Bırak Konuşsunlar!

Bırak Konuşsunlar!

07/11/2019

“Eleştiri olur, olmalıdır. İsabetli eleştiri, hakkaniyetli itiraz, nice yanlıştan dönülmesini sağlar, sağlamıştır. Nihayetinde, göz kendisini göremez. Hata insana mahsustur. Husumete varmayan eleştiriler, sorumluluk duygusundan kaynaklanan uyarılar, yıkmaktan ziyade yapmayı önceleyen fikirler her zaman başımızın tacıdır. İnsan atasız ve hatasız olmaz. Kendimizi tam manasıyla göremeyiz. Eleştiri, bize tutulan aynadır. Dışarıdan nasıl görünüyoruz, onu söyler. Her eleştiri sahibini ötekileştirmek, istenmeyen ilan etmek, bizi daha korunaklı ve doğru yapmaz. En yıkıcı yalnızlık, çevremizde yanlışımızı söyleyecek kimsenin kalmamasıdır. Hasbî değil de hesabî olanlar, yani hayatını ve ilişkilerini menfaat üzerine kuranlar, eleştirmez, fikrini söylemez. Sadece onaylar, tasdik eder, alkışlar. Haklısınız efendim” diyerek yazımıza başlayalım…

Evinizin önündeki duraktan halk otobüslerine binseniz ve deseniz ki, nasılsa çarşıya gidiyorsun, ben binsem de gideceksin binmesem de benden ücret alma… Bu şekilde her gün otobüsü kullansanız, ne güzel olur değil mi! İşte halk otobüslerini her gün bu şekilde kullananlar var. Kim mi bunlar Çanakkale belediyesi çalışanları… (Burada emekçi abilerimiz, kardeşlerimiz gündem değildir, gündem sistemdeki çarpıklıktır.)  Kimse bu duruma bugüne kadar çıkıp itiraz etmemiş. Çanakkale Belediyesi yıllardır personel taşımacılığını bu şekilde “bedavaya” getiriyormuş. Bu durum ulaşıma yapılan son zamma kadar kimsenin dikkatini de çekmemiş.

İyi Parti Merkez İlçe Başkanı Necati Gapran yapılan son zam sonrası bu konuyu gündem getirdi ve belediye personelinin yıllık taşıma maliyetinin 1 milyonu aştığını belirterek bunun emekliye, öğrenciye kısacası Çanakkale halkına ödettirilmesini eleştirdi. İyi Parti Belediye Meclis Üyesi Burak Kunt ise bir milyonu aşan bu bedelin kooperatife ödenmesi gerektiğini savunarak; “Şayet siz bu ödemeyi yaparsanız bir ay önce yapmış olduğunuz zam yapılır mıydı? Yapılırsa ne kadar yapılırdı? Bizim hesaplarımızla yüzde 5 ila 10 arasında bir indirimi ön görüyoruz. Hangi kurumun servis ücretini vatandaş ödüyor? Bunu ödemesi gerek yer Çanakkale Belediyesi kurumudur.” Herhalde başka soruya gerek yok!

CHP’liler ise “Sayıştay denetçileri bu durumu problem olarak rapor etmedi” diye savunuyorlar. Hukuka uygun olan her karar maalesef vicdana uymuyor. Eğer bu karar vicdanlarına uyuyorsa CHP’liler konuyu savunsun. Eğer belediye AK Partili olsa idi ve bu düzen bu şekilde olsa idi CHP’liler bu konuyu yine aynı şekilde savunur muydu? Sonuç olarak İyi Partinin talebi çok haklı bir taleptir, bu talep partilerinin çıkarlarıyla ilgili değil, Çanakkale halkının çıkarlarıyla ilgilidir ve tüm belediye meclis üyeleri bu talebin arkasında durmalıdır. Bu durum yanlıştır ve bir an önce düzeltilmelidir. İşin en garip tarafı ise bu konuda konuşması gereken Halk Otobüsleri Kooperatifi tek kelime etmemiştir! Neden mi hadi biraz düşünün… 

***

Kasım ayı Meclisinde gündeme gelen diğer konulardan biri de sessiz boru konusuydu. İYİ Parti Belediye Meclis Üyesi Burak Kunt “2017 yılında Çanakkale Belediyesi bir karar aldı. Dedi ki ‘Çanakkale Belediyesi sınırları içerisindeki tüm inşaatlarda sessiz boru kullanılacak’ Ama bu sessiz borunun ne olduğunu anlatmadı. Biz sorduk bize de söylemediler. Çünkü kendileri de bilmiyor.  Bir borunun değeri şu anda 10 TL. Ama Çanakkale Belediyesi size diyor ki ‘Bu boruyu sessiz olarak kullanacaksın’ Bu borunun sessiz olanı gerçekten doğru bir AR-GE ve iyi yatırım gerektiriyor.  O yüzden size 20 TL’ye mal oluyor ama çıkarcı firmalar borunun üzerine ‘Sessiz’ yazdığı zaman, Çanakkale Belediyesi kullanmanıza izin veriyor.  Dolayısı ile üzerine ‘Sessiz’ yazarak normal bir boruyu sessiz hale getiren firmaların yaptığı borular 10 TL’yken 20 TL’ye çıkıyor. Çanakkale halkının bir kuruş zarara uğratılmasına gönlümüz razı değil.

Belediye başkanı Ülgür Gökhan bu konunun mecliste gündem yapılmasına “İki yıldır aklınız neredeydi!” diye çıkışta bulunarak Kunt’a “Hayır ben cevabımı verdim” diyerek bir daha söz vermedi. Kunt bu konuyu bir siyasi polemik olarak da gündeme getirmedi, bir sorunun çözülmesi noktasında dile getirdi. Kunt cevap hakkını düzenlediği basın toplantısında kullandı dedi ki; “Buradan Başkana cevap veriyorum. Siz hiçbir Sivil Toplum kuruluşuna, Meslek kuruluşuna sormazsanız, onlar da size cevap veremez.  Katılımcı demokrasiden bahsediyorsun, ama karar alırken hiçbir şeyi, hiç kimseye sormuyorsunuz. Ben yaptım oldu diyorsunuz. Ben 7 aydır Belediye meclis üyesiyim, siz 17 yıldır bu şehrin Belediye Başkanısınız. Asıl bu karar alınırken sizin aklınız neredeydi. Siz neredeydiniz? sizin bürokratlarınız bu konunun standardının olmadığı ile ilgili sizi uyarmadı mı?” 

Eksikler, yanlışlar belediye meclisinde konuşulmayacakta nerede konuşulacak ve düzeltilecek…  Tekrar başa dönelim. Eleştiri, esasında, önemsemektir. Karşımızdakini ciddiye almaktır. Daha iyi olmasını istemektir. Sorunları gören ve gösteren eleştiriye kayıtsız kalamayız.