TÜRKİYE BİR KİTAPSA ÖN SÖZÜ ÇANAKKALE OLUR

Çanakkale Ziraat Odası Olağan Genel Kurulu Toplantısında konuşan Ak Parti Grup Başkanvekili Çanakkale Milletvekili Bülent Turan, “Türkiye bir kitapsa ön sözü Çanakkale olur. Burası kıymetli özel bir kent. Çanakkale kalkınırsa Türkiye kalkınır. O yüzden son dönem büyük bir onurla, şerefe söylüyoruz ki vekilimizle beraber çok kıymetli işlere imza attık. Şimdi istiyoruz ki yerelde ve genelde bu uyum devam etsin, çok daha önemli yatırımları, önemli hizmetleri beraber hayata geçirelim. Bürokrasi tecrübesi, siyasi tecrübesi genel hükümetin uyumuyla beraber farklı bir enerjiyi bu topraklarda bu coğrafyada hayata geçirelim istiyoruz” dedi.

Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO) Kongre Fuar Merkezinde gerçekleşen Çanakkale Ziraat Odası Olağan Genel Kurulu toplantısı, Ak Parti Grup Başkanvekili Çanakkale Milletvekili Bülent Turan, Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Ak Parti Çanakkale Belediye Başkan Adayı Ayhan Gider, AK Parti İl Başkanı Gültekin Yıldız, CHP İl Başkanı İsmet Güneşhan, ÇTSO Başkanı Selçuk Semzioğlu, sivil toplum kuruluşlarının temsilciler, ziraat odası ilçe başkanları ve oda üyeleri katıldı.

Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan kongrede Divan’ın oluşturulmasının ardından, Çanakkale Ziraat Odası Başkanı İsmail Kaya bir konuşma gerçekleştirdi. Göreve geldiği günden bu yana yaptıklarına aktaran Kaya, “Yapmış olduğumuz işlerden bir tanesi üreticilerimizin ciddi şekilde sorun yaşadığı hastalıklarla mücadele noktasında Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ile beraber, üniversitemiz ile beraber tarımdaki zararlılarla ilgili projeler geliştirdik. Tarım Bakanlığı'ndan bununla alakalı ciddi destekler istedik, ciddi destekler sağladık ve en önemli konulardan bir tanesi olan Çanakkale ciddi üreticisi olan domateste hastalık, zararlı olarak bilinen Tuta zararlıları ile mücadele noktasında vermiş olduğunuz bu mücadelede çok başarılı olduğumuzu düşünüyorum.  2017 yılında başladı bu mücadele, müdürlük ile beraber ciddi yol kat ettik ve başlattığımız mücadelede üreticilerimiz belli bir yol kat etti. Bu yolda başarılı olan üreticilerimiz verimli domates üretimine olanak sağladılar. Dolayısıyla birlikte hareket ederek çok daha iyi noktalara geldiğini bir kez daha gördük” ifadelerini kullandı.

 “HER ÜYEMİZDEN ALLAH RAZI OLSUN”

“Ben kimseyi eleştiren şekilde bir şeyler söylemek istemiyorum. Her gelen arkadaşımız görev yaptığı süre boyunca mutlaka bir şeyler yapmaya çalışıyor, her üyemizden Allah razı olsun diyoruz ama yeni geldiğimizde odamızı baştan aşağı tadilata aldık” diyen Kaya, “Odada çalışan personellerimiz sıkıntılar yaşıyordu ve binamızı baştan aşağı öncelikle günümüz şartlarına uygun hale getirerek gerekli çalışmaları yaptık. Bununla beraber yine odada daha iyi hizmet verebilmek için odadaki ziraat mühendisi sayımızı bir arttırdık. Yine siz üreticilerimize daha iyi hizmet verebilmek için oda araç sayımızı bir tane arttırdık” dedi.

 “ÜRETİCİLERİMİZİ TAŞIMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Tarım fuarlarına katılım sağladıklarını altını çizen Kaya, “4 yıl boyunca her yıl iki defa tarım fuarlarına değerli üreticilerimizi taşıdık. Yaklaşık her defasında 400 tane üyemizi gönderdik, 18 defa yaklaşık 3 bin 200 tane üreticimizi çevre illerde gerçekleşen tarafa fuarlara ve organizasyonlara gönderdik. Biz bu organizasyonlara servis imkânı sağlamamış olsaydık bu 3bin 200 arkadaşımız kendi araçlarıyla gitse 3 bin 200 tane araç gitmiş olacaktı. Bu da ciddi şekilde üreticilerimize yük olacaktı. Buna her defasında 10 tane araçla çözdük. Bu konuda da önümüzdeki dönemde de üreticilerimiz taşımaya devam edeceğiz” diye konuştu

 “ÇANAKKALE ÇOK ENDER BİR İKLİME SAHİP”

Kaya, “Tarımın bir iki tane sorunundan ondan bahsedeceğim. Tarım ciddi şekilde sıkıntılı ve meşakkatli bir iş. Bölgemizde artık seracılıkta yavaş yavaş gelişmeye başladı. Biz ciddi şekilde güzel ürünler yetiştiriyoruz, kaliteli ürünler yetiştiriyoruz. En son yapmış olduğumuz Tuta Hastalığı ile mücadele projesinde daha az ilaç kullanarak daha sağlıklı ürünler yetiştirmeye çalışıyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemlerde de hastalıklarla mücadele noktasında başarılı olur, çok daha sağlıklı ürünler yetiştirilir ve devam ederiz. Bir tane istatistikten bahsetmek istiyorum. Çanakkale, 110 ürünün bir arada yetiştiği çok ender bir iklime sahip. Şeftali üretimi, elma üretimi, çeltik üretimi, hasır üretimi, buğday üretimi gibi. Topyekûn, Çanakkale'de yetiştirilen ürünlerin çok kıymetli olduğunu, sağlıklı olduğunu marka ürünlerin güçlenmesi için gerekli çalışmalarına devam edeceği.  Bu zamana kadar odamıza emeği geçen herkesten Allah razı olsun” şeklinde konuşmasını sonlandırdı.

 “İL MERKEZİNDE MEZBAHA OLMAMASI İDRAK EDİLEBİLİR BİR DURUM DEĞİLDİR”

Ak Parti Çanakkale Belediye Başkan Adayı Ayhan Gider de Ziraat Odası Kongresinde bir konuşma yaptı. Gider, “Bugün belediye başkan adayı sıfatı ile konuştum belki gelecek sene belediye başkanı olarak da konuşuruz. Tarım çetrefilli bir konu. Kimi görürseniz 3-5 şey söyleyebilir bu konuda. Haklı da olur, haksızlığını ispat etmek için de bir buçuk saat konuşmamız lazım. Tarım stratejik bir alandır. Dünyanın neresine giderseniz gidin stratejik alan tanımlamaları değişebilir ancak değişmeyen bir şey vardır ki; tarım İngiltere'ye de gidersiniz Avustralya'ya giderseniz de stratejiktir. Bu anlamda da desteklemek zorundadır. Tartışmak desteklemenin şekli için yapılabilir ancak yapılması konusunda herhangi bir tartışma yoktur olamaz. Bu anlamda tüm kamu kurumlarının Türkiye yöneticilerin tarıma destek vermesi zorunludur. Pazarlama bunlardan biri olabilir ya da kooperatifler bunu tek başına kendi halletsin diyebilirsiniz ama belediyenin içerisinde olması gereken iki tane konu var başkasının halledemeyeceği, kooperatifin, Ziraat Odasının veya bir başka kurumun çözemeyeceği. Bunlardan biri bugün Çanakkale’nin aşağı yukarı tüm ilçelerinde mezbaha varken, il merkezinde mezbaha olmaması idrak edilebilir bir durum değildir. Bir memlekette çay ocaklarının zararı övünülerek anlatılırken,  mezbaha zarar ettiği için açmıyoruz demek o bölgedeki hem hayvan yetiştiricilerini yok saymaktır. Hem de gıdayı güvenle tüketme hakkı olan tüketicileri yok saymaktır. Bu anlamda ben belediyeyi aldıktan sonra ilk icraatımızın mezbaha açmak olacağını çok rahatlıkla söyleyebilirim. İkinci konu da hal konusudur. Dünyanın neresine giderseniz gidin ben bir şehrin iki yerini merak ediyorum. Bir balık pazarı varsa deniz kenarında. İki, halini merak ediyorum. O şeri size çok güzel yansıtır.  Gezdiğim bütün şehirlerde veya yurt dışlarında evlerin ortasında hal binası görmedim. Burada da gıda güvenliğinden söz edemezsiniz. Bu anlamda da içerisinde sadece Çanakkale üreticilerin kullanılmasına ayrılmış bir kooperatif birliği başta olmak üzere, rahatlıkla kullanabileceği ve şehrin göbeğinde olmayan bir hal açacağımızın da buradan müjdesini vermek istiyorum. Mevcut Ziraat Odası Başkanı’nı yaptığı çalışmalar için teşekkür ediyorum, yeni seçilecek olana da başarılar diliyorum” diye konuştu.

 “ÇANAKKALE’MİZ KIYMETLİ BİR KENT” 

Makamların gelip geçici olduğunu ifade ederek sözlerine başlayan Bülent Turan, “Mesele dönüp arkaya baktığımızda milletimize, memleketimize kalıcı hatıralar bırakmak diye düşünüyorum. Hepimiz bir gün eski vekil, eski başkan, eski oda başkanı olacağız. Eski olduğumuz zaman dönüp arkaya baktığımızda bize 3 vatandaşımızın, 5 hemşerimizin ‘Allah razı olsun’ demesi en büyük şerefimiz, gururumuz. Çanakkale’miz kıymetli bir kent. Çanakkale birçok ile nazaran çeşitli markaların olduğu bir kent. Bazı illerde kömür var mesela… Kömürü al başka hiçbir özelliği yok. Bazısında sahil var turizm var. Sahili al hiçbir özelliği yok. Ama Çanakkale’mizde sahil ayrı, turizm ayrı, tarih ayrı, sanayi, ayrı, orman ayrı, tarım ayrı… Hepsinin kıymeti var. Türkiye’de ne kadar ekonominin büyümesi için farklı alanlarda üretim imkanı varsa, az çok hepsi bu bölgede var. Ama tekrar söylüyorum; birçok ilde bir veya iki başlık var. Bizde hepsi var. Tarım kentti desek yetmez, sanayi kenti desek yetmez, turizm kenti desek yetmez. Hepsinin olduğu bir coğrafyadan bahsediyoruz.  O yüzden burada hangi adımı atarsak atalım, tarıma zarar vermeden, tarımı büyüterek bu işi yapmak durumundayız. Çanakkale’mizde 180 bin insan tarımdan ekmek yiyor. Bu toplam nüfusun 3’te 1’idir. Neredeyse Çanakkale’nin yarısı tarımla gelişen, ziraatla çalışan insanlar. O yüzden bu büyük orandaki yoğunluğa hizmet etmek bizim en büyük gurur vesilesi. 111 farklı tarım ürünü var bu coğrafyada. Birçok ilde 3-5 iken, 111 farklı ürün sizin öncülüğünüzde el emeği ile alın teriyle Çanakkale’mizde hayata geçip Türkiye’mize kazandırılıyor. Hatta bu 111 ürünün 44 tanesinde Türkiye’nin en büyük 10’undayız. 44 üründe Türkiye’nin en çok üreten 10 ilinin içerisindeyiz. Hatta bunların da 5’inde de birinciyiz. Onun ötesinde salçalık biber gibi, nektarin gibi muşmula gibi ürünlerde il bazında birinci olmayı başarmış bir topluluğumuz var. Şeftali de ikinci sıradayız. 7 üründe de iki veya üçüncüyüz.  Bunlar güzel işler. Daha yol uzun o başka, ama önce ayağımız yere sağlam basacağız. Nerede olduğumuzu iyi göreceğiz.  Çanakkale’mizde 215 bin gibi büyük bir sayıda büyükbaş hayvanımız var. 710 bin de küçük baş hayvanımız var.  Bunun totaline baktığımızda 560 bin ton süt üretimimiz var. Bu büyük bir rakam. Bizim dağ ve orman köylerimiz süt üretiminde çok büyük çaba sarf ediyor” dedi.

 ARICILIK İLE İLGİLİ ÇOK KIYMETLİ ADIMLAR ATILDI

Son dönemdeki ekonomik sorunlar dolayısıyla, bunları aşmak için alınan önerilerle çok büyük mesailer harcadıklarını, odalarla yapılan görüşmeler, muhtarlarla olan istişareler ve tüm Türkiye’nin bununla ilgili takdirleriyle bir yere gelindiğini ifade eden Turan, “Örneğin daha önce olmayan buzağı destekleme süreci başlamış oldu. Tarım ilaçlarında yüzde 15 indirim kararı alındı. Süt prim desteğimiz 10 kuruştan 25 kuruşa çıkarıldı. Mazot, gübre desteği gibi imkanlar devam ettiriliyor. Ziraat Bankası, Halk Bankası gibi hem çiftçimize odalarımızın öncülüğünde esnafımıza, kobilerimize büyük imkanlar sunulmaya başlandı. Bir başlığı özellikle söylemek istedim, her alanda iddialıyız ama son dönemde mesela hiç konuşulmayan arıcılık ile ilgili çok kıymetli adımlar atıldı. Çanakkale’de şuan bin 350 arıcımıza şuan yüzde 80’i devletin TKDK üzerinden,  yüzde 20’ai üreticinin kendisi olmak üzere 400 arıcımız 10 ilçemizde 5 bin 750 arılı kovan verildi. Göreceksiniz şeftali ve kirazda, sütte ve peynirde bir markaysak, kısa süre içerisinde aynı şekilde arıcılıkta da bu bölgenin kendi arısın, kendi balını üretip, nasıl bir marka olduğunu keyifle göreceğiz” ifadelerini kullandı.

 KÖPRÜ ÇANAKKALE TARIMININ KADERİ

Tarımın her alanının burada gelişmiş olmasının büyük bir imkan olduğunu vurgulayan Turan, “Onlarca barajımızın, göletimizin tarımımıza katkı sağlamak için çalışmalarının devam ettiğini biliyorsunuz. Köy yollarımızın yapılması bile aslında tarıma dolaylı faydadır. İhracatın, pazarın rahat ulaşılması demek, traktörün otobüsün rahat gitmesi demek. 450 kilometre sırf köy asfaltlaması yapıldı. Bu çok kıymetli bir iş. Bunun dışında köprümüzün faaliyetleri devam ediyor. Takvimde bir sapma olmadı. O köprüyü biz bir ulaşım köprüsü olarak olmaktan öte, Çanakkale tarımının bir kaderi görüyoruz. Ziraatçılarımızın, hayvancılarımızın kulak kabartması lazım. Büyük firmalar bu bölgeye gelmiyor ihracat için. Neden? Gemi kalktı mı, kalkmadı mı? Rüzgar var mı, yok mu? Bu bir sorun. Büyük nakliye buraya gelmiyor, Avrupa’ya açılmıyor. Ama köprünün olması, adamın kilometresini, ulaşım riskini azaltacağı için, çok daha büyük filoların hatta sigortalama şirketlerinin bu bölgede tarımla ilgili önemli adımlar atacağını göreceksiniz” diye konuştu.

 “ÇANAKKALE’YE HİZMET ETMEKTEN ONUR DUYUYORUZ”      

Aynı şekilde Ezine’deki Çanakkale Gıda OSB’sinin  bu bölgede sadece tarımla ilgili 8 bin kişinin istihdamını sağlayacak, 91 parselden oluşan fabrikaların olacağı önemli bir imkan olacağını kaydeden Turan şöyle devam etti; “Hem köprü, hem Gıda OSB tarımla ilgili uluslar arası proje. Yine son dönemde Çanakkale’yi marka haline getiren Troya 2018 Yılı gibi, Assos’un geçici miras listesine eklenmesi gibi birçok alanda turizm faaliyetleri de dolaylı tarım desteği. Adam Troya’ya gelecek, buranın kirazını tadacak. Assos’a gidecek şeftalisini, peynirini, zeytinini tadacak. İhracatla ilgili, pazarların büyümesiyle ilgili farklı görüşlere vesile olacak. Otelde kalacak, ürün de alacak. Lokanta da yiyecek piyasamız kazanacak. O yüzden turizmle ilgili her yatırım aslında bu bölgenin tarımına da yapıldığını ifade etmek isterim. Sırf Bayramiç’te Mehmet Akif Ersoy evini yaptığımızda dolayı, 55 bin turist gelmiş ilçeye. Bayramiç için anlatmıyorum, projenin kıymetinin anlaşılması için söylüyorum.  İç kısımda bir yer, sahil değil. 50 binden fazla kişi Akif’in evine turist olarak gelmiş. Belediyemiz orayı etrafıyla beraber çarşı, pazar yaptığında, tarım üreticilerimizin kendi ürünlerini sergileme imkanı verdiğinde her ilçemizde tarımla ilgili kıymetli sürecin başladığını hep birlikte göreceğiz. İşin özeti şu, hep söylüyorum; Türkiye bir kitapsa ön sözü Çanakkale olur. Burası kıymetli özel bir kent. Çanakkale kalkınırsa Türkiye kalkınır. O yüzden son dönem büyük bir onurla, şerefe söylüyoruz ki vekilimizle beraber çok kıymetli işlere imza attık. Hep kalıcı işlere imza attık. Vekilimizle omuz omuza, bu konuda adımlar attık. Şimdi istiyoruz ki yerelde ve genelde bu uyum devam etsin, çok daha önemli yatırımları, önemli hizmetleri beraber hayata geçirelim. Bürokrasi tecrübesi, siyasi tecrübesi genel hükümetin uyumuyla beraber farklı bir enerjiyi bu topraklarda bu coğrafyada hayata geçirelim istiyoruz. Çünkü bizim derdimiz var. Bu ülkeye yan bakanlara karşı, ülkemize küresel operasyon yapmaya kalkanlara karşı bir milli duruşla, tek bayrak, tek devlet, tek vatan demekten çok büyük şeref duyuyoruz. Bir derdimiz var bin dermana değişmeyiz diyoruz. Çanakkale’ye hizmet etmekten onur duyuyoruz”.     

PAYLAŞ