize çok detaylı bilgi verdiler, hatta kuleye çıktık. Ben sonra dedim ki, teşekkürler yapana. Bu benim ayağım. Şimdi gelelim siyasi ayağa. Bu köprünün yapılması noktasındaki belirsizliğe karşı duruş var. Şu kadar araba geçişi garantisi vermişsin, şu kadar Euro olduğu belli, 15 Euro artı KDV, bu beni ilgilendirmiyor, bu siyasetin işi. Soruluyor, bu köprünün maliyeti kaç Euro ya da dolar? Hangi şartlarda nasıl yaptın ihaleyi? Şunu bir anlat diye soruluyor, ticari sır deniliyor. Kamunun ticari sırrı olamaz. Kamu şeffaftır çünkü kamu dediğin milletin vergileri ile hareket eden bir kurumdur. Borçlanacaksan milletin paraları ile borçlanıyorsun. Diyemezsin ki, ‘ben dışarıdan borç aldım, sana ne’. Hayır, senin aldığın o borç milletin borcudur. Lütfen bu hesap verilsin denildiğinde, bu hesap verilmeyince elbette ki siyaset buraya gitmez, ziyaret etmez. Bunu ısrarla gündeme getirmesinler boşu boşuna. İktidarımızda hepsi ortaya dökülecek ve Türkiye’deki herkese bunun hesabı verilecek. Bu köprü şu şartlar altında, şu kadara olmuştur, ihalesi şu şekilde olmuştur. Hepsinin şeffaf bir şekilde hesabı verilecek. Genel başkan ne diyor eğer fahiş bir durum varsa, o zaman bu işin iptaline kadar gidebiliriz diyor.  Bu siyasetin işi, benim işim değil. Ama Bu İnsanlar Çanakkale’de Oturduğu Ankara Tarafından Bilinmiyor Sığınmacı ya da mülteci, iltica eden kelimelerini kullanmamız gerekir diye düşünüyorum, göçmen değil. Göçmenler yerleşik nizama geçen demektir. Türkiye’nin sorunu göçmende değil, sığınmacıda. Kaçak gelmiş, göz yumulmuş, hatta çalışma müsaadesi verilmiş ama hala nüfusa kaydedilmemiş insanlar var. Çanakkale’de de özellikle Afganlara oturma müsaadesi verilmişti, uzatmamışlar. Şu anda daha önceden yasal olarak oturan Afganların çoğu kaçak durumda. Bu son derece yanlış bir şey. İkinci olarak, bu insanı kabul etmişsin, çalışmasına müsaade etmişsin ama sonra tekrar izin vermiyorsun. Ama bu insanlar Çanakkale’de oturduğu Ankara tarafından bilinmiyor. Nüfus kayıtlarında yok. Ama Çanakkale’de yaşıyorlar, diğer belediyelerin sınırlarında yaşıyorlar ve biz bu insanlara iyi kötü hizmet veriyoruz. Kirletiyor çöpünü topluyoruz, çocuklarına, ailelerine sosyal yaşam evlerinde ders veriyoruz. İhtiyacı olanlara erzak yardımı yapıyoruz. Bunlar sığınmacı diye bu insanları yok sayamayız. Bu kentte yaşayan her canlıya hizmet etmek zorundayız. Bunlarla ilgili yerel yönetimin yorum yapma hakkı olamaz, bu devletin işi. Sınırları açan, bu kişileri getiren, yerleştiren devlet. Biz, buraya gelmiş ve devletin hoş gördüğü, görmezden geldiği ve izin verdiği insanlara hizmet etmek zorundayız. Ama bu insanlar burada gelip geçici değil. Hafta sonu gelen turist gibi düşünmeyin. Bu insan buraya gelmiş, oturuyor, barınıyor. Biz de Belediye Başkanları Toplantısı’nda bir karar aldık ve Türkiye Belediyeler Birliği’ne bununla ilgili müracaatta bulunuyoruz. Diyoruz ki mesela; Çanakkale Merkez’de kaç tane sığınmacı olduğu belli. Bunlar Göç İdaresi tarafından biliniyor. Göç İdaresi bu nüfusu Ankara’ya bildirir. Bunların adında da sizin adınıza gelen para kadar para gelir. Çünkü onlar da buranın yaşayanı. Şunu diyebilir miyim ben; bırakın ölsün, bunun çöpünü toplama, diyebilir miyim? Bu insanlar  ‘ekmeğim yok’ diyor, vermemek olur mu? Göç İdaresi tarafından tespit edilen belediyelerimizde yaşayan sayı kadar ilave para gönderilmesinde fayda var. Bir de bununla ilgili hükümet Avrupa Birliği’nden kaynak alıyor. Bizim belediyelere de bir şey verilmesi gerekiyor. “ GENEL SEÇİM ÖNCESİNDE CHP’DE ADAY BELİRLEME NASIL OLACAK? Esas olan önseçimdir bizde. Bizim anlayışımız budur. Bunun istisnaları var mıdır, vardır. Bunun kararını parti meclisi verir. Ama prensip önseçim olmasıdır. Biz belediye başkanı seçimini böyle yaptık. Sonuç itibariyle bunun nihai kararını parti meclisi verir. Genel başkanın iradesi önemlidir ama Çanakkale itibari ile beklenti budur. Bu neyi getiriyor? Partideki tüm üyeler hareketlenmiş oluyor, önseçimde adaylar yarışmış oluyor. Yavaş yavaş hareketleniyor, bu topluma da yansıyor. Bir rekabet ortamı oluyor. Bunun ne şekilde olacağını, bunun şartlarının ne olacağını parti meclisi ortaya koyar. Bunu yıllardır söylüyoruz bizim tercihimizdir önseçimdir ama önseçim olmadı diye partimize küsecek halimiz yok. Sayın Makas’ı anlamakta zorlanıyorum çünkü beni anlamakta zorlanıyor galiba. Ben başka şey söylüyorum o başka şey anlatıyor. Onun için baktım izaha muhtaç çok şey var. Şu Millet İttifakını içlerine sindiremiyorlar. CHP ve İYİ Parti, Saadet Partisi, nasıl olabilir diyorlar. Olur tabi, bu millet geleceği için bu birlikteliği istiyor. ‘Geç ideolojik farklılıkları’ diyor ‘Önceliğin çocuğuma aş, kendime iş”
Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan katıldığı bir programda Çanakkale’de ki sığınmacıların kayıt altında olmadığını, Afganlara verilen oturma süresinin uzatılmadığını bu kişilerin ihtiyaç sahibi olduğunu belirterek; “Diyoruz ki mesela; Çanakkale Merkez’de kaç tane sığınmacı olduğu belli. Bunlar Göç İdaresi tarafından biliniyor. Göç İdaresi bu nüfusu Ankara’ya bildirir. Bunların adında da sizin adınıza gelen para kadar para gelir. Çünkü onlar da buranın yaşayanı. Şunu diyebilir miyim ben; bırakın ölsün, bunun çöpünü toplama, diyebilir miyim? Bu insanlar ‘ekmeğim yok’ diyor, vermemek olur mu? Göç İdaresi tarafından tespit edilen belediyelerimizde yaşayan sayı kadar ilave para gönderilmesinde fayda var. Bir de bununla ilgili hükümet Avrupa Birliği’nden kaynak alıyor. Bizim belediyelere de bir şey verilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Boğaz Medya canlı yayınına katıldı. Bir çok konuda açıklamalarda bulunan Gökhan, ilk olarak çevre ile ilgili değerlendirme yaptı, Bu yıl yaşanan müsilaj felaketine de değinen Gökhan,”Müsilaj derdimiz konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bakanlığında İstanbul’da birkaç toplantı oldu. 22 maddelik bir bildiri yayınlandı, hepimiz imzaladık. Bunların içerisinde ileri biyolojik arıtma diye bir madde var. Bizim iki tesisimiz de ileri biyolojik arıtma zaten. Hatta geldiler gördüler. TBMM heyeti gezdi, çok memnun oldular. Bu bütçe meselesi, her belediyenin bütçesi yok. Toplantıda şöyle bir öneride bulunmuştum; bu noktada bizim Avrupa Birliği, Dünya Bankası gibi kurumlardan hibe ya da düşük faizli kredi temin etmemiz lazım. Mevcut Türkiye şartlarında bunları finanse etmek zor. Ama bunları yapmamız lazım. Katı atık depone alanını örnek verdim, biz burada Avrupa Birliği’nden hibe aldık. Bu şekilde Marmara bölgesi belediyeleri ile ilgili bunu önerdim. Daha sonra, Sayın Cumhurbaşkanı Amerika’ya gittiğinde bu Paris İklim Antlaşması’nı imzaladı. Şimdi 3 milyar Euro hibe kredi talebinde bulunuyoruz. Ama bunun Marmara’da doğru düzgün kullanılması lazım. Marmara bölgesindeki belediyelerin tamamının kullanması lazım. Sadece belediye değil, İl Özel İdare de söz konusu. “ dedi.
KÖPRÜ MESELESİ
1915 Çanakkale Köprüsü’ne yaptığı ziyaret nedeniyle eleştirilen Başkan Gökhan o konuyu da şöyle açıkladı; “Köprüye milletvekili ile il başkanı gitmedi diyorlar, CHP’liler gitmedi diyorlar. Ben gittim, neden gittim? Benim konumum farklı. Ben belediye başkanıyım, ben Çanakkale halkını temsil ediyorum. Bu halk içerisinde Ak Partili de var, MHP’li de var, İyi Partili de var. Ben halkı temsil ediyorum. Burada bir yatırım yapılıyor, bir köprü yapılıyor. Bu köprüye taraf mıyız, elbette ki. Bunu yıllardan beri Çanakkale’ye köprü yapılması gerekliliği konusunda söylüyorduk ama buraya yapılmasını istiyorduk. Burada zaten olamıyordu. Sonra teknoloji gelişti ve bu açıklıkta köprü yapılabilme olanağı sağlandı. Binali Yıldırım Bey zamanında bu alana köprü yapılması karar verildi. Alkışladık ve hala alkışlıyoruz. Ben ne yaptım, Çanakkale belediye başkanı olarak, belediye meclisindeki siyasi partilerin grup başkanvekillerini de aldım yanıma, köprüye gittim. Bize çok detaylı bilgi verdiler, hatta kuleye çıktık. Ben sonra dedim ki, teşekkürler yapana. Bu benim ayağım. Şimdi gelelim siyasi ayağa. Bu köprünün yapılması noktasındaki belirsizliğe karşı duruş var. Şu kadar araba geçişi garantisi vermişsin, şu kadar Euro olduğu belli, 15 Euro artı KDV, bu beni ilgilendirmiyor, bu siyasetin işi. Soruluyor, bu köprünün maliyeti kaç Euro ya da dolar? Hangi şartlarda nasıl yaptın ihaleyi? Şunu bir anlat diye soruluyor, ticari sır deniliyor. Kamunun ticari sırrı olamaz. Kamu şeffaftır çünkü kamu dediğin milletin vergileri ile hareket eden bir kurumdur. Borçlanacaksan milletin paraları ile borçlanıyorsun. Diyemezsin ki, ‘ben dışarıdan borç aldım, sana ne’. Hayır, senin aldığın o borç milletin borcudur. Lütfen bu hesap verilsin denildiğinde, bu hesap verilmeyince elbette ki siyaset buraya gitmez, ziyaret etmez. Bunu ısrarla gündeme getirmesinler boşu boşuna. İktidarımızda hepsi ortaya dökülecek ve Türkiye’deki herkese bunun hesabı verilecek. Bu köprü şu şartlar altında, şu kadara olmuştur, ihalesi şu şekilde olmuştur. Hepsinin şeffaf bir şekilde hesabı verilecek. Genel başkan ne diyor eğer fahiş bir durum varsa, o zaman bu işin iptaline kadar gidebiliriz diyor.  Bu siyasetin işi, benim işim değil.

Ama Bu İnsanlar Çanakkale’de Oturduğu Ankara Tarafından Bilinmiyor
Sığınmacı ya da mülteci, iltica eden kelimelerini kullanmamız gerekir diye düşünüyorum, göçmen değil. Göçmenler yerleşik nizama geçen demektir. Türkiye’nin sorunu göçmende değil, sığınmacıda. Kaçak gelmiş, göz yumulmuş, hatta çalışma müsaadesi verilmiş ama hala nüfusa kaydedilmemiş insanlar var. Çanakkale’de de özellikle Afganlara oturma müsaadesi verilmişti, uzatmamışlar. Şu anda daha önceden yasal olarak oturan Afganların çoğu kaçak durumda. Bu son derece yanlış bir şey. İkinci olarak, bu insanı kabul etmişsin, çalışmasına müsaade etmişsin ama sonra tekrar izin vermiyorsun. Ama bu insanlar Çanakkale’de oturduğu Ankara tarafından bilinmiyor. Nüfus kayıtlarında yok. Ama Çanakkale’de yaşıyorlar, diğer belediyelerin sınırlarında yaşıyorlar ve biz bu insanlara iyi kötü hizmet veriyoruz. Kirletiyor çöpünü topluyoruz, çocuklarına, ailelerine sosyal yaşam evlerinde ders veriyoruz. İhtiyacı olanlara erzak yardımı yapıyoruz. Bunlar sığınmacı diye bu insanları yok sayamayız. Bu kentte yaşayan her canlıya hizmet etmek zorundayız. Bunlarla ilgili yerel yönetimin yorum yapma hakkı olamaz, bu devletin işi. Sınırları açan, bu kişileri getiren, yerleştiren devlet. Biz, buraya gelmiş ve devletin hoş gördüğü, görmezden geldiği ve izin verdiği insanlara hizmet etmek zorundayız. Ama bu insanlar burada gelip geçici değil. Hafta sonu gelen turist gibi düşünmeyin. Bu insan buraya gelmiş, oturuyor, barınıyor. Biz de Belediye Başkanları Toplantısı’nda bir karar aldık ve Türkiye Belediyeler Birliği’ne bununla ilgili müracaatta bulunuyoruz. Diyoruz ki mesela; Çanakkale Merkez’de kaç tane sığınmacı olduğu belli. Bunlar Göç İdaresi tarafından biliniyor. Göç İdaresi bu nüfusu Ankara’ya bildirir. Bunların adında da sizin adınıza gelen para kadar para gelir. Çünkü onlar da buranın yaşayanı. Şunu diyebilir miyim ben; bırakın ölsün, bunun çöpünü toplama, diyebilir miyim? Bu insanlar  ‘ekmeğim yok’ diyor, vermemek olur mu? Göç İdaresi tarafından tespit edilen belediyelerimizde yaşayan sayı kadar ilave para gönderilmesinde fayda var. Bir de bununla ilgili hükümet Avrupa Birliği’nden kaynak alıyor. Bizim belediyelere de bir şey verilmesi gerekiyor. “
GENEL SEÇİM ÖNCESİNDE CHP’DE ADAY BELİRLEME NASIL OLACAK?
Esas olan önseçimdir bizde. Bizim anlayışımız budur. Bunun istisnaları var mıdır, vardır. Bunun kararını parti meclisi verir. Ama prensip önseçim olmasıdır. Biz belediye başkanı seçimini böyle yaptık. Sonuç itibariyle bunun nihai kararını parti meclisi verir. Genel başkanın iradesi önemlidir ama Çanakkale itibari ile beklenti budur. Bu neyi getiriyor? Partideki tüm üyeler hareketlenmiş oluyor, önseçimde adaylar yarışmış oluyor. Yavaş yavaş hareketleniyor, bu topluma da yansıyor. Bir rekabet ortamı oluyor. Bunun ne şekilde olacağını, bunun şartlarının ne olacağını parti meclisi ortaya koyar. Bunu yıllardır söylüyoruz bizim tercihimizdir önseçimdir ama önseçim olmadı diye partimize küsecek halimiz yok.
Sayın Makas’ı anlamakta zorlanıyorum çünkü beni anlamakta zorlanıyor galiba. Ben başka şey söylüyorum o başka şey anlatıyor. Onun için baktım izaha muhtaç çok şey var. Şu Millet İttifakını içlerine sindiremiyorlar. CHP ve İYİ Parti, Saadet Partisi, nasıl olabilir diyorlar. Olur tabi, bu millet geleceği için bu birlikteliği istiyor. ‘Geç ideolojik farklılıkları’ diyor ‘Önceliğin çocuğuma aş, kendime iş”

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.