Gıda İhtisas OSB’de, “60’IN ÜZERİNDE FİRMANIN ÖN TALEBİ VAR”

Ulusal bir televizyon kanalında ekonomi programına konuk olan Çanakkale Ezine Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Ali İkram Tuna, OSB hakkında bilgileri kamuoyu ile paylaştı. Tuna, Ezine OSB’si ile ilgili merak edilen soruları yanıtlamasının yanı sıra, güncel ekonomi ve üretim ile ilgili düşüncelerini de aktardı. “137 hektarlık bir alan üzerinde 91 sanayi parseline ayırdık biz orayı. Bu 91 sanayi parselinde çeşitli büyüklüklerde 3 dönümden başlayarak 40 dönüme kadar çeşitli büyüklüklerde 91 firmamız faaliyette bulunacaklar ve bunların hepsi üretim faaliyetinde bulunacaklar” diyen Tuna, “Bir tarımsal ürünü işleme ve paketleme üzerinde çalışacaklar. Türkiye’nin dört bir yanında ürünleri tüketilen güzide kuruluşlarımız orada bulunacaklar. Bunun dışında hali hazırda 60’ın üzerinde firmanın ön talebi var bizde, orada yer tahsis talebinde bulunan. Ama biz inşallah Mayıs ayında ulusal düzeyde bir çağrıya çıkıp, firmalarımızdan başvuruları alacağız.” İfadelerini kullandı.

Yönetim Kurulu Başkanı ve Kaymakam Tuna, Gıda İhtisas OSB’yi anlattı;
“SANAYİDE BİR DEVİNİM YARATMAK İSTİYORUZ”
 Yine Bozcaada ilçemizi, adamızı ziyaret eden 1 milyon 300 bine yakın vatandaşımız Ezine üzerinden geçiyor. Bu bölgenin böyle bir hareketliliği var. Biz bunu katalizör olarak kullanıp, sanayide de bir devinim yaratmak istiyoruz. Özellikle markalaşma anlamında, marka değeri yüksek olan ürünler üretmek istiyoruz” dedi.
 Ulusal bir televizyon kanalında ekonomi programına konuk olan Çanakkale Ezine Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Ali İkram Tuna, OSB hakkında bilgileri kamuoyu ile paylaştı. Tuna, Ezine OSB’si ile ilgili merak edilen soruları yanıtlamasının yanı sıra, güncel ekonomi ve üretim ile ilgili düşüncelerini de aktardı.
 Ezine Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Ali İkram Tuna, yaptı açıklamalarda ilk önce Çanakkale bölgesinin avantalarını sıraladı. Tuna, “Çanakkale iklimi, toprağı, florası ile ülkemizin oldukça önemli potansiyele sahip çok güzide bir bölgesi. Tarım ve hayvancılık sektörü de hem Çanakkale’nin gayrisafi hasılasında hem de istihdamında en büyük paya sahip olan sektör. Hali hazırda 110’un üzerinde ticaret faaliyetleri ve üretim faaliyetleri tarıma dayalı sanayiye konu olabilecek miktarda tarımsal ürün üretimi var. Bu 110 ürünün de on tanesinde Türkiye’de ilk sırada Çanakkale. Bu anlamda gerçekten büyük bir potansiyele sahip. Tarımsal hasılanın 2017 yılı rakamları ile büyüklüğü 6 milyar TL’nin üzerinde. Sadece tarımsal ürün olarak söylüyorum, bunu katma değer miktarını söylemiyorum.  Sanayi alanında İÇDAŞ, Akçansa, Doğtaş gibi kuruluşlar; turizm alanında Troya Antik Kenti, Gelibolu Tarihi Adası…” dedi.
 “EZİNE GIDA İHTİSAS OSB’NİN KURULUŞ FİKRİ BURADAN GELİYOR”
Tuna, Çanakkale’deki büyük firmalarla ilgili olarak, “Hem iş gücü piyasasına hem de lokomotif görevi görerek; orada üretilen, orada çalışanların yarattığı gelirle ilin ekonomisine çok muazzam bir katkıları var. Aynı zamanda ihracatta da çok büyük katkıları var. Ama Çanakkale sanayi alanda bu lokomotif sektörlerde, bu lokomotif güzide kuruluşlarla kat ettiği mesafeyi, çok büyük potansiyele sahip olmasına rağmen tarımsal sanayide sağlayamadı henüz. O yüzden bu alanda bizim kat edecek daha çok mesafemiz var. Bu Ezine Gıda İhtisas OSB’nin kuruluş fikri de zaten buradan geliyor. Burada üretilen tarımsal ürünlerin sanayiye konu edilmesi ve burada markalaşma ve katma değer üretimi, bu vesileyle ilin gayrisafi hasılasına ve istihdamda önemli bir katkı. Esas amaçlanan şey bu. Geçen sene 2018 yılı Troya Yılı olarak kutlandı. Çok güzel etkinlikler yapıldı. Hem içeride hem dışarıda bölgemizi tanıtmaya yönelik. Yine Gelibolu Tarihi Ada ile ilgili ülkemizde çok güzel bir bilinç var. Her geçen gün ülkemizde özellikle gençlerin, bölgeyi ziyaretinde yoğunluk yaşanmakta. Aynı zamanda adı çok güzel adaları var, bakir bir bölgesi var. Buraları çok ciddi bir yaz nüfus hareketliliği var. Edremit Körfezi’ni de dahil ettiğimizde o bölgeyi muazzam bir potansiyel var ve bu zaten kendi başına oradaki gıda sektörüne ciddi bir talep yaratıyor buradaki nüfus hareketliliği. Çok basit bir örnek vereyim;  Ezine-Çanakkale-İzmir yolu üzerinde, yılda oradan geçen araç sayısı 4 milyon civarında.  Yine Bozcaada ilçemizi, adamızı ziyaret eden 1 milyon 300 bine yakın vatandaşımız Ezine üzerinden geçiyor. Bu bölgenin böyle bir hareketliliği var. Biz bunu katalizör olarak kullanıp, sanayide de bir devinim yaratmak istiyoruz. Özellikle markalaşma anlamında, marka değeri yüksek olan ürünler üretmek istiyoruz. Zaten Ezine’nin peyniri, zeytinyağı çok önemli” şeklinde konuştu.
 “60’IN ÜZERİNDE FİRMANIN ÖN TALEBİ VAR”
“137 hektarlık bir alan üzerinde 91 sanayi parseline ayırdık biz orayı. Bu 91 sanayi parselinde çeşitli büyüklüklerde 3 dönümden başlayarak 40 dönüme kadar çeşitli büyüklüklerde 91 firmamız faaliyette bulunacaklar ve bunların hepsi üretim faaliyetinde bulunacaklar” diyen Tuna, “Bir tarımsal ürünü işleme ve paketleme üzerinde çalışacaklar. Ağırlıklı olarak süt ve süt ürünleri olarak düşündük ama bunun yanında bizim orada çok lokomotif bir firmamız daha var Dardanel gibi, ton balığı sektöründe öncü. Onlar da orada bulunacaklar. Peynir sektöründe Altınkılıç Peynircilik gibi, Akpınar Peynircilik gibi ülke çapında Türkiye’nin dört bir yanında ürünleri tüketilen güzide kuruluşlarımız orada bulunacaklar. Bunun dışında hali hazırda 60’ın üzerinde firmanın ön talebi var bizde, orada yer tahsis talebinde bulunan. Ama biz inşallah Mayıs ayında ulusal düzeyde bir çağrıya çıkıp, firmalarımızdan başvuruları alacağız. Her ne kadar milli ekonomimiz diyoruz ama dışarıdan katkı almamız da çok önemli. Çünkü tasarruf açığı olan bir ülkeyiz. Bu tasarruf açığını, yatırımları finanse etmek anlamında çok ciddi faizler ödeyerek içeride bu yatırımları yapmak yerine dışarıdan doğrudan yabancı yatırımcı çekmek de önemli bir alternatif. Bu anlamda biz Katar Büyükelçimiz ile görüştük. Orada roadshow tarzı bir tanıtım çalışması yapacağız. Kuveyt’le de benzer bir iletişim kurduk. Sayın valimizin girişimiyle de muhtemelen Avustralya ve Yeni Zelanda ile de benzer bir ilişki kuracağız. Oradan da yatırımcı çekmeyi düşünüyoruz. Daha çok ihracat, ülkemizin dışa açılan kapısı da olsun istiyoruz ama tabi ülkemizde gıda sektörü son zamanlarda çok yoğun konuşuluyor” ifadelerini kullandı.
 “ARSA MALİYETİNİN YÜZDE 80’İNİ DEVLET KARŞILAMIŞ OLACAK”
Ezine OSB’sinin kuruluşu ile ilgili bilgiler veren Tuna, “Çanakkale Valiliğimizin öncülüğünde İl Özel İdaresi, Sanayi ve Ticaret Odası, Ezine Belediyesi işbirliği ve ortaklığı ile kuruldu. Ana ortağımız İl Özel İdare ama himaye eden kuruluşumuz valiliğimiz” bilgisini verirken, OSB’nin firmalara sağladığı avantajları şu şekilde sıraladı: “OSB’lerde yatırım yapacak firmalara sağlanan genel teşvik politikası kapsamında bazı teşvikler var. Bunların başında arsa tahsisi geliyor. Son çıkan cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Ezine üçüncü sınıf bölgede yer aldığı için yüzde 60 olan bedelsiz devlet katkısı yüzde 80’e çıkartıldı. Bu çok ciddi bir teşvik. Oradaki arsa maliyetinin yüzde 80’ini devlet karşılamış olacak. Bu firmalarımız için önemli. Bunun dışında KDV ve vergi, çeşitli vergi istisnaları var gümrük muafiyeti var. Yine işçi ve işverenlerin sigorta maliyetleri ile ilgili devlet katkıları var. Salt bunlara dayanarak bir ekonomik yatırım ön görmek uygun değil ama esas OSB’lerin bence devrimci yanı şu; çok ciddi sağlıklı, hızlı ve etkin işleyen altyapı sağlanırsa eğer bu firmalara uzun dönem ortalama maliyetlerini düşürme konusunda çok ciddi bir desek sağlamış oluyor. Çünkü bireysel herhangi bir alanda tek başına yatırım yapmak isteyen firma çok ciddi maliyetlere katlanmak zorunda. Oranın elektriği, suyu, doğalgazı, atık suyu, arıtması bunlar firmalar üzerinde çok ciddi maliyet oluşturan unsurlar. Yine aynı şekilde özellikle gıda sektöründe firmaların ÇED raporu hazırlama zorunluluğu çok zaman alan, ciddi maliyet gerektiren bir unsur. Yine işletmeye başvurma esnasında yapı ruhsatları için belli bir süre gerekiyor. Yapı kullanım izin belgesi, yapı çalıştırma ruhsatı… Bunların hepsini OSB kendi içerisinde çözüyor.  Bu da firmaları çok ciddi hem zaman hem de kaynak tasarrufu sağlıyor. Bunların uzun dönem yapısal reformların bence başında aslında bu OSB’lerin altyapılarının desteklenmesi geliyor çünkü gerçekten 2020’ye girerken utanıyoruz. Çok ciddi kuruluşlarımız mezarlıkların arkasında, çok ucube yerlerde üretim yapıyorlar. Artık bunu aşmamız lazım. Hele ki Çanakkale gibi çok harika bir doğası olan, çocuklarımıza bizden sonraki kuşaklara bin yıl sonrasına tahrip etmeden aktarmamız gereken bir bölgede altyapısı uygun olmayan, sağlıklı çalışmayan, arıtması, çevreye uyumu iyi gözetilmeyen, denetlenmeyen hiçbir kuruluşun normalde üretime devam etmesine müsaade etmemek lazım, onların hepsini OSB’nin içerisinde almak lazım.”
 NEDEN EZİNE OSB?
Firmaların Ezine OSB’sini seçmesi için nedenlerini belirten Tuna, “O kadar stratejik bir bölgede planlandı ki bu yatırım,  bu 90’lı yıllarda dünyada uluslararası ticarette ciddi bir liberalleşme hareketleri başladı. Bunlarla birlikte bütün dünyada her bölgede muazzam bir üretim patlaması var. Herkes her şeyi üretebiliyor. Ama esas kıyamet üretilen bu malların nereye satılacağı, nasıl satılacağı. Bugün de Amerika, Çin, Avrupa Birliği arasındaki gerginlikte bu ürünlerin pazarlanması ile ilgili. Bu pazarlamada da iki şey öne çıkıyor; bir, çok farklı bir ürün, katma değeri yüksek, özel bir ürün üretmiyorsanız, özel bir talebi olan ürün üretmiyorsanız, geleneksel bir ürün üretiyorsanız iki şansınız var; ya aynı fiyata çok daha kalitelisini üreteceksiniz ya da aynı kaliteyi çok daha ucuza mal etmek zorundasınız ve bu tüketiciye ulaştırmak zorundasınız. Bizler de burada bunu sağlamak istiyoruz. Çanakkale ve özelinde Ezine, bütün büyük pazarları, İstanbul, İzmir, Tekirdağ, Bursa, Balıkesir gibi büyük pazarlara çok yakın konumda. Gıda sektöründe üretim yapacağı için bu firmalar, ham maddeyi de bölgeden temin edecekler. Özellikle Çanakkale ve Balıkesir bölgesinde de muazzam bir üretim potansiyeli var. O bölgede üretilen ürünler hem hammadde kaynaklarına yakın olacaksın hem pazarlara yakın olacaksın. Bu kendi içerisinde maliyetleri uzun dönem planlamada, ortalama maliyetleri çok düşüren bir unsur. Esas bence firmaların niçin bu bölgede yatırım yapmaları kararı vereceklerinde en çok göze almaları gereken konu bu çünkü 2021’de bizim Çanakkale Köprümüzde aktif hale geldiğinde gerçekten bu ulaşım anlamında bu bölge çok büyük bir cazibe merkezi olacaktır. Uzun dönemde çok parlak görüyoruz buranın geleceğini” dedi.
 “SADECE ÇANAKKALE’NİN DEĞİL, TÜRKİYE’NİN PROJESİ”
OSB’nin son durumu hakkında bilgi veren Tuna, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız hep Ezine Gıda OSB’yi Türkiye’ye örnek bir OSB olarak gösteriyor. Çok hızlı ve doğru adımlarla ilerleyen bir OSB. Biz de geçen ay bunun lansmanını yaptığımızda sayın bakanımızdan söz aldık. Orada kendisine sunum yaptıktan sonra, ‘Biz bu OSB’yi destekleyeceğiz, bu gıda üretimi sadece Ezine’nin değil, sadece Çanakkale’nin değil, Türkiye’nin projesidir’ dedi. Bunu sonuna kadar destekleyeceklerini söylediler ve 2019 yılı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının yatırım programında yer alan bütün talepler arasında ilk ihalesi yapılacak OSB bu olacak dedi ve gerçekten geçen hafta Mart’ın son haftasında altyapı ihalesi tamamlandı, zorunlu formaliteler var. Onlar da tamamlandıktan sonra inşallah firmalar oraya girecekler. Biz de bu arada hiç boş durmadık. Birlikte yola çıktığımız OSB’lerin bir kısmı hala ÇED raporu hazırlama sürecindeler, bir kısmı hala kamulaştırma sürecindeler, bazıları imar sürecindeler. Biz bu bütün hazırlıklarımızı tamamladık. Altyapı projelerimizi tamamladık, bakanlıkça onaylandı, ihalesi yapıldı. İmar planlarımız, kamulaştırma çalışmalarımız, parselasyon çalışmalarımız, hepsi tapulandı. Tapularını aldık. Bu arada DSİ’nin işbirliği ile bir buçuk kilometrelik dere ıslahını tamamladık. Elektrik ile ilgili 25 megawatt olan bölgenin kurulu güç kapasitesini 50 megawatta çıkarttık. Sanayicilerimizin en çok rahatsızlık duyduğu konuların başında enerji maliyetleri geliyor. Çanakkale’de yenilenebilir enerji kaynakları yönünden çok ciddi bir potansiyel var. Bunu birçok firma aktif halde devam ediyorlar ama biz OSB olarak başta böyle bir enerji yatırımı düşünmek yerine bunu süreç içerisinde tamamlamayı düşünüyoruz. Kendi dağıtım ruhsatımızı almak istiyoruz, girişimlere başladık çünkü kendi hesaplarımız, kendi elektrik dağıtım ruhsatımızı aldığımızda yüzde 8’lik bir indirim sağlayacağımızı düşünüyoruz. Kendi üreticilerimiz yüzde 8 daha ucuz enerji sağlama imkanı olduğumuzu görüyoruz. O yüzden bunu zorlayacağız sonuna kadar. Bu Mayıs ayında, arsa satışlarımız başladığında şekillenecek. Firmalarımızla oturacağız çünkü biz onalar için çalışacağız orada. Onların talebi ve istekleri doğrultusunda bazı şeyler şekillenecek ama onlara kolaylık sağlamak konusunda her türlü çabayı göstereceğiz” diye konuştu.
 “İLK TESPİTİMİZ İŞGÜCÜNDE İNANILMAZ BİR KALİTE AÇIKLIĞI VAR”
Tuna, Türkiye’deki üretim anlayışına ilişkin kendi fikirlerini de belirtti. “Biz Türkiye’de kavramları çok hızlı tüketiyoruz, anlamsızlaştırıyoruz” diyen Tuna, şunları söyledi: “Çok sık kullanılan bir kavram ama konjonktürel gelişmelere, açıklanan rakamlara tepkisel olarak, günü kurtarmak adına yapılan çalışmalardan bağımsız olarak bizim toplum olarak şuna odaklanmamız lazım; üretim faktörleri dediğimiz bütün faktörlerin yani emek, işgücü, sermaye ve girişimcilik, bunların her birinin kalitesinde inanılmaz bir verimsizlik var. Bunların her birinin kalitesini artıracak gerçekten köklü konulara odaklanmak lazım. İşgücü dediğimizde biz Güney Marmara Kalkınma Ajansı ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ile işbirliği içerisinde bir proje hazırladık. Süt ve süt ürünlerinde firmalarımız hem ARGE çalışmalarını yapacak, hem de onların personellerinin kalitelerini geliştirecek bir çalışma. Ama öncesinde bir anket çalışması yaptık bölgedeki bütün sanayi kuruluşlarına yönelik. Onların eksiklerini, taleplerini, ihtiyaçlarını analiz etmek istedik. Bu uzun süre çalışma sonucunda bizim ilk tespitimiz şu oldu, işgücünde inanılmaz bir kalite açıklığı var ve bu alanda gönüllü çalışacak nitelikli işgücüne ihtiyaç var. Özellikle orta kademe ustabaşı dediğimiz kademelerde çok ciddi bir ihtiyaç var. Bu sadece bizimle ilgili değil Türkiye genelinde de gerçekten işgücü verimliliğini arttıracak mesleki gelişim çalışmasını yürütmek lazım. Laboratuvarlarda, ARGE merkezlerinde, liselerden başlayarak sanayi ve kamu işbirliği, Milli Eğitim Bakanlığı ile etkin bir işbirliği içerisinde bunu oradan başlayarak işgücü verimliliğini arttırmamız lazım. Sadece bunla sınırlı değil. Girişimcilerimizin de kapasite sayısını arttırmak lazım. Onların da bilime, katma değer üretime, markalaşmaya, ihracata odaklanmalarını sağlamak lazım.”
 GIDA MÜKEMMELİYET MERKEZİ PROJESİ
Güney Marmara Kalkınma Ajansı ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ile birlikte yürüttükleri projeden de bahseden Tuna, “Uzun süredir üzerinde çalıştığımız bir proje var; Gıda Mükemmeliyet Merkezi diye. Bunun içerisinde biz aslında sanayicilerimize çok ciddi ufuk açacak, onların gerçekten markalaşma ve katma değere odaklanmalarını sağlayacak çok ciddi bir yapı sunmak istiyoruz ama bunun için iş dünyasının da ARGE’yi önemsemeleri, ARGE’ye yatırım yapmanın bu dünyada, bu gelişmiş ekonomilerde olmazsa olmaz olduğunu idrak etmeleri bizim için çok önemli. Onları önce buna ikna etmemiz gerekir. Geleneksel üretim modellerinin biraz daha dışına çıkıp, yeni ürün geliştirme ya da ürünün kalitesini arttırmaya yönelik bir çalışma içerisinde işbirliği yapmamız gerekir. Sadece kamu gücüyle yapılan şeyler bir yerde tıkanıyor çünkü. Gıda Mükemmeliyet Merkezi’ni Türkiye’de öncü kurum olan Türkiye Kalkınma Bankası ile başladık. Epey de bir mesafeye geldik ama Kalkınma Bankası’nın tüzüğü değişince, yapısı değişince çalışmalarım orada bitti. Şimdi üniversite ve ajans ile beraber yürütüyoruz. Biz çalışmalarımızı sonlandıracağız tabi ama bu arsa tahsislerinden sonra bir genel kurul oluşacak OSB’de. Bu genel kurul müteşebbislerden oluşacak. Onların da bu konuda bu süreci bilimsel veriler ve ekonominin gerçekleri doğrultusunda yürütme konusunda istekli olmaları gerekir” şeklinde konuştu.
 “GELENEKSEL ÜRÜNLERİN ÜRETİMİNİ ÇOK CİDDİ DESTEKLEMEMİZ GEREKİYOR”
Tuna son olarak, üretim anlamındaki değerlendirmelerine şunları ekledi: “Türkiye gibi büyük ölçekli bir ekonomide 80 milyonluk bir ülkede herhangi bir bölgedeki üretimin ve kalitenin artması doğrudan enflasyonu etkilemeyebilir ama şurada bir gerçek var. Sonuçta bizim enflasyon hem maliyet enflasyonu hem talep enflasyonu her iki anlamda da enflasyonu destekleyen dinamikler var. Bu dinamiklerin her ikisi ile de mücadele edeceksek eğer şunu yapmamız gerekiyor; üretimde hala çok gerideyiz. Her ne kadar firmalarımız tam kapasitede çalışmadıklarını, hala atıl kapasiteleri bulunduklarını veya ürettikleri malların pazarda tam rağbet görmediklerini iddia etseler bile buradaki uyumsuzluk şuradan kaynaklanıyor; üretim maliyetlerin yüksekliği, haklın satın alım gücü arz ve talep optimal dengede kesişmiyor. Bunu sağlamak lazım. Örnek olarak söyleyeyim; bu toplum bu gelir düzeyinde 50-60 TL’ye badem, ceviz tüketecek bir toplum değil. 50-60 TL’ye peynir tüketemiyoruz. Toplumun çok önemli bir kısmının bu konuda oluşacak arzdan kaynaklı böyle bir maliyeti finanse edecek bir gücü yok. Bizim bu geleneksel ürünlerin üretimini çok ciddi desteklememiz gerekiyor. Bu ürünlerin üretimini desteklemek için de bunların işlenmesini sağlayacak, bunların satın alım garantisi verecek çiftçileri fabrikalara üretim tesislerine ihtiyaç var. Aslında yapısal reformlar olarak dediğimiz şey bu. Bunu maliyetleri çok düşürücü gerekse devlet sübvansiyonları ile tarımsal ve gıda ürünlerin üretiminde maliyetleri çok minimize etmek lazım, üretimi çok arttırmak lazım ve halkın tüketmesini sağlamak lazım.”
 “ALTYAPIYI TAMAMEN BİTİRDİĞİMİZDE ONLAR DA YATIRAMA DÖNÜŞMÜŞ OLUR”
Tam anlamıyla faaliyete geçeceği zaman hakkında bilgi veren Tuna, “Biz Mayıs ayında arsa tahsisleri için çağrıya çıkacağız. Talepleri toplayacağız sonra da firmalarımıza arsa tahsislerine başlayacağız. Biz bu arada altyapıyı yaparken firmalar da kendi projeksiyonlarına odaklanırlar. Kendi yatırım bütçelerini oluştururlar. Eş zamanlı olarak, biz altyapıyı tamamen bitirmiş olduğumuzda onlar da yatırıma dönüşmüş olurlar. Yatırım sürecini başlatmış olurlar. Ben 2020’de bacaların tüteceğini umuyorum” dedi.

PAYLAŞ